Ruhban Okulu Eylül'de açılıyormuş…

İktidarın günlük olarak farklı konularla meşgul ettiği muhalefet her seferinde aynı tuzağa düşmeyi başarıyor. Oysa devleti yönetecek bir siyasi parti hem daha hazırlıklı olmalı hem de aynı anda birçok sorunla mücadele etmeyi başarmalı.

Ruhban Okulu Eylül'de açılıyormuş…
15 Haziran 2026 - 07:59

Bugün olduğu gibi başarmadığı takdirde, iktidar kendi menfaatleri doğrultusunda istediğini çok daha rahat ve denetimden uzak yürütme imkânına sahip oluyor.

İşte bugün Ruhban Okulunun açılmasıyla ilgili olanlar da tam da budur.

AKP, Amerikan Başkanı Donald Trump’a Ruhban Okulu’nun açılması için elinden geleni yapacağını söylediğinde, CHP veya diğer muhalif partiler tamamen sessiz kaldı ve günümüze kadar da sessizliklerini ve ilgisizliklerini koruyorlar.

Heybeliada’da bulunan Rum Ortodoks Patrikhanesine bağlı Ruhban Okulu 1971 yılına kadar din adamları yetiştiriyordu.

Dünyadaki tüm Rum Ortodoks mezhebine mensup Hristiyanların dini önderliğini yapan Patrik ve İstanbul Başpiskoposu Bartholomeos da bizzat Heybeliada’daki Ruhban Okulu’ndan mezundur aynı zamanda.

Okul, 1 Ekim 1844 yılında Sultan Abdülmecid döneminde Osmanlı Devlet’inden resmi izin alınarak açıldı ve Cumhuriyetimizin 1923 yılında kurulmasıyla birlikte her hangi mevzuatında değişiklik yapılmadan 1971 yılına kadar din adamları yetiştirmeye devam etti.

Söz konusu 127 yıl içinde yaklaşık 1.000’den fazla din adamı yetiştiren okulda sadece Türkiye’de Rum Ortodoks Kilisesi için değil, Yunanistan, Balkanlar, Orta Doğu ve dünyanın çeşitli yerlerde hizmet eden mezunlar verdi.

1950-1969 yıllar arasında okulun ilahiyat bölümü 225 öğrenci yetiştirdi.

Mezunların 38’i Türk vatandaşıydı, diğer 187 öğrenci ise Yunanistan ve farklı ülkelerden gelen yabancı öğrencilerdi.

1971 yılında Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi özel yükseköğrenim kurumlarının devlet denetimine alınmasına ilişkin karar aldı.

Kararın alınması esasında 1961 Anayasasının yükseköğretimle ilgili hükümlerine dayalıydı.

1960’lı yıllarda Türk devlet üniversitelerin kapasiteleri yetersizdi. Bu nedenle mühendislik, iktisat, eczacılık ve ticaret gibi alanlarda çok sayıda özel yüksekokul açılmıştı.

Zaman içinde eğitim kalitesindeki farklılıklar, kurumların kar amaçlı güdülmesi ve Anayasal yorumlarında görüş ayrılığı gibi konular sağlıklı ve fırsat eşitliğine dayalı bir eğitim modelinin oluşmasına engel olunduğu görüldü.

Ancak en büyük sorun esasında Türk Devleti çok çeşitli faaliyet gösteren eğitim kurumlarını denetlemekte güçlük çekiyor olmasıydı.

Özel yüksekokulların ne kadar bağımsız olması konusuyla birlikte müfredatı kimlerin belirlemesi gerektiğini, öğretim üyelerini kimin ataması gerektiğini, diplomaların denkliğini kim ve hangi standartlara göre sağlanması gerektiğini ve tabii ki mali denetim nasıl ve kimler tarafından yapılacak olması gibi son derece önemli konular 1971 yılındaki Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi tarafından özel yükseköğrenim kurumlarının devlet denetimine alınması kararını çıkartan gerekçeler oldu.

Karar gereği tüm özel yüksekokulları devlet üniversitesine bağlanması veya Türk Devleti tarafından denetlenmeyi kabul etmediği takdirde de kapatılması gerekiyordu.

İşte Fener Rum Patrikhanesine bağlı olan Ruhban Okulu bir Türk devlet üniversitesine bağlanmayı ve devletimiz tarafından denetlenmeyi kabul etmeyerek kendi özerk statüsünü korumak istediği için öğrenci almayı durdurdu ve okulun yüksek teoloji bölümünü kapattı.

Burada pek bilinmeyen ancak son derece önemli bir başka detay daha var.

O da okulun lise kısmı yani Heybeliada Özel Rum Lisesi eğitimine 1972 yılına kadar devam etti.

Patrikhane bir sonraki yıl, liseden sonra teoloji eğitimi olmadan okulun asıl işlevi yerine getiremeyeceğini gerekçe göstererek lisenin de öğrenci almasını durdurdu ve okulun tüm faaliyetlerine yine kendi kararlarıyla sonlandırdılar.

Şimdi bu detayları özellikle bilmemizde fayda var zira belirli çevreler tarafından bugün yanıltıcı bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti, Rum Ortodoks Kilisesi’nin hedef aldığından dolayı Ruhban Okulunu kapattığına dair propaganda yapılmaktadır.

Bu propaganda Yunanistan’da ve özellikle Kıbrıs Ada’sındaki Rumlar tarafından sıklıkla yapıldığını görüyoruz.

Yani, Türk Devleti Rum Patrikhanesini hedef aldığından dolayı Ruhban Okulu kapatılmadı. Patrikhane, Türk Devletinin egemenliğini tanıyıp denetime tabii tutulmayı reddettiği için Ruhban Okulu bizzat Patrikhane tarafından kapatıldı.

Böylece, Ruhban Okulu, 55 yıldır, Patrikhane’nin aldığı karar nedeniyle sadece kapalı tutulmuyor, aynı zamanda art niyetli insanlar tarafından bir siyasi malzeme haline dönüştü.

Günümüze geldiğimizde 3 Mart, 2023 tarihinde Heybeliada’daki okulun restorasyonu için ruhsat izni verildi.

Verilen tarih son derece manidar zira 3 Mart, 1924 tarihinde Cumhuriyetimiz kurulduktan sadece 5-6 ay sonra aynı gün içinde, yani 3 Mart, 1924’te en önemli devrim yasaları yürürlüğe konuldu.

Birincisi Hilafet kaldırıldı.

İkincisi Tevhid-Tedrisat Kanunu kabul edildi, yani eğitimde birlik sağlandı.

Üçüncüsü ve özellikle diğer Müslüman olmayan dini gruplarla birlikte Patrikhanenin statüsünü direk etkileyen 429 sayılı Kanunu geçirerek Şeriye ve Evkaf Vekaletleri kaldırıldı ve Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruldu.

Böylece Türkiye Cumhuriyeti laik devlet olma yoluna doğru ilk adımını atmış oldu.

Şeriye ve Evkaf Vekaletlerin kaldırılmasıyla birlikte Türk Devletinin tüm din kurumlarına karşı farklı bir yaklaşım benimsediğini de ilan edilmiş oldu.

Osmanlı döneminde Patrikhane ve diğer dini cemaatler, belirli ölçüde ÖZERK kurumsal yapılara sahipti.

Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte Atatürk, din işlerini devletin denetimi altına alarak Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü gibi benzeri yapılar oluşturduktan sonra “özerk” statülerine de kaldırılmış oldu.

Bu yeni düzenleme aynı zamanda Patrikhane’nin siyasi rolüne de ciddi sınırlama getirdi.

Lozan sonrası Türkiye, Patrikhane’yi uluslararası veya siyasi bir kurum olarak değil, Türkiye’deki Rum Ortodoks cemaatinin dini kurumu olarak görmeye başladı.

Böylece Patrikhane’nin Osmanlı dönemindeki geniş yetki ve nüfuz alanı önemli ölçüde daraltıldı.

Dolayısıyla bugün bu inşaat künyesinin 3 Mart 2023 yazılması kesinlikle Tesadüf değildir.

Tadilat onayı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından, ruhsat onayı ve inşaat denetimi İBB’ye bağlı KUDEB tarafından yürütülmektedir.

Adalar Belediyesi 15 Haziran-15 Ekim arasında tüm Adalarda inşaat faaliyetlerini durdurma kararı ve uygulaması olmasına rağmen Ruhban Okulu için nedense bu yasak yürürlükte değil. Sadece Adalar Belediyesi değil, İBB’ye bağlı KUDEB de müdahale etmiyor ve kararları ihlal ederek serbestçe inşaata devam edilmektedir.

Tıpkı 1971 yılında Türkiye Cumhuriyetinin Anayasa Mahkemesinin verdiği karara Patrikhane uymadığı gibi yine belediyelerimizin de aldığı kararlara uymuyor, çünkü şu an son hızla tadilatlarına ve arka bahçesinde bulunan alanda yerin altında 250 kişilik toplantı salonunun inşaatına ara vermeden devam ediyor.

Türk vatandaşlarının uyduğu bu inşaat yasağına neden Ruhban Okulu için uygulanmıyor ve neden özellikle KUDEB buna müdahale etmiyor?

Neden Rum Patrikhanesinin inşaatına Türklere tanınmayan özel imtiyaz tanınıyor?

Fener Rum Patriği Bartholomeos, Atina’daki Yunan basınına 11 Mayıs 2026 tarihinde Heybeliada Ruhban Okulu ile ilgili “müjde” vererek “görkemli bir açılışla yeniden okul kompleksindeki kapsamlı yenileme çalışmaları tamamlanacak ve Eylül ayında da açılışını kutlayacağız” dedi.

Oysa bina hiç bir zaman kapanmadı ve her gün 09.00-12.30 arasında ziyaretçi almaya devam ediyor.

Bu durumda Patrikhane’nin kendi iradesiyle 55 yıl kapalı tuttuğu okulu hangi statü ile açmayı planladığını bir türlü açıklanmıyor olması büyük rahatsız yaratıyor.

Sadece liseyi mi açacaklar veya liseye bağlı olarak teoloji okulu da mı yeniden faaliyete geçirecekler belirtilmiyor.

Zira 55 yıl önce teoloji bölümü olmadan lisenin bir anlamı olmadığı görüşüne vardıkları için kapatma kararı almışlardı.

Eğer teoloji okulu yeniden faaliyetlerine başlayacaksa, Türk Devleti tarafından denetime tabii tutulmayı artık kabul mü ediyorlar ve hangi Türk Devlet Üniversitesi ile birlikte çalışacak?

Bu konuyla ilgili Reuters’ın yaptığı haberde “Halki ilahiyat okulu (Yani Ruhban okulu) EKÜMENİK PATRİKHANENİN ana teoloji okulu olarak Doğu Ortodoks Kilisesi’ne merkezi bir rol oynamaktadır” olarak belirtiyor.

Bu durumda okulun açılması Fener Rum Patrikhanesi tarafından Ekümenik statüsünü mü buradan ilan edilip merkez haline yeniden getirilmek mi istenecek?

Şimdi bu önemli sorular dururken esas sormamız gereken iki soru daha var.

Birincisi mevcut yasalarımıza göre Ruhban Okulunun açılması sadece Patrikhane’nin 1971 Anayasa Mahkemesinin kararına uyması yeterliyken neden Patrikhane, Amerikan Başkanı Donald Trump’ı ve Amerikan Büyükelçisi ve tescilli Türk Cumhuriyeti düşmanı olan Tom Barrack’ı araya koyup açılmasını istiyor olmasıdır?

Yani, Patrikhane, 1971 Anayasa kararına aykırı bir statü ile mi yeniden faaliyetlerine başlamak istiyor?

Diğer son derece önemli konu ise neden muhalefet, başta CHP bu gelişmeleri görmemezlikten gelip sessizliğini koruyor?

Unutmayalım ki ruhsat ve denetim onların iktidarında verildi ve bugün yürürlüktedir.

Ruhban Okulu Eylül aynında 1971 Anayasa Mahkemesinin kararına aykırı olarak mı açılacak?

Bunları bilmemiz bir vatandaş olarak en doğal hakkımız değil mi?..
 

İlay AKSOY

İlay AKSOY[email protected]

YORUMLAR

  • 0 Yorum