'Düzenli uyu, bilinçli beslen sigara içme, egzersiz yap'
Güne her sabah 6’da başlayan Öz’e göre sağlıklı yaşamın yüzde 30’u genetik, yüzde 70’i yaşam tarzı... Öz, “Beslenme, egzersiz, uyku, ruh sağlığı ve cinsel hayat çok önemli... Sigaranın kötü olduğunu herkes biliyor ama en tehlikelisi şeker... Şekeri meyve ve sebzeden almalıyız” diyor...
02 Ağustos 2017 - 12:49
Prof. Dr. Mehmet Öz, hiç şüphesiz ki hem dünyanın hem de Türkiye'nin en çok tanınan, en çok izlenen ve en çok tartışma yaratan hekimlerinden biri…
1960 yılında babasının hekim olarak görev yaptığı Cleveland'da doğan Öz, tüm eğitimini de Amerika'da yaptı. Önce Harvard, ardından UPenn ve Wharton School'dan başarıyla mezun oldu. Columbia Üniversitesi'nin Tamamlayıcı Tıp Kürsüsü'nü kuran Mehmet Öz, kalp cerrahisinde robotik programı ilk uygulayan hekimlerden…
ABD'nin en başarılı kalp cerrahlarından biri olan Öz, Oprah Winfrey'in dikkatini çekti ve medya dünyasına geçti. Şimdilerde hem New York'ta hekim olarak görev yapıyor, hem de dünyanın 80 ülkesinde yayınlanan Dr. Öz Show ile ekranda 4 milyon, internette 40 milyon kişiye sağlıklı yaşamı anlatıyor. Mehmet Öz'le bir reklam anlaşması kapsamında 48 saat kaldığı İstanbul'da buluştum, konuştum.
GÜNDE EN AZ 8 SAAT UYUYORUM
■ Sadece iki günlüğüne İstanbul'dasınız… Çok seyahat ediyorsunuz…
Çoğu tatildi son seyahatlerin, bir kısmı da iş. İspanya'daydım, oradan İngiltere'ye geçtim. Sonra da İtalya, Kırgızistan, Türkiye… Buradan da Amerika'ya dönüyorum artık.
■ İş tatil dengesini nasıl ayarlıyorsunuz?
Bütün bu saydığım ülkelerde Dr. Öz Show izleniyor. Onun için oradaki yerel basınla görüşüyorum. Kış aylarında hep iş açıkçası, sadece yazın böyle… Çünkü haziranda TV şovum tatile giriyor. Ağustostan itibaren her sabah 7'de toplantıyla güne başlıyorum. Haftanın dört günü stüdyoda, bir günü hastanede… O bir saatlik toplantıdan sonra ya çekim, ya ameliyat var. Genelde her gün 11-12 saat çalışırım yani akşam 7'ye kadar. Ondan sonra eve gidip yemek yerim eşim ve çocuklarla beraber… Yemekten sonra ertesi günün işlerine bir göz atarım, saat 10'a doğru da uyurum.
■ Çok düzenli uykunuz o halde…
Her akşam mutlaka 8 saat, dünyanın neresinde olursam olayım değişmez bu… Sabah 6'da da güne başlarım. Günde 15 dakika yoga ve meditasyonla… Bu da değişmez.
BEYNİMİZİ KOKAİN GİBİ UYUŞTURUYOR
■ Tatilde ne yapıyorsunuz?
Ailem ve sevdiklerimle zaman geçiriyorum. Seyahat ediyorum. Kitap okuyorum.
■ Anlaşılan siz seyahat ederken de sağlıklı yaşam rutininizden taviz vermiyorsunuz…
Elimden geleni yapıyorum. İnsanlar en çok tatilde kilo alıyor biliyorsun. Bunun için dikkat etmek gerek.
■ Haftada bir hastanedeki göreviniz devam ediyor. Sigara içenleri ameliyat etmediğinizi biliyoruz, bu hâlâ geçerli mi?
Evet. Niye biliyor musun, onları sevdiğim için… Sigara tiryakilerini ameliyat etmeden önce en az iki hafta bırakmalarını istiyorum. Çünkü iki hafta içinde akciğerlerin hiç olmazsa fonksiyon kabiliyeti biraz daha iyiye gidiyor. İyi çalışmayan bir akciğerle hastayı ameliyata almanın riski çok yüksek.
■ Hangisi daha tehlikeli, şeker mi, tütün mü?
Tabii ki tütün… Tütün kullananlarda ömür ortalama 11 yıl daha kısa… Yani bazısı 35 yaşında kanser olup ölüyor maalesef bazısı 70 yaşında iyi… İşte bunun ortalaması 11 yıl daha kısa ömürler… Biliyor musun, tütün farkındalığı konusunda büyük değişim yaratmayı başardık hem Amerika'da hem Türkiye'de. Çok mutlu oluyorum. Artık sigaranın kötü olduğunu herkes biliyor ve daha önemlisi buna inanıyor.
■ Büyük bir endüstri aslında tütün, kolay değil savaşmak. Şeker ve yemek endüstrisi de öyle değil mi?
Asıl savaş alanı gıda endüstrisi. Sigara apaçık ortada ama şeker gizli bir konu. Çünkü şeker yemeklerin içine ve meşrubatların içine ekleniyor ve beynimizi aynı kokain gibi etkiliyor. Rafine şeker aynı zamanda toksik, zehirli yani. Bütün hekimler bunu kabul ediyor artık.
AMBALAJLI TÜM ÜRÜNLERE DİKKAT
■ Milyonlarca insan şeker yiyerek mutlu oluyor…
Doğru. Şeker yiyenler hayatı daha çok seviyor, rahatlıyor. Yani “sıfır şeker” dediğimiz zaman aslında çok zor bir kural. Ne yazık ki bunu başarmak insanların çoğu için imkansız.
■ Ne yapacağız peki?
Biraz şeker yiyeceksin ama tükettiğin şeker doğal meyve, sebze olacak. Şeker vücudun içine lifle beraber yavaş yavaş gelirse vücut onu emebilir, insülin pek zorlanmaz. Ama işte meşrubatın içine “gizli şeker” konulduğu zaman o çok zor vücut için… En tehlikelisi gizli şeker, hiç aklına gelmeyecek üründe bile var.
■ Mesela?
Mesela hardal… Hardalın içine ya da salatanın üzerine kullandığın sosa şeker ekliyorlar. Önceden ambalaj yapılmış olan tüm ürünlerin içine ilave şeker koyuyorlar satışları artırmak için. Asıl buna çok dikkat etmek lazım.
■ Mümkün mü bunu değiştirmek, dev bir endüstrinin dönüşmesinden siz ümitli misiniz?
Sizin yani medyanın yardımıyla yapılır. Niye? Çünkü halk gittikçe daha çok bilinçlendi. Tüketiciler etiket okuyorlar. Ben hep diyorum ki “Senin cebinde para var, o parayı beslenme için harcıyorsun. Günde üç kez oy veriyorsun yediğin yemeklere. O oyları sağlıklı yemekler için ver”. Eğer cebinden para çıkardığın zaman sahte, sentetik yemekleri alırsan içinde yüksek doz kimyasal maddeler veya şeker olan ürünleri alırsan, o şirketler de kâr etmeye ve şeker eklemeye devam edecek.
“KENDİMİZİ SÜREKLİ YENİLEMELİYİZ”
■ Sağlıklı bir yaşamın ne kadarı beslenme, ne kadarı genetik?
Genetik aşağı yukarı yüzde 30, yüzde 70'i hayat tarzları… Yani beslenme, egzersiz, uyku, ruh sağlığı ve cinsel hayat.
■ Oysa dünyanın en uzun yaşayan insanları neredeyse toplumun yarısının hiç seks yapmadığı Japonlar…
Japonlar biraz farklı. Dediğin gibi onların doğurganlık oranı da yüzde 1,5 gibi. Dünyanın en yaşlı toplumlarından biri ama genel olarak cinsel hayatın önemli etkileri var. En başta sizi başka bir insanla bağlıyor. Ruhsal ve duygusal yönden sizi bağlıyor birbirinize. O bağlantı çok önemli. O yakınlığı, o irtibatı kurmak için bir yol bulmanız şart. Seks yap, meditasyon yap, sohbet et… Birçok yolu var ama sağlıklı ve mutlu hayat için birini bulmanız gerekiyor. Sevdiklerinle ilişki kurmakta bu yolların hiçbirini bulmazsan, o zaman yemeğe dönersin. Aşkı her zaman hepimiz arıyoruz. O aşkı başkasında bulamazsan, elinin ucundaki yemekte bulursun, çatalında bulursun.
■ Ömür uzadıkça ilişki süreleri de uzuyor. Bir evliliği 60 yıl sürdürmek kolay değil.
Aslında imkansız. Aynı kişiyle elli sene beraber kalmak imkansız ama o insan değişirse ve sen de değişirsen o zaman bir evliliği yeniletiyorsun. Ben mesela evliliğim süresince dört Lisa tanıdım. Sadece eşim değil ben de değişiyorum, gelişiyorum. Birbirini sürekli yeniden tanımak gerek, bunun için hep kendini yenilemelisin. Evleneceğim, elli sene beraber kalacağım, her sabah kalktığımda onu çok seveceğim, o beni çok sevecek, gündüzleri hiç kavga etmeyeceğiz… Yok böyle bir şey.
SABAH UYANIR UYANMAZ BUNLARI MUTLAKA YAPIN
OMUZ EGZERSİZİ: Önce omuzlarınızı beş defa arkaya, sonra beş kez de öne doğru dairesel hareketlerle çevirin. Bu kısa egzersiz stresle kasılan bölgelerinizi açacak, kan dolaşımınızı artıracak.
SU İÇİN: Hayatın kaynağı su… Sabah uyanır uyanmaz su içmek, sindirim kanalınızı gün boyu gelecek besin maddelerinin emiliminin sağlanması için harekete geçiriyor. Güne bir bardak suyla başlayın.
YOGA NEFESLERİ: ‘Pranayama' denilen bir yoga nefes egzersizi sizi güne açık bir zihin ve mutlu başlatır. Nefes alırken dörde kadar sayın ve verirken de yine dört saniye sayarak nefes alışlarınızı, verişlerinizle eşleştirin. Bu kadar basit!
DR. ÖZ ÖNERİYOR: MUTLU EVLİLİK İÇİN OLUMLUYA ODAKLAN
Olumluya odaklan: Biz de çok tartışıyoruz hatta kavga ediyoruz ama sonra neden birbirimizi sevdiğimizi hatırlıyoruz.
Kendi mutluluğunun sorumluluğunu al: Herkesi olduğu gibi kabul etmek durumundayız. Sonuçta kişisel mutluluğumuz ya da mutsuzluğumuz sadece başkalarına bağlı değil. Romantik olmak istiyorsan mumları sen yak.
Ortak tutkuların olsun: Eşinle paylaşabileceğin alanları bul ve geliştir. Aynı hedefe yürümek sevgiyi güçlendirir.
Saygı çok önemli: Yıllar sonra bile lütfen demek, teşekkür etmek önemli. Çünkü insan saygı duymadığı birini sevemez.
Fizik teması ihmal etme: Düzenli bir cinsel hayat iyi bir evliliğin de temeli. Üstelik ömrü de uzattığı kanıtlandı, en az 3 yıl…
1960 yılında babasının hekim olarak görev yaptığı Cleveland'da doğan Öz, tüm eğitimini de Amerika'da yaptı. Önce Harvard, ardından UPenn ve Wharton School'dan başarıyla mezun oldu. Columbia Üniversitesi'nin Tamamlayıcı Tıp Kürsüsü'nü kuran Mehmet Öz, kalp cerrahisinde robotik programı ilk uygulayan hekimlerden…
ABD'nin en başarılı kalp cerrahlarından biri olan Öz, Oprah Winfrey'in dikkatini çekti ve medya dünyasına geçti. Şimdilerde hem New York'ta hekim olarak görev yapıyor, hem de dünyanın 80 ülkesinde yayınlanan Dr. Öz Show ile ekranda 4 milyon, internette 40 milyon kişiye sağlıklı yaşamı anlatıyor. Mehmet Öz'le bir reklam anlaşması kapsamında 48 saat kaldığı İstanbul'da buluştum, konuştum.
GÜNDE EN AZ 8 SAAT UYUYORUM
■ Sadece iki günlüğüne İstanbul'dasınız… Çok seyahat ediyorsunuz…
Çoğu tatildi son seyahatlerin, bir kısmı da iş. İspanya'daydım, oradan İngiltere'ye geçtim. Sonra da İtalya, Kırgızistan, Türkiye… Buradan da Amerika'ya dönüyorum artık.
■ İş tatil dengesini nasıl ayarlıyorsunuz?
Bütün bu saydığım ülkelerde Dr. Öz Show izleniyor. Onun için oradaki yerel basınla görüşüyorum. Kış aylarında hep iş açıkçası, sadece yazın böyle… Çünkü haziranda TV şovum tatile giriyor. Ağustostan itibaren her sabah 7'de toplantıyla güne başlıyorum. Haftanın dört günü stüdyoda, bir günü hastanede… O bir saatlik toplantıdan sonra ya çekim, ya ameliyat var. Genelde her gün 11-12 saat çalışırım yani akşam 7'ye kadar. Ondan sonra eve gidip yemek yerim eşim ve çocuklarla beraber… Yemekten sonra ertesi günün işlerine bir göz atarım, saat 10'a doğru da uyurum.
■ Çok düzenli uykunuz o halde…
Her akşam mutlaka 8 saat, dünyanın neresinde olursam olayım değişmez bu… Sabah 6'da da güne başlarım. Günde 15 dakika yoga ve meditasyonla… Bu da değişmez.
BEYNİMİZİ KOKAİN GİBİ UYUŞTURUYOR
■ Tatilde ne yapıyorsunuz?
Ailem ve sevdiklerimle zaman geçiriyorum. Seyahat ediyorum. Kitap okuyorum.
■ Anlaşılan siz seyahat ederken de sağlıklı yaşam rutininizden taviz vermiyorsunuz…
Elimden geleni yapıyorum. İnsanlar en çok tatilde kilo alıyor biliyorsun. Bunun için dikkat etmek gerek.
■ Haftada bir hastanedeki göreviniz devam ediyor. Sigara içenleri ameliyat etmediğinizi biliyoruz, bu hâlâ geçerli mi?
Evet. Niye biliyor musun, onları sevdiğim için… Sigara tiryakilerini ameliyat etmeden önce en az iki hafta bırakmalarını istiyorum. Çünkü iki hafta içinde akciğerlerin hiç olmazsa fonksiyon kabiliyeti biraz daha iyiye gidiyor. İyi çalışmayan bir akciğerle hastayı ameliyata almanın riski çok yüksek.
■ Hangisi daha tehlikeli, şeker mi, tütün mü?
Tabii ki tütün… Tütün kullananlarda ömür ortalama 11 yıl daha kısa… Yani bazısı 35 yaşında kanser olup ölüyor maalesef bazısı 70 yaşında iyi… İşte bunun ortalaması 11 yıl daha kısa ömürler… Biliyor musun, tütün farkındalığı konusunda büyük değişim yaratmayı başardık hem Amerika'da hem Türkiye'de. Çok mutlu oluyorum. Artık sigaranın kötü olduğunu herkes biliyor ve daha önemlisi buna inanıyor.
■ Büyük bir endüstri aslında tütün, kolay değil savaşmak. Şeker ve yemek endüstrisi de öyle değil mi?
Asıl savaş alanı gıda endüstrisi. Sigara apaçık ortada ama şeker gizli bir konu. Çünkü şeker yemeklerin içine ve meşrubatların içine ekleniyor ve beynimizi aynı kokain gibi etkiliyor. Rafine şeker aynı zamanda toksik, zehirli yani. Bütün hekimler bunu kabul ediyor artık.
AMBALAJLI TÜM ÜRÜNLERE DİKKAT
■ Milyonlarca insan şeker yiyerek mutlu oluyor…
Doğru. Şeker yiyenler hayatı daha çok seviyor, rahatlıyor. Yani “sıfır şeker” dediğimiz zaman aslında çok zor bir kural. Ne yazık ki bunu başarmak insanların çoğu için imkansız.
■ Ne yapacağız peki?
Biraz şeker yiyeceksin ama tükettiğin şeker doğal meyve, sebze olacak. Şeker vücudun içine lifle beraber yavaş yavaş gelirse vücut onu emebilir, insülin pek zorlanmaz. Ama işte meşrubatın içine “gizli şeker” konulduğu zaman o çok zor vücut için… En tehlikelisi gizli şeker, hiç aklına gelmeyecek üründe bile var.
■ Mesela?
Mesela hardal… Hardalın içine ya da salatanın üzerine kullandığın sosa şeker ekliyorlar. Önceden ambalaj yapılmış olan tüm ürünlerin içine ilave şeker koyuyorlar satışları artırmak için. Asıl buna çok dikkat etmek lazım.
■ Mümkün mü bunu değiştirmek, dev bir endüstrinin dönüşmesinden siz ümitli misiniz?
Sizin yani medyanın yardımıyla yapılır. Niye? Çünkü halk gittikçe daha çok bilinçlendi. Tüketiciler etiket okuyorlar. Ben hep diyorum ki “Senin cebinde para var, o parayı beslenme için harcıyorsun. Günde üç kez oy veriyorsun yediğin yemeklere. O oyları sağlıklı yemekler için ver”. Eğer cebinden para çıkardığın zaman sahte, sentetik yemekleri alırsan içinde yüksek doz kimyasal maddeler veya şeker olan ürünleri alırsan, o şirketler de kâr etmeye ve şeker eklemeye devam edecek.
“KENDİMİZİ SÜREKLİ YENİLEMELİYİZ”
■ Sağlıklı bir yaşamın ne kadarı beslenme, ne kadarı genetik?
Genetik aşağı yukarı yüzde 30, yüzde 70'i hayat tarzları… Yani beslenme, egzersiz, uyku, ruh sağlığı ve cinsel hayat.
■ Oysa dünyanın en uzun yaşayan insanları neredeyse toplumun yarısının hiç seks yapmadığı Japonlar…
Japonlar biraz farklı. Dediğin gibi onların doğurganlık oranı da yüzde 1,5 gibi. Dünyanın en yaşlı toplumlarından biri ama genel olarak cinsel hayatın önemli etkileri var. En başta sizi başka bir insanla bağlıyor. Ruhsal ve duygusal yönden sizi bağlıyor birbirinize. O bağlantı çok önemli. O yakınlığı, o irtibatı kurmak için bir yol bulmanız şart. Seks yap, meditasyon yap, sohbet et… Birçok yolu var ama sağlıklı ve mutlu hayat için birini bulmanız gerekiyor. Sevdiklerinle ilişki kurmakta bu yolların hiçbirini bulmazsan, o zaman yemeğe dönersin. Aşkı her zaman hepimiz arıyoruz. O aşkı başkasında bulamazsan, elinin ucundaki yemekte bulursun, çatalında bulursun.
■ Ömür uzadıkça ilişki süreleri de uzuyor. Bir evliliği 60 yıl sürdürmek kolay değil.
Aslında imkansız. Aynı kişiyle elli sene beraber kalmak imkansız ama o insan değişirse ve sen de değişirsen o zaman bir evliliği yeniletiyorsun. Ben mesela evliliğim süresince dört Lisa tanıdım. Sadece eşim değil ben de değişiyorum, gelişiyorum. Birbirini sürekli yeniden tanımak gerek, bunun için hep kendini yenilemelisin. Evleneceğim, elli sene beraber kalacağım, her sabah kalktığımda onu çok seveceğim, o beni çok sevecek, gündüzleri hiç kavga etmeyeceğiz… Yok böyle bir şey.
SABAH UYANIR UYANMAZ BUNLARI MUTLAKA YAPIN
OMUZ EGZERSİZİ: Önce omuzlarınızı beş defa arkaya, sonra beş kez de öne doğru dairesel hareketlerle çevirin. Bu kısa egzersiz stresle kasılan bölgelerinizi açacak, kan dolaşımınızı artıracak.
SU İÇİN: Hayatın kaynağı su… Sabah uyanır uyanmaz su içmek, sindirim kanalınızı gün boyu gelecek besin maddelerinin emiliminin sağlanması için harekete geçiriyor. Güne bir bardak suyla başlayın.
YOGA NEFESLERİ: ‘Pranayama' denilen bir yoga nefes egzersizi sizi güne açık bir zihin ve mutlu başlatır. Nefes alırken dörde kadar sayın ve verirken de yine dört saniye sayarak nefes alışlarınızı, verişlerinizle eşleştirin. Bu kadar basit!
DR. ÖZ ÖNERİYOR: MUTLU EVLİLİK İÇİN OLUMLUYA ODAKLAN
Olumluya odaklan: Biz de çok tartışıyoruz hatta kavga ediyoruz ama sonra neden birbirimizi sevdiğimizi hatırlıyoruz.
Kendi mutluluğunun sorumluluğunu al: Herkesi olduğu gibi kabul etmek durumundayız. Sonuçta kişisel mutluluğumuz ya da mutsuzluğumuz sadece başkalarına bağlı değil. Romantik olmak istiyorsan mumları sen yak.
Ortak tutkuların olsun: Eşinle paylaşabileceğin alanları bul ve geliştir. Aynı hedefe yürümek sevgiyi güçlendirir.
Saygı çok önemli: Yıllar sonra bile lütfen demek, teşekkür etmek önemli. Çünkü insan saygı duymadığı birini sevemez.
Fizik teması ihmal etme: Düzenli bir cinsel hayat iyi bir evliliğin de temeli. Üstelik ömrü de uzattığı kanıtlandı, en az 3 yıl…







YORUMLAR