Erdoğan'ın "Kürdistan" dediği yerde "kesin bir şeyler oluyor"

31 Mart seçim sürecinde Erdoğan'ın HDP’lilere yönelik, “Benim ülkemde Kürdistan diye bir bölge var mı? Kürdistan'da yaşamak istiyorsan, Irak'ın kuzeyinde var. Defol git oraya” sözleri unutulmamıştır herhalde.

Erdoğan'ın "Kürdistan" dediği yerde "kesin bir şeyler oluyor"

31 Mart seçim sürecinde Erdoğan'ın HDP’lilere yönelik, “Benim ülkemde Kürdistan diye bir bölge var mı? Kürdistan'da yaşamak istiyorsan, Irak'ın kuzeyinde var. Defol git oraya” sözleri unutulmamıştır herhalde.

Erdoğan'ın
18 Mayıs 2019 - 19:04

Erdoğan'ın “Kürdistan” dediği “Barzanistan” ile İmralı hattında son 4 ayda yaşanan trafiği özetleyelim.

Önce Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar 15-17 Şubat'ta Münih Güvenlik Konferansında, “PKK'yı hiçbir zaman terörist bir örgüt olarak görmüyoruz” diyen “Barzanistan”ın yeni başbakanı olması beklenen Mesrur Barzani'yle görüştü.     

Ardından Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal 4 Mart'ta Erbil'e gidip hem Mesrur Barzani, hem Neçirvan Barzani'yle bir araya geldi. 

Nisan sonunda ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Erbil'deydi. O da Neçirvan Barzani ve Mesrur Barzani'nin yanı sıra, 2003'te ABD'lilerin askerimizin başına çuval geçirmesinin “kameramanı” olan ve de PKK'yla “barışçıl çözümü” savunan Kubat Talabani ile görüştü.

İmralı hattındaki gelişmeleri biliyorsunuz;

8 yıl aradan sonra avukatları ile görüştü... Mektubu yayınlandı... Ve de avukat yasağı tümden kalktı...

Bir de İktidara yakın Akit TV yorumcusu Ali Tarakçı, MİT Başkanı Hakan Fidan'ın, terörist başı ile geçtiğimiz Cuma günü İmralı'da görüştüğünü öne sürdü. Tarakçı'nın söz ettiği günden bir gün önce Erdoğan, Fidan'ı kabul etmişti. Bu yüzden o iddianın doğruluğuna ihtimal vermiyoruz, ama takip edebildiğimiz kadarıyla yalanlayan da olmadı.  

Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Sedat Önal'ın Erbil ziyaretine dönelim. Ziyaretin ertesi günü Başbakan Neçirvan Barzani'nin Al Monitor'da bir röportajı yayınlandı. Bu uzun röportajdan sadece Barzani'nin iki soruya verdiği cevabı hatırlatalım.

Soru“Türkiye ile PKK arasında sıkışıp kaldınız gibi görünüyor. Önümüzdeki dönemin Başkanı olarak, Türkiye ile PKK arasındaki barış görüşmelerini canlandırmaya yardım etmek ister misiniz?” 

Barzani: Türkiye'nin meşru güvenlik kaygılarını anlamalıyız. Ancak, bu durum uzun bir süredir devam ediyor olsa da askeri olarak bu sorun tamamen çözülmez. Diyaloğun yeniden başlatılması gerekiyor. Şimdi Cumhurbaşkanı olan Sayın Erdoğan ile Başbakan olduğu dönemde barış ve diyalog atmosferinin oluşmasına katkıda bulunmak için görüşebildik. Diğer tarafı (PKK) da barış ve diyaloğun ileriye dönük tek gerçekçi yol olduğuna ikna ettik.

Soru: Siz halen PKK ile diyalog ve barış görüşmeleri yapılacağına inanıyor musunuz? Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın onlarla müzakere etmek istemediği görülüyor. Tutuklu PKK lideri Abdullah Öcalan'ın da bunun bir parçası olması gerekiyor mu?

Barzani: Amaç bu konuyu tam olarak çözmekse, bu grupların sürece katılması gerekiyor. Bunda şüphe yok. Öcalan anahtar muhataplardan biri olmalıdır.

İlgisi var mı bilinmez, ama işte Barzani'nin bu sözlerinden bir buçuk ay sonra İmralı'nın kapıları açıldı!

HÜDA-PAR ERBİL TEMSİLCİLİĞİNİN İŞLEVİ

“Barzanistan” merkezli bir başka gelişmeyi de dikkatlerinize sunalım.

Malûm HÜDA-PAR isimli bir parti var. HDP-PKK ile hemen hemen aynı şeyleri savunuyor. Farkı, İslâmi görünümlü olması. 

24 Haziran seçimlerinden önce Erdoğan, bu partiyle de ittifak yapmak için o zamanki Genel Başkan Zekeriya Yapıcıoğlu ile görüşmüş, ancak anlaşma sağlanamamıştı.

Sonrasında HÜDA-PAR'ın Genel Başkanı İshak Sağlam oldu. Yapıcıoğlu ise Genel Başkan Yardımcılığını üstlendi.

İşte Erdoğan'ın “defolun” dediği HDP'liler değil, ama Sağlam başkanlığındaki HÜDA-PAR heyeti 30 Nisan'da Erbil'e gitti ve Mesut Barzani'yle görüştü. Barzani'nin ofisi, “Görüşmede Türkiye siyaseti ve Kürt halkının bu ülkedeki mevcut durumu ile bölge ve dünyadaki son gelişmelerin ele alındığını, konuk heyetin de Kürdistan halkının haklarının sağlanması ve savunulmasındaki mücadeleye dikkat çektiğini, iki taraf arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde mutabık kalındığını” açıkladı. 

Hemen ertesi gün de HÜDA-PAR, yurtdışındaki ilk temsilciliğini Erbil'de dualarla açtı. Genel Başkan İshak Sağlam törende yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:

“Kürdistan, ümmetin ortasında bir coğrafya ve Kürtler de ümmetin belki merkezinde olan bir yapıdır. Bu vesileyle Kürdistan'ın önemli bir yeri var. Kürt meselesi hallolursa, ümmet coğrafyasında birçok sorunun da hallolacağına inanıyoruz. Kürtler, Türkler, Farslar ve Araplarla iç içe yüzyıllardan beri beraber yaşayan bir kavimdir. Ama maalesef 100-150 yıldan beri Kürtlerin sorunları, iç kargaşalar başladı ve bitmek bilmez bir şekilde devam etmektedir. Bu ilk temsilciliğimizin Kürdistan'da açılması bu sorunların çözümü noktasında bir katkı vereceğini ümit ediyoruz.”

“BAŞKAN YAPTIRMAYACAĞIZ” DEYİNCE İŞLER BOZULDU

Törene katılan isimlerden birisi de Erdoğan'ın, ittifak için görüştüğü Zekeriya Yapıcıoğlu idi. Burada “Kürdistan 24 TV”ye konuk olan Yapıcıoğlu, Mesut Barzani'yle görüşmeleri konusunda, “İnşallah bu görüşmelerimiz devam edecektir. Kürt meselesi, Türkiye ve Kürdistan Bölgesi arasındaki ilişkiler, güney ve kuzeydeki parti ve STK’ların ilişkileri ve daha birçok konu hakkında görüşüp bilgi alışverişinde bulunacağız” dedikten sonra AKP ve “Kürt sorunu”ile ilgili şu değerlendirmeleri yaptı:

“Kürt siyaseti adına konuştuklarını söyleyenler bile öyle bir dereceye gelmişler ki, adeta Kürt meselesinin kalmadığını, sorunun Türkiye'nin demokratikleşme sorunu olduğunu söylüyorlar. AK Parti de Kürt meselesini çözmekten uzaklaştı. Hatta Türkiye'de böyle bir meselenin olmadığını söylüyor. Neden bu seviyeye geldiler? Bunun birçok sebebi var. Bizler bu konuları AK Parti'ye söylüyoruz ve söylemeye devam edeceğiz. Samimiyetle bu konuyu çözmek istiyorlardı, fakat bu süreç yok oldu. Bu süreç yok olduktan sonra kimin isteğiyle olduğunu, bu aklı onlara kimin verdiğini bilmiyorum, ama HDP kendini başka bir noktaya çekti. 'Var olduğumuz sürece asla başkan olmana izin vermeyeceğiz' dediler. Ondan sora işler bozuldu. AK Parti, MHP’ye yaklaştı. AK Parti'nin sözleri de değişti. AK Parti, kendisinin kandırıldığını ve süreçten uzaklaşmak istediğini, eğer uzaklaşmazsa, MHP’ye yaklaşmazsa, iktidarı kaybedeceği fikrine kapıldı. AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da bu hakikati bir gün göreceğine inanıyorum. Bu meseleyi çözme konusuna geri dönecekler. Bu hakikati gördükten sonra bu meseleyi çözme konusunda güçlü bir irade gösterilmeli. Cesaret, samimiyet lazım. Çözümün siyasi ve barışçıl olması lazım. Silah ve savaşla olmaz. Ülkemizde devam eden 50-60 yıllık savaşta ne kazandık? Barış ve sulh iyidir. İlk önce de sulhu Kürtler için istiyoruz.”

“KÜRT SORUNUNDAN” ZİYADE TÜRK SORUNU VARMIŞ

HÜDA-PAR Erbil Temsilciliğine Abdussamed Yalçın atandı. Yalçın'ın, Barzani'nin yayın organı Rudaw'a yaptığı açıklamalar ise özetle şöyle: 

“Kürdistan coğrafyasıyla, halkıyla, kültürüyle, diniyle, yaşantısıyla tek parçadır. Kürdistan’ın güneyi, kuzeyi, doğusu ve batısı, suni sınırlarla Kürtlerin iradesi dışında birbirinden ayrılmış, parçalanmış ve farklı etnisitelerin etkisi altına girmiş olsa da aslında tek parça ve tek bir kültürdür.”

“Kürtlerin birliğini ve bütünlüğünü ve beraberliğini muhafaza etmek adına bütün siyasi partilerin el birliği yaparak, bu dört parçayı birleştirme ve sınırları ortadan ya kaldırma ya da silik hale getirme girişimlerinde bulunmaları gerekir. Biz de Kürtlerin hem yaşantısına hem dinine, birliğine hizmet etme düşüncesiyle Güney Kürdistan’da ofis açtık.”

“Mevcut Türkiye devleti ve hükümeti yanlışlarından vazgeçerse, Kürt sorunu çözülmüş olur. Faşist bir mantıkla, keskin bir dille, keskin, ayrıştırıcı, bölüştürücü, inkâr edici yaklaşımlarla eğer meseleye yaklaşmazsa, Türk Milletine, Türk kavmine baktığı gibi bütün insanlara yaklaştığı gibi yaklaşırsa Kürt meselesi çözülmüş olur. Biz Türk devleti, Türklere hangi hakları tanımışsa aynı hakları Kürt milletine de tanımalıdır diyoruz. Kürt milleti dışında Türkiye’de yaşayan bütün etnik bölümlere bu hakları tanımalıdır. Ama özellikle Kürdistan için bizim dile getirdiğimiz ve gerçekleştirmeye çalıştırdığımız husus şudur; Kürtler, Türkiye’nin asli kurucu unsurlarından bir olmalıdır ve Kürtçe ikinci resmi dil olmalıdır. Eğitim özellikle Kürdistan’da ana dilde yapılmalıdır.”

“Aslında biz şunu da diyoruz; Kürt sorunundan ziyade Türk sorunu vardır. Türklerin, Kürtleri kabul etmeme sorunu vardır.”  

Şu trafik ve açıklamalardan sonra AKP'nin Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz'un İstanbul seçimlerine ilişkin sözlerinden esinlenerek diyoruz ki;

“Oralarda hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oluyor.”

Müyesser Yıldız

Odatv.com

 

 

Bu haber 1468 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum