Mustafa Kemal görev verilmese de gidecekti

“Ben bu kitabı karşıdevrimcilerin yalan dolan, saptırma ve yanlışlarına karşı bir yanıt olması için yazdım” diyen 'Samsun'dan önce Bilinmeyen Altı Ay' kitabının yazarı Alev Coşkun, her 19 Mayıs’ta gündeme getirilen iddialara yanıt verdi:

Mustafa Kemal görev verilmese de gidecekti
18 Mayıs 2020 - 12:16 - Güncelleme: 18 Mayıs 2020 - 19:34

- Mustafa Kemal neden Savaş Bakanı olmak istiyordu, Vahdettin neden kabul etmedi?

- Mustafa Kemal’e geniş yetkileri kim verdi, Osmanlı Devleti’nin Genelkurmay İkinci Başkanı Diyarbakırlı Kâzım (İnanç) Paşa’nın rolü neydi?

- “Vahdettin 40 bin altın verdi” iddiaları doğru mu?

- “Mustafa Kemal niye mayıs ayının 16’sına kadar İstanbul’da bekledi” diyenlere cevabı ne?

-  Anadolu’ya geçmesini İngilizler mi istedi?

-  Prenses Mevhibe Celalettin kim?

- Alev Bey “Samsun’dan Önce Bilinmeyen Altı Ay”ın önsözünde İlhan Selçuk şöyle diyor: “Elinizdeki kitap, karşıdevrimcilere bir bilimsel tokattır.” Yazarken de böyle mi olsun istemiştiniz, amaç hasıl oldu mu?



İlhan Selçuk, Cumhuriyet Vakfı Başkanı, ben de vakıf başkan vekili ve Cumhuriyet gazetesini yayımlayan şirketin yönetim kurulu başkanı olarak tam 20 yıl birlikte olduk. Her gün konuşurduk. Samsun’dan Önce Bilinmeyen 6 Ay kitabını yazınca önsöz yazmasını rica ettim. Okudu. Çok beğendiğini söyledi ve önsözde, “Bu kitap karşıdevrimcilere bir tokattır” diye yazdı. Çok doğrudur. Ben bu kitabı karşıdevrimcilerin yalan dolan, saptırma ve yanlışlarına karşı bir yanıt olması için yazdım. 

- Atatürk’ün Samsun’a hareketinden önce İstanbul’da yaşadığı altı ayı bilmemiz neden önemli?

Bu kitabın önemi Samsun’dan önce İstanbul’da yaşadığı altı ayda ne yaptı, ne gibi girişimlerde bulundu, bunu anlatıyor. 

- Peki, o günlerin İstanbulu’nda yaşananları anlatır mısınız? Mustafa Kemal, niye ilk aşamada siyasal iktidarda yer almak, Savaş Bakanı olmak istiyor?

İstanbul işgal edilmiş. Mondros hükümleri yürürlüğe giriş. İlk aşamada gerçekçi ve vatansever bir bakanlar kurulu oluşturulabilirse imparatorluğu kurtarabilir miyiz diye girişimlerde bulunuyor. Milli Savunma Bakanı olmak istiyor. Bunun arkasındaki temel görüş, devleti nasıl kurtarırız, ateşkesin aleyhteki hükümlerini nasıl yumuşatırız düşüncesiydi. Atatürk, kendi anlatımında şöyle diyor: “Ben barışın çabuk gelmeyeceğini biliyordum. Barışa kadar çok bunalımdı durumlar karşısında kalacaktık. İşte bu sıralarda vatana ciddi hizmetlerde bulunabileceğim düşüncesindeydim.”

- Padişah Vahdettin’den bir türlü onay çıkmıyor, ama gözünde Mustafa Kemal, dürüst, vatansever ve güçlü bir kurmay subay. Öyleyse niçin Savaş Bakanı olmasına izin vermiyor?

Vahdettin ve o günkü İstanbul bu düşünceye yakın değillerdi. Onların düşüncesi eski Osmanlı görüşü, “İngilizlerle anlaşalım böylece devleti kurtarırız”... Bu, kuşkusuz gerçekdışı bir görüştü. Çünkü İngiltere gelmiş, İstanbul’u işgal etmiş. Amacı, Anadolu topraklarını parçalayıp işgal etmek... Bunlarla hangi noktada anlaşabilirsiniz...

- Eğer padişah, Mustafa Kemal’i o gün Savaş Bakanı yapsaydı bir değişen olur muydu?

Evet, Milli Savunma Bakanı olsaydı, İngilizlerin niyeti çok önceden anlaşılmış olacaktı. İngilizler karşılarında her şeye evet demeyen bir Savunma Bakanı ile karşılaşacaklardı.

- İngilizler Mustafa Kemal’i tutuklamak istiyor, İtalyanlarsa silahlı bir direniş hareketinin başına kendisini geçirmeyi teklif ediyor, ama Mustafa Kemal kabul etmiyor... Bu bize ne anlatıyor?

İngilizlerin Şubat 1919’da Mustafa Kemal’in tutuklanması ile ilgili gizli belgesini kitapta yayımladım. Zaten Mustafa Kemal, her türlü kötü planın arkasında İngilizlerin olduğunu biliyordu. Birinci Dünya Savaşı sürerken yapılan gizli anlaşmalarda İzmir ve Ege Bölgesi İtalyanlara bırakılıyordu. Savaş bitince İzmir ve Batı Anadolu’yu İngiltere Yunanlılara verdi. İtalyanlar buna çok kızıyorlar. Kandırıldıkları duygusu onları harekete geçiriyor. Mustafa Kemal’e para, silah, cephane vermeyi ve Ege Bölgesi’ne gidip teşkilat kurmasını öneriyorlar. Kitapta bunun belgelerini ortaya koyduk. Mustafa Kemal, bu öneriyi reddediyor. Bir yabancı devletin güdümüne girip taşeron olmak istemiyor. Bunun anlamı Atatürk’ün bağımsız kişiliği ve bağımsız bir Türkiye özlemidir.



YETKİ KARARNAMESİNİ İKİ CEPHE ARKADAŞI BİRLİKTE OLUŞTURDU

- Mustafa Kemal’in 9. Ordu Müfettişliği ve geniş yetkileri hemen her 19 Mayıs’ta tartışılır. Vahdettin yanlısı şeriatçı kesime göre yetkileri veren padişah, ama sizin yayımladığınız belgeler gerçekleri bir kez daha gözler önüne seriyor..

Mustafa Kemal’e Karadeniz Bölgesi’nde ortaya çıkan Rum çeteleri ve onlara karşı savaşan Türk Kuvayi Milliyecilerini durdurmak ve asayişi sağlamak görevi verildi.. Bu görev için kuşkusuz bir yetki kararnamesi düzenlenmesi gerekiyordu. Bu yetki kararnamesini o sırada Osmanlı Devleti’nin Genelkurmay İkinci Başkanı Diyarbakırlı Kâzım (İnanç) Paşa hazırladı. 

- Yakınlıkları neydi?

Mustafa Kemal’in cepheden arkadaşıydı. Kararnameyi açıkça Kâzım Paşa’nın odasında beraber oluşturdular. Kazım Paşa, Atatürk’ün istediği bütün yetkileri ustalıkla kararnameye yerleştirdi. Özet olarak kararname, Mustafa Kemal’in istekleri yönünde iki cephe arkadaşı tarafından oluşturuldu. Bu konuyu kitapta açıkça ortaya koyduk. 

- Cumhuriyete doğru ilk adımın atıldığı Samsun yolculuğunu küçümseyenler “Mustafa Kemal niye mayıs ayının 16’sına kadar İstanbul’da bekledi? Mademki bir ulusal savaş başlatmak istiyordu, daha erken tarihte Anadolu’ya geçseydi” diyor..

Mustafa Kemal, zaten nisan ayında kendisi Anadolu’ya geçecekti. Bunun için bütün önlemlerini almıştı. Ancak tam o sırada bir mucize oluyor ve Mustafa Kemal’e 9. Ordu Müfettişliği görevi teklif ediliyor. Bunu kitabımızda “Gökten inen müjde” diye değerlendirdik. Mustafa Kemal de bu görev önerisini alınca Başyaveri Cevat Abbas’a, “Acaba gerçek mi” diye soruyor. Anadolu’da öncelikle kendisinin çalışma olanaklarını yarattı. Şubat 1919’da yakın arkadaşı Ali Fuat Cebesoy, Anadolu’da Konya-Ankara’da Kolordu Komutanı oldu. Ardından Karabekir Paşa Doğu’ya gitti. Bunlar gerçekleşince nisan ayında Anadolu’ya geçmek için her türlü hazırlığı yapmıştı. Daha öce Anadolu’ya geçseydi ne olurdu? Korumasız olduğu için ve henüz Kuvayi Milliye örgütü de kurulmadığı için İngilizler kendisini tutuklarlar ya da beş kuruşluk bir kurşunla onu ördürtürlerdi.

- Söylendiği gibi Vahdettin 40 bin altın verdi mi?

“Vahdettin 40 bin altın verdi” iddiası gülünçtür. Cevaplamaya değmez. Keşke verseydi de Mustafa Kemal Anadolu’da o kadar sıkıntı çekmeseydi.



KUŞ KAFESTEN UÇMUŞTU

- “Mustafa Kemal İngilizlerin adamıydı” iddiasını ortaya atanların gerekçesi şu: “Onun Anadolu’ya geçmesini İngilizler istedi, öyle olmasaydı İngilizler kendisine vize vermezdi!” 

“İngilizlerin adamıdır” iddiası karşıdevrimcilerin ne kadar gerçekdışı, salak ve gözü dönmüş olduğunu gösteriyor. Vize olayına gelince Karadeniz’e giden bütün gemilere vizeyi zaten İngilizler veriyor. Osmanlı hükümeti bir generali görevlendirmiş. O hükümet İngilizlere yakın. Bu nedenle vizeyi verdiler. Ama 6 Haziran’da (6 Haziran 1919) yani Atatürk’ün Samsun’a gidişinden sadece 16 gün sonra çok pişman oldular. Mustafa Kemal’i ısrarla geriye çağırdılar. Ama kuş kafesten uçmuştu.



ÜÇ DİL BİLEN PRENSES: MEVHİBE CELALETTİN

- Bir iddia da Mustafa Kemal’in saraya damat olmak istemesiyle ilgili...

Saray, akıllı ve geleceği olan subaylarla ilişkiyi artırmak için evlilikler yoluna gitti. En çarpıcı örnek Enver Paşa’ydı. Saraya damat oldu ve Paşalık rütbesine getirildi. Mustafa Kemal, buna olur vermedi ama kitapta anlattığım gibi başka bir saray mensubu prenses ile tanıştı. Mevhibe Celalettin’i yabancıların arasına göndererek bilgi toplamakta yararlandı. Bu öykü çok ilginç ve o kadar da hüzün vericidir. Kitabımızda anlatılıyor. 

- Nasıl biriydi prenses?

Cesur, atak, üç dil bilen, güzel ve genç bir kadındı. 20’li yaşlarında, baskıcı saray yönetimine karşı yazılar yazan Sadayı Millet, İştirak gibi gazeteleri gizlice dağıtma eylemlerine bile katılmaktan çekinmeyen biriydi. 

Osmanlı sarayının bir üyesi olmasına karşın saray yönetimine ve özellikle Padişah Abdülhamit ile Padişah Vahdettin’e karşı bir kişiydi. Mevhibe Celalettin, Padişah Abdülhamit’in öz kız kardeşi Cemile Sultan’ın torunudur. Henüz 31-32 yaşındayken kitapta ayrıntılarıyla anlattığım gibi birçok sıkıntı görmüş, eyleme karışmış, iki kocasından da ayrılmış, Kahire, Paris, Milano, Cenevre gibi birçok Avrupa kentinde yaşamış bir kadın. 



HUKUK DEVLETİNİ SAVUNAN SONUNDA KAZANIR

- Cumhuriyet Vakfı’nın başkanısınız, uzun yıllardır da medyada bulunuyorsunuz. Şunu sormak istiyorum: Mütareke basınını uzun uzun anlatmışsınız, görüyoruz ki kalemini satanlar her dönemde var. O günleri yazarken aklınızdan bugünler de geçmiştir mutlaka.. 

Mütareke basını kirlidir, yüz kızartıcıdır, İngiliz yandaşıdır, Anadolu’daki Kuvayi Milliye hareketine karşıdır. Ne oldu? Onların hepsi tarihin çöp kutusuna gitti. Ama Kuvayi Milliyeciler zafer kazandı. Özgürlükleri, hukuk devletini, çağdaş demokrasiyi savunanlar sonunda kazanacaklardır.

TÜRKİYE’YE KAYBETTİRİR

-Atatürk, 5 Eylül 1938’de, el yazısıyla hazırladığı vasiyetinde İş Bankası’ndaki hisselerini, belli şartlarla CHP’ye bıraktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, tam da 19 Mayıs haftasında CHP’nin İş Bankası’ndaki hisselerinin Hazine’ye devri için talimat verdi...

İş Bankası hisseleri konusu bir hukuk konusudur. Atatürk, vasiyetle hisselerinin yönetimini CHP’ye bırakmıştır. Vasiyeti kanunla kaldırırsanız hukuka aykırı bir iş yapmış olursunuz. Türkiye’nin hukuka bağlılığını zedelersiniz. Bu, Türkiye’ye açıkçası çok şey kaybettirir.

SAMSUN’DAN SONRA EN ZOR 19 AY

- Bir kitap daha hazırlıyorsunuz. Samsun sonrasını anlattığınız kitap yakında okuruyla buluşacak. Bu süreci niçin önemsediniz?

Samsun’dan Önce Bilinmeyen 6 Ay kitabının bugünlerde 25. baskısı yayımlanıyor. Üniversite gençleri konferanslara çağırıyorlar. “Kitap, Samsun’dan önce İstanbul’da geçirilen altı ayı anlatıyor. Pekiyi Samsun’dan sonra ne oldu” diye soruyorlar. Yeni kitap, Samsun’dan Sonra En Zor 19 Ay’ı İstanbul Kitap Fuarı’na yetiştirmek için çalışıyoruz.

NEDEN ALEV COŞKUN?

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Alev Coşkun, New York Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktora dereceleri aldı. Hacettepe, Boğaziçi ve Kocaeli Üniversitesi’nde Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi, İstanbul Üniversitesi Atatürk İnkılapları ve İlkeleri Enstitüsü’nde “Türk Demokrasisi Gelişim Tarihi” dersleri verdi. Kurucu Meclis’in seçimle gelen en genç üyesi olan Coşkun, CHP İzmir Milletvekilliği ve Turizm Tanıtma Bakanlığı yaptı. Halen Cumhuriyet Vakfı Başkanı. Alev Coşkun’un Kuvayı Milliye’nin Kuruluşu, Tarihi Unutmamak-Günceli Yakalamak, Diplomat İnönü-Lozan, Asker İnönü, Kemalizm-Aydınlanma Devrimleri Nedir? Ne Değildir? gibi pek çok kitabı var. Coşkun’un “Samsun’dan Önce Bilinmeyen 6 Ay” kitabı 25. baskısını yaptı. Sonraki 19 ayı anlatan yeni kitabının hazırlığı içinde olduğunu öğrenince bize de sormak kaldı: Samsun’dan önceki altı ayda neler yaşandı?

İPEK ÖZBEY CUMHURİYET

YORUMLAR

  • 0 Yorum