Bu sorumsuzluğun bir bedeli olmalı

Peşinen söyleyeyim. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından derhal görevden alınmalıdır. Bu da yetmez. Profesörlüğü de YÖK tarafından Yok  edilmelidir.

Bu sorumsuzluğun bir bedeli olmalı

Peşinen söyleyeyim. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından derhal görevden alınmalıdır. Bu da yetmez. Profesörlüğü de YÖK tarafından Yok  edilmelidir.

Bu sorumsuzluğun bir bedeli olmalı
29 Mart 2020 - 14:21

Özetle sokağa çıkacak hali dahi kalmamalıdır.

Hepimizin bildiği deyişi şöyle değiştireyim: İmam yasak çiğnerse cemaat ne yapar?

Değerli okurlarım,

Milletin genel kanaati, koronavirüs salgınının ülkemize bulaşmasının sorumlusu da umre yapan vatandaşları Mekke ve Medine'de tutamayan Diyanet İşleri Başkanlığıdır.

Yaklaşık 20 bin vatandaşın Aralık ayında Çin'de başlayan ve Ocak ayında da Suudi Arabistan'a sıçramasını görmezden gelen Diyanet İşleri Başkanlığı bu vatandaşları neden orada sağlık kontrolünden geçirmedi.

Diyeceksiniz ki ne yapabilirdi?

Diyanet İşleri Başkanlığından emekli okurum aradı. Diyanet İşleri Başkanlığının Mekke ve Medine'de olmak üzere 2 tane tam teşekküllü hastane bulunduğunu belirterek bu fotoğrafları gönderdi:

Diyanetin hac sırasında yeteri kadar da sağlık ocağı kurduğunu belirterek şunları vurguladı:

"Bu hastane binaları hala orada hazır bekletilmektedir. On binlerce Umreciyi yurda getirmek yerine o hastanelerde neden kontrolden geçirmediler?

Bu insanlar Mekke ve Medine'de karantinaya hasta iseler tedaviye alınsaydı çok daha akılcı olmaz mıydı?

Diyanet Vakfının milyarlarca lira parası böyle günlerde vatandaş için harcanmayacak da başka ülkelerde cami yaptırmak için mi harcanacak?"

Koronavirüs salgını nedeniyle Umre'ye giden yaklaşık 20 bin vatandaşa yaka kartı veren Diyanet başkanı ve ekibi, Millet Camiinde cuma namazı kılarak günahlarının affını mı istedi?

Hazır Millet Camisine sözü getirmişken demem o ki;

Millete cuma namazını yasaklayıp kendisine sarayın camisini açan Diyanet Başkanı ve oluşturduğu cemaatin illet ve zillet zihniyetini şiddetle kınıyorum.

Cuma namazı yasağı geç ama doğru karardır. Bu yasağı anlaşılan o ki Bay Ali sarayın ya da cumhurbaşkanının talimatı ile aldı.

Cuma günü de kendi kurduğu cemaat ile bu yasağı çiğnedi.

İslamiyet'te sağlık ve hayat çok önemlidir.

Gerek umreciler konusunda önlemleri almamak gerekse millete yasakladığı Cuma namazını kendi cemaati ile kılmak millete de İslam'a da ihanet, İslami olarak da günahtır.

Değerli okurlarım,

Diyanet Başkanlığını işgal eden Bay Ali'ye tepki siyasilerden de şöyle geldi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu:

"Bu topraklarda bin yıldan beri ilk kez cuma ve toplu namazlar yasaklandı. Üzülsem de makul sebebi var, diyecek bir şey yok. Ancak Millet Camiinde millet kılamazken birilerinin cuma kılması olacak iş değil. Gerçekten üzüldüm. İslam'da birlik var ayrıcalık yok, sembolik namaz yok..."

AKP Adıyaman eski Milletvekili Mehmet Metiner:

"Diyanet İşleri Başkanlığı'nı kınıyorum. Bu karara başta Diyanet İşleri Başkanı olmak üzere, Diyanet'in seçkinlerinin uymaması neyin nesidir? Hangi akla hizmettir?"

İYİ Parti Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral,

"Millete yasak olan Cuma namazını Cumhurbaşkanlığı külliyesinde bizzat Diyanet İşleri Başkanı'nın kıldırması sorumsuzluktur. Kimdir bu ayrıcalıklı cemaat? Önümüzdeki hafta millet camilere gelip "biz de böyle kılmak" istiyoruz derlerse ne cevap vereceksiniz?

Efendimiz hayatındayken mescidinde ne ayrıcalık tanımış ne bir ruhban sınıfına izin vermiştir. Her daim ümmetine örnek olmuştur. Devlet başkanı sıfatıyla da bunu yapmıştır. Devlet başkanı olarak örnek olması gerekenler kendi koydukları yasağı çiğnemektedirler.

Efendimizin ölçüsüne uymayan Diyanet'e de devlet idaresine de sadece acıyorum. Allah ıslah etsin."

İYİ Parti İstanbul milletvekili Ahad Andican:

 "Arabistan 27 şubatta yasaklayıncaya kadar umreyi sürdüren Diyanet, 21.000 umrecinin tamamı 15 martta dönmüş olacak dedi. Dün Arabistan'daki 511 hastanın 72'sinin Türk umreci olduğu bildirildi. Yani Diyanet bu işte çuvallamış durumda. Din ve devlet işini ayrı tutmazsan olacağı bu!"

 

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Onat, sosyal medya hesabından şu paylaşımları yaptı:

"Kurucu ilke: Toplumsal hayatın güven içinde yürümesi, hukukun işlemesi ve adaletin içselleştirilmesi ile mümkün olur. Kanun ve kurallar, yasa koyucular tarafından ihlal edilirse, haktan, hukuktan, adaletten, düzenden söz etmek anlamsız hale gelmeye başlar...

İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden, bizi helak eder misin, Allah'ım?(A'râf Suresi 155-156).

Kur'an insanı uyarmak; aklı etkin kullanmaya, adaleti yaşam biçimi haline getirmeye destek olmak için gelmiştir; Kur'an sorun çözmez. Kur'an, aklı adaletle kullanmayı, düşünmeyi, güvenilir/ bilimsel bilgi üretmeyi ve sorunları, fıtrata uygun olarak Bizim çözmemizi ister.

İslam siyasi meseleleri insanın sorumluluğuna bırakmıştır. Müslümanın "adaletle yönetmek" gibi bir iddiası olmalıdır. Ancak iktidar talebi İslam üzerinden meşrulaştırılmaya çalışılırsa, yanlışların faturası İslam'a çıkmaya başlar. İslam devleti olmaz; devletin dini Adalettir."

Kaynak Yeniçağ: Bu sorumsuzluğun bir bedeli olmalı - Orhan UĞUROĞLU

Bu haber 530 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum