Erdoğan büyük tuzağa düştü

İlk sahuru, Trabzon'da üstadımızla birlikte yaptık. İlk teravihi de, burada birlikte kıldık. Kendilerine sonsuz teşekkürler.

Erdoğan büyük tuzağa düştü

İlk sahuru, Trabzon'da üstadımızla birlikte yaptık. İlk teravihi de, burada birlikte kıldık. Kendilerine sonsuz teşekkürler.

Erdoğan büyük tuzağa düştü
08 Mayıs 2019 - 10:49

Sahur yaparken, Atatürk düşmanı Mısıroğlu'unun öldüğü haberini aldık. Sofrada olunca, "sifon çekmeye gidiyorum" demek, uygun olmazdı.
"Toprağı bol olsun" demek bile içimden gelmediği için, "ateşi bol olsun" dedim. "Keşke Yunan galip gelseydi" diyen bu adamı, Türk bayrağına kim sardı bilmiyorum. Ama o bayrak davacı olur, haberniz olsun!
O tabuta Yunan bayrağı sarılmalıydı!
Sosyal medyada  yayınlanan bir videsosunda Mısıroğlu, "Atatürk'e zerre muhabbeti olan cenazeme gelmesin" diyor. Aynı videoda "Haydar Baş'tan önce ölürüm, cenazeme gelmesin" diyor.
Attığı iftiraralara, Hoş Geldin Atatürk, tokat gibi inince "cenazeme gelmesin" diyor. Sanki cenazesine geleceğiz. "Cenazene Yunanlar gelsin!" diyeceğim olmuyor. 
 Cem Karaca'dan dinleyin bence;
" Münkir münafıkın soyu/ Yaktı harap etti köyü/ Mezarına bir tas suyu/ Dökenin de..." 
Yanmaz kefenci, Mısıroğlu için "cennetlik" demiş. Sebebi de Ramazan'da ölmesiymiş. Ramazan, Müslümanlar için rahmet ayıdır. "Yunan galip gelseydi" diyen biri için, rahmet değil, azap ayıdır.
Ayrıca, kim demiş Ramazan'da öldü diye. Öyle bir şey yok. Aldığım duyumlar daha erken öldüğü şeklinde. Duyurusu, ramazana giriş saatinde yapıldı. Hatta bir kaç gün önceden öldüğünü söyleyenleri de demiyeyim.
Bu ülkede seçim yolunda ölülerin kullanıldığı, olmayan bir şey değil. Onca ölüyü seçimlerde kaldıranlar, bir ölüyü, neden seçim iptaline saklamasınlar! YSK'nin açıklaması, Mısıroğlu'nun ölüm günü yapılınca, olay çok sıradan oldu.
Ayrıca;
"Ölünün arkasında konuşulmaz" diyenlerin hiç biri, aynı şeyi Atatürk'ün arkasında akıl almaz iftira ve hakaretleri yapan bu adam için demediler. Onların yatacak yeri yok. Bu ülkede hiç bir ölü arkasında, bu kadar tepki olmadı.
Gavur ölüsü için bile "toprağı bol olsun" denir. Ektiğini, ölünce biçti Mısıroğlu.  "Zebanilere Nakşi tarikatının Halidiye kolundanım" dese de kurtulmaz.  Kendini yorma cübbeli-sarıklı zır-zevat!
Neyse...
İstanbul seçimleri iptal edildi. Erdoğan'ın açıklamalarından sonra, zaten başka bir şey beklenemezdi. Yanlız şu kadarını söyleyeyim: İstanbul'u kaybetmişlerdi, artık Türkiye'yi de kaybettiler!
İmamoğlu mağdurdu, daha da mağdur oldu. 
imamoğlu İstanbul'u almıştı, şimdi Türkiye'yi alacak.
Sayın Erdoğan'a bu aklı verenler, onu büyük bir tuzağa düşürdüler. İsterse bu yolu öneren damadı veya oğlu olsun.  Dilipak'ı  bile dinleseydi, bu tuzağa düşmezdi.
Erdoğan, gözleri bağlı bir halde, sağına ve soluna girmiş gizemli kişilerce, bir bilinmeze doğru götürülüyor sanki... "Sen de mi Brütüs" dediğinde, her şey bitmiş olacak. Ne diyelim, bir de ilahi adalet var.
En az 4 yıl iktidarda kalacaklardı bence artık  yıl değil, bir kaç ay sürmez giderler. Öcalan'ı avukatlarla görüştürdüler ve sanki Türkiye Öcalan'dan açıklama bekliyor. Seçimin iptal edildiği gün, Öcalan'dan YPG açıklaması geldi.
Ne pazarlıklar döndü, göreceğiz ama belli ki, HDP İstanbul için aday çıkartacak. İstanbul'un seçmen sayısı 1,5 milyon artarsa şaşmam. Bütün bunlara rağmen İmamoğlu kazanır. 
Bir şiir ile içeri girip "mağdur" olan Erdoğan, 17 yılda 82 milyonu mağdur etti. Yetmedi İmamoğlu'nu da mağdur etti. Bu da işin bir başka boyutu.
Bu arada, Gül ile Kılıçdaroğlu Kalamış Marina'da ne görüştüler. Kılıçdaroğlu'nun "Gül" sevdası, bir türlü bitmiyor. AKP içinde ne kadar Gül, ne kadar "diken" çıkar, bunu da hesaba katmak lazım.
AKP; ikiye, üçe, bölünürse, bunlar İstanbul seçiminde İmamoğlu'nu desteklerse, Erdoğan biter. Bir de, İstanbul seçimlerinin iptal edilmesi, beklenen büyük ekonomik çöküşü de getirirse, olacakları düşünemiyorum bile.
AKP gittiği için ekonomi çökmüyor. Ekonomi bittiği için AKP gidiyor. Yani her şey, ekonomiye endeksli. Tabi, işin S-400 boyutu var. Akdeniz ve Ege'de tehlikeli gelişmeler var.
Keşke, gerçekten dertleri "beka sorunu" olsaydı. Onların "beka" dedikleri, iktidarlarının bekası...
Oysa, tehlike Akdeniz'den geliyor diye bir hafta önce uyarmıştım. "NATO ipiyle Kıbrıs'ı boğacaklar" diye yazdım. Trump'la, hangi bekayı "müzakere" ediyorlar. Damat, ABD ile temasta diğerleri İngiltere ile...
Ne kadar acı...
Biri Osmanlı'yı parçalamış ülke, diğeri, Türkiye'yi parçalamak isteyen ülke...YPG'ye binlerce tır silah veren ülke... 
Bütün bunlara sebep olan sensin, ey vatandaş!
Kadir'in yanına kadar yolun var, ne diyeyim!
Yusuf Karaca
[email protected]

Bu haber 942 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum