Borçla yatıp borçla kalkıyoruz

Uyguladığımız borca dayalı kapitalist ekonomi sebebiyle devletimiz de borçlu, şirketlerimiz de borçlu vatandaşlarımız da borçlu… Ve bu borçlar katlanarak artıyor, kangrenleşmiş vaziyette, ödenme ihtimali yok, asla sürdürülebilir değil…

Borçla yatıp borçla kalkıyoruz

Uyguladığımız borca dayalı kapitalist ekonomi sebebiyle devletimiz de borçlu, şirketlerimiz de borçlu vatandaşlarımız da borçlu… Ve bu borçlar katlanarak artıyor, kangrenleşmiş vaziyette, ödenme ihtimali yok, asla sürdürülebilir değil…

Borçla yatıp borçla kalkıyoruz
18 Eylül 2020 - 10:15

Merkez Bankası ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ortaklaşa bir çalışma yürüterek, reel sektörün borç tablosuyla ilgili bir rapor yayınladı. Reel sektördeki 2009-2019 yılları arasındaki borçluluk tablosunu ortaya koyan rapor, reel sektörün bu dönem zarfında döviz borcunun ve kur riskinin katlanarak arttığını gözler önüne serdi. Bu çalışmanın detayları şöyle:

* Reel sektörün bilançoları ilk kez idari kayıtlara dayalı olarak 2009-2019 için üretildi.

* Oluşturulan veri tabanı, Türkiye'deki 1 milyonun üzerindeki firmanın 11 yıllık finansal analizini ortaya koyarak, reel sektörün röntgenini çekti.

* Bu süreçte reel sektörün borçluluğu dikkat çekici bir biçimde büyürken, yabancı para kredilerinin toplam borçlardaki yükselen payı riskleri artırdı.

* Reel sektörün iç ve dış borçları 2019'da 2 trilyon 764 milyar 634 milyon liraya ulaştı.

* Bu tutarın 1 trilyon 649 milyar 199 milyon lirası, yabancı para cinsi nakdi ve gayri nakdi kredilerden oluştu.

* Türkiye'deki firmaların bilançolarına göre toplam aktif büyüklükleri ise geçen yıl 8 trilyon 591 milyar 115 milyon lira olarak hesaplandı.

* Firmaların tasfiye olunacak krediler toplamı, 2018'deki 57 milyar 632 milyon lira seviyesinden 2019 sonunda 105 milyar 637 milyon liraya kadar çıktı.

* Veriler, reel sektörün döviz borcu ve kur riski ile Covid-19 salgının başladığı 2020'ye girdiğini gösterdi.

* Reel sektörün finansmanı konusunda en önemli kırılganlığı olan döviz borcu, bilançolardaki bozulmayı da artırdı.

* Reel sektörün borçluluğu (kaldıraç oranı) 11 yılda 11,5 puan artışla yüzde 71,2'ye yükseldi.

* Sadece nakdi kredi riski 1 trilyon 932 milyar 282 milyon lirayı bulan firmaların borç riskinin yüzde 62,6'sını yabancı para cinsi krediler oluşturdu.

* İmalat girdilerinin çok büyük kısmı dövizle finanse edilen reel sektörde artan girdi maliyetlerinin de etkisiyle birlikte brüt kârlılık oranları da geri çekildi.

* Şirketler alacaklarını yaklaşık 75-90 gün aralığında tahsil etmeye alıştılar.

* Bilanço verileri, şirketlerin makine ve teçhizata yatırım yapma eğiliminin de zayıfladığını ortaya koydu.

* 2009 yılında yaklaşık 642 bin lira olan firma başına düşen borç riski, 2019 yıl sonunda 3 milyon 786 bin liraya yükseldi.

* Firmaların özkaynak kârlılığı yani mali rantabilitesi ise yüzde 6,8'den 10,2'ye çıkarak 2019 sonu enflasyon oranının altında kaldı.

* Toplam 10,8 milyon kişiyi istihdam eden reel sektör firmaları 2019 yılında 7,8 trilyon lira ciro elde etti. Firmaların yüzde 41'i zarar ederken, yüzde 57,5'i yılı kâr ile kapattı.

* Eğitim sektörü 1 milyar 402 milyon lira ve gayrimenkul sektörü 1 milyar 240 milyon lira net zararla geçen yılı tamamladı.

Özetle ifade etmek gerekirse; koronavirüsün daha ekonomiye etkisinin görülmediği 2009-2019 yılları arasında şirketlerin borçları katlanarak arttı, borçlarındaki döviz oranı arttı, kur riskleri arttı, karlılıkları azaldı, yatırımlar azaldı, ödemelerdeki maliyetler artarken, tahsilatlaraki vadeler uzadıkça uzadı, batak krediler arttı, eğitim ve inşaat gibi oldukça önemli sektörler 2019'u zararla kapattı… İşte reel sektörün röntgeni bu…

Tabi, bu veriler başta da belirttiğimiz gibi Merkez Bankası'nın ve TÜİK'in idari kayıtlardan yola çıkarak yaptığı resmi bir çalışmanın neticesi…

Şunu unutmamak gerekir ki, reel sektörde, kayda geçmemiş senet borçları, elden tahsilatlar, açık hesaplar ve resmi kayıtlarda olmayan daha nice hususlar var.

Ülkemizde reel sektörün iç ve dış borcu resmi olarak 2 trilyon 764 milyar 634 milyon TL ama piyasada dolanan para miktarı 150 milyar TL… Borçların yüzde yüzde 62,6'sı döviz cinsinden… Dün itibarıyla dolar kuru 7,54 liraya fırladı. Firmaların özkaynak karlılığının yüzde 10,2 olduğu dikkate alındığında, faizlerin yüksekliği, pazar koşullarının darlığı bir tarafa, reel sektör sadece kur farkını bile karşılayacak ticari bir faaliyet yapamamaktadır.

Ülkemizde dışarıdan borç bulunabildikçe ekonomi dönebilmekte, reel sektör işleyişine böyle devam edebilmektedir. Ülkemize borç verenlerin dikkate aldığı Fitch Ratings ve Moody's gibi kredi derecelendirme kuruluşlarının birbiri ardınca Türkiye'nin ve reel sektörün notunu ve görünümü düşürmeleri bu kapının da kapandığını göstermektedir.

Daha Korona'nın etkisinden bahsetmiyoruz, onu da ilave ettiğimizde Türkiye'yi çok zor günlerin beklediğini söyleyebiliriz.

Sonuç olarak diyebiliriz ki; bu gidişat doğru değildir. Bizi bu borç batağından ve risklerden kurtaracak olan yepyeni bir ekonomik anlayışa, modele acilen ihtiyacımız var.

Bu noktada, önümüzde görünen tek çıkış yolu da, Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'dir. Modelin bir projesi olan emek ve üretim karşılığı senyoraj yoluyla Milli Paranın devreye konulması, ülkeyi de, şirketleri de, vatandaşları da borç batağından rahatlıkla kurtaracaktır. Artık inadı bırakmalıyız ve bu can smidine sımsıkı sarılmalıyız.


 Murat Çabas
mcabas @ yenimesaj.com.tr

Bu haber 2386 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum