Geç kalmış bir istifa

Fikret Orman yedi buçuk yıl önce Demirören’in kulübü soktuğu çıkmazdan kurtarmak vaadiyle yönetime talip olduğunda büyük bir destekle iktidara gelmişti.

Geç kalmış bir istifa

Fikret Orman yedi buçuk yıl önce Demirören’in kulübü soktuğu çıkmazdan kurtarmak vaadiyle yönetime talip olduğunda büyük bir destekle iktidara gelmişti.

Geç kalmış bir istifa
26 Eylül 2019 - 08:23

 Hatta ben de en büyük destekçilerinden biriydim. Orman, Demirören’den hesap soracak, Beşiktaş’ın parasını artık hovardaca harcamayacak, borçları azaltacak, genç yeteneklerin ağırlıklı olduğu istikrarlı bir takım kuracaktı.
Sözler tam da Beşiktaş için çok istediğimiz güzellikteydi. Ne var ki uygulamada giderek tümüyle farklı bir yol izlendi. Daha doğrusu özünde bu yol yine Demirören döneminin sürekli pahalı transferlere dayanan menajerleri ve şöhret eskisi yaşlı futbolcuları zengin eden ama kulübü çökertecek bildik eski yoldu.
Sadece ilk yıl; Feda yılında zorunluluktan atılan iyi adımlar oldu. Ülkede ve yurtdışında kapsamlı futbolcu taramaları yapıldı, kendileriyle ön anlaşmalar sağlandı, bazıları takıma transfer edildi. Tabii çok düşük transfer bedelleriyle.
Kısa bir süreyi kapsasa da o doğru adımlar o kadar etkili olmuştu ki, ardı ardına iki yıl şampiyonluk getirdi. Hem de çok güzel futbolla. Feda yılı anlayışından uzaklaşılan her yıl bir önceki yılı arattı. Feda yılının izleri tümüyle yok edilince de gerçekler apaçık ortaya çıktı.

Stat yapmak büyük iş
Fikret Orman keşke stadı yaptıktan ve o iki yıl şampiyonluk geldikten sonra bir daha aday olmasaydı. Böylece tarihte sadece yaptığı bu güzelliklerle anılacaktı. Çünkü stadı eski yerinde hem de tarihi bir alanda yeniden inşa etmek hiç de kolay değildi. Şampiyonluklar da hiç şaibe olmadan oynanan güzel futbolla hak edilerek geldi. Başarı Avrupa’da da sürdü. Şampiyonlar Ligi’nde gruptan yenilgisiz lider çıkabilmek de hiç kolay değildi.
Ancak bütün bunların sürekli kendini yeniden üreten kalıcı bir yapıya dönüşmesi gerekiyordu. Şimdi anlaşılıyor ki Fikret Orman’ın bunu yapacak kapasitesi ve niyeti yokmuş. Baştan zorlamayla girdiği yoldan çok çabuk döndü ve bugünkü tablo ortaya çıktı. O bildik klasik kulüp yönetme biçimiyle de başka bir sonuç beklemek yanlıştı.

Mazeret çok
Şimdi elde altından kalkılamayacak kadar büyük borç ve enkaz bir takım var. Kaynaksızlık, çözümsüzlük, dolayısıyla umutsuzluk had safhada. Fikret Orman’ın ise kötü bir huyu var. Eleştiriler çoğalınca isim vermeden birilerini suçluyor, kim ve ne olduklarını söylemeden düşmanlardan ve sosyal medya kampanyalarından söz ediyor.
“Beşiktaş harap olduktan sonra” vereceğini söylediği istifası da öyle sosyal medyada birilerinin hakaret içeren sözleri ya da iki haftadır tribünlerin istifa tezahüratlarına bağlanamaz. Herkes ve en başta Beşiktaş Başkanı bilmelidir ki Beşiktaş Akaretler’den yönetilir, başka yeren değil.
Asıl neden şu: Kulüp o kadar büyük bir çıkmazda ki bunlar işin bahanesi olabilir ancak. Ha takım bu kadar kötü bir başlangıç yapmamış olsaydı belki ayrılma isteği biraz daha ertelenebilirdi ve sorunlar iyice kangren olurdu.

Kişi mi, akıl mı?
Asıl soru: Şimdi ne olacak? Bu enkazı kim kaldıracak? Beşiktaş kimliği yönünde nasıl sağlıklı bir yola girecek?
Artık şunu da öğrendik herhalde; paralı ama vizyonsuz başkanlar kulüplere hiç fayda sağlamıyor. Futbol kulübü yönetmek dünyanın en zor işi… Hele hep akıntıya karşı kürek çekme durumunda kalan Beşiktaş’ta.
Önemli olan bilgi, akıl, stratejik plan, kararlılık ve cesaret... Zaten şu anda akil Beşiktaşlıların üzerinde durmaları gereken de, şunun bunun ismi üzerinde toto oynamaktan çok, bu çıkmazdan ve çaresizlikten nasıl çıkılacağına dair düşünmeleri ve buna göre tavır belirlemeleri...

Cumhuriyet Gülengül Altınsay 


YORUMLAR

  • 0 Yorum