Muhalefeti boğmak için ABD'nin verdiği meşruiyet yetmedi
Gazeteci Fatih Ergin’in, yeni çıkan “27 Mayıs İhtilali ve Gizli Lideri: Bay Gölge” adlı kitabından bahsetmiştim... Fatih Ergin, Türkiye ile ABD arasında 5 Mart 1959’da imzalanan, Resmi Gazete’de yayınlanan Güvenlik ve İşbirliği Anlaşması’nın birinci maddesinde, "ABD Hükümeti, talebi üzerine, Türkiye Hükümetine yardım etmek için silahlı kuvvetlerin kullanılması da dahil olmak üzere ABD Anayasası’na uygun gerekli her türlü harekete girişecektir." denildiğini belirterek “Bu anlaşmayla ABD’ye, Türkiye’ye silahlı müdahale yetkisi verilmişti... 16 Mayıs 1960 tarihinde yürürlüğe giren bu anlaşma, cumhuriyet tarihindeki utanç vesikalarından biridir. Demokrat Parti Hükümeti, iktidarda kalabilmek uğruna, gerekirse muhalefeti ABD ordusuna boğdurmak için böyle bir anlaşmaya imza atmıştı.” diyor.
***
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise Antalya'daki toplantıda monarşi rejimini öven ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’a tepki göstererek, “Monarşiden sonra demokrasiyi getiren Atatürk’ün kurduğu ülkede, monarşiyi övmek hadsizliktir. Bu vakitten sonra Tom Barrack’ı istenmeyen insan ilan ediyoruz. Persona non grata’dır. Özür dilemedikçe bir dakika daha bu görevi yapamaz” dedi.
Özgür Özel daha sonra da Türkiye'de yaşananların "çok büyük bir emperyalist projenin bir parçası" olduğunu ifade etti. Özel, “Benim suçum, Amerika’nın İsrail’in bölgede planladığı düzene ve nizama uyum gösterecek makul bir aktör olmayı reddetmek." diye konuştu...
Özel'in bu açıklamaları sosyal medyada "Emperyalist proje olduğuna inanmaya yeni mi başladınız? Bu süreç, siz o Öcalan komisyonuna girmeseniz yürümezdi! Sorumlusunuz!" eleştirileriyle karşılandı.
AKP iktidarı ise ana muhalefeti şimdilik ABD ordusuna boğdurmasa da siyasallaştırdığı yargı sayesinde parçaladı.
***
Yolsuzluk söz konusu ise rüşvet aldıkları ortaya çıkan ve istifa eden dört bakan hakkında soruşturma bile açılmadı! Halk Bankası davasını, Erdoğan'a karşı şantaj amacıyla Demoklesin kılıcı gibi yıllarca elinde tutan ABD yönetimi, sonunda AKP iktidarıyla uyum içinde bu davanın düşmesini sağladı. Halk Bankası davasının düşürülmesi, ABD Başkanı Trump'ın, Tom Barrack'a, "Erdoğan'ın neye ihtiyacı var? Meşruiyete... Biz de ona ihtiyacı olanı verelim..." demesinden sonra karara bağlandı.
Daha önce de katıldığı bir yayında konuşan ABD'li Senatör Chris Murphy, "Bildiğiniz üzere, Türkiye'de muhalefete karşı büyük bir baskı var. Muhalefet liderini (Ekrem İmamoğlu) hapse atma kararının Donald Trump ile yapılan bir telefon görüşmesinden sonra yapılması tesadüf değil. Muhtemelen Trump tarafından onaylandı ve yeşil ışık yakıldı" demiş, bu iddiayı yalanlayan olmamıştı...
Şimdi sıra Özgür Özel'i ve ekibini tutuklamaya geldi. Haklarında fezleke hazırlanmasının sebebi budur.
***
Gazeteci Can Ataklı, tam da bu konuda, "Trump Erdoğan’ı niye bu kadar övüyor? ‘Başından beri birlikte çalışıyoruz’ diyor. Peki ne yaptı? İran’ı mı ikna etti, Amerika’ya anlaşma konusunda baskı mı yaptı, İsrail’e mi bir şey yaptı? Bilmiyoruz…
Demek ki henüz bitmemiş bir şey var.
Erdoğan müttefik arıyor, bir sıkıntısı var belli.
Trump gibi küstah bir adam Katar’ı, Zelenski’yi, AB’yi paçavra gibi yaparken Erdoğan’a toz kondurmuyor.
Halkbank davası birden bitti…
Ne verdik de bitti? Erdoğan'ın kamuoyuna açıklayamadığı ne gibi bir taviz verildi?" diye sordu.
***
Bu arada Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın, Trump'ın bitmek bilmeyen Erdoğan övgüleri devam ederken, Moskova'da Lavrov ve Putin ile görüşmesi, Erdoğan'ın Trump'a güvenmediğini göstermektedir. Putin ise görüşmeden sonra “Ülkelerimiz arasındaki ilişkiler dostane bir nitelik kazandı ve giderek daha fazla yeni içerikle doluyor. Bu, büyük ölçüde ve öncelikle Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın tutumundan kaynaklanıyor. Ona en içten selamlarımı iletmenizi rica ederim.” dedi.
Putin ayrıca, “Dünyanın iki süper gücü. ABD ve Rusya… İkisi de Türkiye’yi yanlarında görmek istiyor. İkisi de Erdoğan’ın bölge ve dünya için öneminin farkında. Şöyle bir konjonktürde Avrupa Parlamentosu'nun raporuna bel bağlayanlar bir kez daha düşünsün derim” ifadelerini kullandı.
Putin, Rusya’da kendi muhalefetini boğduğu için Türkiye'deki ana muhalefetin, iktidar tarafından boğulması konusuna hiç girmedi...
***
Demokrat Parti Hükümeti, iktidarda kalabilmek uğruna, gerekirse muhalefeti ABD ordusuna boğdurmak için ABD ile anlaşma imzalamıştı... AKP iktidarına ise ABD'nin meşruiyet vermesi yetmiyor, Rusya'dan da destek alıyor...






YORUMLAR