Dünyayı bekleyen 3 ciddi değişim

Dünya birbiri ile ilişkili üç ciddi değişimle karşı karşıyadır; Birincisi, ekonominin ve jeopolitiğin ağırlık merkezinin Batı’dan Doğu’ya kaymasıdır.

Dünyayı bekleyen 3 ciddi değişim

Dünya birbiri ile ilişkili üç ciddi değişimle karşı karşıyadır; Birincisi, ekonominin ve jeopolitiğin ağırlık merkezinin Batı’dan Doğu’ya kaymasıdır.

Dünyayı bekleyen 3 ciddi değişim
12 Haziran 2019 - 09:13

İkincisi, değişen jeopolitik ortam ve güç mücadeleleri, yükselen güçlerin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD tarafından kurulan uluslararası düzene karşı duruşları nedeni ile Amerika’nın küresel liderliğinin ve kurallara dayalı, liberal ekonomik sistemi esas alan uluslararası düzenin sorgulanmaya başlanması; üçüncüsü ise  Amerika ile Çin arasında başlayan küresel liderlik mücadelesinin giderek ivme kazanacak olmasıdır.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından ve Soğuk Savaş’ın bitmesinden sonra bütün küresel ve bölgesel jeopolitik dengeler bozulmuştu. Putin, bu nedenle Sovyetler Birliği’nin dağılmasını, yirminci yüzyılın en büyük felaketi olarak tanımlamıştı. Soğuk Savaş’ın bitmesinden sonra bozulan jeopolitik dengeler yeniden kuruluncaya ve güç boşlukları dolduruluncaya kadar mücadeleler devam edecektir.

Yükselen güçler ve jeopolitik dengelerdeki değişim ile birlikte; küresel liberal düzenin neden olduğu ekonomik ve finansal sorunların, gelir dağılımında giderek artan adaletsizliğin, küresel ekonomik büyümenin ağırlıkla Batı değil, yükselen güçler Çin ve Hindistan tarafından gerçekleştirilmesinin, Afganistan ve Irak savaşlarında ABD askeri gücündeki tahditlerin açığa çıkmasının, Batı’da giderek zayıflayan ittifak dayanışmasının, Avrupa’da ve dünyada giderek yükselen milliyetçiliğin, Trump’ın başkan seçilmesi ile birlikte Amerika’daki politika değişikliklerinin, uygulanmaya başlanan korumacı ekonomi politikalarının, Amerikan liderliğinin ve mevcut düzenin meşruiyetinin sorgulanmasına neden olduğu iddia edilmektedir.

AMERİKA KÜRESEL LİDERLİĞİNİ SÜRDÜRMEK, MEVCUT ULUSLARARASI DÜZENİ KORUMAK İSTEMEKTEDİR

Bu gelişme, küresel liderliğini, Batı’nın değerlerine, liberal ekonomik sisteme, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan uluslararası düzene, ittifaklara ve ortaklıklara dayandıran Amerika tarafından, Amerikan çıkarlarına karşı tehdit olarak algılanmaktadır.

Bu nedenle de günümüzde Amerika’nın asıl jeopolitik meselesi, küresel liderliğini ve kurallarını kendisinin koyduğu uluslararası sistemi sürdürebilmek ile ilgilidir. Bu amaçla ABD Başkanı Donald Trump "Önce Amerika. Amerika’yı yeniden büyük yapacağız" demektedir.

 

Amerikalı stratejistler, mevcut düzenin sürdürülmesinin mümkün olup olmadığını, yeni düzenin ne zaman ve nasıl gerçekleştirileceğini araştırmaktadır. Çin’in başlattığı Kuşak Yol İnisiyatifi, Amerika’yı ciddi bir şekilde tedirgin etmektedir.

RUSYA İÇİN EN ÖNEMLİ TEHDİT ABD VE ONUN KURDUĞU ULUSLARARASI DÜZEN

Çok kutuplu düzenin gerekli olduğunu savunan Rusya, dayatılan mevcut düzenin Amerika tarafından zorla empoze edildiğini ve bu durumun, Rusya için en ciddi güvenlik tehdidini oluşturduğunu iddia etmektedir.

Rusya, Amerika’nın Soğuk Savaş sonrasında NATO’yu sürekli doğuya doğru genişleterek kendisini çevrelediğini ifade etmekte, Amerikan liderliğini bir tür sömürgecilik olarak tanımlamakta, Amerikan ordusunun Birleşmiş Milletler kararı olmadan inisiyatifler kullanmasına itiraz etmekte, yeni bir güç dengesine ve değişik ideolojilere sahip devletlerin birlikte olabileceği yeni bir düzene ihtiyaç bulunduğunu savunarak, Avrasya kıtasında yakın çevresini hedefleyen jeostratejik hamleleri sürdürmekte, Ortadoğu’da oyun kurucu rolünü pekiştirmektedir.

ÇİN, 2050 YILINDAN ÖNCE KÜRESEL LİDERLİĞİ ELE GEÇİRECEĞİNİ İDDİA ETMEKTE

Çin ise Batı’nın liberal demokratik değerlerine, demokrasi ve insan haklarını yayma gayretlerine, Amerika’nın, kendi liderliğindeki dünya düzeninin aracı olan askeri ittifaklar sistemine ve askeri müdahalelerine karşı çıkmaktadır. Özellikle ticarette küreselleşmenin savunuculuğunu yapan Çin, aynı zamanda uluslararası kurumları etkileyerek ve alternatif yeni kurumlar tesis ederek yükselen gücünün tanınmasını istemektedir.

Çin, Asya-Pasifik’te özellikle de Güney Çin Denizi’nde Amerika’nın müttefikleri ile beraber kendisini çevrelemesinden rahatsız olduğunu beyan etmekte, mevcut düzenin Amerika’yı desteklediğini ve Çin’in yükselişine tahditler koyduğunu ifade ederek bu düzeni değiştirmek istemektedir.

Çin, küresel liderliği ele geçirmek amacı ile Afro-Avrasya coğrafyasında hamlelerini sürdürmektedir ve bu kapsamda başlatılan Kuşak Yol İnisiyatifi, Çin’in jeopolitik etkinliğini bu coğrafyada yaymak için fırsatlar sunmaktadır.

Çin Devlet Başkanı Xi Jingping, 18 Ekim 2017 tarihinde Çin Komünist Partisi’nin 19 ncu kongresinde, Çin’in gücü ve politik nüfuzu ile yirmi birinci yüzyılın ortasında ‘küresel liderliği’ elde edeceğini açıklamıştır. Tartışılan mevcut düzen yerine, Çin merkezli yeni bir uluslararası sistemin gündeme gelebileceği ise ciddi bir olasılık olarak değerlendirilmektedir.

Amerika’da ise İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan ve Amerika’nın liderliğini yaptığı kurallara dayalı uluslararası düzenin, sadece Amerikan çıkarlarına hizmet etmediğini, aynı zamanda dünyada refahı artırdığı ve demokrasiyi yaydığı iddia edilmektedir (!).

Günümüzde Amerika’da, bu düzenin Rusya ve Çin gibi ihtiraslı otoriter yönetimler, küresel ekonominin Doğu’ya kayması, radikal İslam terör hareketi, yükselen devlet dışı aktörler ve siber ortamdan kaynaklanan tehditler  tarafından sarsıldığını ifade edenler vardır.

Bu düşüncenin sahipleri, Amerika’nın hala küresel liderlik için gerekli olan askeri, ekonomik ve politik güce sahip olduğuna, mevcut düzeni korumak ve güçlendirmek için ise uluslararası sistem içindeki Amerikan liderliğinin yenilenmesi gerektiğine inanmaktadırlar. Bunun için Amerika’nın Doğu Asya’da, Ortadoğu’da ve Avrupa’da gücünü ve bu bölgelerde liderliğini geliştirmesi, savunma bütçesini artırması gerekmektedir. 

Amerika ile Çin arasındaki güç mücadelesi nasıl gelişecektir ve uluslararası düzeni nasıl etkileyecektir? Mevcut düzeninin revize edilerek sürdürülmesi mümkün müdür? Mevcut düzen nasıl sona erecektir, çöküş hızlı mı yoksa yavaş mı gerçekleşecektir? Liberal ekonomik sistemi yeni düzende korumak mümkün müdür? Bütün bunlar güncel tartışma konularıdır. Ciddi bir ekonomik çöküşün veya bir savaşın hızlı bir düzen değişikliğine neden olabileceği iddia edilse de değişimin yavaş gerçekleşeceği hususunda daha geniş bir ittifak mevcuttur.

Amerika’nın liderliğini yaptığı NATO’nun doğuya doğru genişlemesi ile çevrelendiğini değerlendiren ve bu durumu güvenliğine yöneltilmiş en ciddi tehdit olarak gören Rusya ile Amerika’nın dayattığı Batı değerlerini itiraz eden, Asya Pasifik’te Amerikan donanması ve müttefikleri ile çevrelenen ve deniz ticaret yollarına açılımı kısıtlanan Çin, benzer güvenlik sorunları ile karşı karşıyadır ve bu durum iki ülkenin birlikte hareket etmesi için jeopolitik mantık oluşturmaktadır. Bu mantığın yaratacağı inisiyatif ise yeni düzen ve yeni küresel liderlik için ivme kaynağı oluşturabilecektir.

Unutulmamalıdır ki Medeniyetler Çatışması tezinin sahibi Huntington, asıl büyük çaplı Medeniyetler Çatışmasının, Batı ile İslam arasında değil, Batı ile Çin arasında yaşanacağını yazmıştı. Batı’nın lideri ABD ile Çin arasındaki mücadelenin karakterini hangi faktörlerin belirleyeceğini ve bu mücadelenin nasıl gelişeceğini zaman gösterecektir.

Brzezinski, Amerika’nın küresel üstünlüğünün, Avrasya kıtasındaki üstünlüğünü ne kadar süre ile ve nasıl bir ehliyetle sürdürebileceğine bağlı olduğunu ifade etmişti. Brzezinski’nin bu ifadesi, aynı zaman da tek kutuplu dünya düzeni içinde ABD’nin jeostratejik hedefi idi. Ancak, ABD bu hedefi gerçekleştiremedi. Gerçekleştirmesi de mümkün değildi; Çünkü, ABD’nin bu hedefi gerçekleştirebilecek gücü yoktu.

On dokuzuncu yüzyıl İngiliz yüzyılı, yirminci yüzyıl ise Amerikan yüzyılı olmuştu. Yirmi birinci yüzyıl ise büyük bir olasılıkla Çin yüzyılı olacaktır.

KÜRESEL GÜÇ MÜCADELESİ TÜRKİYE İÇİN YENİ TEHDİTLER OLUŞTURMAKTA VE FIRSATLAR SUNMAKTADIR

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tercihini Atlantik yapısından yana yapan Türkiye de mevcut uluslararası sistemin adil olmadığını iddia etmekte, ve "dünya beşten büyüktür" diyerek Birleşmiş Milletler Güvenli Konseyi’nin yeniden yapılandırılmasını istemektedir.

İçinde bulunduğumuz jeopolitik değişim süreci, Atlantik ve Avrasya güç merkezlerinin arakesitinde yer alan Türkiye’yi etkilemekte, yeni tehditleri karşılamak için tedbirler geliştirmesini gerektirmekte, uzun vade için ise fırsatlar sunmaktadır.

Bütün bu gelişmeler, Türkiye’nin bu süreci yakından takip etmesini, değişimden nasıl etkileneceğini değerlendirmesini, değişimi fırsata dönüştürmesini ve çıkarlarına göre yeni jeopolitik konumunu belirlemeye hazır olmasını gerektirmektedir.

SONSÖZ:

Jeostratejinin temel kuralı, güç ile dengeli hedeflerin seçilmesidir.

Nejat Eslen

Odatv.com

Bu haber 245 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum