S-400 sadece s-400 değildir
GÜNÜN YAZISI

GÜNÜN YAZISI

S-400 sadece s-400 değildir

05 Haziran 2019 - 17:21

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Trump ile telefon konuşmasından sonra S-400 hava savunma sisteminin F-35 savaş uçaklarına zarar verip vermeyeceği konusunu incelemek için çalışma grubu kurulması hususunda uzlaşmaya varıldı, Pentagon ise bu uzlaşmaya karşı çıktı. Bu uzlaşma ile piyasaların S-400 sistemini sevmediği de anlaşıldı ve dolar düştü, benzin bile ucuzlayacak.

Trump’ın sözünde durup durmayacağı, Pentagon’un bu uzlaşmayı bozup bozmayacağı bilinmez. Ancak, bu uzlaşma ile S-400 tedarikinin yeni bir sürece girdiği gerçek. Çünkü, çalışma grubu kurulursa aylar sürecek çalışmalar yapılacak, Türk heyeti defalarca Amerika’ya gidecek, ABD heyeti defalarca Türkiye’ye gelecek ve S-400 tedariki konusu muhtemelen uykuya yatırılacak.

PATRİOT LOBİSİ AKTİF

Son zamanlarda Türkiye’de S-400 yerine Patriot tedarikinin daha uygun olacağını savunan bir lobi oluştu;

- Bir kısım S-400 karşıtı, Türkiye’nin zaten NATO’nun hava savunma sistemi içinde olduğunu, İran’a ve Rusya’ya karşı kurulduğunu bildiğimiz Kürecik’teki radar ile Romanya’daki füzelerin Türkiye’nin hava savunmasını sağladığını (!) iddia etmektedirler.

- Bir kısım S-400 karşıtları ise S-400 ün NATO’un radar ve komuta kontrol sistemine entegre olamayacağını ve bu nedenle etkinliğinin azalacağını, NATO’nun radar ve komuta kontrol sistemine entegre edilecek Patriot sisteminden ise daha fazla verim elde edileceğini vurgulamaktadırlar.

 

HAVA SAVUNMA SİSTEMİ HANGİ TEHDİTLERE KARŞI

O halde konunun başına dönelim ve şu sorulara cevaplar arayalım;

- Türkiye’nin tehdit öncelikleri nelerdir?

- Güvenlik çatısı açık olan Türkiye, hangi tehditlere veya potansiyel tehditlere karşı hava savunma sistemi tedarik etmek istemektedir?

- Rusya ve İran’a karşı, NATO içinde hava savunma sistemi tesisi Türkiye’nin öncelikli güvenlik meselesi midir?

- Türkiye, hava savunma sistemini NATO içinde mi güçlendirmek yoksa tehdit algılamasına göre milli ve müstakil bir hava savunma sistemi mi kurmak istemektedir?

- Türkiye, bölgesel jeopolitiğin ağırlık merkezine ve güç mücadelelerinin odağına dönüşmüş olan Doğu Akdeniz’de, Güney Kıbrıs, Yunanistan, İsrail ve Fransa tarafından oluşturulan ve ABD tarafından himaye edilen koalisyona karşı çıkarlarını ve haklarını NATO hava savunma sistemi ile sağlayabilir mi; yoksa bu bölge için müstakil ve milli bir hava savunma sistemine mi ihtiyaç vardır?

-Türkiye, Ege denizinde Yunanistan’a karşı çıkarlarını hangi sistemle sağlayabilir ve bu denizdeki stratejik dengeleri hangi sistemle lehine değiştirebilir; NATO hava savunma sistemi ile mi yoksa milli ve müstakil bir hava savunma sistemi ile mi?

 Milli Savunma Bakanı veya Savunma Sanayii Müsteşarı, bu süreci ve hava savunma sistemitercih nedenlerini televizyonda halka anlatmalı, bilgi kirliliğini önlemelidir.

ASIL MESELE DEĞİŞEN JEOPOLİTİK KOŞULLARA UYUM MESELESİDİR

Putin, Sovyetler Birliği’nin dağılmasını yirminci yüzyılın en büyük felaketi olarak tanımlamıştı.

Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Soğuk Savaş döneminin bitmesi ile bütün dengeler değişmiş, küresel ve bölgesel güç boşlukları oluşmuştu. Güç boşlukları dolduruluncaya ve yeni dengeler oluşuncaya kadar bu sancılı süreç devam edecektir.

Güç boşluklarının doldurulması ve yeni jeopolitik dengelerin oluşması için sürdürülen küresel ve bölgesel güç mücadeleleri ile yeni bir dünya düzeni ve yeni bir dünya inşa edilmiş olacaktır.

Şimdi biz bu zorlu süreci yaşamaktayız.

Şimdi biz Avrasya ve Atlantik güç merkezlerinin arakesitinde yer aldığımız için zorlu tercihlerle karşı karşıya kalmaktayız.

Bu sürecin denge politikaları ile dürdürülemeyeceği giderek anlaşılmaktadır.

Soğuk Savaş döneminde NATO ittifakı içinde Doğudan gelen tehditleri karşılamak için hazırlık yapmıştık. Şimdi aynı ittifakın içinde iken Batıdan kaynaklanan tehditlere çareler aramaktayız.

 Bu nedenle de mesele, S-400 mü,  Patriot mu tercihinden çok daha kapsamlıdır.

Türkiye, zorlu bir jeopolitik tercih ile karşı karşıyadır.

Türkiye, yeni jeopolitik konumunu ve kimliğini aramaktadır.

Her jeopolitik tercihin riskleri vardır.

Türkiye’nin yeni ve gerçekçi bir jeostratejiye ihtiyacı vardır.

Meselenin özü budur.

SON SÖZ:

Jeopolitik vizyon tarafından yönlendirilen jeostrateji, coğrafya denilen mekanda uluslararası şartları, güç mücadelelerini, dengeleri ve fırsatları dikkate alarak, coğrafi avantajların sağlanmasını, avantajlı dengelerin kurulmasını ve kritik bölgelerin kontrol edilmesini amaçlar.

Nejat Eslen

Odatv.com

Bu yazı 199 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum