En büyük muamma

Doğa, ona da Tanrı diyebiliriz, neden böyle bir yaratığı yok etmedi de çoğalmasına ve ilerlemesine izin verdi? Yoksa vermedi mi? Covid-19, esrarengiz ziyaretçi, iznimizin iptal edildiğini haber vermeye gelen bir ulak olabilir mi?

En büyük muamma

Doğa, ona da Tanrı diyebiliriz, neden böyle bir yaratığı yok etmedi de çoğalmasına ve ilerlemesine izin verdi? Yoksa vermedi mi? Covid-19, esrarengiz ziyaretçi, iznimizin iptal edildiğini haber vermeye gelen bir ulak olabilir mi?

En büyük muamma
02 Haziran 2020 - 12:55

En büyük muamma, yaşayan sayısız canlı arasında bir tanesinin, insanın, diğerlerinin neredeyse hepsini yok edecek bir güç kazanacak biçimde evrilebilmesidir.

Neden? Ne amaçla?

Aslında bu iki soru da saçmadır.

Veya saçma değilse bile kısıtlı beynimizle cevaplayabileceğimiz cinsten sorular değildir.

Kâinatın ve onun küçük bir parçası olan dünyanın, neden meydana geldiği kâinatın yaratıcısının, buna Tanrı da diyebiliriz, kendine sakladığı ve bilimin hiçbir zaman çözemeyeceği bir sırdır.

Bilim belki bir gün kâinatın nasıl meydana geldiğini açıklayabilir. Ama neden meydana geldiğini asla söyleyemez.

Söyleyebilmesi için kâinatın yaratıcısının kulağına fısıldaması, "Bu âlemi ben şu nedenle yarattım," demesi gerekir.

Bunu da fısıldamaz sanırım. Çünkü insanın sağır ve kör ve kalbinin mühürlü olduğunu biliyor.

Bir başka bilinmeyen, dünyanın neden canlılarla dolu olduğudur.

En küçüğünden en büyüğüne, her biri mucizevi özelliklere ve güzelliğe sahip olan sayısız yaratık dolduruyor yeryüzünü.

Ay veya trilyonlarca başka yıldız ve gezegen gibi boş ve ölü olabilecek iken dünya neden dirsek dirseğe yaşayan, yıldızlar kadar sayısız varlıkla doldu?

Ve neden bunlardan biri, insan, doğayı ve içinde yaşayan canlıları yok etmeye girişti?

Doğa, ona da Tanrı diyebiliriz, neden böyle bir yaratığı yok etmedi de çoğalmasına ve ilerlemesine izin verdi? 

Yoksa vermedi mi?

Covid-19, esrarengiz ziyaretçi, iznimizin iptal edildiğini haber vermeye gelen bir ulak olabilir mi?

"Neden" ve "ne amaçla" soruları anlamsızdır, aslında, çünkü bunlar kâinatın değil insanın söz varlığına ait kelimeler, insana ait meraklardır.

Kâinat onu meydana getiren kuralların toplamıdır. Kelimelerle konuşmaz. Kayırmaz, kendini sorgulamaz ve yargılamaz.

Bilebildiğimiz kadarıyla hayvanlar da böyledir: Ne varlıklarını sorgularlar ne de içinde yaşadıkları dünyayı.

Bilebildiğimiz kadar dedim ama diğer hayvanların ne düşündüğüne dair bilebildiklerimiz o kadar azdır ki hiçbir şey bilmiyoruz denebilir.

Kim her gece ayakucunda uyuyan kedisinin ne biçim bir yaratık olduğunu, ne düşündüğünü bilir? 

Ve kim bilebilir, her akşam bahçemdeki en uzun servinin tepesine tüneyen kargaların gün batımını izlerken yaşamı ve ölümü düşünmediğini?

Bilinmezlerle dolu bu dünyada nasıl yaşamalıyız?

İnsanın önündeki en büyük ve belki de tek önemli felsefi soru budur. Sadece insanın değil dünyadaki birçok başka yaratığın kaderi bu sorunun cevabı ile ilişkilidir.

Daha çok insanlar arasındaki ilişkilere bir düzen getirmeyi amaçlayan din kitaplarında bu sorunun cevabı yoktur. Veya cevabın tamamı yoktur.

Belli ki bu dinler, insanın insana zulmetmesini ve dünyayı hem kendisi hem de diğer yaratıklar için viraneye çevirmesini önleyemedi. 

Dünyaya verdiğimiz zararı tamir etmek, sorumlu ve yaradılıştaki her canlıya saygılı bir dünya yaratığı olmak için ne yapmalıyız, nasıl davranmalıyız, neye inanmalıyız?

Düşünmemiz gereken şeyler bunlardır.
Metin Münir

Metin Münir

[email protected]

Bu haber 367 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum