Ortadoğu'daki savaş kıvılcımları Rusya'nın elini güçlendiriyor

Gündemin değişmesi, artık dünyada en çok tartışılan konunun Rusya-Ukrayna Savaşı değil, Ortadoğu olması Putin'i rahatlatmışa benziyor

Ortadoğu'daki savaş kıvılcımları Rusya'nın elini güçlendiriyor
12 Ekim 2023 - 10:23

Uluslararası gündem değişti. Artık dünyada en çok tartışılan konu Rusya-Ukrayna Savaşı değil, Ortadoğu.

24 Şubat 2022’den bu yana, yaklaşık 20 aydır muhtemelen yüz binlerce insanın ölümüne yol açan savaşın saldırgan tarafı olduğu için, birçok kez sivil katliamlarına yol açtığı için sürekli eleştirilen Rusya yönetimi, derin bir nefes aldı.

Hepsi bu da değil. Son aylarda Batı, sürekli olarak maddi ve askerî yardımlarla desteklediği Ukrayna’nın Rusya karşısında beklenen başarıyı gösterememesinden yakınıyordu. En son ABD Başkanı Joe Biden Ukrayna için öngördüğü yeni yardım paketini Kongre’den geçiremedi.

Bu durum sadece ABD’de değil, son dönemde giderek onun güdümüne girmiş olan Avrupa devletleri arasında da paniğe yol açtı. Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Washington'un Kiev'e vereceği destek konusunda oluşan belirsizlikten duyduğu rahatsızlığı dile getirdi ve “ABD desteğinin eksikliğini Avrupa olarak biz telafi edemeyiz” dedi.

AB yetkilileri şimdiye kadar Ukrayna'ya 25 milyarı askerî ihtiyaçlar olmak üzere toplam 82 milyar avroluk yardım sağladıklarını vurguluyor. ABD’nin yaptığı yardım ise en az 113 milyar dolar (medyada daha farklı veriler de var).

ABD Kiev’e yardımlarını sürdürecek mi?

Biden ve Pentagon, herhalde Ukrayna’ya yardımı sürdürmenin bir yolunu bulacaktır ama miktar ne olur, kestirmek zor. Washington 2024 yılı için toplam 100 milyar dolarlık yardımı hedefliyor. The Wall Street Journal, en az 50 milyarlık yardımın mümkün olabileceğini yazıyor. Bakalım…

Ne var ki birkaç gün öncesine kadar konuşulan tüm bu dengeler bugün değişmişe benziyor. Şimdi ABD, “İsrail’e sonuna kadar destek” verme niyetiyle ayağa kalktı. Gelecek yıl Kasım ayında devlet başkanlığı seçimlerine gidecek olan bir ülkede hem Ukrayna’ya hem de İsrail’e büyük destek verilmesi ne kadar mümkün olabilir, bunu öngörmek kolay değil.

Bu çelişkiler ve zorluklar, Kremlin’i ziyadesiyle mutlu ediyor. Zaten savaşı uzun süreye yayarak kazanma planları yapan Moskova açısından, Batı içindeki görüş ayrılıkları ve giderek artacak olan “Ukrayna yorgunluğu” başarının temel anahtarları arasında görülüyor.

Beyaz Saray’ın “uyanık bir formül” geliştirerek Ukrayna ve İsrail yardımlarını tek bir pakette birleştirmeye çalıştığı haberleri yaygınlaşıyor. Bu denemenin başarılı olması çok zor.

Ama nasıl bir formül olabileceği düşünüldüğünde, ister istemez akla “Rusya düşmanlığı” ortak paydası geliyor. Bu fikir son günlerde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin yaptığı konuşmalarda açıkça ortaya çıkıyor. Hamas’ın terörist eylemleri ile Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı arasında paralellik kuran Ukraynalı lider, hedef olarak “Hamas-İran-Rusya” üçlüsünü gösteriyor ve elbette dolaylı olarak “sakın sadece İsrail’e odaklanmayın ve Ukrayna’yı desteklemeyi ihmal etmeyin” mesajını veriyor.

Benzeri yaklaşımlar Batılı medyada ve siyasiler arasında da dile getiriliyor. (Burada İsrail yönetiminin bu tür bir iddiaları seslendirmediğinin altını çizelim.) Hatta bazıları işi “Hamas’ın saldırısının arkasında Moskova var” iddiasına kadar taşıyor. Kanlı olayların Rusya lideri Vladimir Putin’in 71. doğum gününü kutladığı 7 Ekim’de başlaması bile kimilerine göre “önemli bir işaret”

Batı karşıtlığı Rusya’yı İsrail’den uzaklaştırabilir

Kuşkusuz Rusya dış politikasının başarısız olduğu alanlar vardır. Ama Ortadoğu’da etkili başarılar kazandığını teslim edelim. Moskova bölgenin fiilen tüm devletleri ile ortak dil bulabiliyor. Filistinliler ve İsrailliler de buna dahil. Konumu, arabuluculuk etmeye uygun.

Ancak ilk bakışta birkaç engeli var gibi.

Rusya ile İsrail’in ve bu arada Putin ile İsrail Başbakanı Netanyahu’nun arasındaki oldukça iyi ilişkiler son dönemde sanki eskisi gibi değil. Soğukluk denemez belki ama aradaki mesafe biraz açılmışa benziyor.

Putin'in son zamanlarda iç siyaset gündeminde çeşitli biçimlerde körüklediği “Yahudi düşmanlığı” (Zelenski ve bazı muhalif Rus iş insanlarını Yahudilik üzerinden eleştirmesi) Rusya toplumunda ve siyasiler arasında Filistin'e daha yakın bir duruşa yol açıyor. Tabii bunda muhtemelen geleneksel Sovyet alışkanlıklarının da etkisi oluyordur.

Bunlardan daha önemli bir konu daha var: Rusya yöneticileri, Hamas-İsrail çatışmalarıyla ilgili ilk açıklamalarında dengeli cümleler kullanıp barıştan ve iki devletli çözümden bahsettiler. Ama buna hemen “olaylarda başta ABD olmak üzere Batı’nın sorumluluğu”nu eklediler. Batılı başkentler ile Moskova arasındaki bu polemik çok daha büyüyecektir.

Süreç içinde Batı (tümüyle olmasa bile büyük ölçüde) İsrail’in arkasında durduğunda ve aynı şekilde Rusya karşıtı tutumu sürdürdüğünde, bu ister istemez Kremlin’i daha fazla Batı’ya karşı ve daha çok Filistin yanlısı bir konuma sürükleyebilir. Tabii gelişmelere ve bu arada Çin’in tutumuna da bakmak gerek (Moskova için Ukrayna’da yaşadığı zorluklara bağlı olarak uluslararası anlaşmazlıklarda Pekin’in tavrı eskisinden çok daha önemli hale geldi).

Uluslararası alanda giderek yalnızlaşan Moskova açısından Tahran da eskisinden daha önemli bir başkent oldu. Bu anlamda Rusya’nın, çatışmaların İran’a yayılmasından da derinden etkileneceği ortada.

Ve tabii ki Suriye. Son yıllarda Ortadoğu’daki en büyük kazanımı olan Suriye’deki avantajlarını kimseye kaptırmak istemeyecek olan Kremlin, İsrail ve ABD ile bu konuda da karşı karşıya kalabilir.

Elbette tam tersinden bakarak Moskova’nın Tahran’ı ve Şam’ı dengeleyeceğini, hatta belki Ankara, Kahire ve Doha ile birlikte savaş kıvılcımlarının söndürülmesi için arabuluculuk yapabileceğini savunmak da mümkün.

Ama bu günlerde iyimser olmak o kadar zor ki…
 

Hakan Aksay

@AksayHakan[email protected]

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum