Askerler 'diplomasi' diyor

Türkiye, Yunanistan ve Mısır’ın imzaladığı deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasının imzalanmasının ardından Akdeniz’deki sismik araştırma faaliyetine başlama kararı aldı. Emekli askerler Akdeniz'deki çatışma riskini ve yeni Navtex kararını Cumhuriyet'e değerlendirdi.

Askerler 'diplomasi' diyor

Türkiye, Yunanistan ve Mısır’ın imzaladığı deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasının imzalanmasının ardından Akdeniz’deki sismik araştırma faaliyetine başlama kararı aldı. Emekli askerler Akdeniz'deki çatışma riskini ve yeni Navtex kararını Cumhuriyet'e değerlendirdi.

Askerler 'diplomasi' diyor
11 Ağustos 2020 - 10:23

Nusret Güner- Emekli Oramiral- Eski Donanma Komutanı

HÜKÜMET ASKERE SARILDI

Doğu Akdeniz'de birçok ülke var. Bizim yapmamız gereken çok basit. "Biz Türkiye olarak MEB'imizi ilan ediyoruz" diyeceğiz. Şaşırtıcı olan yıllardır bunu üstelememize rağmen geçen yıl hükümet kıta sahanlığımızı bildirdi. Bence MEB'i bildirmek gerekiyordu. Mısır ve Yunanistan arasındaki anlaşmadan bizim MEB'imiz olması gereken alanı kendilerine almışlar. Ama buna rağmen yapılması gereken bellidir. Bence gerilime hiç gerek yok. MEB'imizi ilan edeceğiz, BM'ye bildireceğiz. Eğer başka ülkelerle çakışırsa oturup, diğer ülkeleri davet edeceğiz. Bu hükümet herkesle ipleri kopartınca askerlere sarıldı. Halbuki sorunlar önce diplomatik olarak çözülmeye çalışılır, o işlemezse asker devreye girer. Eğer anlaşmaya yanaşmıyorlarsa, biz de gemimizi götürüp, orada araştırma yapmamız gerekiyor. 

Türker Ertürk- Emekli Tuğamiral

TÜRKİYE'Yİ FELAKETE SÜRÜKLÜYOR

Mısır ile Yunanistan arasındaki anlaşma göstere göstere geldi. Bu anlaşmanın realize edilmesinin müsebbibi Türkiye'deki siyasi iktidardır. Mısır, Türkiye ile anlaşmak istedi. Hatta, Yunanistan ile birlikte oturduğu masada müzakereyi uzattı ki, Türkiye durumun farkına varsın ve elini uzatsın. Ama ne yazık ki, iktidar bunu yapmadı ve Mısır, Yunanistan ile anlaşmak zorunda kaldı. Anlaşmanın ayrıntılarına bakıyorum; Türkiye'ye aslında iki mesaj verdi, hem öncesinde hem imzalarken. Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma Anlaşması'nda 28 Doğu boylamıyla sınırladı. "Ben Türkiye'nin Meis Adası'yla ilgili iddialarını da destekliyorum" demek istedi. Hatta bir anlamda "Yunanistan'ın Meis Adası'na ait deniz yetki alanları vardır iddiasına oturduğum masada anlaşırken bile karşı durdum" dedi. Peki niçin iktidar Mısır ile anlaşmadı? Çünkü iktidar ihvancı, iktidar çağdışı Siyasal İslamcı dünya görüşüne sahip, yeni Osmanlı hayali var. Buradan Türkiye'yi felakete sürüklüyor. Hatta "Türkiye, Doğu Akdeniz'de kuşatıldı" diyorlar ya kuşattıran siyasal iktidar. Siyasi iktidarın "Ben Mısır ile anlaşamıyorum, çünkü Mısır'da diktatör var" söylemi de doğru değil. Velev ki doğru, peki son 50 yılın en aşağılık diktatörü El Beşir'le nasıl anlaştınız? Çünkü El Beşir'in arkasında İhvan vardı...

YAKARIM, YIKARIM İLE OLMAZ

Türkiye, 2002'den 2019'a kadar deniz yetki alanlarımız için parmağını oynatmadı. "Avrupa Birliği'ni karşımıza almayalım" diyorlardı. 2019'da Libya'da bir anlaşma yaptı. Libya defacto bölünmüş durumda, batısında Trablus merkezli hükümet egemen, gidip onunla anlaşıyor. Bu yönetimin tüm Libya'ya egemen olmasına imkan ve ihtimal yok. Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin Mavi Vatan çıkarlarına iç savaş içindeki Libya'nın bir bölümüyle anlaşmış olarak ulaşamazsınız. Türkiye, Doğu Akdeniz'de kuşatılmıştır, Türkiye yalnızlaşmıştır. Ama bunun sorumlusu siyasi iktidardır. Yunanistan ve GKRY ile anlaşmanın zorluklarını biliyorum, kabul ediyorum ama Suriye ile anlaşmak çok kolaydı. İsrail ve Mısır ile anlaşmak da kolay. Anlaşmadılar, aksine düşmanlık ettiler. Uzlaşmayla, devlet aklıyla, diplomasiyle elde edilebilecek sonuçlar varken, ikide bir güç kullanmayı, navtex ilan edip, gemi göndermeyi seçerseniz savaş çıkar. Felakete sürükleniriz. Sadece güç kullanarak Doğu Akdeniz'deki çıkarlarımıza ulaşamayız. Yunanistan 1830 yılında kuruldu, Osmanlı'ya karşı bir savaş bile kazanmadı. Ama hep büyüdü. Demek istiyorum ki, "Yakarım, yenerim, imha ederim"le çıkarlarımızı koruyamayız. Özetle iktidar, Mavi Vatan konusunda hiçbir şey yapmamıştır ama Mavi Vatan söylemleri ile bazı çevreler iktidarın çağdışı rotaya seyreden yelkenlerine rüzgar dolduruyor. Bu çok yanlış!

Semih Çetin- Emekli Tümamiral

MISIR MEİS'E BULAŞMAK İSTEMİYOR

Mısır ve Yunanistan arasındaki anlaşmanın detayları yayımlanmadı. Haritadan Mısır'ın Meis'e pek bulaşmak istemediğini anlıyorum. O çizilen hat, Meis'in Yunanistan'ın kıta sahanlığı olduğu tezini kanıtlayacak bir şey değil. Bu şunu gösteriyor: Mısır-Yunanistan anlaşması Yunanistan açısından kadük olur, hiçbir işe yaramaz ve Yunanistan iktidarı burada çok büyük tepki çeker. Hal böyleyken yapılması gereken, İhvan işlerini bir kenara bırakıp, Mısır hükümetiyle görüşmeye başlamak. Nasıl, Libya'da BM'nin tanıdığı yasal hükümet tarafımızdan anlaşma yapılarak kabul gören bir hükümet haline getirildi, Mısır da aynı şekilde olmalı. Atatürk'ün politikası bu zaten. Sadece Türk Silahlı Kuvvetleri'ni kullanarak bu çapta krizi başarıyla atlatmak mümkün değil. Mutlaka politikamızı gözden geçirmeliyiz. Hatta, bu da yetmez, sonra İsrail'e gitmeliyiz. Dış politikayı öyle bir dizayn edeceksiniz ki silahlı kuvvetlerinizin desteğiyle dış politika sonuç alacak. Maharet burada. AB ülkeleri de bu işin dışında tutulmalıdır, Merkel telefon etti falan yok... Avrupa Birliği, Yunanistan'ın da içinde bulunduğu bir kuruluş. Yunanistan ile ihtilafta Türkiye'nin tarafını tutması mümkün değil. ABD kesinlikle işin dışında tutulmalı. Yapılması gerekeni yapın. Esad ile de görüşeceksiniz. İsrail ile anlaşmayı da zorlayacaksınız. Mısır ile anlaşmanızı da gözden geçireceksiniz. 

Bora Serdar- Emekli Deniz Kurmay Albay

SEVR'İN TARİHİNE DENK GELMESİ MANİDAR

Türkiye Cumhuriyeti’nin Doğu Akdeniz’de, Oruç Reis sismik araştırma gemisi için, Ataman ve Cengiz Han isimli gemilerle birlikte  23 Ağustos’a kadar geçerli olmak üzere yeni bir NAVTEX  ilan etmesini yerinde bir karar olarak değerlendiriyorum. 

Bir önceki NAVTEX’in Almanya ve ABD’nin araya girerek durdurulmuş olmasının doğuracağı olası vahim sonuçları böylece telafi etme fırsatı yakalamış olduk. Aksi takdirde kendi egemenlik alanımızda olan ve BM’ye de deklare ettiğimiz deniz yetki alanımızı, doğal olarak Libya ile yapılan deniz yetki antlaşmasını da tartışmaya açmış olacaktık. Ancak, bir önceki NAVTEX’in durdurularak yaratılan siyasi zafiyetimizi Yunanistan çok iyi kullanmış ve uzun zamandır Mısır’la yürüttüğü ve planladığı MEB antlaşmasını imzalama şansını yakalamıştır. ABD/AB’yi arkasına alan Yunanistan’ın GKRY, İsrail ve Mısır aracılığıyla Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de yalnızlaştırma politikası devam ederken, yetkililerce Doğu Akdeniz’i Yunanistan’la müzakere edebileceğimizin söylenmiş olması akıllara durgunluk vermiştir. Bizim Yunanistan’la Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarımız boyutunda müzakere edeceğimiz bir konu yoktur. Çünkü Yunanistan’ın, adalarının da “Kıta Sahanlığı/MEB” vardır iddiasıyla egemenliğimize el atmaya çalışması aslında geçmişteki haydutluk siyasetinin bir yansımasından ibarettir. Yunanistan’ın, maksimalist  kıta sahanlığı iddiasının uluslararası hukuka, içtihada ve mahkeme kararlarına aykırı olduğu gerçeğini görmezden gelip, bölgede gerginliği artıran ve yıllardır bunu alışkanlık haline getiren yaklaşımı hiçbir şekilde kabul edilmez. O yüzden en kısa sürede Türkiye MEB ilanını tek taraflı olsa da yapmalı ve kıyıdaş ülkelerle diploması atağına kalkmalı ve bu konudaki istişarelerini uluslararası boyuta taşıyarak haklılığını yoğun bir şekilde savunmalıdır. 

TBMM ACİLEN TOPLANMALI

Bu konuda TBMM’nin acilen toplanarak tüm siyasi partilerin, Kardak Krizi’nde olduğu gibi ortak bir irade beyanında bulunması gerekir. Ayrıca, gelişmelerin rotasının olumsuza dönmesi ve diplomatik girişimlerin sonuç vermemesi durumunda BM’ye deklare ettiğimiz bölgedeki haklarımıza yönelik her türlü tecavüzü eylemin ve girişimlerin savaş nedeni kabul edileceği ilanı ile birlikte kararlılığımız ortaya konulmalıdır. Böylece Türkiye’yi Akdeniz’de Antalya körfezine kapatacak Seville haritasının kabul edilemeyeceği, mavi vatandan bir karış deniz dahi verilemeyeceği dünyaya duyurulmalıdır. Ancak tahriklere kapılmadan ve kendimizi haksız duruma düşürmeden, soğukkanlılığımızı koruyarak aktif kriz yönetimini benimsemeli ve yürütmeliyiz. 

Bununla birlikte Yunanistan’ın Mısır’la yapmış olduğu MEB antlaşmasının Girit ve Rodos Adası da dâhil özellikle Meis Adası bağlamında Yunanistan’ın tezleriyle çok uyumlu olmadığı yönündeki uzman beyanlarını dikkate aldığımızda, Mısır’ın Türkiye’nin tezleri doğrultusunda ikna edilmesinin daha da önem kazandığını söyleyebiliriz.  

Egemenlik mücadelesinde yeni NAVTEX ilanının 10 Ağustos 2020 tarihine, yani 100 yıl önce Osmanlı İmparatorluğu Hükümetince imzalanan Sevr Antlaşması’nın imza tarihine denk gelmiş olması da oldukça manidardır. 100 yıl önce bizi parçalamak isteyenlerin bu mesajı alacağından eminim.

Dr. Naim Babüroğlu- Emekli Tümgeneral- İst. Aydın Üni. Öğretim Üyesi

TÜRKİYE GERİ ADIM ATMAMALI

Türkiye bugün Suriye, Libya, Doğu Akdeniz olmak üzere üç cephede askeri varlığını sürdürüyor. Yurt içinde ve Kuzey Irak’ta PKK bölücü terör örgütüyle mücadele ediyor. Ayrıca, Ege’de ve Doğu Akdeniz’de, Türkiye’nin Deniz Yetki Alanlarını ihlal eden Yunanistan’la zaman zaman gerginlik yaşanıyor. Jeopolitik güç mücadelesinde, Türkiye aynı anda üç buçuk cephede varlık göstermek durumunda.

Türkiye’nin Suriye’de, gelinen aşamada iki yeni komşusu, ABD ve Rusya oldu… İki küresel güçle komşu olmak, Suriye Arap Cumhuriyeti’yle komşu olmaktan çok daha fazla maliyetli. Kuvvetli bir askeri varlığınızın yanında, etkili ve sonuç alıcı diplomasi de önem kazanıyor. Suriye’de atlan her adım, Libya cephesini; Libya’da atılan her adım Suriye ve Doğu Akdeniz cephesini etkiliyor. 

Son dönemde, Jeopolitik güç mücadelesinde Türkiye’yi yalnızlaştıran ve olumsuz etkileyen önemli gelişmeler oldu… Yunanistan’la Mısır arasında, 6 Ağustos'ta Türkiye'nin Kıta Sahanlığını ihlal eden deniz yetki alanı anlaşması imzaladı. Amaç, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi dar bir alana sıkıştırmak ve yetki alanlarını gasp etmek. ABD, petrol şirketi vasıtasıyla Türkiye’nin coğrafi bütünlüğüne kasteden PKK/PYD terör örgütüyle petrol anlaşması imzaladı. Bir terör örgütüyle ABD’nin böyle bir anlaşma yapması, PYD/PKK’ya devlet statüsünün ABD tarafından tanınmasıdır. Yine ABD GKRY ile askeri eğitim anlaşması imzaladı. GKRY’yi güçlendirerek gelecekte NATO üyeliğine hazırlamak istiyor. Fransa da, GKRY ile ortak savunma anlaşması imzaladı. Fransa, bu anlaşmayla GKRY’ye deniz gücünü konuşlandırma fırsatı yakaladı. Tüm bu gelişmeler, Türkiye’yi Ege ve Doğu Akdeniz’e jeopolitik gücünü olumsuz etkileyen adımlar….

GKRY, 2003’te Mısır’la; 2007’de Lübnan’la; 2010’da İsrail’le Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşması imzaladı. Türkiye henüz MEB’yi ilan etmedi. Geç kalınmadan Türkiye’nin MEB’yi ilan etmesi; KKTC’de deniz üssünün kurulması, hava üssünün aktif duruma getirilmesi büyük önem kazanıyor.

Türkiye, 21 Temmuz'da NAVTEX ilan etmiş ancak Almanya’nın devreye girmesiyle, sismik arama ertelenmiştir. Bu erteleme kararı, Yunanistan karşısında Türkiye’nin kararlılığına gölge düşürür, Yunanistan’ın ¨Tartışmalı Bölge¨ yaklaşımını kuvvetlendirir. Nitekim, Yunanistan ertelemenin ardından Mısır’la deniz yetki alanı anlaşması imzaladı. Türkiye, 10-23 Ağustos 2020 tarihlerinde, tekrar NAVTEX ilan etti ve Oruç Reis Sismik Araştırma Gemisi çalışma yapacağı alana ulaştı.

TÜRKİYE, RUSYA'YLA İŞBİRLİĞİ YAPMALI

Yunanistan bu aşamada, NATO’yu, AB’yi, ABD’yi devreye sokarak sismik aramanın iptalini isteyecektir. Türkiye, bu konuda geri adım atmamalı ve kararlılığını sürdürmelidir. 

Bugün, 10 Ağustos 1920, Osmanlı Devleti’ne son veren Sevr Antlaşması’nın 100’üncü yıldönümü. Sevr Türk'ün idam fermanıydı... Mustafa Kemal Paşa, 1683'te Viyana'da başlayan toprak kaybını ve çekilmeyi 1921'de Sakarya Meydan Muharebesi’nde durdurur; 30 Ağustos 1922’de işgalcilerin hayallerini yerle bir eder ve Sevr'le verilen Türk'ün idam fermanını Lozan Barış Antlaşması'yla çöpe atar.

Orta Doğu’da, Suriye’de, Libya’da ve Doğu Akdeniz’de ABD’nin izlediği politikanın Türkiye’nin ulusal çıkarlarına tümüyle aykırı olduğu gerçeği ortada. Bugün, Türkiye’nin, Suriye ve Libya’da Rusya’yla işbirliği yapması ulusal çıkarlar açısından en uygun seçenek olarak ortaya çıkıyor.

Tehdit üreten bu coğrafyada, üç buçuk cephede askeri varlık göstermeye zorlanan Türkiye, satranç taşlarını, stratejik öngörünün etkin olduğu hamlelerle oynamalıdır. Sert Güç (Askeri Güç) ve Yumuşak Güç (Diplomasi) Akıllı Gücü oluşturur. Türkiye, bazı cephelerde yumuşak güçle sonuç alabilme stratejisini, dolaylı tutum stratejisini denemeli… 

YUNANİSTAN TÜRKİYE’YLE ÇATIŞMAYA GİRMEZ

Oruç Reis gemisinin Akdeniz’de araştırma faaliyetine başlamasını değerlendiren emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, Navtex mesajının usulüne uygun yayımlandığını ve araştırma yapılan bölgenin Türk kıta sahanlığı içinde yer aldığını belirtirken, Yunanistan ile sıcak bir çatışma olasılığının düşük olduğunu söyledi. Gürdeniz, “Tarihte sismik araştırma yapıyor diye bir gemiye saldırıyla başlatılan bir savaş yoktur. Yunanistan bu sorumluluğu almak istemez. Yunanistan’ın akil davranacağını düşünüyorum, eğer böyle bir şey yaparsa büyük bir sorumluluğun altına girerek geri dönüşü olmayan bir süreci başlatmış olur” dedi. Türkiye’nin 21 Temmuz’da açıkladığı araştırma faaliyetini erteleyerek iyiniyet gösterdiğini kaydeden Gürdeniz, “Bu iyiniyeti Yunanistan bir emrivakiyle suiistimal etti. Türkiye’ye ‘Adalet Divanı’na gidelim, istikşafi görüşmeleri başlatalım’ dediği günün akşamı Mısır’la yaptığı anlaşmayı duyurdu. Yunanistan Dışişleri Bakanı, ‘Türkiye-Libya anlaşması çöpe atılmıştır’ diyerek hiçbir şekilde bir devlet adamına yakışmayan bir üslup kullandı. Bunlar Türkiye’nin Yunanistan’a karşı gösterdiği iyi niyetin ne denli hatalı olduğunu da gösterdi” dedi. 

‘MISIR’LA MASAYA OTURULMALI’

Mısır ve Yunanistan’ın yaptığı deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasının, deniz hukukuna ve uluslararası içtihatlara uygun olmadığını söyleyen Gürdeniz, anlaşmaya Meis adasının dahil edilmemesinin Mısır’ın Türkiye’ye jesti olduğuna dikkat çekerek, “Meis’i görüşmemekle Mısır esasında jest yapmıştır. Türkiye’nin de İhvan temelli bir dış politikayı terk ederek artık Mısır’la masaya oturması ve Mısır’la dostluk yollarını yeniden açmasının zamanı gelmiştir” diye konuştu. Gürdeniz, Türkiye ve Yunanistan arasında sıcak çatışma olasılığı hakkında ise “Yunanistan’ın gemimize karşı silahlı bir müdahalede bulunacağını düşünmüyorum. Böyle bir müdahale durumunda Yunanistan, barışı bozan taraf olma sorumluluğunu alacaktır. Böyle bir saldırıya maruz kalması durumunda Türkiye’nin kendini koruma hakkı vardır” ifadelerini kullandı. Dün yayımlanan Navtex mesajının, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de başlattığı hamleler zincirinin en önemli ayağını oluşturduğunu dile getiren Gürdeniz, “Bu Navtex, tarihi bir güne denk geldi, 10 Ağustos Sevr Anlaşması’nın 100. yıldönümü. Türkiye, Sevr’den 100 yıl sonra Sevilla Haritası’yla denizdeki Sevr ile Anadolu’ya sıkıştırılarak Akdeniz’den soyutlanmaya çalışılıyor. Türkiye, bugün bu çabalara karşı manifestosunu veriyor, bugüne denk gelmesi o açıdan çok önemli” dedi. Bu durumun sadece Türkiye’nin deniz yetki alanlarıyla ilgili olmadığını söyleyen Gürdeniz, “Türkiye’nin Akdeniz medeniyetinin bir devamı olarak kabul edilmesinin mücadelesi yaşanıyor. Atatürk’ün 1 Eylül 1922 günü ordularına haykırdığı ‘İlk hedefiniz Akdeniz’ emri ve 1933 yılında İsmet İnönü tarafından dile getirilen ‘Türkiye bu emri başarıyla yerine getirmiş, Akdeniz medeniyetindeki yerini almıştır’ açıklaması ile bugün yaşananlar birbirinden bağımsız değil. Türkiye denizdeki Sevr’i yıkmak zorundadır” ifadelerini kullandı.
CUMHURİYET
İpek Özbey/Hüseyin Hayatsever


 

Bu haber 1892 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum