Çözüm için tek yol: İslam!

Görmek isteyenler için artık bugün yaşananlar ayan-beyan ortada. Epstein bombası hala birileri için korkutucu olsa da, bu pisliğe bulaşmamış olanlar için gerçek gizli değil ve o bu olaylar olurken dillerini yutan siyasetçiler, bürokratlar, iş adamları, media mensupları, sermaye sahipleri,

SKT yöneticileri, kanaat önderleri, sanatçılar korku ve panik içinde ne yapacaklarını bilmez şekilde ortalıkta dolaşıyorlar.

Bu mütegallibe sınıf üzerinden pazarlanan “Global reset” projeleri de artık deşifre oldu.
Chemstrails, 5G, İklim yalanı, sıfır atık, karbon ayak izi, Nesnelerarası İletişim, Trans Humanizm, UN WOMAN, tıpkı “İstanbul sözleşmesi”, toplumsal cinsiyet, akıllı telefonlar, akıllı araçlar, akıllı evler, iş yerleri, akıllı şehirler gibi rezillikler artık toplumda daha fazla tepkiye sebeb oluyor.

CoVID günlerinde mRNA sahtekarlığı ile aşılanan insanların o günden bugüne yaşanan olumsuzluklar gündemde..
Bir Musibet, bin nasihat’tan daha daha hayırlı geldi.
Siyaset gücü, basın, akademi, STK desteğine rağmen toplumda bir kuşku ve direnç oluştu..
Siyasete eskisi kadar güven duyulmuyor. Hatta siyasilerin namus şovu, topluma ahlak dersi vermeye kalkışmaları ile tepkiye sebep oluyor. Çünkü siyasiler “laf ile aleme verirlerken binlerce nizamat, bin teseyyüb bulunuyor hanelerinde”

Kendi yakınlarının yedikleri haltlar ortada iken ahlaktan söz etmeleri suçlarını perdelemek için bir tedbir arayışı olarak görülüyor.
Herkes kendi çirkinliklerini başkalarının çirkinlikleri ile perdelemeye çalışırken, aslında her taraftan açık veriyorlar. “Tencere dibin kara, “seninki benden kara” hesabı ile birbirlerinin pis işlerini deşifre etmiş oluyorlar bu şekilde.

Saff Suresi 61:2-3 Ayetlerinde mealen ne deniyor: “Ey iman edenler! Niçin yapmayacağınız şeyleri söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında çok çirkin bir davranıştır”.
Demek ki “İman ettik” diyenlerden bazıları böyle yanlış işler de yapıyorlarmış.
Sözle fiilin uyumsuzluğu, yapmadığın/hayal ettiğin şeyleri söylemek ve samimiyetsizlik. Allah katında büyük bir nefret ve gazap sebebi olarak belirtilir. Bakara Suresi 2:44 ‘de mealen şöyle denir: “Siz Kitab’ı okuyup durduğunuz hâlde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?“.
Burada hitab İsrailoğulları ile ilgilidir.
Aynı şekilde hareket edenlerin yaptıkları şey “Yahudileşme temayülü” olarak dikkate alınması ve kaçınılması gereken bir durumdur.

Kur'an-ı Kerim’de münafıklar (ikiyüzlüler) ile ilgili birçok ayet vardır; bunlar sözle inandıklarını söyleyip fiilde aksini yapan, başkalarını suçlayan veya eleştiren ama kendileri aynı yanlışı sürdürenleri tanımlar. Münafıkûn Suresi 63:1-3’de şöyle denir: “Münafıklar sana geldiklerinde “Tanıklık ederiz ki sen gerçekten Allah’ın elçisisin” derler... Onlar yeminlerini kalkan edinip Allah yolundan yan çizmişlerdir. Sözde inandılar ama gerçekte inkâr ettiler”. İşte bunlar Kafirlerden daha eşed’dirler. (Tevbe 67”de kitapda onlar için şeyle dendir: “Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir. Kötülüğü emreder, iyilikten alıkoyarlar... Allah’ı unuttular, O da onları unuttu”.

Bu ayetler genel olarak “Münafıkların durumu”nu nazara verir. söz-fiil uyumsuzluğunu, başkalarını eleştirirken kendini muaf tutmayı ve ikiyüzlülüğü kınar. Kur'an, samimiyeti ve tutarlılığı vurgular; kişi önce kendi nefsini düzeltmeli, sonra başkalarına nasihat etmelidir. Evet birileri konuşurken ona kulağınızı verin, ama gözünüz ayaklarında olsun, bakın bakalım o ayaklar nereye gidiyor.

Kur’an-ı Kerim’de Allah (cc) ayetlerinde kendi nefsini kınayanları , özeleştiri yapanları, bu konuda insanları uyaranları över, kendi yaptıkları ile övünenleri ve onları övenleri, başkalarını eleştirdikleri konularda kendi yaptıklarını gizleyenleri ise uyarır.

Kişisel, toplum olarak, ya da ülke çapında kurtuluşa ermek için Allah’ın (cc) yardımını bekleyenlerin önce kendi nefsilerini ve sonra toplum olarak yanlışlarını, ihmallerini itiraf edip tevbe etmeleri gerek. “İnni küntü minezzalimiyn” demeleri gerek. Allah (cc) kınanan nefse yemin eder.

Kıyamet Suresinin ilk 4 ayetinde bu konuda ne deniliyor: “1.Kıyamet gününe yemin ederim. 2. Kendini kınayan nefse yemin ederim. 3. İnsan, kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor? 4. Hayır! Biz, onun parmak uçlarını bile düzenlemeye kadiriz”Allah (cc) önce “kıyamet günü”ne yemin ediyor. Unutmayalım ki bizler, Alemlere rahmet olarak gönderilen ahir zaman peygamberinin ümmetiyiz. Peki, kıyamet gününe yeminden hemen sonra neye yemin ediyor: “Kendini kınayan nefse yemin ederim” diyor. Bunu söylemeniz sizi zayıf göstermez. Bu günahtan arınacaksanız Allah’ın (cc) yardımının size ulaşması için ilk şart bu. Özeleştiri yapacak, sonra tevbe istiğfarda bulunacak, başkalarının hakkına, hukukuna zarar verdinizse onu tazmin edecek, onlardan helallik alacaksınız. Ancak o zaman Allah’ın yardımı size ulaşacak. Allah (cc) daha sonra insanları kıyamet günü ile uyarıyor. İtiraf edip tevbe etmeyenler, hele bir de kendi günah ve suçlarını gizlemek için başkalarının suçlarını sayıp döküyorsa, birileri de buna destek veriyorsa, Allah (cc) o övünenlere de ve o övünenleri alkışlayanlara, onlara destek verenlere, onlarla o konuda işbirliği yapanlara da gazab eder,

Eğer kendimiz, ülkemiz, insanlık için iyi bir şey yapmak istiyorsak, çözümün adresi belli. O adres Allah(cc)ın rızasını beyan eden ayetlerdir. Yani tek çözüm, dertlerimiz için deva İslam’dır. Onun için kitab “iman ettik” diyenlere “ey iman edenler, iman ediniz der”. “Allah’ın ipi”ne tutunmamızı söyler. O da Kur’an-ı Kerimdir.

Bir çok insan aslında aklınca başkalarını suçlayarak kendini gizleyeceğini zanneder. Oysa onlar Şeytan’ın kulaklarına fısıldadıkları yalanlara inanırlar da Allah’ın ipini bırakırlar. Aslında onlar kaçtıklarını sandıkları şeye doğru koşuyorlar.

Allah (cc)ın rızasını anlamanın tek yolu, Allah’ın (cc) kitabını okumaktan ve. O’nun resulünün söz ve uygulamalarını esas alan bir hayat yaşamaktan geçer. İşin garib yanı “Şeytan onları zaman olur Allah (cc) ile aldatır”! “Allah bağışlayıcıdır, seni de bağışlar” diye aldatır mesela. Oysa Allah (cc) kul hakkına sebeb olan cahilce işlere bulaşanlara ve haksızlık yapanlara yardım etmez. Bu konu sadece politikacılar ve bürokratlarla ilgili bir konu değil, Gazeteci, Sivil toplum, işçi-patron herkesi ilgilendiren bir konu. Gelin başkalarına yola getirmeden önce kendi içimize dönemlim ve nefsimizi bir hesaba çekelim.

 

Selam ve dua ile.

Abdurrahman Dilipak