Dön baba dönelim: AİHM askıda, konser yasağı, hangi AB?..
Bu yasaklar ve iptaller valiler ve kaymakamlar eliyle geldiğine göre... Vali ve kaymakamlar AKP iktidarı tarafından atandığına göre... Ve AKP iktidarı festival ve konser iptallerine ses çıkarmadığına göre... Bu iptalleri onaylıyor, demektir
"- Bu ahlaksızlık.
- Milli ve manevi değerlerimizle örtüşmüyor.
- Gençlik köreltilmek isteniyor.
- Dinimizle uyuşmuyor."
Buna benzer itirazlarla, konserler ve festivaller yasaklanırken, sergilerin kapatılması istenirken, gerici topluluklar ve tarikatlar kültüre, uygarlığa, sanata yönelik saldırılarını giderek yoğunlaştırıyor.
Ne zaman?..
Halkın ezici çoğunluğu zam ve vergi yağmuru altında ezilirken.
Zamanlama iyi ayarlanıyor.
Kim bunlar?
Geçen Eylül'de başlayan festival ve konser iptallerinden nasibini önce Fethiye alıyor.
Burhaniye, Zonguldak Kozlu, Tunceli, Kocaeli Derince, Muş, Bursa, Denizli Pamukkale, Sakarya Akyazı, Gökçeada, Isparta, son olarak Balıkesir yasaklarıyla devam ediyor. Valilikler, kaymakamlıklar ve ODTÜ'de olduğu gibi, rektörlük kararıyla geliyor iptaller.
İptalde imzası olanlara aldırmayın, o işin arkasında asıl dinci gruplar ve tarikatlar var:
Milli Gençlik Vakfı, Anadolu Gençlik Derneği, İlim Yayma Cemiyeti, Eğitim Bir Sen, Müdafaa-ı İslam, Fikirde Birlik ve Mücadele Platformu, İsmailağa Cemaati, Menzilciler, İHH...
Din odaklı yasak ve iptaller ile toplumu önce sindirmeyi, sonra kendi inançlarına göre dönüştürmeyi hedefleyen kuruluş ve tarikatlar.
Türkiye'yi Batı'dan koparmaya, Orta Çağ karanlığına sürüklemeye dönük yapılanmalar.
AKP ve iptaller
Bu yasaklar ve iptaller valiler ve kaymakamlar eliyle geldiğine göre...
Vali ve kaymakamlar AKP iktidarı tarafından atandığına göre...
Ve AKP iktidarı festival ve konser iptallerine ses çıkarmadığına göre...
Bu iptalleri onaylıyor, demektir.
Çünkü, daha tek bir festival ya da konser yok ki, iptal kararından sonra, devreye doğrudan AKP iktidarı girmiş olsun ve iptal kararını kaldırılsın, böyle bir örnek yok.
AB ve Erdoğan
Durum Batı ve uygarlık değerlerine sırt çevirmeye dönmüşken...
Tayyip Erdoğan uzun süredir ağzına almadığı bir üyeliği, Türkiye'nin AB üyeliğini hatırlıyor dün:
"Önce Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin (AB) önünü açın, biz de İsveç'in önünü açalım."
Erdoğan madem o kadar AB, dolayısıyla Batı meraklısı, sürpriz biçimde yeniden AB derken:
"1- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını neden uygulamıyor?.. Üstelik, Anayasanın 90. maddesi bu uygulamayı zorunlu kılarken ve o maddeyi kendisi getirmişken?..
2- Türkiye'de pek çok alanda adaletin gerçekleşmesini neden sağlamıyor?..
3- Batı'ya çok ters gelen kültürel ve sosyal yasakları neden durdurmuyor?..
4- Basın ve ifade özgürlüğü başta, temel hak ve özgürlükleri neden askıya alıyor?.."
Hukukun üstünlüğü çoktan unutulduğu için Avrupa Konseyi Eylül ayında Türkiye'nin üyeliğini artık karara bağlamayı düşünüyor. Belki de, belli bir süre için askıya almayı.
Erdoğan bu aşamada Türkiye'nin AB üyeliği karşılığında İsveç'in NATO üyeliğini dün pazarlığa açıyor.
Para ve para
Batı'ya göz kırparken...
Erdoğan imzalı ekonomik enkazı bir ölçüde geride bırakabilmek için paraya ihtiyaç var.
Para sadece Körfez ülkeleriyle olmuyor.
Batı'nın sermayesine, desteğine ihtiyaç var.
O da, aylardır yok.
İsveç pazarlığının AB üzerinden yürütülmesinde temel amaçlardan biri, Batı'dan para gelmesi.
Ancak, hukukun üstünlüğüne dönme yönünde Amerika ve AB'ye NATO Zirvesinde söz verirse!..
Yoksa, AB üyeliği de, para da hayal!..
Vah Kılıçdaroğlu vah
Erdoğan:
Amerika - AB - Rusya arasında sıkışmışken...
Çok ama pek çok paraya ihtiyaç duyduğu halde, gerekli kaynağı bulmakta çok ama çok zorlanırken...
Vergi ve zamlar halkın anasını ağlatırken...
Kemal Kılıçdaroğlu Ankara'da bir kahvehanede ortaya çıkıyor.
Her konuşmasında biraz daha dibe vuran Kılıçdaroğlu'nun orada söylediği söze bakın:
"Evet seçimi kazanamadık ama, bu dünyanın sonu değil. Yapılan ilk seçim de değil, son seçim de değil."
Sapla saman işte böyle karışıyor.
Seçimden önce bir yıl boyunca, sabahtan akşama kadar her konuşmasında ne diyor?..
"Bu seçim Türkiye'nin kader seçimidir, Türkiye'nin tarihindeki en önemli seçimdir."
Yüzlerce kez söylediği bu lafı şimdi geriye atıyor, insanlara hikâye anlatıyor.
Çok ayıp!..
Hiç yakışmıyor!..
Kaldı ki, son seçimin "kader seçimi" olduğu işte, her türlü sosyal ve kültürel yasaklarla dönüştürülmek istenen bir toplum...
Adaletin yok sayılmasının artık düzenin normali haline geldiği bir toplum...
Ağır zam ve vergiler altında ezilen bir toplum...
Erdoğan NATO Zirvesi'nden Kılıçdaroğlu'na selam gönderiyor!..