Ne olacak bu filmin sonu

En son AKP, gerek Anayasa ve gerekse tüm Cumhuriyet kurumlarının içini boşaltıp etkisizleştirdi. Tuhaf bir “partili cumhurbaşkanlık sistemi” kurdu!

Ne olacak bu filmin sonu

En son AKP, gerek Anayasa ve gerekse tüm Cumhuriyet kurumlarının içini boşaltıp etkisizleştirdi. Tuhaf bir “partili cumhurbaşkanlık sistemi” kurdu!

Ne olacak bu filmin sonu
11 Temmuz 2019 - 10:10

Konuya bambaşka yerden başlayacağım.

Önce sizinle paylaşacaklarım var:

Başta Mustafa Kemal olmak üzere II. Abdülhamit kuşağı, saltanat ve halifeliği neden kaldırdı?

Neden Cumhuriyet'e ihtiyaç duydular?

Neden alfabeden kadın haklarına kadar devrimlere ihtiyaç duydular?

Hayat dayattı çünkü!

Tarihsel süreç dayattı çünkü! Beklentileri karşılayamayan imparatorluk dönemi20'nci yüzyıl başında sona erdi; Rus Çarlığı, Avusturya-Macaristan, Prusya, Osmanlı… (Keza: Kimi kağıt üstünde varlığını sürdüren krallıklar ise dört duvar arasına/saraylara “hapsedilip” etkisizleştirildi.)

Sonuçta: Ayrıcalığa dayalı saraylar devri tüm köhnemiş kurumlarıyla birlikte çöktü. Tarih sahnesine -kadınlar dahil- yurttaşlar çıktı; dünya bir kez daha yeniden inşa edilmeye başladı:

– Rusya'da işçi sınıfı Sovyetler Birliği'ni-sosyalizmi iktidara taşıdı.

– Almanya'da parlamenter sistem- serbest seçimler Üçüncü Reich'ı- faşizmiyönetime getirdi.

Peki ya Türkiye?

Aydınlanmacı-halkçı-bağımsızlıkçı “tek adam”, ne sosyalizme ne de faşizme yöneldi. Çok partili hayat denemeleri iki kez başarısızlıkla sonuçlandı.

Demokrasi hedefini “ikinci adam” 1946 yılında gerçekleştirdi. Ve 1950'de dünyada bir ilk gerçekleşti; “milli şef” iktidarını seçimle gelmiş muhalefet partisine bıraktı.

Daha “emekleme çağındaki” Cumhuriyet, halkın oylarıyla yapılan iktidar değişikliğine tanık oldu. Ya sonra?

O KAFA

Demokrat Parti'nin on yıllık iktidar sürecinin özellikle son dönemi hayli sıkıntılı geçti…

İktidar, Anayasa'da yazılı temel hak ve özgürlükleri koruma yerine diktatoryal yönetimi benimseyip, Tahkikat Komisyonu vs kurup gazeteleri kapattı, muhalefet partilerini kapatma yoluna girdi. Toplum kutuplaştı…

Askerler iktidara el koydu. Hemen ardından…

Rejimi-sistemi yerine bu kez daha güçlü oturtabilme amacıyla 1961 yılında yeni Anayasa yazıldı, halka sunuldu.

1962'de Anayasa Mahkemesi kuruldu. Aynı yıl… Devlet kurumları arası eş güdümü sağlamak için Milli Güvenlik Kurulu meydana getirildi.

Hepsinin sebebi on yıllık iktidarın ortaya çıkardığı siyasi krizlerdi. Bu kurumlar sistemin “emniyet sibobu” olacaktı…

Aradan yıllar geçti; “araba devrildi” diye 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri yapıldı. Artçı depremler hep sürdü; yapı bir türlü yerine oturtulamadı.

En son AKP, gerek Anayasa ve gerekse tüm Cumhuriyet kurumlarının içini boşaltıp etkisizleştirdi. Tuhaf bir “partili cumhurbaşkanlık sistemi” kurdu!

Geçen hafta… Yaşanan krizlerin etkisiyle 2001 yılında yapılan değişiklikle bağımsız olan Merkez Bankası'na “siyasal hançerini” sapladı!

“Küçük ortak” Devlet Bahçeli çıkıp dedi ki: “Cumhurbaşkanı istediği herkesi görevden alabilir!”

Geldik işin aslına…

DESTEĞİ ÇEKTİLER

Marks, 1859 yılında yayınladığı Ekonomi Politiğin Eleştirisi eserinde toplumsal yapıyı ikiye böldü:

– Bir toplumu anlamak için o toplumun altyapı ve üstyapısına bakmak gerekir.

– Bir toplumun altyapısı, üretim güçleri ve üretim ilişkilerinden oluşmaktadır.

– Üstyapısı ise, o toplumun siyasi kurumlarını, kültürünü, ideolojisini içermektedir.

– Son noktada altyapı, üst yapı kurumlarını önemli ölçüde belirler…

Yani…

Üst yapıdaki değişim, toplumun alt yapısındaki ekonomi-üretim ilişkilerinebağlıdır…

Farklı üretim ilişkileri barındıran; feodalizmin iktidarı ile, burjuvazinin iktidarı benzer değildir!

Öyle ya… Burjuvazi tarih sahnesine çıkınca, -başta Fransa'da olmak üzere feodalizmin/aristokrasinin iktidarı imparatorluklar dönemine son verdi.

Sadece AKP değil neredeyse her iktidar Cumhuriyet kurumlarını neden kolayca erozyona uğratıyor?

Üstyapı sürekli “ben istediğimi yaparım” anlayışıyla iktidarını nasıl sürdürüyor?

Bu sadece AKP ile sınırlı değil; 12 Mart-12 Eylül rejimleri de farklı değildi.

İşte… Meselenin özü gelip üretim ilişkilerine dayanıyor!

– Sanayileşmesini tamamlamış ülke ile, tamamlamamış ülke arasındaki fark ortaya çıkıyor…

– Feodalizmi tasfiye etmiş ülke ile, hala feodalizme yaslanan ülke arasındakifark ortaya çıkıyor…

– Böylece: Cumhurbaşkanı istediğini yapamaz ile, istediğini yapar arasındakifark ortaya çıkıyor…

Peki ne olacak bu filmin sonu? Almanya olamayacak mıyız?

Bunun için ülkedeki parti-sendika- sivil toplum gibi baskı unsurlarının güçlü olması gerekiyor. Bunun yolu da alt yapıdaki üretim ilişkilerine bağlı.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

Odatv.com

Bu haber 248 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum