Tanıklarıyla Ekrem İmamoğlu'nun İBB başkan adaylığının hikayesi ve siyasetteki doğuşu

Tarih 27 Ağustos 2018. Bodrum Gümüşlük'te hava oldukça sıcak. Koyunbaba civarlarında bir sitede Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ailesi bir yıla yakın zaman önce aldıkları ve gelmeye ilk kez fırsat buldukları yazlıklarında yılın yorgunluğunu atıyorlar.

Tanıklarıyla Ekrem İmamoğlu'nun İBB başkan adaylığının hikayesi ve siyasetteki doğuşu

Tarih 27 Ağustos 2018. Bodrum Gümüşlük'te hava oldukça sıcak. Koyunbaba civarlarında bir sitede Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ailesi bir yıla yakın zaman önce aldıkları ve gelmeye ilk kez fırsat buldukları yazlıklarında yılın yorgunluğunu atıyorlar.

Tanıklarıyla Ekrem İmamoğlu'nun İBB başkan adaylığının hikayesi ve siyasetteki doğuşu
11 Temmuz 2019 - 19:50

İmamoğlu o sırada bilmiyor ama yalnızca iki hane önde bulunan yazlık ev Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve eşine ait. Bunu öğrenince Kaftancıoğlu'nu arıyor ve ziyaret etmek istediğini belirtiyor. Kaftancıoğlu ve eşi de kendisini kahveye misafirliğe davet ediyor.

Bu kahve ziyareti İmamoğlu'nun Canan Kaftancıoğlu'nun eşi ile ilk tanışması. Yazlığın bahçesinde keyifli geçen sohbetin ardından İmamoğlu çıkıp evine gidiyor. Arkasından kapıyı kapatan Kaftancıoğlu ise eşine dönüp ilk defa orada şu cümleyi sarfediyor: "Nasıl buldun? Kendisi gelecekteki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız" diyor, eşi gülümsüyor.

İlçe ziyaretlerinde yaptığı konuşmalarda "Tüm İstanbul'u Beylikdüzü gibi yapacağız" diyen Kaftancıoğlu için bu cümle o an için sadece bir temenni ifadesiydi. Henüz kendisi de önüne gelecek olan tüm araştırma verilerinin İmamoğlu'nu işaret edeceğini bilmiyordu.

İmamoğlu da kim?

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun ismini bugün bütün Türkiye ve uluslararası basın biliyor. Ne var ki, altı ay öncesine kadar durum farklıydı ve Beylikdüzü dışında neredeyse kimse İmamoğlu'nu tanımıyor yapılan anketlerde tanınırlığı sadece yüzde 14-16 seviyesine kadar çıkabiliyordu.

İBB adaylığı ilan edildiği andan itibaren tanınmadığı için CHP kanadında önce eleştirilere yol açan daha sonra en doğru aday olarak CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun tebrik edilmesini sağlayan bu durumun arkasındaki olay örgüsü neydi?

Vaktinde partiden aday dahi gösterilmemiş olan İmamoğlu hangi toplantıda "CHP sizsiz kazanamaz" cümlelerini duydu? Onu aday göstermeyi ilk kim hangi nedenlerle istedi? Parti içinde ve İmamoğlu'nun çevresinde süreç nasıl işledi? İlk rüzgar nerede yakalandı?

Euronews Türkçe İmamoğlu'nun İBB başkanlığına uzanan yolda yaşananlara tanıklık etmiş kişilerle görüştü. Bazılarının ismi burada geçen bazılarınınki ise bizde saklı insanların aktarımlarıyla İmamoğlu hikayesinin bilinmeyen detayları ve İmamoğlu'nun Türk siyasetindeki doğuşunun perde arkasını sizler için araştırdık.

Beylikdüzü'nü CHP saflarına geçiren adam

2009 yılında CHP'den ilk kez aday olmak için adım atan ancak o dönem milletvekili adayı gösterilmeyen İmamoğlu kısa bir süre sonra CHP'nin Beylikdüzü İlçe Başkanı oldu ve 5 yıla yakın süre bu görevi sürdürdü.

2011 genel seçimlerinde ilçede AK Parti'nin oyu yüzde 42, CHP'nin oyu ise yüzde 35 seviyesindeydi. Sağ görüşlü insanların ağırlıkta olduğu bu ilçede İmamoğlu halk ve esnafla ilişkilerini sıkı tutan bir siyasetçi olarak tanındı ve sevildi.

Görevi boyunca Cuma namazlarına katılan, 10 Kasımlarda camide Atatürk için mevlüt okutan İmamoğlu farklı anlayışı ve sentezi ile hem ilçede hem de genel merkezde dikkat çekti.

İmamoğlu dikkatleri üzerine çekmişti ancak İlçe Belediye Başkanlığı adaylığı da sanıldığı kadar kolay olmadı, nitekim 2009'da İmamoğlu'nu milletvekili adayı göstermeyen parti onu 2014'te de Belediye Başkanlığı için aday göstermeme yönünde karar almak üzereydi.

Bu noktada kendisi de hem bir iş adamı hem siyasetçi olan dönemin İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı devreye girdi ve İmamoğlu'nun aday gösterilmesini sağlayan isim oldu. O günlerde il başkan vekili olan Kaftancıoğlu da Salıcı ile birlikte İmamoğlu'na bu desteği veren kişilerden biriydi.

"CHP'nin bir adayı var hiç CHP'li gibi değil"

Sonradan İmamoğlu'nun sağ kolu ve basın danışmanı olacak olan Murat Ongun 2014 yerel seçimleri sırasında hala gazetecilik yapıyordu ve henüz Ekrem İmamoğlu'nun ismini dahi duymamıştı.

Ongun o günlerde sunduğu televizyon programında AK Parti ilçe adayı olan Yusuf Uzun'u ağırlamak üzere hazırlık yaparken Uzun'un basın danışmanı program öncesi yanına gelerek -bu kez ilçede işlerinin zor olduğunu- söyleyince Ongun şaşırdı. Ongun danışmandan şu ilginç cümleleri duyuyordu:

"Sormayın, CHP'nin bir adayı var hiç CHP'li gibi değil. Adam her gün esnafı ziyaret ediyor, Cuma namazına gidiyor, herkes bayılıyor."

O seçimde Yusuf Uzun yüzde 39 oy alırken İmamoğlu oyların yüzde 51'ini alarak Beylikdüzü Belediye Başkanı oldu. Parti olarak ilçede yüzde 7 geride olan CHP, adayıyla yüzde 12 farkla kazanmış oldu.

2017 İBB seçiminde İmamoğlu ismi nasıl öne çıktı?

Eylül 2017'de Kadir Topbaş'ın istifasının ardından İBB başkanlığına CHP'den Ekrem İmamoğlu aday gösterilmişti. Bir formalite dahi olsa Kemal Kılıçdaroğlu tarafından İmamoğlu'nun işaret edilmesi olayı ve burada seçimden önce birkaç gün içerisinde yaşananların 2019'a yönelik etkileri olduğu görülüyor.

Topbaş'ın istifasının hemen ardından Ataköy'deki bir otelde tüm ilçe başkanları, ilçe belediye başkanları ve il başkanlığının bir arada olduğu büyük bir heyet toplandı. "Sizce kim aday olmalı?" sorusu ile orada gizli bir oylama yapıldı.

İmamoğlu'nun bu noktaya kadar herhangi bir girişimi veya talebi olmadı ve zaten oylamada da farklı farklı isimlerin ortaya çıktığı aktarılıyor. Oylamanın sonucu genel başkana sunulduktan sonra Kılıçdaroğlu İmamoğlu ismi üzerinde karar kıldı ve aday gösterilmesini istedi. Kılıçdaroğlu'nun bunu hangi saiklerle yaptığı net olarak bilinmese de parti içerisinde yükselmek ve parlamak isteyen fakat kendi aralarında sıkıntılar yaşayan isimlerden bir taraf seçmek istemediği aktarılıyor.

O dönem CHP İstanbul İl Başkanı olan Cemal Can Polat, Kılıçdaroğlu'nun bu talebini İmamoğlu'na ileten isimdi. İmamoğlu kabul etti. Partiyi tek vücut göstermek için önünde sadece üç günlük bir süre vardı.

İlk rüzgar yakalanıyor

Burada dikkat çeken nokta Hayri İnönü ve Mustafa Sarıgül cephesinde yaşanan zıtlaşmalar gibi parti içerisinde bir takım çekişmeler mevcutken İmamoğlu'nun seçim öncesindeki o üç günlük süreci yönetimi ve fire verdirmeden 127 CHPli meclis üyesinin tümünün oyunu almış olması.

Beş buçuk yıldır en yakınında olan Murat Ongun, İmamoğlu'nun bu üç günlük süre içerisinde neredeyse herkesle görüştüğünü ve tüm üyeleri meclis salonuna oy kullanmak için getirmeyi başardığını anlatıyor:

"CHP'de bir kişi üzerinde bütün oyları toplama gibi şeylerin zor olduğunu herkes bilir. İmamoğlu ilk turda tulum çıkartmakla kalmadı ikinci turda CHP üye sayısından da iki oy fazla aldı. Herkes şaşırmıştı. Üçüncü turda bu durum normale döndü tabi ama bu tip gelişmeler herkesin dikkatini çekti ve ilk rüzgar daha orada yakalandı."

Kaftancıoğlu'nun aldığı inisiyatif ve risk

2018'in Eylül ayı. CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu yerel seçimlere hazırlanmak amacıyla, merkezden gelen özel bir talimat olmadan, inisiyatif alarak İstanbul'da doğru aday profilini belirlemek için bir ekip kurar ve 39 ilçede kamuoyu araştırmaları yaptırmaya karar verir.

Çoğu parti dışı uzmanlardan oluşan bu altı kişilik ekip Kaftancıoğlu'nun yerel yönetim seçim kampanya masası olarak işlev görecek ve Kaftancıoğlu bu çalışmalarda ortaya çıkacak olan isimleri genel başkana sunacaktı.

Kılıçdaroğlu'nun yıl sonuna kadar aday açıklamayacağını bilen ekip yıl başından Mart ayına kısa bir zaman kalacak olması nedeniyle adaylara temel konuşma zeminlerini ve konu maddelerini de sunmak istiyordu.

Kaftancıoğlu ve ekibi ilçe ve il bazında öne çıkan ana sorunlar, söylenmesi gereken temel mesajları bu çalışmalarda belirledi. Bu şekilde adaylar sahaya iner inmez hazır olacaklardı. Örneğin Esenyurt ve Avcılar belediyelerinin adayları da ilk olarak bu masada belirlendi.

İmamoğlu profilinin ortaya çıkması

Ekibin içinde Aksoy Pazar ve Kamuoyu Araştırma şirketinden Ertan Aksoy, Siyasal İletişim Uzmanı Dr.Gülfem Saydan Sanver, CHP PM üyesi Prof. Yüksel Taşkın ve bazı basın danışmanları yer alıyordu. Ekibin hazırlıklarını anlatan Sanver şunları söylüyor:

"Burada hangi ilçede ne tip adaylar olmalı ve İBB için nasıl bir başkan adayı olmalı bunlar için çeşitli analizler ve araştırmalar yaptık. İBB için yaptğımız araştırmalarda ortaya 45-55 yaş aralığında, erkek, yerel yönetim tecrübesi olan, başarı hikayesine sahip, partizan bir söylem ve tutum içinde olmayan, dine saygılı ve Karadenizli olması artı sağlayacak olan bir profil çıktı."

İş adamı olup olmaması gerektiği noktasını da anketlerde ikili olarak test ettiklerini anlatan Sanver, insanlara "İş dünyasında mı tecrübesi olsun yoksa yerel yönetimde mi tecrübesi olsun?" diye sorulduğunda açık ara farkla yerel yönetim tecrübesinin aranan özellik olduğunu kaydediyor.

Ekip aynı zamanda tüm CHP'li belediyelerin hizmetlerini ortaya döktüğü bir liste hazırladı. Bu listelere bakıldığında ciddi anlamda başarı sağladığı düşünülen Beylikdüzü, Sarıyer, Kadıköy gibi birkaç belediyenin öne çıktığı görüldü.

Profil çalışmaları engellenmek mi istendi?

Sanver CHP içerisinde ilk kez böyle bir çalışma yapıldığını ileri sürerken, aktarılan bir başka anekdot da Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun'un Türkiye'deki illeri gezen ekibinden bir kişinin Kaftancıoğlu'nun ekibiyle yaptığı toplantıda şu cümleleri kurduğu:

"Biz yapılan bu çalışmaları görünce çok mutlu olduk. Tüm illere gidiyoruz ve değil böyle bir çalışma bunun yüzde birini bile görmedik."

Kaftancıoğlu ise bu çalışmaların genel merkezde kimi yöneticilerce "Niye yapılıyor?" diye engellenmek istediğini belirtiyor.

Aynı dönemde Muharrem İnce, Gürsel Tekin ve Akif Hamzaçebi'nin isimleri de konuşuluyordu ancak Kaftancıoğlu'nun ekibi bu isimlere de ilişkin çalışmalar yaptırmış ve onlara da ilişkin halka sorular sormuştu.

Bu üç isimden ikisi kendileriyle ilgili anket yapılmış olmasına herhangi bir tepki vermedi ancak kaynakların aktardığına göre Hamzaçebi uygulamayı doğru bulmadı ve CHP Genel Sekreteri'nin bu şekilde 'sorgulatılmasını' açık ve sert şekilde eleştirdi. Kaftancıoğlu Hamzaçebi'nin eleştirileri karşısında "Genel sekreter olup olmamanız değil, İBB adayı olup olmamanız gerektiğine ilişkindir bu anketler" diyerek kendini savundu.

Kılıçdaroğlu nasıl ikna edildi?

Başarılı hizmetler noktasında öne çıkan diğer belediyeler olsa da "Beliren profile uygun sadece bir kişi vardı ikinci bir isim yoktu bile" diyor Kaftancıoğlu. Bu şekilde 'Ekrem İmamoğlu' ismi ilk kez birkaç isimle daha birlikte Ekim ayının ilk haftası Kaftancıoğlu'nun Kılıçdaroğlu ile yaptığı haftalık toplantıda dile getirildi.

"İkna demek yanlış olur, sayın genel başkanımızla birlikte isimler arasından en doğru ismi bulabilme sürecini yaşadık." diyen Kaftancıoğlu, Kılıçdaroğlu'nun İmamoğlu'nu 2017'deki İBB adaylığından itibaren yakından gözlemlediğini kendisine belirttiğini aktarıyor. Kaftancıoğlu'na göre "Kılıçdaroğlu'nun aklında hali hazırda var olan İmamoğlu imajının bir karara dönüştürmesine" yardımcı olundu sadece.

Kaftancıoğlu meseleyi bu şekilde aktarıyor ancak farklı bir kaynak Kaftancıoğlu'nun İmamoğlu ismini Ekim başından itibaren her fırsatta Kılıçdaroğlu'nun önüne getirdiğini ve ısrarla bu isimde direterek siyasi kariyerini adeta riske attığını kaydediyor ve "Eğer kaybetseydi herkes Kaftancıoğlu'nu suçlayacaktı." diyor.

"Karşılığı yok ama karşıtlığı da yok"

Bahsi geçen araştırmalarda İmamoğlu'nun 'tanınırlığı' çok düşük çıkıyordu. Ne var ki, ilginç bir nokta daha ortaya çıktı: "Asla oy vermem" sorularında da en düşük orana İmmaoğlu'nun sahip olduğu görüldü. Yani siyasi olarak tanınırlığı yüksek olan isimler için 'asla oy vermem' ön yargısının çok yüksek olduğu görüldü. Kaftancıoğlu bu durumu "İmamoğlu'nun o gün toplumda bir karşılığı yoktu ancak karşıtlığı da yoktu" şeklinde ifade ediyor.

Diğer tanınan isimleri 'kapalı yol' olarak tanımlayan ekip aynı zamanda AK Parti lideri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın seçim kampanyasını ulusal bir kampanyaya dönüştüreceğini ve CHP adayının bu alana girmek yerine yerel söylemde kalması gerektiğini belirledi.

Hangi ismin olması gerektiğinden ziyade nasıl bir profil olması gerektiğine ilişkin ilk ve en kapsamlı sunum Kaftancıoğlu'nun ekibi tarafından 12 Kasım Pazartesi sabah saatlerinde Kılıçdaroğlu'nun makamında yapıldı. Odada Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun da vardı ve sunum boyunca hiç bir yorum yapmadan dinlemeyi tercih etti.

Sanver sunumun yapıldığı günü anlatıyor ve şunları söylüyor:

"Erdoğan kendi partisinden daha yüksek oy alıyor o nedenle Erdoğan üzerinden kampanya yapılabilmesi için ulusal söylemler kullanılacağı çok barizdi. Bunu Kemal Bey'e anlattık ve dedik ki; eğer biz yerel söylemler kullanmazsak onların söylemlerinde boğuluruz. Bizim tartışmayı yerele çekmemiz lazım ve bunu yapabilmek için de yerelden bir adayımızın olması lazım. Diğer adayların tümü ulusal siyasetçi olduğu için söylemlerimizi yerele çekemeyeceğiz ve Erdoğan'ın denizine girmiş olacağız."

Kılıçdaroğlu: Ekrem Beyi de ikna edin

Sunum boyunca ekipten hiç kimse herhangi bir isme atıf yapmamıştı. Kılıçdarğlu ekibe bakarak "Sunumu yaptınız güzel, peki isim kim?" diye sordu. Kaftancıoğlu o anda gülerek araya girdi ve "Dilerseniz arkadaşları dışarı alalım ben size o ismi söyleyeceğim" dedi ve karşılıklı gülüştüler.

Odada sadece Kılıçdaroğlu ve Torun kalmıştı. Kaftancıoğlu bu ikiliye "En doğru isim Ekrem Bey" deyince Kılıçdaroğlu "Ama Ekrem Bey bu dönem için istekli olmayabilir, pek gönüllü değil gibi" karşılığını vererek "Gidin bu sunumu ona da yapın ve ikna edin o zaman" dedi.

İmamoğlu nasıl öğrendi ve ilk duyguları ne oldu?

Kılıçdaroğlu'nun kafasında durum iyice şekillenmişti ancak İmamoğlu'nun konuya nasıl yaklaşacağı hala belirsizliğini koruyordu.

Bunun üzerine ekip iki gün sonra 14 Kasım Çarşamba günü bir otelde İmamoğlu ve ekibi ile buluşarak yapılan çalışma ve analizlerin sonuçlarını onlarla da paylaştı.

Sunum sonrası İmamoğlu iki duygu arasında kaldı ve bir yandan "Aslında benim aklımda da vardı adaylık" derken diğer yandan "Acaba kariyerimde henüz erken mi?" diye sorguladı.

İmmaoğlu'na göre kampanya için de yeterli zaman kalmamıştı ve eğer aday olması isteniyorsa daha erkenden kendisine iletilmesi ve ilan edilmesi gerekirdi. İmamoğlu bu toplantıda hafif sitemle karışık "Keşke beni bir yıl önce aday yapmış olsaydı Kemal Bey, ben daha rahat çalışmalarıma başlamış olurdum." dedi.

İmamoğlu'na 'Obama' örneği verildi

Bu noktada İmamoğlu'na Obama'nın adaylık süreci ve fırsatları nasıl değerlendirdiği örnek verildi ve bugün gelen fırsatların değişen konjonktürler nedeniyle bir daha gelmeyebileceği söylendi. Ekipten Sanver o an belki İmamoğlu için kırılma noktası olmuş olabileceğini düşündüğü şu cümleyi sarf etti:

"Kimse size CHP ile seçim kazanacağınızın garantisini veremez ama CHP bu seçimi sizsiz kazanamayacak o garanti."

İmamoğlu böyle garantiler peşinde olmadığını söyledi ardından da CHP'nin kendisi olmadan kazanamayacağına ilişkin sözlere ilişkin gülümseyerek, "Siz şimdi böyle birden üzerime çok baskı koydunuz ama" dedi. İmamoğlu net bir yanıt vermeden toplantıdan hevesle ve heyecanla "tekrar görüşeceğiz konuşacağız" diyerek çıktı.

İmamoğlu cephesinde farklı görüşler

İmamoğlu'nun çekinceleri olduğunu gören Kaftancıoğlu ve ekibi 10 gün sonra 24 Kasım'da İmamoğlu'nun danışmanları ile ayrıca bir araya geldi. Aynı gün İmamoğlu Ankara'da Kılıçdaroğlu ile görüşüyor konuya ilişkin kendi çekincelerini ve düşüncelerini paylaşıyordu.

İmamoğlu'nun danışmanlarından bir kısmı da aynı düzeyde hevesli değildi ve onların dışında İmamoğlu'nun ailesinin de çekinceleri olduğu anlaşıldı. Murat Ongun o dönem İBB adaylığı noktasında çekincesi olanlar ve meseleye temkinli yaklaşanlar arasındaydı. Ongun "Karpuz gibi ortadan ikiye bölündük" diyor ve şöyle devam ediyor:

"Bir grup mutlaka aday olun kazanırsınız diye motivasyon veriyor bir grupsa temkinli yaklaşıyor ve heyecanlanmak için henüz rasyonel temellerin olmadığını savunuyor..... Ben Ekrem Bey'e '31 Mart seçimlerinde yüzde 5 fark atabileceğimizi düşünüyor musunuz, eğer düşünüyorsanız girelim' deyince o bana 'Murat, yüzde 5 fark atamayız' dedi. İnsanların henüz bizim hakkımızda 'Bunlar da nereden çıktı?' diye konuştuğu bir dönemdi o."

İmamoğlu kendi adını ilk kez nerede duydu?

Aslında İmamoğlu ve ekibi İBB adaylığı konusundaki ilk ciddi sinyali sunum ve toplantılardan önce 12 Kasım 2018'de Kılıçdaroğlu'nun Hürriyet gazetesinden İpek Özbey'e verdiği bir röportajda İmamoğlu ismini zikretmesiyle aldı.

Kılıçdaroğlu o röportajdan sadece saatler önce Kaftancıoğlu'nun ekibinden İmamoğlu sunumunu almış ve kafasında durum netlik kazanmaya başlamıştı. Bu ruh hali röportaja da yansıdı ve Özbey'e bol bol Beylikdüzü belediyesinin başarılarından örnekler verdi. Gazeteci Özbey haberinin başında röportaja ilişkin şu izlenimleri paylaştı:

"Röportaj sırasındaki izlenimim, Kılıçdaroğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun başarısının sürekli altını çizmesiydi. CHP’nin İstanbul adayı İmamoğlu mu?"

Kılıçdaroğlu sabah saatlerinde İmamoğlu ile telefonda görüştüğünü belirtti ancak 'Adaylığı mı konuştunuz?' sorusuna "Başka konular konuştuk" cevabını verdi.

İBB için kendi adını genel başkanın ağzından ilk kez o röportajda duyan İmamoğlu için "iş o gün ciddiye binmişti" diyor Murat Ongun. Ancak İmamoğlu, o dönem Gürsel Tekin ve Akif Hamzaçebi gibi "Ben adayım" diyerek çıkmak yerine 24 Kasım'da yapacağı Ankara ziyaretini bekleyecek ve konuyu Kılıçdaroğlu ile yüz yüze görüşmeyi tercih edecekti.

Her şey o görüşmede netleştirildi ve 18 Aralık'ta da parti meclisinde İmamoğlu'nun ismi açıklandı. Bundan sonra olacaklar Türk siyaset tarihine geçecekti.

İmamoğlu ailesinin ve çevresinin rolü

Özellikle eşi başta olmak üzere çocuklarının da babalarını uzun süre göremeyecek olmaları gibi sebepler nedeniyle imamoğlu ailesinde İBB adaylığına çok olumlu yaklaşılmadı.

Evdeki bu atmosferin daha sonra Kemal Kılıçdaroğlu tarafından yapılan özel ziyaret ile değiştiği aktarılıyor. İmamoğlu ailesine kahvaltıya gelen Kılıçdaroğlu'nun yanında Kaftancıoğlu da vardı ve eve girip oturduklarında "Ekrem oğlumuzu istemeye geldik" dedi. Tüm yüzler gülüyordu.

İmamoğlu'nun 2016 yazında tanıştığı Zülfi Livaneli'nin de bu süreçte kendisine güçlü bir moral desteği verdiği bir not olarak düşelim.

Sadakat ve parti disiplininin etkisi

İmamoğlu'nun parti içerisinde bölünme ve ayrılık yaşanmaması adına merkezin aldığı kararları takip etme ve zor karar aşamalarında lidere uyma yönünde tavır almasının kendisinin Kılıçdaroğlu tarafından seçimi sırasında önemli bir rol oynadığını düşünenler de var.

Örneğin İstanbul İl Başkanlığı için Cemal Can Polat ile Kılıçdaroğlu'nun gönlündeki aday Canan Kaftancıoğlu arasında geçen ve sadece 4 oy farkla sonuçlanan seçimde İmamoğlu tercihini Kılıçdaroğlu'nun belirttiği yönde kullanarak siyasette her zaman kendi istediği yönde tercih yapmayacağını gösterdi.

Aynı şekilde Muharrem İnce'nin kurultay imzaları olayında da imza vermemeyi tercih ederek Kılıçdaroğlu'na karşı sadakatini fiilen ispat etmiş isimlerden biri oldu.

Kaftancıoğlu: Dua görüntülerinin paylaşılması beni de rahatsız etti

Peki Kaftancıoğlu dünya görüşleri tam olarak örtüşmeyen bir ismin şimdiye kadar ki tüm karar ve eylemlerinden memnun mu?

İmamoğlu'nun İBB Başkanı olarak kinci kez mazbatayı aldıktan sonra göreve başladığı gün makam odasına imam çağırarak ailesi ile birlikte dua okuduğunu gösteren fotoğraflar gündem yaratmış ve bazı kesimlerce eleştirilmişti. Bu görüntülerine ilişkin konuşan Kaftancıoğlu şunları söyledi:

"Samimiyetini ve arka planını bildiğim için Ekrem Bey'in yaptığı hiçbir şey beni rahatsız etmiyor. Ancak Ekrem Bey'in yaptığı şeylerin sunulma biçimi ve sosyal medyada paylaşılması gibi iletişimine yönelik bazı kararlar beni de rahatsız ediyor."

İmamoğlu'nun sahici, liyakatli, ahlaklı ve şeffaf siyaset üreten bir kişi olduğunu belirten Kaftancıoğlu, İmamoğlu'nun sahici şekilde yaptığı ve bundan sonra da yapacağı, kendisinin ve toplumun da saygı duyacağı işlerin iletişiminde daha dikkatli olunması gerektiğine vurgu yaptı.

Ongun: Ekrem Bey'in haberi yoktu

Basın danışmanı Ongun ise 2014 yılında Beylikdüzü'nde göreve başladığında da aynısını yaptığını söyleyerek konuya ilişkin ilk kez euronews Türkçe'ye şu değerlendirmeyi yaptı:

"Açık konuşalım o fotoğrafın müsebbibi benim. Ekrem Bey ne fotoğrafçı çağırdı ne yayınlanması için talimat verdi. Ekrem Bey bana güvenmiş bazı yetkiler sorumluluklar vermiş. Ben olay samimi mi diye bakarım. Ekrem Bey'in inanç dünyasını yakından bildiğim için bu fotoğrafı çektirmekte ve yayınlamakta bir beis görmedim. Yayınlamadan önce sormadım bile yani aslında kendisinin haberi dahi olmadı."

Kaftancıoğlu ile görüşmemden önce Ongun'un yaptığı bu açıklamayı kendisine aktardığımda ise Kaftancıoğlu "Böyle bir şeyi şeffaflıkla açıkladıysa Murat Bey'i kutluyorum. Başından itibaren süreci çok başarılı götürdüğünü düşündüğüm insanlardan birisi" ifadelerini kullandı.
Euronews

Bu haber 562 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum