Kaç seçimi kaybettirdiler böyle

Mevziye girmek, siyasi olarak geri tutum almak, esas davayı gözden kaçırmak değildir. Emperyalizme karşı açılan mevzide halkla buluşup, onları saflara kazanmaktır.

Kaç seçimi kaybettirdiler böyle

Mevziye girmek, siyasi olarak geri tutum almak, esas davayı gözden kaçırmak değildir. Emperyalizme karşı açılan mevzide halkla buluşup, onları saflara kazanmaktır.

Kaç seçimi kaybettirdiler böyle
07 Mayıs 2019 - 10:02

Neo-liberalizme karşı İspanya'da başlayan muhalif politik harekete “Indignados” (Öfkeliler) adı verildi. (Ki bu muhalif hareket, Gezi Direnişi gibi dünyada birçok eyleme öncü oldu.)

Tarih: 11 Mart 2014.

Muhalif “Indignados” hareketi “öfkeyi” siyasi harekete dönüştürdü parti kurdu: “Podemos” (Yapabiliriz)

İlk gün 100 bin kişi üye oldu. Bugün üye sayısı yarım milyonu aştı. 2015-2019 yılları arasında yapılan üç genel seçimde oylarını sürekli artırdı. Son seçimde yüzde 14.3 oy aldı.

Podemos'un başında siyaset bilimci bir akademisyen var; 41 yaşındaki Pablo Iglesias.

Annesi, sendika avukatı…

Babası, tarih öğretmeni; Fransa'daki 68 Kuşağı eylemlerinden etkilenerek kurulan Devrimci Antifaşist Yurtsever Cephe (FRAP) üyesi.

Dedesi, faşist Franco'nun ölüme mahkum ettiği İspanyol Sosyalist İşçi Parti (PSOE) üyesiydi.

Pablo Iglesias, 21 yaşında İspanya Komünist Gençlik Birliği (UJCE) üyesi oldu.

Podemos lideri Iglesias, gerek makalelerinde, gerekse konuşmalarında sık sık bir kişiden alıntı yapıyor: İtalyan Marksist Antonio Gramsci (1891-1937).

Niye?

Gramsci ne demişti?

HALKLA KUCAKLAŞMAK

Pablo Iglesias, kaleme aldığı “Mevzi Savaşı ve Politik Strateji” başlıklı son makalesinde yine Gramsci'den alıntı yaptı. Ondan farklı toplumsal katmanlar tarafından kabul gören “hegemonik söylemler” yaratmanın, stratejik önemini kavrayan ilk kişi olarak bahsetti.

Gramsci, “hegemonya” tartışmasını, sistem karşıtı mücadelelerin farklı zamanlarda, farklı biçimler aldığı fikri üzerine kurdu.

Gramsci, solcuların ülkelerindeki mücadeleyi nasıl yürütmeleri konusunda önemli tezler ortaya attı; kavramlar üretti. Yanıtını aradığı şuydu; güçlü örgütlü yapı ve kitle desteğine rağmen sol partiler Avrupa'da neden yenilgiye uğradı?

Ona göre faşizm; toplumdaki yerleşik milli gelenekleri, geçmişten gelen dini- kültürel kurum ilişkilerini kullanarak yoksulların desteğini alıyordu.

“Bu sebeple” dedi Gramsci; solcular, sadece emek-sermaye davasına kilitlenip kalmamalı, yığınların milli kültürel taleplerine de sahip çıkmalı…

Halk içinde destek- rıza yaratarak politikalarına meşruiyet kazandıran faşist ülkelerde mücadelenin esas yöntemi; halkla ortak hareket ederek bilinçleri değiştirerek yığınları kazanmak olmalı…

Gramsci, entelektüel ve ahlaki önderliği ele geçirmenin önemini belirtti. Evet, farklı güçlerle ittifak ve uzlaşmalar gerçekleştirmek için sol kendi dışına çıkmalıydı. O, bu sosyal güçlerin birliğine -Fransız filozof Georges Sorel'den aldığı kavramla– “tarihsel blok'” dedi.

Rızanın altyapısını oluşturan/halk içinde kök salan bu mücadeleye “mevzi savaşı” adını verdi.

Gelelim bu uzun girişi neden yaptığım konusuna:

KIRIK PUSULA

Emperyalist baskı karşısında…

“Türkiye ittifakı desteklenmelidir” dedim.

Yer yerinden oynadı. Ah bu seçkinci kibirli kafalar; kaç seçimi kaybettirdiler böyle? Daha dün Ekrem İmamoğlu'na bile dudak bükmediler mi?

Bak arkadaş!

O mevziye gireceksin!

Mevziye girmek, siyasi olarak geri tutum almak, esas davayı gözden kaçırmak değildir. Emperyalizme karşı açılan mevzide halkla buluşup, onları saflara kazanmaktır.

Söylesene…

O, ortak ruh halini paylaşmadan/kader birliği yapmadan halkın güvenini nasıl kazanabilirsin? Ve zaten hep bundan kaybetmiyor muyuz?

Bunca yıldır savunduğun bedeller ödediğin anti emperyalist çizginden, “kimi kişi-kişiler geldi” diye vaz mı geçeceksin? Aksine tüm toplumsal güçlerle birleşeceksin. Her türlü sorumluluğu alıp Türkiye'yi savunacaksın…

Sahi…

“Tarihsel blok” partiye-iktidara “katılmak” değil; “ortak faydada” buluşmak değil mi? Politik mevziler-ittifaklar “kişi” ile değil; halk ile kurulmaz mı?

Hiç durağan olmayan siyaset, “somut durumun somut tahlilini yapmak” değil mi?

Pusulanı mı, kılavuzunu mu kaybettin?

Emperyalist kıskacı görmezden gelip, “Türkiye İttifakına” dudak bükerek millet ile kucaklaşma sağlanabilir mi? Görmüyor musun; kendini beğenmiş kafalar “bizi” kaç yıldır mevzisiz bırakıyor?

Sürekli “ama Erdoğan” diyerek yığınları kazanabilir misin?

Evet arkadaş…

Entelektüel birikime ihtiyacımız var.

Siyasal stratejiye ihtiyacımız var.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

Odatv.com

 

 

Bu haber 202 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum