Kadın sünneti dehşeti Türkiye'de: Doktor sosyal medyadan reklamını yaptı
Ağrı'da bir doktorun sosyal medyada yayımladığı 'kadın sünneti' reklamı, dünyada 230 milyondan fazla kadın ve kız çocuğunun maruz kaldığı bu şiddeti Türkiye'nin gündemine taşıdı.
Ağrı’da görev yapan A.Ç. isimli bir erkek doktor, sosyal medya hesabında “kadın sünneti” yaptığını duyurdu. Tepkiler yükselince işlemin adı “hud derisi alma” oldu.
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, paylaşımın kabul edilemez olduğunu belirterek yetkili kurumları göreve çağırdı. Federasyonun açıklamasında hiçbir tıbbi gerekliliği bulunmayan bu işlemin kadınların ve kız çocuklarının beden bütünlüğünü ihlal ettiği belirtildi.
Türk Tabipleri Birliği (TTB) de ilgili tabip odasının doktor hakkında disiplin soruşturması başlattığını açıkladı.
“SÜNNET” DEĞİL, SAKATLAMA
Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), tartışmaya daha en başından itiraz etti: “Kadın sünneti yoktur, kadın cinsel organı sakatlanması vardır.”
EŞİK, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi için çalışan 340’ı aşkın kadın ve LGBTİ+ örgütünün oluşturduğu bağımsız bir dayanışma ağı. Platforma göre “sünnet” sözcüğü, ağır bir müdahaleyi dini bir kavramın arkasına saklayarak meşrulaştırmaya çalışıyor.
Tepkilerin ardından kullanılan “hud derisi alma” tanımı da müdahalenin niteliğini değiştirmiyor. “Hud derisi”, klitorisi dış etkenlerden koruyan doğal deri kıvrımını ifade ediyor.
Onu gereksiz bir parçaymış gibi sunmak, düzeltilmesi gereken kusurlu bir yapı olarak görmek eski ve hayli kârlı bir anlayışın devamı. Müdahalenin dini bir gereklilik ya da estetik tercih gibi pazarlanması, taşıdığı şiddeti ortadan kaldırmıyor.
DOKTOR YAPINCA ŞİDDET TIBBİ OLMUYOR
TTB, kadın cinsel organı sakatlamasının bilimsel bir dayanağı ve tıbbi gerekliliği bulunmadığını açıkladı. Birlik, uygulamanın hekimlikle, tıp etiğiyle ve insan haklarıyla bağdaşmadığını belirterek disiplin sürecini başlatacağını duyurdu.
Dünya Sağlık Örgütü, kadın cinsel organı sakatlamasının sağlık çalışanları tarafından uygulanmasını da mücadele edilmesi gereken bir şiddet biçimi olarak kabul ediyor.
ODATV ULAŞTI
Odatv'nin edindiği bilgiye göre, doktor A.Ç., yaptığı işlemin hamilelik ve doğum gibi süreçlerin ardından klitoral başlıkta oluşabilen fazla derinin alınmasından ibaret olduğunu savundu.
Doktor, müdahalenin kadın cinsel organı sakatlamasıyla aynı işlem olmadığını, amacının cinsel hazzı azaltmak olmadığını, ameliyatın işlevsel bir yöntem olduğunu öne sürdü.
230 MİLYON KADIN VE KIZ ÇOCUĞU
UNICEF’e göre bugün hayatta olan 230 milyondan fazla kadın ve kız çocuğu bu uygulamaya maruz kaldı. Bunların 144 milyondan fazlası Afrika’da, 80 milyondan fazlası Asya’da, yaklaşık 6 milyonu ise Orta Doğu’da yaşıyor. Göçle birlikte Avrupa, Kuzey Amerika ve Avustralya’daki bazı topluluklarda da vakalar görülüyor.
Uygulama Somali, Gine, Cibuti, Sudan, Mısır, Mali, Etiyopya, Irak, Yemen ve Endonezya’nın bazı bölgelerinde daha yaygın.
Gerekçeler bölgeden bölgeye değişse de kullanılan kelimeler birbirine benziyor: Gelenek, evlilik, namus, temizlik, din… Bütün bu gerekçelerin sonunda varılan yer ise aynı: Kadının bedeni ve cinselliği üzerinde kurulan tahakküm.
Kanama, enfeksiyon, kronik ağrı, cinsel sağlık sorunları ve psikolojik travma, bu işleme maruz bırakılan kadınların hayatı boyunca taşıyabileceği sonuçlardan yalnızca bazıları.
Birleşmiş Milletler, günümüz 2026’sında çoğu beş yaşından küçük yaklaşık 4,5 milyon kız çocuğunun risk altında olduğunu tahmin ediyor.
WARIS DIRIE’NİN HAYATINI DEĞİŞTİRDİ
Bu uygulamayı dünyada görünür kılan en tanınmış isimlerden biri Somalili manken, yazar ve feminist aktivist Waris Dirie.
Dirie, beş yaşındayken kadın cinsel organı sakatlamasına maruz bırakıldı. On üç yaşında ondan yaşça çok büyük bir adamla zorla evlendirilmekten kaçtı; daha sonra Londra’ya giderek moda dünyasına adım attı ve ismini duyurdu.
Çocukken yaşadıklarını 1997’de kamuoyuyla paylaşan Dirie, aynı yıl Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu tarafından bu uygulamayla mücadele için özel elçi seçildi. Yaşamını anlattığı Çöl Çiçeği kitabı milyonlarca okura ulaştı ve 2009’da sinemaya uyarlandı.
Dirie’nin kurduğu Çöl Çiçeği Vakfı bugün risk altındaki kız çocuklarının korunması ve hayatta kalan kadınların desteklenmesi için çalışıyor.
ÜÇ BAKANLIĞA ÇAĞRI
EŞİK’in değerlendirmesine göre söz konusu müdahale, Türk Ceza Kanunu kapsamında ağır yaralama suçu oluşturuyor. Türkiye’nin taraf olduğu Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi de devlete zararlı uygulamaları önleme ve kadınları koruma sorumluluğu yüklüyor.
Türkiye İstanbul Sözleşmesi’nden çekildi. Oysa sözleşmenin 38’inci maddesi meselenin hukuki adını net biçimde ortaya koyuyor. Kadın cinsel organının kısmen veya tamamen çıkarılması yahut sakatlanması, suç sayılması gereken eylemler arasında.
MİRAT HABER'DEN ODATV'YE CEVAP
Mirat Haber, Odatv'nin kadın sünnetine ilişkin haberine yanıt verdi. Yazıda, kadın sünneti "tıbbi", "cinselliğe saygı" ve "kadınlık adına onur verici" gibi ifadelerle savunuldu.
"TTB, Odatv’nin ve Bazı İlahiyatçıların Cehaleti" başlığını taşıyan yazıda, uygulamaya karşı çıkanlar "Batı dünyasında estirilen kültürel terörün" etkisinde kalmakla suçlandı. Klitorisi çevreleyen deriye yapılan müdahalenin erkek sünnetine benzetildiği yazıda, işlemin kadınların cinsel hazzını artırabileceği iddia edildi ve bu "yapılabilir bir güzellik" olarak nitelendi.
Yazıda, tıbbi literatürde birbirinden ayrı değerlendirilen yetişkinlere yönelik estetik operasyonlarla çocuklara uygulanan genital kesme işlemleri aynı zeminde ele alındı.
Zeynep Sevinç Görgülüer
Odatv.com