Gündemi sosyal medyaya bırakan ülke

Yeni dönem, televizyonla tanıştığımız dönemdeki gibi olmadığı gibi getirmekte olduklarından çok daha fazlasını bünyesinde barındırması nedeniyle bir o kadar da ürkütücü bir yanı bünyesinde taşımaktadır

Gündemi sosyal medyaya bırakan ülke

Yeni dönem, televizyonla tanıştığımız dönemdeki gibi olmadığı gibi getirmekte olduklarından çok daha fazlasını bünyesinde barındırması nedeniyle bir o kadar da ürkütücü bir yanı bünyesinde taşımaktadır

Gündemi sosyal medyaya bırakan ülke
04 Aralık 2019 - 10:04

Demokrasilerde dördüncü kuvvet olarak basına ilişkin söylemlerle büyümüş olan ve gazetenin gücüne tanıklık eden insanlar açısından bugün gelmiş olduğumuz nokta tam anlamıyla bir hayal kırıklığına işaret etmektedir. Her geçen yıl biraz daha fazla kan kaybeden yazılı basın açısından işler hiç de iyi gitmemektedir. Bu sürecin yaşanmasında bir taraftan teknolojinin yaratmış olduğu etki rol oynamaktayken diğer taraftan yazılı basının yaşadığı büyük dönüşüm etkili olmuştur. Görsellik her açıdan hayatlarımızı kökünden değiştirirken alışkanlıklarımızı da törpülemekte ve farklı eğilimlerin ortaya çıkmasına yol açmaktadır.

Enformasyon akışının hızlanması ve anlık iletiler ile sürekli olarak güncellenen durumlar sayesinde artık hiçbirimiz yaşananlar karşısında eskiden getirdiğimiz donanımlarımızla durumu idare edebilme gücüne sahip değiliz. Gazete sonrasında radyo ile başlayan ve ardından televizyon ile doruk noktasına ulaşan iletişim süreci açısından içinden geçmekte olduğumuz dönem adeta bir mucizeyi andırıyor. Her yeni iletişim aracı sonrasında bir önceki ile kurduğumuz bağlantı ortadan kalkmadı ancak şekil değiştirdi. Ancak şu an durum bir hayli farklı bir pozisyonda ilerlemekte ve yaşanan dönüşüm sadece haber alma biçimlerimizi değil aynı zamanda toplumsal hayatlarımızı da doğrudan etkilemektedir.

Bir zamanlar medyanın amiral gemisi olarak adlandırılan Hürriyet gazetesinde geçtiğimiz günlerde yaşanan gelişmeler sonrasında olup bitenin tebligatla işten çıkartmalara indirgenmiş olması kadar asıl öne çıkması gereken habercilik ögesinin medyadan sosyal medyaya doğru kaymış olmasıdır. Yaşanan olaylar karşısındaki tepkileri yaymanın yanı sıra tavır koyma ve etkide bulunma mecrası olarak artık medya değil sosyal medya ön plandadır. Uzun bir süredir gazetelerin satışları yerlerde sürünüyor ve bundan da önemlisi gazeteleri yaşananlar karşısında haber alabilme odağı olarak gören kitlede bir artış söz konusu değil. Bunun karşısında sosyal medya üzerinden yaşanan gelişmeleri yakından takip eden ve 'haberdar' olan bir kitlenin varlığı ise her geçen gün artıyor. İşte bu kitle, sosyal medya denilen mecra üzerinden dolaşıma soktuğu tepkiler üzerinden kolluk kuvvetlerinin yakalaması sonrasında adli merciler tarafından salınanların yeniden göz altına alınmalarına vesile olabiliyorlar.

Hatta bu durum bazen birkaç kez yaşanabiliyor ve her defasında söz konusu olaya ilişkin tepkiler daha da katlanabiliyor. Artık gündelik hayat içerisinde medyanın görmezden geldiği veya göstermemeyi tercih ettiği olaylara ilişkin de haberdar olabilme şansına sahibiz. Ancak üzerinde dikkatle durmamız gereken nokta belki de tam burası, çünkü gündemi belirlemenin yanı sıra olup bitenlerden haberdar olma durumumuzu da artık medya değil sosyal medya üzerinden gerçekleştiren bir ülke durumundayız. Bu durumun yaratabileceği sıkıntıları göz ardı etmeden ve farklı bir mecra olduğu gerçeğini de bilerek hareket etmek zorundayız.

Bir diğer örnek ise geçtiğimiz günlerde çok tartışılan termik santrallerin bacalarına filtre takılmasının iki buçuk yıl ertelenmesini içeren yasa tasarısı ile ilgili olarak yaşanan tartışma sırasında CNN Türk ekranlarından yapılan yayın ve yaşanan tartışmalardır. Bir taraftan haber içerisinde filtre takılması gerektiği vurgusu yapılırken diğer taraftan termik santrallerin çalışmaması durumunda yaşanacak ekonomik sıkıntılar üzerinden kamuoyuna uyarılarda bulunulmaktadır. Aslında ülkemizde çok sık yapılan ve yaşadıklarımızın insani, çevresel ve vicdani sonuçlarından ziyade ekonomi üzerinden temize çekilme işleminden ibarettir. Post truth çağında olan ve olması ihtimal dahilinde olan bitenler değil çoğu kez ekonomi üzerinden normalleştirilmek istenilenler gözümüzün içerisine sokulmaktadır.

Televizyon ekranlarından 'haber' adı altında okunan metine yakından bakıldığında da görülecek olan tam olarak budur ne yazık ki! İnsan sağlığı, temiz bir çevre bir başka ifadeyle sağlıklı bir ortamda yaşama hakkından ziyade çalışmayacak olan termik santrallerin yaratacağı kayıplar üzerinden var olan büyük resim tamamlanmaktadır. Böylesi bir haberi yapanların sosyal medya üzerinden tefe koyulmalarının ardından algı operasyonuna uğradık ve yanlış şekilde tanıtıldık gibi cümleler kurmaları ise zevahiri bile kurtaramadıklarını ortaya net bir biçimde koymaktadır. Üstelik bu örnek ülke tarihinde bir başka ilki de hep birlikte yaşamamıza yol açtı. Sayın cumhurbaşkanı kendi partisinin hazırladığı yasayı veto etmek suretiyle durumu bambaşka bir aşamaya taşımış oldu.

Termik santral haberi görsel ve yazılı medyanın adeta ölüm sunağına yatmaya doğru hızla yol almakta olduğunu da göstermesi açısından önemli bir örnek olarak tarihteki yerini alacaktır. Öte yandan bu iki haber alma mecrası adım adım kendi kendini imha etme yoluna doğru ilerlerken bir başka mecranın her geçen gün daha fazla güçlendiği bir dönemi yaşamaya başladığımızı da görmekteyiz. Sosyal medya ile birlikte milyonlarca insanın önünde çok ama çok daha farklı bir iletişim kanalı açılmış olduğu gibi, bu mecra ile birlikte hayatın içerisinde olup bitenler haber kanallarındaki az sayıdaki belirleyicilerden çok daha farklı bir çeşitliliği de beraberinde getirebilmektedir. Burada sıkıntı yaratan ise olanları aktarma yoluna gidenlerin kendi tarafgirlikleridir. Bu durum beraberinde bir taraftan kıyıda köşede kalan ve belki de gösterilmeyecek olanlardan da haberdar olmamızın önünü açarken öte taraftan zaman zaman kutuplaşmanın yaşanmasına da vesile olabilmektedir.

Bir başka ifadeyle sosyal medya denilen mecra genel anlamda medya olarak nitelendirdiğimiz ve matbuat geleneğinden getirilen haber alma özgürlüğünden farklı bir yerdir. Buraya gazete veya televizyon gibi bakamayız ve oradan gelenleri de aynı şekilde değerlendiremeyiz. Ülke olarak bizim için ilginç olan husus ise medyaya olan güven ve alakanın ortadan kalktığı bir dönemde sosyal medyaya olan teveccühün her geçen gün artıyor olmasıdır. Yaşadığımız pek çok örnek bu durumun olumlu olarak yansımalarını da bize göstermektedir. Ancak yine de içerisinde olumsuzlukları da barındırdığı gerçeğini aklımızdan hiç çıkartmamak zorundayız. Haberin ve haber kaynağının yer değiştirdiği, medyanın farklı bir boyutta konumlandırıldığı günümüz açısından sosyal medya ve orada olup bitenler, içinden geçmekte olduğumuz zaman dilimi söz konusu olduğunda çok daha fazla önem arz etmektedir.

Sosyal medya kontrol işlevine yükseltilmiş konumda bununla birlikte haber alma ve gerçekten ne/neler yaşandığına ilişkin olarak ise bize istediklerimizi verebilme gücüne sahip bulunmamaktadır. Bu vesile ile ülke olarak bir anlamda öğrenme özgürlüğümüzü de yok etmiş oluyoruz ve bundan sonra yaşayacaklarımız konusundaki belirsizlik çok daha yakıcı olacak gibi duruyor. Gündelik hayatımız, siyasal yaklaşımlarımız ve hepsinden önemlisi hukuk alanı bile sosyal medya üzerinden yeniden ve yeniden biçimlendirildiği bir döneme doğru koşar adım yol alıyoruz. Teknoloji geliştikçe medyaya olan ihtiyacımız artmıyor hatta tam tersine özgül durumumuz nedeniyle azalıyor. Buna karşın sosyal medya ile kurduğumuz münasebet ise her geçen dakika biraz daha kapsayıcı ve bir o kadar da boğucu bir nitelik arz etmeye başlıyor. Bu yeni dönem, televizyonla tanıştığımız dönemdeki gibi olmadığı gibi getirmekte olduklarından çok daha fazlasını bünyesinde barındırması nedeniyle bir o kadar da ürkütücü bir yanı bünyesinde taşımaktadır.
Ahmet Talimciler

Ahmet Talimciler

[email protected]

YORUMLAR

  • 0 Yorum