Sahnede Bir MARATON
Merve özgüneş

Merve özgüneş

Sanat ve Hayat

Sahnede Bir MARATON

26 Ağustos 2019 - 22:07

 

Tiyatro sezonunun açılmasına az bir zaman kaldı. Yeni sezonda, geçen sezondan beni en etkileyen oyunlardan birini sizlere tavsiye etmek istiyorum. 2019- 2020 sezonunda hem yeni oyunlardan bahsederken, yeni sezonda da yoluna devam eden, önceden izlediğim oyunlardan da sizlere bahsedeceğim. İlk yazı da, İlk sıra MARATON’un…

Amerika’nın “Büyük Buhran” zamanında, 1930’lu yıllarda popülerleşmiş yarışma ve eğlence türü olan dans maratonları varmış.  Dans Maratonlarında yarışmacılar günler, haftalar boyunca durmadan dans ederler ve düşenler elenirmiş. Ayakta kalan son çift yarışmanın birincisi olurlarmış.Bu bana bir zamanlar televizyon ekranlarında ki bir yarışma programını hatırlattı. Türk televizyon şovunun adı sanırım  “Dokun Bana” idi. Bir arabanın etrafında bir sürü kişi arabaya dokunarak duruyor. Elini çeken kaybeder. Keşke bizde de dans maratonu yapılsaymış.

1930’larda ki Dans Maratonu 21. Yüzyılın Türkiyesi’nde tiyatro oyunlarından birine ilham oluyor.  Moda Sahnesi’nde perde açan ‘Maraton’ adlı dans tiyatrosu, günümüzde geçen bir dans maratonu sahneye taşıyor. Proje Danışmanlığını, Moda Sahnesi kurucularından yönetmen Kemal Aydoğan’ın yaptığı, oyunun tasarımı, yönetimi ve koreografisinde Bedirhan Dehmen’in imzasını bulunuyor.

 “Maraton” oyunu, finale kalan son çiftin 40 gün - 40 gece boyunca 2 saatte bir yalnızca 10 dakika dinlenerek sürekli dans ettiği Show-yarışma içeren dans maratonunu konu alıyor. Yarışmacı çift 40 günün sonunda ayakta kalırlarsa kazanacaklar, düşerlerse kaybederler!

75 dakikalık oyuna 40 günü sığdırmışlar. Seyirci izlerken, zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyor. Seyirci kapıdan girince, sahneyi ortada görüyor. Karşılıklı yerleştirilen seyirciyi, küçük bir orkestra sahnede karşılıyor. 75 dakika boyunca sahnelerin ritmine göre müzikleri ile eşlik ediyorlar. Tam anlamıyla;“Reality-show” izleyeceksiniz. 

 Yarışmanın kendisi, şöhret ve yırtma vaadiyle kendilerini gönüllü olarak gösteri malzemesine dönüştüren yarışmacılar, yarışmanın enerjik sunucusu ve seyircilerden ibaret. İstanbul Devlet Opera ve Balesi Baş balerini İlke Kodal ve Tolga İskit yarışmacı çiftti canlandırıyorlar. Yarışma sunucusunu ise Yılmaz Sütçü hayat veriyor. Doğaçlamasıyla, enerjisiyle seyircinin nabzını tutuyor. İlke Kodal ve Tolga İskit karakterlerin yaşadığı psikolojik aşamalarını o kadar iyi işliyorlar ki,  izleyicinin dikkatini oyun boyunca canlı kalmasını sağlıyorlar. İki oyuncuda, konuşmadan oyun boyunca sadece beden dilleri ve mimikleriyle o kadar güzel duygularını, düşüncelerini seyirciye yansıtıyorlar ki, oyunculuğun sadece cümlelerle yapılmayacağını kanıtlıyorlar. Karakterler yeri geldiğinde, At yarışındaymış gibi bir yarışın içine düşüyor, kimi zaman da Boks maçındaymış gibi sunucuya nakavt olmamak için, birilerini ayakta tutmaya çalışırken görüyoruz. Oyun sırasında, istenmeyen bir sahne yaşandığında, televizyon programlarında yapıldığı gibi, sunucu tarafından oyun kesiliyor ve Reality Show’da olduğu gibi gerçekliğin üstü örtülerek, sahne yeniden kurgulanıyor. Ve Oyun kaldığı yerden devam ediyor. 

  Yarışma programlarının çıplak gerçekliğini tiyatro üzerinden aktaran, sorgulayıcı, yaratıcı ve düşündüren bir oyun. Geçen sezon izlediğim en keyifli, oyunlardan biriydi. “Kahkaha krizi, eğlenmek garantili, kaliteli bir oyun izlemek istiyorum.” diyorsanız. Moda Sahnesinde yeni sezonda “Maraton” da ki yerinizi ayırtın derim. Sevgilerle, Merve Özgüneş

YORUMLAR

  • 0 Yorum