Önce ekmek, sonra sağlık...

Geçenlerde Ankara’nın iyi işleyen bir esnaf bölgesinde dükkân sahibi ile gündemi konuşurken, dert üstüne dert anlattı.

Önce ekmek, sonra sağlık...

Geçenlerde Ankara’nın iyi işleyen bir esnaf bölgesinde dükkân sahibi ile gündemi konuşurken, dert üstüne dert anlattı.

Önce ekmek, sonra sağlık...
03 Haziran 2020 - 13:04

Kendi ailesini korumak için alması gereken önlemlere mi kafa yorsun...

Yanında çalıştırdığı beş kişiyi ikiye indirmiş, aklı ötekilerde, onlara mı yansın...

İşlerin ne zaman açılacağı belli değil, önünü nasıl görsün...

Her bir konuyu eze eze anlattıktan sonra nefeslendi. Araya girdim:

Koca Kanuni Sultan Süleyman bile, ‘Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi’ demiş. Önce sağlık. Sağlığınız yerinde, gerisi hallolur...

Esnaf, sözümü bitirmeden karşılık verdi:

İşte öyle değil... Artık önce ekmek, sonra sağlık diyoruz... İnanın çalışanlara sordum, ilk haftalarda sağlık mağlık dedik ama şimdi onlar da önce ekmek diyor...

***

İktidar, toplum bu noktaya geldikten sonra normalleşmenin kapılarını sonuna kadar açtı. Bütün dileğimiz, girilen bu çok ciddi riskin en az zararla atlatılması.

Normalleşmenin anormal bir şekilde hızlanması için iktidar da borç-kredi kesesinin ağzını açtı. Ekonomisi rayına oturmuş ülkelerde hükümetler, vatandaşa yaşamını sürdürme garantisi verdikten sonra işini sürdürme garantisi verdi. Başta Almanya olmak üzere pek çok ülke, ekonomi paketlerini bu temelde açtı.

Bizde ise üretme değil, tüketme üzerine adımlar atılıyor.

Önceki gün açıklanan kararlara göre, kamu bankaları halka şu alanlarda kredi verecek:

Konut, araba, ihtiyaç, tatil...

Sokağa çıkma yasağı ilan edip köprüleri bedava yaptılar...

Tüm uçak seferlerini durdurup biletten KDV’yi kaldırdılar...

Şimdi de vatandaşı konut-araba almaya, tatile gitmeye davet ediyorlar. Hani var ya, herkes kesesinden yesin içsin davetim var benim! O hesap, kamu bankaları düşük faizle kredi verecek, halk tüketecek, seneye ödeyecek!

Nasıl ödeyecek?

Bu da soru mu canım, iki gün sonrasının belli olmadığı ülkede önümüzdeki yılın lafı mı olur?

Vatandaşı borçlandır... Ödeyemezse “seçimden sonra ben iktidarda kalırsam borcunu affederim, kalmazsam halin yaman” de!

Bunu da oy kazanma oyununa çevir!

Artık o sözler değişti...

Borç yiyen kesesinden yer gitti; borç yiyen devletten yer, sonrasını boş ver!

Borç yiğidin kamçısı gitti; borç artık tüketicinin kamçısı! 

Anadolu’da tasarrufu özendirmeye ilişkin güzel bir söz vardır:

İşten değil, dişten artar!

Bu da gitti:

İşten değil, borçtan artar!

***

Tarihteki büyük salgınlarda büyük insan kayıpları yaşanmış. İstanbul’da 18. yüzyıl adeta salgın yüzyılı gibi geçmiş. Öyle ki Osmanlı sonunda “Karantina Nazırlığı” kurmak zorunda kalmış. Avrupa’yı da kasıp kavuran salgınlarda ölüm nedenleri arasında açlık ve kıtlık da var.

O nedenle günümüzün koronavirüs salgınında da konunun bu yanını akılda tutmak gerek. Hastalıkla mücadele ederken toplumun temel gereksinimlerinin de sağlanması gerek. Gıda ve temizlik malzemeleri bunun başında geliyor. Ne var ki iktidar, kesenin ağzını üretime değil, tüketime göre açıyor. 

Şu soru da güncel:

Tüketim olsun ki üretim yapılsın!

Doğru ama önceliğin hangi alana verileceği önemli değil mi? 

Bu konuda bir planlama yapıldığına ilişkin bir açıklama da yok.

Sanki bastıran “normalleşmeyi” kapıyor.

Birincilik turizmde!

Bütün bu tüketim teşviklerinin ortasında bir noktanın daha altını çizelim:

Aldığınız her kredi yüksek vergi olarak size geri dönecektir!

Her hafta ya yeni vergi açıklanıyor ya mevcut vergilere zam geliyor.

Son yeni vergilerden biri şu:

Bugüne kadar hiç vergi alınmayan mera otlatmadan bundan sonra vergi alınacakmış.

Kutlarız... Halkı koyun yerine koymanın bundan güzel tarifi olmazdı!
Mustafa Balbay
[email protected]

Bu haber 568 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum