İnsanların Evrimi Durdu mu, Yoksa Evrimleşmeye Devam Ediyor Muyuz?

Doğal Seçilim, evrimin ve doğanın kendisi gibi değişkendir. Zamana ve mekana bağlı olarak seçilim baskıları değişmekte, buna bağlı olarak da evrimin gidişatı yön değiştirmektedir.

İnsanların Evrimi Durdu mu, Yoksa Evrimleşmeye Devam Ediyor Muyuz?

Doğal Seçilim, evrimin ve doğanın kendisi gibi değişkendir. Zamana ve mekana bağlı olarak seçilim baskıları değişmekte, buna bağlı olarak da evrimin gidişatı yön değiştirmektedir.

İnsanların Evrimi Durdu mu, Yoksa Evrimleşmeye Devam Ediyor Muyuz?
04 Kasım 2019 - 09:48

Bu yazı, İnsanın Evrimi yazı dizisinin 10. yazısıdır. Dizinin ilk yazısına gitmek için buraya, dizideki tüm yazıları görmek için buraya tıklayınız. Yazı dizileri, EA Akademi'nin bir parçasıdır.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için giriş yapın veya kayıt olun.

İnsanların evriminin devam edip etmediği, evrimin mekanizmalarının insanlar üzerinde halen işleyip işlemediği, işliyorsa insanın ne çeşit bir evrimsel süreçten geçtiği, bu sürecin diğer hayvanlarla benzer mi yoksa farklı mı olduğu gibi sorular, evrimsel biyolojiye ilgi duyan insanların en sık sordukları sorular arasındadır. Bu makalemizde, konuya etraflıca bir bakış atacak ve insan evriminin günümüzdeki süreçlerine dair bilimin elindeki verileri sizlere aktarmaya çalışacağız.

İlk olarak, böyle bir sorunun neden akıllarımıza geldiğine dair temel bir gerçeği irdeleyerek başlayalım: Evrim tarihinde şimdiye kadar, bildiğimiz kadarıyla, evrimin kurallarını ve vahşi doğadaki normal işleyişini bozan veya en azından aksatan, ona çeşitli şekillerde bilinçli veya bilinçsiz olarak müdahale etmeyi başaran ve bunu yaparken kendi evrim hızına etki edebilen tek bir canlı evrimleşmiştir: İnsan (Homo sapiens). İnsanın bu sıradışı becerisinin temel kaynağında ise, yine evrimsel sürecin son derece kıymetli ve ilgi çekici ürünlerinden birisi olan beyin ve bir organ olarak beynin evrimleşmesi süreci sırasında birer yan ürün olarak ortaya çıkan algı, zeka, düşünce, bilinç, farkındalık gibi olgular yatmaktadır. Beynin evriminin detaylarını diğer makalelerimizde detaylıca işlemiştik; dolayısıyla burada tekrar değinmeyeceğiz. Lakin bilinmelidir ki, beynin yapısal özellikleri karmaşıklaşıp özelleştikçe, bizim genel olarak "zeka" diye tabir ettiğimiz üst düzey bilişsel fonksiyonların doğası da karmaşıklaşmakta ve özelleşmektedir. Bu bakımdan insanın (ve insan beyninin) evrimi son derece ilgi çekici olsa da, pek de "inanılmaz", "olağanüstü" ya da "akıl almaz" değildir.

Zekamızın bir önemli sonucu, doğaya diğer tüm canlılardan çok daha aktif bir şekilde hükmedişimiz olmuştur. Bu hükmetme çabasının sonucundaysa kendimizi vahşi doğadan büyük oranda soyutlamayı başarmış ve bir tür olarak doğanın biyolojik yasalarının önemli bir bölümünden kısmen de olsa muaf olmayı başarmışızdır. Örneğin "av-avcı ilişkisi" dediğimiz temel ekolojik ilişkiler artık insanlar için pek geçerli değildir; zira bizi avlayabilecek pek bir hayvan kalmadığı gibi, dilediğimiz takdirde hiçbir vahşi hayvanı ömrümüz boyunca görmeksizin yaşantılarımızı sürdürebiliriz. Keza artık avlarımız peşinde koşmak yerine, manav ve marketlerden dilediğimiz her şeye erişebilmekteyiz. Bu bakımdan, ekolojinin en temel mekanizmaları bile insan türü üzerindeki etkisini yitirmiş ya da çok daha farklı yollardan etkilemeye başlamıştır.

Tür olarak etkisini kırmayı başardığımız en önemli doğa yasası ise evrimdir. Av-avcı ilişkisi ve buna benzer diğer vahşi yaşam mücadelelerinin türümüzün önemli bir bölümü için kısmen etkisiz hale geldiği için, evrimin itici gücü olan seçilim mekanizmaları, özellikle de Doğal Seçilim'in gücü de türümüzün üzerinde oldukça zayıflamıştır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum