Geleceğin modası cinsiyetsiz giyim...

Dünyaca ünlü moda tasarımcısı ve görsel sanatçı Hüseyin Çağlayan, the Guardian Gazetesi’ne yaptığı açıklamalarda gelecekte cinsiyetsiz giysilerin modayı belirleyeceğini söyledi. "Vizyoner" olarak tanımlanan modacı, Chalayan markası ile cinsiyetten bağımsız bir koleksiyon yapmayı hayal ediyor.

Geleceğin modası cinsiyetsiz giyim...
21 Ekim 2020 - 10:01

Time dergisinin “İnsan vücudunun bilim, teknoloji ve doğa ile nasıl etkileşime girdiğine odaklanan bir vizyoner” olarak tanımladığı Hüseyin Çağlayan, the Guardian Gazetesi’ne verdiği röportajda cinsiyetten bağımsız giyim kavramından bahsetti. Çağlayan’ın cevapları, “Cinsiyetçi kalıplardan özgürleşen giysilerle dikkat çeken cinsiyetsiz modanın yükselişi mi?” sorusuna göz kırpar nitelikte.
 

İnovasyon, ihtiyaçlara yönelik yaratıcı çözümler süreci olarak tanımlanıyor. Bu yıl ellinci yaşını kutlayan Hüseyin Çağlayan, sadece bir modacı değil ancak etkin bir inovasyon insanı ve sanatçı olarak tanımlanıyor. Chalayan markası ile dünya çapında ün sahibi olan Çağlayan, the Guardian’a verdiği röportajda kendi yolculuğundan bahsetti ve modanın geleceği hakkında ipuçları verdi.
 

“Giyimi kadının güçlendirilmesi için bir araç olarak kullanmak”



“Evde konuşulan farklı diller, annemle babamın ayrılması, Londra ve Kıbrıs arasında sürekli seyahat ediyor olmak benim ilk yıllarımı tanımladı. Çok kültürlü bir geçmişe sahip olmak bir lütuf olarak tanımlanabilir. Bazı insanlar için kafa karışıklığı ve hayal kırıklığına uğramakla sonuçlanabilse de bu durum beni meraklı ve açık fikirli yaptı.”

“Annem ve babam ayrıldıktan sonra annem ve ailemdeki diğer kadınlar tarafından büyütüldüm. Hikayelerimi tasarım yoluyla anlatma ihtimali beni büyüledi; giyim-kuşamı kadınların güçlendirilmesi için bir araç olarak kullanmak… Ancak moda okuma olasılığı ulaşılmaz gibi görünüyordu. Bizimki gibi ataerkil bir toplumda imkânsız görünüyordu. Daha sonra, 16 yaşına geldiğimde Vogue’da Türk tasarımcı Rıfat Özbek’in Central Saint Martins Kolej’de okuduğundan bahseden habere rastladım. Kendi kendime düşündüm; neden ben yapmayayım?”
 

“Cinsiyetten bağımsız giyim, geleceğin ta kendisidir.”



"Moda okulu çılgın bir maceraydı. 1989'da hala tehlikeli, köhne ve doğal halinde olan Soho'daydık. Moda dünyasında bedeni gözlemlemek ve bedenin nasıl davrandığını görmek için sosyal olmanız gerekir. Her gece başkentteydik ve bu nedenle beş parasızdım. Bu da bana yaratıcılık sağlıyordu. Bugünlerde pek çok moda öğrencisi oldukça zengin. İşlerini yapmaları için başkalarına para ödüyorlar ve bu da yaratıcılığı engelliyor. Bu durum, moda kolejlerinin yalnızca gücü yetenler için erişilebilir hale gelmesinin bir sonucu..."
 

Çağlayan, Michael Segalov’a verdiği röportajda pandemi ile moda dünyası, ayrıca geleceğin modası konusundaki fikirlerini paylaştı;

“Cinsiyetten bağımsız giyim, geleceğin ta kendisidir. Yıllarca işimdeki geleneksel beklentiler beni kısıtsız olmaya getirdi; Feminenlik sadece kadınlar için değildir. Feminen giyim aynı zamanda erkekler içindir. Maskülen giyim sadece erkekler için değildir, aynı zamanda kadınlar içindir. Bugünlerde Berlin’de ders veriyorum ve yeni nesil tasarımcılar için bunun nasıl ikinci bir içgüdü olduğunu görüyorum. Zamirleri paylaşıyoruz ve ikili değerlerin ötesinde düşünüyoruz. Cinsiyetsiz tek bir koleksiyon yapmayı hayal edebiliyorum ve bu çok heyecan verici.”

 


 

“Tüm bu ürünlere ihtiyacımız var mı?”

“Adam kayırmacılık modayı öldürüyor. Aynı eski yüzler aynı eski işleri alıyor. İnsanlar sadece tanıdıklarına yardım ediyor. Bu çok bariz ve utanç verici, aynı zamanda da dehşet verici bir karmaşa… Pandemi bize düşünmek için bir ara verme şansı getirdi; Yarattığımız tüm bu ürünlere ihtiyacımız var mı? Modanın bu kadar düzenli olarak değişmesi gerekiyor mu? Ama aynı zamanda ilişkilerimizi daha sürdürülebilir hale getirmeliyiz.”
 

Çağlayan, öne çıkan başarıları dolayısıyla Britanya İmparatorluğu tarafından şövalyelik nişanı ile ödüllendirilmesi konusundaki sorulara da yanıt veriyor: “Britanya İmparatorluk Nişanı’nı kabul etme konusunda hiçbir pişmanlığım yok; Bunu ailem için yaptım. Benim çalışmalarım emperyalizmin sonuçlarını ve ondan arta kalan şeyleri gözler önüne getirdi. Ama bu ülke bana çok şey verdi: bir eğitim, başarı ve fırsat. Onur nişanını almak güven artırıcı bir şeydi ve ebeveynlerim için, resim yapmayı seven küçük çocuklarının onların hayal güçlerinin de ötesinde bir başarıya ulaştığı konusunda bir teyit oldu.”


Hüseyin Çağlayan’ın İlkbahar-Yaz 2020 Koleksiyonu, Batı ülkeleri tarafından sömürgeleştirilen çeşitli etnik gruplar arasındaki dans ve hareket üzerine bir çalışma olarak lanse edilmişti.
 

Michael Segalov’a verdiği röportajda Çağlayan, saçlarıyla ilgili soruya hem samimiyetle hem de tasarımcı gözüyle cevap veriyor: “Saçlarımı özledim. Eskiden uzun ve kalınlardı. Saçlarım inceldikçe onları gitgide kısaltmaya başladım. Sonunda da hiç kalmadı. Herhangi bir şey vesilesiyle saçlarımı şekillendirmeyi severdim. Üzerinde çalışacak bir şeyiniz olmadığında tek bir görüntünüz olur; kel. Bu gerçekten sıkıcı.”
 

Hüseyin Çağlayan kimdir? Hüseyin Çağlayan’ın hayatı…

Hussein Chalayan markasıyla dünya çapında ün sahibi olan tasarımcı Hüseyin Çağlayan, Kıbrıs Türkü asıllı Britanyalı moda tasarımcısı olarak tanınıyor. Çağlayan, 1970 yılında Kıbrıs, Lefkoşa'da doğdu. 1982'de ailesiyle birlikte İngiltere'ye göç etti. 1993'te Londra'da bulunan “Central St. Martins College of Art and Design”da Moda Tasarımı bölümünden mezun oldu. Mezuniyetinden iki yıl sonra Londra’da düzenlenen bir moda yarışmasında birinci olarak adını duyurdu. Giydirdiği ilk ünlü, şarkıcı Björk oldu. Yılın İngiliz Tasarımcısı ödülünü 1999 ve 2000 yıllarında olmak üzere iki kez kazandı. 2006'da Britanya İmparatorluğu Şövalyelik Nişanı ile ödüllendirildi. “Moda Vizyoneri” ödülü aldı. Yönetmen kimliğiyle de tanınan Çağlayan’ın ‘Absent Presence – Olmayan Varolma’ adlı filmi 2005’te 51.Uluslararası Venedik Bienali’nde, tasarımını da kendisinin gerçekleştirdiği Türkiye pavyonunda gösterildi.
 

Çağlayan, Türkiye’de de çok sayıda özel projede de yer aldı. 2012-13 sezonu için Mavi Jeans’e özel 20 parçalık bir koleksiyon hazırlayan tasarımcı; İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti programı kapsamında İstanbul Modern’de gerçekleştirdiği ve 16 yılda ürettiği çalışmalarının bir seçkisi niteliğini taşıyan “Hüseyin Çağlayan: 1994- 2010” adlı retrospektif sergisiyle de adından söz ettirmişti. Çağlayan, sergiyle ilgili olarak “Türkiye’de böyle bir sergi açmanın benim için en heyecan verici tarafı, genç kuşakla diyalog kurup, onları etkileyebilecek ve aynı zamanda birçok farklı disiplinden, farklı dünyalardan gelebilecek insanların ilgisini çekebilecek olması. Bu ülkenin nüfusunun büyük bölümü gençlerden oluşuyor ve bu serginin onlara esin kaynağı olmasından büyük mutluluk duyarım.” demişti. Çağlayan, 2000 yılında Time Dergisi’nin “21. Yüzyılın En Etkili 100 Yenilikçi İnsanı” listesinde yer aldı.
 

Lady Gaga’nın çok sevdiği baloncuklu elbise, ayrıca Michelle Obama’nın 2009 yılında İngiltere ziyaretinde tercih ettiği bluz Hussein Chalayan imzası taşıyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum