Toprak ağası Ahmet Türk'ün sorunu...
Yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Eş Başkanı Ahmet Türk, “Kürtler ne istiyor diyorlar, kendimden örnek veriyorum. Kürdistan’da geniş toprağı olan bir ailenin çocuğuyum. Ama kimliğim yok. Dilim yok. Halkım yok sayılıyor. İşte Kürt sorunu benim.” dedi.
Ahmet Türk, Erbil’de 2019 yılı Eylül ayında DTP Genel Başkanı olarak yaptığı konuşmada “Avrupa Birliği bir birliktir. Neden Orta Doğu halkları arasında da bir birlik oluşmasın ve birbirlerini tanımasınlar. 4 parça Kürdistan’da Kürtler zorluk içinde ve baskı görüyor. Bu baskılar kalkmalıdır ve bu baskılar da demokrasi ile kalkar.” demişti.
Ahmet Türk, 2015 yılında, Hamburg’da yaptığı konuşmada da “Halkımızın özgür olması coğrafyamızdaki Ermeni’nin, Süryani’nin, Ezidi’nin ve herkesin özgür olması anlamına geliyor. Türkiye’nin demokrasi güçleri ile yeni bir yaşamın nüvelerini atıyoruz. Bütün çalışmalarımızın temelinde halkların kardeşliği esprisi vardır. Atalarımızın Ermeni ve Süryani halkına yaptıklarından dolayı utanç duyuyoruz” ifadelerini kullanmıştı.
Bu konuşmaya karşı “Atalarımız derken Ahmet Türk, kimi kastediyor acaba? Ziya Gökalp’ın 'Şaki İbrahim Paşa Destanı'nda geçen Kanco’yu mu?" diye sormuştum:
"Kendi memleketi Diyarbakır’a sürgüne gönderilen Ziya Gökalp, bölgede güvenliği sağlamak için kurulmuş Hamidiye Alayları’nın başındaki Milli Aşiret Reisi Şakir İbrahim Paşa’nın adının karıştığı soygun ve baskın olayları karşısında, 1907 yılında halkı direnmeye davet etmiş ve eyleme yöneltmişti. Ziya Gökalp ve arkadaşlarının önderliğinde halk, telgrafhaneyi ele geçirerek saraya telgraflar çekmişti. Hükümet, İbrahim Paşa ve alaylarını bölgeden uzaklaştırmak zorunda kalmıştı. Gökalp, ilk eseri olan Şaki İbrahim Destanı’nda bu olayı anlatmıştır. Destanda Hamidiye Alayları içinde bir Yüzbaşı Hüseyin vardır ki alayın kâtibi ve sancaktarıdır. Aslen Mardin’e bağlı Derik ilçesinin Kasrı Kanco köyündendir ve Yezididir. Gökalp’in destanında halkı soyanların elebaşısı olarak 'Hain Kanco' adıyla geçer! Ahmet Türk kimden utanç duyuyor, kendisine Kasrı Kanco’yu miras bırakan Yüzbaşı Hüseyin’den mi?"
***
Kasrı Kanco'nun tarihçesini de 13 Aralık 2009 tarihinde, "Kasri Kanco’ya dönüş" başlığı altında Ahmet Türk’ün ilkokul öğretmeni de olan yazar Ümit Kaftancıoğlu’nun Tüfekliler romanından yararlanarak Yıldıray Oğur yazmıştı:
"Mardin Derik’te çölün ortasında bir şato. İçi içe iki surla çevrili. Dış surlarda siperler. Düz çatı tepelerden gelecek tehlikelere karşı yüksek duvarlarla örülmüş. Büyük dış kapıdan içeri girince bir kapı daha. Arada bir çeşit tampon bölge var. Gece yarısı büyük kapı kapandıktan sonra gelenlerin tek çaresi o aralıkta kalmak.
Pencereler yerden beş adam boyu yükseklikte. Ne bir çıkıntı var ne de bir gedik. Dümdüz kara duvar. Avrupalı feodal lordların masallardan aşina olduğumuz şatolarının yanında gecekondu gibi kalsa da her şey birebir aynı.
1700’lü yılların başında şatoyu yapan İbrahim Paşa...
Ama buranın adı 1905’de şatoyu yeniden yapan Genç Hüseyin ağadan geliyor; Hüseyin Genco’dan... Şatonun adı Kasrı Genco. Ya da Kasri Kanco.
Yıl 1925’tir. Cumhuriyet girilmemiş kale bırakmamakta kararlıdır. Kasri Kanco’ya ulaşmaz bu haber. O kalın duvarların ardında hayat rejim değişikliğine aldırmadan devam etmektedir.
Ankara Kasri Kanco’nun bu dik başlılığını öğrenince Mardin’den bir bölük jandarma askeri gönderir üzerine. Kasır kuşatılır. Kal düşürülemez. Bu kez bir tabur jandarma gönderilir kalın kale duvarlarının üstüne. Yine olmaz. Bu kez Diyarbakır’dan kalkan bir topçu birliği kuşatır Kasri Konca’yı. Bir rivayete göre doğrudan Atatürk’ten gelen bir talimatla şatoya top atışı başlar. Mermilerden birisi Kasri Kanco’nun çöle bakan mazgallarından birini parçalar. Yıllar sonra ilk kez bir gedik açılır duvarlarda. Kasrın ahalisi topçulara karşı dayanmayacaklarını anlar ve teslim olur. Şatonun cumhuriyet tarafından fethi şerefine bizzat Atatürk Kancolara verir yeni soyadlarını: Türk.”
***
Kancolara “Türk” soyadını Atatürk mü vermiş, yoksa bu soyadını cumhuriyete bağlılık belirtmek için kendileri mi almış; araştırmaya muhtaç bir konu...
Yalnız, Ebulfez Elçibey’in dediği gibi “Türk değilim diyene karşı ısrar etmemek gerekir.”
Ayrıca Ziya Gökalp’ın “Şaki İbrahim Paşa Destanı”, bugünkü sorunun nereden kaynaklandığını da göstermektedir.
Arslan BULUT[email protected]






YORUMLAR