Ham hayaller ve acı gerçekler
Erdoğan ikinci tura büyük bir avantajla girecek. Bu koşullarda seçimin sonucunu değiştirmek için Millet İttifakı'nın toplumun geniş kesiminde ani bir algı sıçraması yaratacak yeni bir faktörü, gerçekçi bir hayali devreye sokması gerekiyor
Türkiye'de 20 yıldan beri iktidarda olan ve Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi'nin yürürlüğe girdiği 2018 yılından beri bir 'Tek Adam' rejimi kurarak ülkenin tek hakimi haline gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile hiçbir bakımdan ona benzemeyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu arasında heyecanlı bir seçim yaşadık geçen gece. Başta Anadolu ajansı olmak üzere Erdoğan'a destek veren kurumlar, devletin bütün olanaklarını kullanarak liderlerinin önde gittiğini kanıtlamaya çalışırken belli aralıklarla ekrana çıkan Millet İttifakı'nın sözcüleri Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ise sürekli olarak "Hiç merak etmeyin, Kemal Kılıçdaroğlu, yarın sabah Türkiye'nin 13. Cumhurbaşkanı olarak sizlere hitap edecek" mesajını tekrarladılar.
Bu hayalin gerçekleşemeyeceğini sonraki saatlerde öğrendik. Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimin ilk turunda rakibine üstünlük sağlamıştı, fakat seçimi kazanmak için gerekli olan yüzde 50+1 çoğunluğu elde edemediği için kimin cumhurbaşkanı olacağı 28 Mayıs'ta yapılacak olan ikinci turda belli olacaktı. Kılıçdaroğlu ekibinin ve bazı anketörlerin ısrarla savunduğu seçimi ilk turda kazanma umudu ise suya düşmüştü. Öte yandan Cumhurbaşkanlığı seçiminin yanı sıra yapılan parlamento seçimlerinden de iktidar cephesi, yani Cumhur İttifakı kazançlı çıkmıştı.

Toplumun algıları belirleyici oluyor
Seçim sonuçları toplumun geniş kesiminin olaylara bakışının ve algı düzeyinin, seçmen tercihlerinin belirlenmesinde en önemli faktör olduğunu bir kez daha ortaya koydu. 20 yıldır ülkeyi yöneten Erdoğan ve ekibinin bu konudaki deneyiminin onlara önemli bir avantaj sağladığı seçim sürecinde bir kez daha anlaşıldı.
- Erdoğan, özellikle Batı dünyasında Türkiye'ye ve Türkiye halkına zarar vermek için fırsat kollayan etkili çevreler bulunduğunu belirterek ve bu tehdide karşı durmanın önemini vurguyalarak ve bu duruşu ancak kendisinin sergileyeceğini ifade ederek puan toplayabiliyor. Savunma amaçlı yatırımları bu amaçla kullanabiliyor ve toplumu etkileyebiliyor.
- Erdoğan, Türkiye'nin ekonomideki başarısını çekemeyen dış çevrelerin bunu baltalamak için yoğun çaba harcadığını ileri sürerek, ekonomimizdeki temel sorunun kendi ısrarıyla izlenen faiz ve para politikaları olduğunu örtbas etmeye çalışıyor.
- Bu politikaların sonucu olan azgın enflasyon Türk Lirası'nı değersiz hale getirirken ve iş ahlakını bozarken buna seyirci kalıyor. Türkiye'de bir fiyat anarşisi yaşanıyor.
- Bu da ülkemizin bir döviz krizine sürüklenmesine ortam hazırlıyor.
Bu listeyi kolaylıkla uzatabilir, ekonomimizin nasıl bir çıkmaza doğru sürüklendiğini ve Türkiye için en büyük riskin bu olduğunu ortaya koyabiliriz. Ancak bunu yapabilmek için geniş kesimin bu sorunların gerçek nedenlerini algılamasını sağlamak gerekiyor.
Bunu yapmadan geniş kesimi farklı bir seçenek aramaya ikna etmek kolay değil. Baharın geleceğini vaat etmek kolay ama inandırıcı olmak zor. İktidarın seçim öncesinde dar gelirli kesimlere devlet kesesinden cömertçe ücret artışları ve bedava doğalgaz sağlaması bu kesimlerin oy tercihlerini etkileyebiliyor ama bir yandan da ekonomimizdeki sorunları daha da büyütüyor.
İkinci turda umut var mı?
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın toplumun nabzını tutma ve ona göre şerbet verme konusunda çok deneyimli olduğu bir gerçek. Bulunduğu konum da ona geniş olanaklar sağlıyor. Bu nedenle ikinci tura büyük bir avantajla girecek. Bu koşullarda seçimin sonucunu değiştirmek için Millet İttifakı'nın toplumun geniş kesiminde ani bir algı sıçraması yaratacak yeni bir faktörü, gerçekçi bir hayali devreye sokması gerekiyor.







YORUMLAR