Ya Rab, benim eşyalarımı tapınak vasıtası yapma ...
GÜNÜN YAZISI

GÜNÜN YAZISI

Ya Rab, benim eşyalarımı tapınak vasıtası yapma ...

19 Eylül 2019 - 08:46

21. yüzyılda hâlâ ilkçağın insanları gibi totem peşinde koşuyoruz! Hz. Muhammed, bunu önlemek için, "Yâ Rab, benim eşyalarımı tapınak vasıtası yapma!.." demiş.

Bu hadis, peygamberin ağzından çıktığını bütün hadisçilerin kabul ettikleri 17 hadisten biridir. Bu sözü söyleyen Hz. Muhammed, tıraş olurken sakalını toplattırır mıydı?

Dünyada yüzlerce "Sakal-ı Şerif" diye tanımlanan kıl var. Hepsi uydurma. Topkapı Sarayı Müzesi'ndeki "Kutsal Emanetler" diye saklanan birçok eşya, onun-bunun saraya bahşiş almak için getirdikleri nesneler.

"Fatıma Anamız"ın seccadesi denen seccade, 17. asır halısı, Peygamber'in teyemmüm taşı olarak saklanan taş ise bir Asur tableti!?

Bunun gibi daha birçokları var...

Bunları bir kitap halinde toplayan ilk Müze Müdürü Tahsin Öz'ün 1953 yılında basılan kitabı, ne yazık ki zamanın yönetimi tarafından
hemen toplattırıldı ve o günden bugüne de ülkeyi aynı kafada olanlar idare etti!

Uydurulmuş şeylere inanmak, doğruları araştırmaktan daha kolay geliyor insanımıza...

Bu sakal olayı, bana başka bir olayı hatırlattı:

1970-78 yılları arasında, eşim Kemal Çığ Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü idi. Daha önce de -1944'ten beri Müdür Yardımcısı ve Kitaplık Şefi olarak çalışıyordu müzede.

Müdürlüğü esnasında, o zamanın Diyanet İşleri Başkanı Lütfü Doğan, "Kutsal Emanetler"i
ziyaret etmek için randevu istiyor.

Kemal Çığ, gazetecileri getirmemek koşulu ile halka kapalı olan bir günde randevuyu veriyor.

Kararlaştırılan günde büyük bir cemaat akın ediyor "Kutsal Emanetler Salonu"na.

Peygamberin hırkası olarak tanımlanan hırka çıkarılıyor. Gelenler büyük bir huşu içinde dualara, kuran okumalara başlıyorlar ve sonunda her ay bu ziyareti yapmaya karar veriyorlar...

Salonda işleri bitince, eşim, baştakileri odasına kahve içmek için davet ediyor.

Tam kahveler bitmek üzere iken Kemal Çığ, "Hazır bütün din büyüklerimiz burada iken kafamı kurcalayan bir soruyu sormak istiyorum." diyor ve sorusunu soruyor:

"Benim bildiğime göre, Hz. Muhammed'in ağzından çıktığından bütün muhaddislerin hemfikir olduğu 17 hadisten biri, 'Yâ Rab, benim eşyalarımı tapınak vasıtası yapma!..'dır.

Şimdi sizin hırka'ya ve diğer eşyalara dualar yapmanız bu hadise karşı değil midir?"

Bu söz üzerine, gelenlerin hepsi birden yerlerinden fırlarlar ve bir şey söyleyemeden oradan ayrılırlar! Fakat, her ay gelmeyi istedikleri halde bir daha uğramamaları da Kemal Çığ'ın sorusunun yanıtı olmuştur...

Şimdi ben de bugünkü hocalarımıza soruyorum:

Böyle bir hadisi biliyor musunuz? Biliyorsanız, neden bir sakal kılı, bir hırka peşine düşenleri ve onlara dua edip onlardan medet umanları uyarmıyorsunuz?

Neden?

Cevabı çok açık, değil mi?

Muazzez İlmiye Çığ...
HAYATIN İÇİNDEN HİKAYELER

YORUMLAR

  • 7 Yorum
  • ömer özsunar
    2 ay önce
    devamı: ... ve eylemi yoksa ki samimi bir mü’minde olacağına ihtimal vermek sûi zandır kaçınmak gerekir. Eleştiri ayrı bir şey küfür ve şirkle itham etmek ayrı bir şeydir.. İşte Topkapı Müzesi’nde mukaddes emanetler dairesinde sergilenen objeler içinde böyle mûtedil, orta yollu hoşgörülü düşünmek gerekir. Marjinal yorum ve düşünceler bireyin egosunu tatmin ve toplumu ayrıştırmakdan, kavgadan, enerjimizi boşa tüketmekten başka bir fayda getirmez diye düşünüyorum. Beni eleştirmek isteyenler elbette olacaktır; fakat lütfen sözlerimi cımbızlayarak, önyargılarla, acele ve öfkeyle değil, bütününü dikkate alarak insaflıca, mûtedil bir şekilde değerlendirmenizi rica ediyorum. Saygılarımla..
  • ömer özsunar
    2 ay önce
    devamı: ..Peygamberi bu konuya alet ettikleri için bu şirkin en büyüğüdür” diyerek “sakal-ı şerif” gibi hüsn-ü niyetli, saygı ve sevgi dolu bir tabirde hemen putperestlik bulanlar, büst ve heykelleri hiç görmezler, onlara karşı yapılanları sorgulamazlar, hiçbir zaman gündeme getirmezler!!??.. Bu, ilginç bir çelişki değil mi?. Ve toplumun çoğunluğunu bırakınız, bir kişi hakkında bile böyle önyargılarda bulunmak art niyetli bir düşünce olmaz mı? Elbette ki peygamberimiz kimseye alın bunu saklayın dememiştir ve demez, fakat sahabeler ve sonraki nesiller tapınmak adına değil tam tersi bir hüsn-ü niyetle onun hatırasını yâd etmek, onun kalplerde sevgisini kökleştirmek adına saklamışlar ve nakletmişlerdir. Bunlar arasında bazı objelerin ona ait olmaması bu vesîlelik durumunu değiştirmez. Burada önemli olan salavata duaya peygambere ve dine bağlılığa vesile teşkil etmesi, teşvik etmesi durumudur. Bu meydana geliyorsa tapınmak Allah’a ortak koşmak niyeti ve eylemi yoksa ki samimi.. devamı var
  • ömer özsunar
    2 ay önce
    Özellikle bu gibi durumlarda öncelikle kalpteki niyeti esas almak gerekir. İnsanlar görünüşe bakarak kolaycılığa kaçıp aceleyle, basit bir mantık yürüterek, ilerisini düşünmeden toplumun önemli bir kesimini hemen tapınmak şirk koşmak gibi kâfir olmakla, dinden çıkmakla, totemcilikle, putperestlikle suçlanmamalı, itham edilmemelidir. Zira Toplum içinde bu insafsız ithamlarla insanların arası açılacak ve iş kim bilir nerelere kadar uzayıp gidecektir. Toplum önderi büyüklerimiz, Aydın ve Profesörlerimiz buna daha dikkat etmelidir. Zira atalarımız “imam bir kusur işlerse cemaat daha kötüsünü yapar” diye boşuna dememiştir. Hal-i hazırdaki tahammülsüzlüğümüz, hemen birbirimizin yakasına sarılmamız buna şahittir. Mesela ilginçtir isim vermeme gerek yok, bazı kesimler ısrarla “Sakal-ı Şerif diye bir şey yoktur. Putperestliğin lüzumu yok. Bu tabir bile putperestliktir. Peygamberimiz kime sakalını verip de bunu saklayın demiştir. Peygamberi bu konuya alet ettikleri için.. devamı var..
  • ömer özsunar
    2 ay önce
    7'nin devamı: ...Yazarın mantığından hareketle ona saygı duruşu veya objesinin önünde bir şeyler okumak veya Atatürk müzesindeki bir objenin önünde ondan kalan bir hatırasına saygı göstermek onları bir totem olarak görmek demek olacaktır. Hatta bu mantıkla gidersek müzelerin kurulması bile doğru değildir. Çünkü müzeler insanları totemciliğe götürür öyleyse kapatılmaları gerekir vs. vs. denilir.. Hâlbuki bunlar o kişinin sevgisini yüceltmeye yönelik işlerdir. Ben şahsen herhangi bir heykelin veya bir büstün önünde saygı duruşunda bulunmayı doğru bulmam. Bu durum yazara ve bana göre totemcilik olur. Bu, ilkel din ve toplumlardaki totemciliğe benzetilebilir. Fakat peygamberden kalan objelerin önünde bizim bugün bir heykelin önünde yaptığımız gibi bir duruş söz konusu değildir. Hiçbir Müslüman böyle bir niyet taşıyarak şirk içine girmez. Bu, olaylara basit ilkel bir mantıkla yaklaşmak, gözlemlerimizi yanlış değerlendirmek olacaktır. Özellikle bu gibi durumlarda.. devamı var..
  • ömer özsunar
    2 ay önce
    devam ediyorum: 6- Bu, o eşyalara veya peygambere tapmak veya tapınmak anlamına gelmez. Daha ötesini zaten aklı başında hiçbir Müslüman yapmaz. O eşyaları bir totem (put) kabul ederek tapınan bir Müslümanı ben görmedim, rastlamadım ve buna ihtimal vermem. Müslümanları böyle totemcilik sûi zannına maruz bırakmak doğru olmasa gerekir diye düşünüyorum. Dediğim gibi en cahil bir Müslüman bile Allah'tan başkasına tapmaz. Oradaki objeler salavata veya Kur'ân okumaya; duaya veya peygamber sevgisine bir vesilelikten öteye gitmez. Öyleyse yazarın iddia ettiği gibi o nesneler bir totem yani tapınılan bir put değildir, bu tutum yanlış bir gözlem ve değerlendirme olur. 7- Temelde bu iddia üzerine yazılan makale; "bütün hadisçilerin kabul ettikleri 17 hadis", " bütün muhaddislerin hemfikir olduğu 17 hadis" gibi gerçek olmayan yani Hadis literatüründe geçmeyen hadisçilerce de saçma olarak değerlendirilecek bilgi yanlışları taşıması bir yana, sûi zan ve mantık hatası da taşımaktadır. devamı
  • ömer özsunar
    2 ay önce
    4- Eski Diyanet İşleri Başkanı Lütfi Doğan Allah rahmet eylesin geçen yıl vefat etti. Böyle benim gibi sıradan bir ilahiyatçının bile, bilebileceği sıradan bir konuyu onun bilmemesi düşünülemez. kibar bir beyefendi ve tecrübeli bir siyasetçi olan Lütfi Doğan olsa olsa müze müdürünün cahilliğini ve misafirine karşı nezaketsizliğini yüzüne vurmak istememiştir. 5- Peygamber de dahil hiçbir kişiye eşyaya heykele (toteme) tapılmaz. Dinimizde olan tevhid ilkesi bunu gerektirir. bu dinimizin temelidir. bunu yazarda dahil müslim - gayri müslim herkes bilir. Fakat yazar bunu söylemiyor, bunun üzerinden başka bir şey söylüyor. buradaki mantık hatasını veya kasıtlı çarpıtmayı dikkatli okursan sen de göreceksin. Topkapı sarayı müzesinde mukaddes emanetler dairesindeki bir eşya peygamberimizi hatırlatır, hatıraları yad ettirir, salavata, duaya vs. vesiledir. Bu objelere saygı göstermek veya onları görünce salavat getirmek vs. caizdir, olabilir.
  • ömer özsunar
    2 ay önce
    Böyle bir hadisi biliyor musunuz? ... ilahiyat fakültesi mezunu bir din dersi öğretmeni olarak bu konuda şunları ifade edebilirim: 1- Yüksek lisansımı yaparken hadis usulü yani metodolojisi ve teknik tabirle mevzu denilen uydurma hadisler ve yine teknik tabirle müttefekun aleyh hadisler yani başta Buhari ve Müslim olmak üzere hadisçilerin ittifak ettikleri ilgili literatürü okudum. Bu makalede ifade edilen hadisi ne okudum ne gördüm ne de duydum. 2- Ayrıca "bütün hadisçilerin kabul ettikleri 17 hadis" ifadesini hiçbir hadisçi kullanmaz, Tamamen yazarın uydurduğu literatürde olmayan bir tabirdir. 3- Makalenin yazarı hanımefendi ve kocası bir ilahiyatçı, hadisçi veya dini bir konunun uzmanı veya bu konularda eğitim öğretim görmüş, ilahiyat altyapısı olan biri değildir. Dolayısıyla bu konulardaki sözlerine itibar edilmez, bk. bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak.. devam edeceğim ...