Kaftancıoğlu’nun İmamoğlu'ndan beklediği cevap bu değildi"

İmamoğlu'nun kampanya direktörünün çıkardığı kitap partili/kampanyancı tartışmasının fitilini ateşledi

Kaftancıoğlu’nun İmamoğlu'ndan beklediği cevap bu değildi"

İmamoğlu'nun kampanya direktörünün çıkardığı kitap partili/kampanyancı tartışmasının fitilini ateşledi

Kaftancıoğlu’nun İmamoğlu'ndan beklediği cevap bu değildi
09 Kasım 2019 - 10:03

Karar yazarı Akif Beki, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yerel seçim sürecinde kampanya direktörlüğünü yapan Necati Özkan’a gösterdiği sert tepki değerlendirdi. İmamoğlu'nun tartışmanın ardından söylediği sözleri hatırlatan Beki, "Bahse girerim, Kaftancıoğlu’nun beklediği cevap bu değildi" dedi.

Kaftancıoğlu, Özkan’ın yazarlığını üstlendiği, "Kahramanın yolculuğu" kitabı için "Yalan, yanlış ve eksik verilerle genel merkez iradesinin, CHP örgütlerinin ve İstanbul ittifakının emeğine hiç kimse saygısızlık edemeyecektir" tepkisini göstermişti. 

TIKLAYIN: Kaftancıoğlu’ndan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kampanya direktörüne sert 'kitap' tepkisi: Yalan, yanlış, eksik...

Beki, İmamoğlu'nun da dahil olduğu tartışmayı Karar'daki yazısında değerlendirdi. Beki, "Canan Kaftancıoğlu’nun kavgası" başlıklı yazısında şunları kaydetti:

İmamoğlu’nun kampanya direktörü Necati Özkan, ‘İstanbul zaferi’ üstüne kitap yazmış, CHP İl Başkanı Kaftancıoğlu da sert çıkmıştı.

Kitap, “Kahramanın Yolculuğu” adını taşıyor.

Tartışmaya İmamoğlu da katıldı. Ama kitabın sadece başlığına şu şerhi düşerek gerisini onayladı: “Her ne kadar beni kahraman diye tanımlasa da ben kendimi öyle tanımlamıyorum. İnsan kendine kahraman dememeli. Ben sadece bir başlangıca imza atmış, daha büyük hizmetlere imza atmak isteyen bir belediye başkanıyım.”

Bahse girerim, Kaftancıoğlu’nun beklediği cevap bu değildi.

Daha önce Özkan da aldığı tepkiye şu karşılığı vermişti: “Konu nedir, nasıl gelişti bilmiyorum ama sayın il başkanı Canan Hanımı severim, takdir ederim. Meselenin ne olduğunu bilmiyorum. İnşallah öğrenirim, varsa o yanlışlığının ne olduğunu daha iyi kavrarım...”

Havayı yumuşatıyor ama Kaftancıoğlu için tatminkar mı, yatıştırır mı, keser mi, sanmıyorum.

Neydi Kaftancıoğlu’nun sıkıntısı: “Kahramanın hikayesini yazıyorum diyerek kahramandan daha çok kendilerini kahramanlaştırmaya çalışan profesyoneller bilsinler ki; yalan, yanlış ve eksik verilerle Genel merkez iradesinin, CHP örgütlerinin ve İstanbul ittifakının emeğine hiç kimse saygısızlık edemeyecektir.”

Kitabı okudum, size de öneririm, üzerinde konuşmaya değer...

Okurken tartışmaya ilişkin de şu kanaate vardım: Herkes kendi zaviyesinden haklı.

Özkan’ın dediği gibi kitap, nasıl planlandığından hangi stratejiyi izlediğine, kazandıran kampanyanın mutfağı, kurgusu ve tatbikatına odaklanıyor.

Siyasal iletişime getirdiği yeniliği, farklılığı, katkıyı meraklıları için arka planıyla kayda geçirme derdinde.

Ders olarak çalışmak isteyen profesyonellere derli toplu sunumdan başka bir iddiası yok. Bunu da gayet iyi başarıyor aslında.

Yararlandığımı söylemezsem olmaz. İyi ki kaleme alınmış bu deneyim.

Zaferi tek başına sahiplenme ya da kendine mal etme çabası sezmedim kitapta. Kendi payına düşenle ilgileniyor. Fazlasına göz diktiği izlenimi edinmedim.

CHP ve İYİ parti liderleriyle kadrolarının zaferdeki payından da bahis var kitapta.

Yine de teşekkürler takdirler havada uçuşurken, bu konuda hiçbir cimrilik gösterilmezken...CHP ve İYİ parti il başkanlarının hakkının tesliminde yeterince cömert davranılmadığı inkar edilemez.

Ekipteki pek çok sahne gerisi aktör ismen anılarak öne çıkarılırken aynı kadirşinaslığın kasten kendileri ve parti teşkilatlarından esirgendiği alınganlığı, buradan çıkmış olmalı.

Maruz kaldığı öfkenin nedenini ve nereden çıktığını anlamaya çalışıyor Özkan. Bu eleştiriyi hiç ummadığı, hesaba katmadığı ve hak da vermediği şaşkınlığından belli.

Hazırlıksız yakalandığına göre, kitabın altında bir hinlik, ince hesap ve tasarlanmış art niyet aramamak gerekir. Belki en fazla ihmal ve düşüncesizlikten söz edilebilir.

Başarı ve ödülün adil dağıtılmadığı algısından kaynaklanacak bir dışarda bırakılmışlık ve haksızlık duygusu önlenebilir miydi, bence evet.

Bu isyan patlamadan bastırılabilirdi. Hadi öngörülemedi, sonrasında büyümeden gidermek de mümkündü.

Kaftancıoğlu’nun neye patladığını anlamak zor değil. Kavgasını çaldırmama, emeğine sahip çıkma, hakkını yedirmeme kıskançlığının kıymetini ancak zaferini çaldıranlar, kavgasını elinden kaptıranlar bilir.

Zafer ve övgüyü paylaşmaya gelince çırak çıkarılmış malul ve emekli siyasetçilere sorun, yaşamayan ne bilsin bu krizi!

Vaktinde onarmak yerine sıvayla kapatılan çatlaklar çok baş ağrıtır, siyaset tarihimiz bunun güncel ve ibretlik örnekleriyle dolu.

Meşhur mafya repliğinde en veciz ifadesini bulduğu üzere, üleşeceksiniz vesselam.

YORUMLAR

  • 0 Yorum