Demokratik sistemler OHAL öngörür; Cumhuriyet ve HDP olayları yaşanmasını öngörmez
Görevlerine son verilen kamu görevlisi sayısının 100 binin üzerine çıktığını, onlarla aynı sebebi paylaşmaları yüzünden cezaevlerine gönderilen tutuklu sayısının 35 bini geçtiğini,
04 Kasım 2016 - 09:20 - Güncelleme: 04 Kasım 2016 - 09:23
iş dünyasının önemli isimlerinden bazısının şirketlerine el konulduğu için TMSF’nin Türkiye’nin en büyük holdingi haline dönüştüğünü bir an için unutalım…
Unutalım, çünkü o tablo asla unutulmayacak bir olayla doğrudan ilişkili: 15 Temmuz gecesi ülkemiz siyasetine tarihin en hâin darbe girişiminin yaşatılması olayı ile…
O yüzden 100’den fazla ‘gazeteci’ cezaevinde, 100’den fazla gazete ve TV kanalı kapatıldı.
Tabii, bu arada, değerlendirmemiz açısından şimdilik unutmamız gereken bir başka durum daha var: Irak ve Suriye ile sınırlarımızın karşı tarafında hoşumuza gitmeyen olaylar yaşanıyor ve Türk Silâhlı Kuvvetleri oralara yğınak yapıyor; asker ve ağır silâhlar gönderiyor…
Onların hepsini bir an için unutalım ve yalnızca şu birkaç günde yaşadığımız iki olaya odaklanalım: Cumhuriyet gazetesinin yönetici ve yazarı konumundaki 12 kişinin gözaltına alınmasına… Ve, bu sabaha karşı HDP’li 11 politikacının aynı muameleye tâbi tutulmasına…
Demokrasiler nezakete önem verir
Türkiye’de fevkalade bir şeyler yaşandığını anlamak için bu iki gelişmeye bakmak yeterli.
Bir gazeteye ve bir siyasi çizgiye mensup olan insanların topluca gözaltına alınmalarına…
Anahtar sözcük burada, ‘topluca’…
O anahtar sözcüğün kullanıldığı bir süreci yaşamamızın üzerinden fazla bir zaman geçmedi; ‘Ergenekon’ ve ‘Balyoz’ davalarına hazırlık yapılırken de, toplumda isimleri bilinen pek çok kişi yine ‘topluca’ gözaltına alınmıştı.
Sabahın erken bir vaktinde evlerine gidilerek…
‘Topluca’ sözcüğünü ‘anahtar’ saydığımın sebebi, bunun görüntüyü bozması ve yapılanı sebebinden koparıp birer ‘operasyon’ haline sokmasıdır.
Diyelim, Cumhuriyet gazetesinin ‘yanlış işlere’ âlet edildiği düşünülüyor, –iddia bu–; öyle bir durumda yapılması gereken, kalabalık bir yönetici ve yazar grubunu aynı gün evlerinden toparlayıp gözaltına almak ve dört-beş gün boyunca yakınları ve avukatlarıyla irtibatlarını kesmek midir?
Yazının devamı için tıklayın >>
Unutalım, çünkü o tablo asla unutulmayacak bir olayla doğrudan ilişkili: 15 Temmuz gecesi ülkemiz siyasetine tarihin en hâin darbe girişiminin yaşatılması olayı ile…
O yüzden 100’den fazla ‘gazeteci’ cezaevinde, 100’den fazla gazete ve TV kanalı kapatıldı.
Tabii, bu arada, değerlendirmemiz açısından şimdilik unutmamız gereken bir başka durum daha var: Irak ve Suriye ile sınırlarımızın karşı tarafında hoşumuza gitmeyen olaylar yaşanıyor ve Türk Silâhlı Kuvvetleri oralara yğınak yapıyor; asker ve ağır silâhlar gönderiyor…
Onların hepsini bir an için unutalım ve yalnızca şu birkaç günde yaşadığımız iki olaya odaklanalım: Cumhuriyet gazetesinin yönetici ve yazarı konumundaki 12 kişinin gözaltına alınmasına… Ve, bu sabaha karşı HDP’li 11 politikacının aynı muameleye tâbi tutulmasına…
Demokrasiler nezakete önem verir
Türkiye’de fevkalade bir şeyler yaşandığını anlamak için bu iki gelişmeye bakmak yeterli.
Bir gazeteye ve bir siyasi çizgiye mensup olan insanların topluca gözaltına alınmalarına…
Anahtar sözcük burada, ‘topluca’…
O anahtar sözcüğün kullanıldığı bir süreci yaşamamızın üzerinden fazla bir zaman geçmedi; ‘Ergenekon’ ve ‘Balyoz’ davalarına hazırlık yapılırken de, toplumda isimleri bilinen pek çok kişi yine ‘topluca’ gözaltına alınmıştı.
Sabahın erken bir vaktinde evlerine gidilerek…
‘Topluca’ sözcüğünü ‘anahtar’ saydığımın sebebi, bunun görüntüyü bozması ve yapılanı sebebinden koparıp birer ‘operasyon’ haline sokmasıdır.
Diyelim, Cumhuriyet gazetesinin ‘yanlış işlere’ âlet edildiği düşünülüyor, –iddia bu–; öyle bir durumda yapılması gereken, kalabalık bir yönetici ve yazar grubunu aynı gün evlerinden toparlayıp gözaltına almak ve dört-beş gün boyunca yakınları ve avukatlarıyla irtibatlarını kesmek midir?
Yazının devamı için tıklayın >>







YORUMLAR