Merve özgüneş

Merve özgüneş

Sanat ve Hayat
merve@pressturk.com

Dijitalde "Bir Martıyım Ben"

17 Ocak 2021 - 11:51

Güzel bir hafta sonundan herkese merhaba! Covid - 19 sebebiyle kapalı kaldığımız ve hasretle bu sürecin bitmesini beklediğimiz haftaya, bu cümleyle başlamak istedim. Belki hasret kaldığımız güzel şeyler duyarız. Haftanın gelişmelerini, haberleri ve gündemi takip etmenizi tavsiye ederim. Gerçi hepimiz çok yorulduk.
Yorulduğumuz şu günlerde içimizi açan şeyler yapmak gerekir. Geçen hafta yazımda yer verdiğim Zorlu PSM’nin “Dijital Sahne” adı altında seyircisiyle buluşturmaya başladığı 6 serilik oyunun ilkinden bahsetmiştim. Geride bıraktığımız hafta içinde ikincisi yayınlanan, Ustayazarlardan Anton Çehov’un kült eseriyle “Martı” ile karşımıza çıktı. İbrahim Çiçek’in uyarlaması ve yönetimindeki “Martı” oyunundaNina karakterine Öykü Karayel ruh üflüyor.Treplev karakterine ise Selahattin Paşalı can veriyor. Oyunun sahne dekoru insanı içine çekiyor. Adeta seyircisini bilinmez bir ormanın içinde yolculuğa çıkarıyor. Oyunun giriş kısmında jenerik gibi oluşturulan kırmızı fon üzerindeki gölge oyunlarına bayıldım. Gizem havasıen baştan seyirciye sunulmuş.Oyun içerisinde kullanılan ve tercih edilen kostümler döneme ve karakterlerin yaşadıklarına uygun olarak seçilerek özenli bir çalışma tercih edilmiş. Selahattin Paşalı, vurucu bir performans sergiliyor. Bir yazarın başarısızlığı ile uğradığı yıkımı yaşadığı sarsıntıyı bize yaşatırken, başka bir anda ise adeta gerçek bir usta yazar gibi Nina’nın karakterini, oyunculuğunu eleştiriyor. Sahnede bir an bile seyirciyi koparmayan bir performans sahneleniyor. Öykü Karayel’in, Nina’sı ilk başta pırıl pırıl, heyecan dolu, capcanlı bir genç kız olarak karşımıza çıkarken, bir zaman sonrasında çökmüş bir kadın olarak sahnede var oluyor. “Ben bir martıyım!” Nina’nın kendisini vurguladığı cümle oluyor. Oyun içerisinde kullanılan sahneler arası geçişler seyircinin oyundan kopmasına izin vermediği gibi insanı merak içerisine sürüklüyor. Nina’nın anlattıkları karşısında Treplev’in hareketsizce hiçbir jest ve mimiğe ihtiyaç duymadan, gözleriyle duygusunu anlattığı sahne ise Selahattin Paşalı’nın başarılı oyunculuğunu ortaya koyuyor. Serinin ikinci oyununu daha çok sevdim. Her anında beni içinde tutuğunu söyleyebilirim. Bir saniye bile hikâyenin içinden çıkmama izin vermeyen 27 dakikalık oyunun tadı damağımda kaldı. Sahnelerde kullanılması tercih edilen ses efektleri tiyatro salonunda olduğumu hissettirdi. Oyunun bitimiise tiyatro sahnesinde oyun izlemenin özlemini arttırdı. Oyunu izlerken tek bir yerde rahatsızlık hissettiğimi de söylemeliyim. Oyuncuların performansı sırasında kamera bir sahnede oyuncuların hareketlerine geç kalıyor. Kısa bir anda farkındalığım açılsa da oyunun içine geri dönmem çok kısa sürdü. Emeği geçen herkesin yüreğine sağlık. Alkışınız bol, izlenmenizin çok olması dileğiyle. Serinin üçüncü oyununu merakla bekliyorum.
Arter İstanbul yeni sergisine hazırlandığını paylaştı. Mart 2021 itibariyle sanatseverleri yeni sergisiyle ağırlamaya hazırlanıyor. Geri de bıraktığımız haftadan bir duyuruda İKSV’den geldi.  Kasım ayında gerçekleştireceği 25. İstanbul Tiyatro Festivali Yerli Proje başvuru sürecinin başladığını duyurdu. Detayları kendi kişisel sayfasından öğrenebilirsiniz. En kısa zamanda dijitalde değil hayatın içinde buluşmak dileğiyle…
Sevgiyle, Sağlıkla ve Sanatla kalın…
Sevgilerle,
Merve ÖZGÜNEŞ
OYUNCU
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum