Suudilere bu cüreti kim verdi?
Bütün dünya Suudi Arabistan’ın devlet eliyle katlettiği Cemal Kaşıkçı’nın nasıl öldürüldüğünü konuşuyor. Sanırsınız ortada insan haklarına ve kişi hak ve özgürlüklerine çok saygılı bir devlet var da olayı çok anormal görüyoruz.
25 Ekim 2018 - 09:55
Oysa Suudi rejimi, eli kanlı bir rejimdir.
Bugün bir kişiyi öldürdü diye bütün dünyanın ayağa kalktığı Suudi rejimi, Suriye’de 500 bin kişinin öldüğü savaşın aktörlerindendir. Suudiler, çoğu sivil olan yüz binlerce masum insan, çoluk-çocuk, kadın erkek, yaşlı genç demeden Suriye’deki vahşi katliama öncülük yaptılar.
Suriye’deki cihatçılar daha çok insan öldürsün, daha çok kafa kessin, daha çok katliam yapsın diye bolca silah verdiler, para verdiler, sonuçta bu destek sayesinde yüz binlerce kişi öldürüldü.
Keza Yemen’de ısrarla ve sürekli olarak sivil yerleşim yerlerini, kasabaları, şehirleri bombalayarak on binlerce kişiyi katlettiler.
Geçtiğimiz ağustos ayında Yemen’in Dahyan kentinde bir öğrenci otobüsüne bomba yağdırarak 43 çocuğu öldüren de bu Suudi rejimiydi.
43 çocuğun katledilmesini haber bile yapmayan ahlaksız medya bugün Suudi konsolosluğundaki cinayeti sorgulama ‘delikanlılığı’ gösteriyor
Bütün bu katliamlara öncülük yapan Suudi rejimi, 1 kişiyi öldürdü diye Suudilere insan hakları dersi vermeye kalkıyorlar.
Bu dersi vermeye kalkanların neredeyse hepsi, Suudilerin öyle veya böyle müttefiki.
Suudi rejiminin eli dün de kanlıydı bugün de kanlı yarın da kanlı olacak.
Çünkü kraliyet ailesinin birinci gücü petrolse ikinci gücü kandır.
Birkaç gün önce bu köşede yazdık:
Birleşmiş Milletlerin Suudi Arabistan’la ilgili hazırladığı raporda şu tespitler var: “Barışçıl yollardan ifade özgürlüğü hakkını kullananlar sistematik bir şekilde kovuşturmaya uğratılıyor. Birçoğu hapishanelerde yıllar geçiriyor. Bazıları ise göz göre göre yapılan adli hatalarla idam ediliyor. İşkence ve kötü muamele suçlusu yetkililerin cezasız kalması kültürü hakim. Sorunların düzeltilmesi için barışçıl yolların önü, sivil toplumu susturmak için alınan baskıcı önlemlerle kesiliyor.”
Raporda ayrıca 2009-2015 yılları arasında Suudi Arabistan’da resmi kayıtlara geçen üç binden fazla işkence iddiasının bulunduğu da vurgulanıyor. Geçtiğimiz Kasım ayında yolsuzluktan dolayı gözaltına alınan ve aralarında prenslerin bulunduğu 201 kişiye ağır işkenceleri yapıldığı basında yayınlandı. Şii hâkim Muhammet El Cirani, kaçırılarak öldürüldü.
Şii lider Nimr El Bakır tamamen siyasi nedenlerden dolayı idam edildi. Bakır, cezaevinde ağır işkencelere maruz kalmıştı.
Şii aktivist Ali Casim Neza, cezaevinde gördüğü işkence sonucu öldü.
Suudi rejimi için ‘baskı, işkence, hukuksuzluk’ rutin olaylardan.
Dolayısıyla Suudi rejiminin ‘İstanbul cinayetini’ sorgulamadan önce bu devlete bu cüreti verenleri ve bugüne kadar sessiz kalanları sorgulamak gerek.
Bugün bir kişiyi öldürdü diye bütün dünyanın ayağa kalktığı Suudi rejimi, Suriye’de 500 bin kişinin öldüğü savaşın aktörlerindendir. Suudiler, çoğu sivil olan yüz binlerce masum insan, çoluk-çocuk, kadın erkek, yaşlı genç demeden Suriye’deki vahşi katliama öncülük yaptılar.
Suriye’deki cihatçılar daha çok insan öldürsün, daha çok kafa kessin, daha çok katliam yapsın diye bolca silah verdiler, para verdiler, sonuçta bu destek sayesinde yüz binlerce kişi öldürüldü.
Keza Yemen’de ısrarla ve sürekli olarak sivil yerleşim yerlerini, kasabaları, şehirleri bombalayarak on binlerce kişiyi katlettiler.
Geçtiğimiz ağustos ayında Yemen’in Dahyan kentinde bir öğrenci otobüsüne bomba yağdırarak 43 çocuğu öldüren de bu Suudi rejimiydi.
43 çocuğun katledilmesini haber bile yapmayan ahlaksız medya bugün Suudi konsolosluğundaki cinayeti sorgulama ‘delikanlılığı’ gösteriyor
Bütün bu katliamlara öncülük yapan Suudi rejimi, 1 kişiyi öldürdü diye Suudilere insan hakları dersi vermeye kalkıyorlar.
Bu dersi vermeye kalkanların neredeyse hepsi, Suudilerin öyle veya böyle müttefiki.
Suudi rejiminin eli dün de kanlıydı bugün de kanlı yarın da kanlı olacak.
Çünkü kraliyet ailesinin birinci gücü petrolse ikinci gücü kandır.
Birkaç gün önce bu köşede yazdık:
Birleşmiş Milletlerin Suudi Arabistan’la ilgili hazırladığı raporda şu tespitler var: “Barışçıl yollardan ifade özgürlüğü hakkını kullananlar sistematik bir şekilde kovuşturmaya uğratılıyor. Birçoğu hapishanelerde yıllar geçiriyor. Bazıları ise göz göre göre yapılan adli hatalarla idam ediliyor. İşkence ve kötü muamele suçlusu yetkililerin cezasız kalması kültürü hakim. Sorunların düzeltilmesi için barışçıl yolların önü, sivil toplumu susturmak için alınan baskıcı önlemlerle kesiliyor.”
Raporda ayrıca 2009-2015 yılları arasında Suudi Arabistan’da resmi kayıtlara geçen üç binden fazla işkence iddiasının bulunduğu da vurgulanıyor. Geçtiğimiz Kasım ayında yolsuzluktan dolayı gözaltına alınan ve aralarında prenslerin bulunduğu 201 kişiye ağır işkenceleri yapıldığı basında yayınlandı. Şii hâkim Muhammet El Cirani, kaçırılarak öldürüldü.
Şii lider Nimr El Bakır tamamen siyasi nedenlerden dolayı idam edildi. Bakır, cezaevinde ağır işkencelere maruz kalmıştı.
Şii aktivist Ali Casim Neza, cezaevinde gördüğü işkence sonucu öldü.
Suudi rejimi için ‘baskı, işkence, hukuksuzluk’ rutin olaylardan.
Dolayısıyla Suudi rejiminin ‘İstanbul cinayetini’ sorgulamadan önce bu devlete bu cüreti verenleri ve bugüne kadar sessiz kalanları sorgulamak gerek.







YORUMLAR