Yeryüzü’nde Dünya Dışı Varlıklar Gözlemlenmemesine Ait Bir...
Mustafa ÖZBEY

Mustafa ÖZBEY

Yeryüzü’nde Dünya Dışı Varlıklar Gözlemlenmemesine Ait Bir Açıklama

17 Temmuz 2018 - 10:23

Özet. Şu an Yeryüzü’nde uzaydan gelmiş hiçbir zeki varlık gözlemlemiyoruz. Bu makalede, bu olgunun en iyi şekilde Galakside başka bir ileri uygarlığın bulunmadığı hipotezi ile açıklanabileceği ileri sürülmektedir. Dünya dışı yaratıkların Yeryüzü’nde bulunmamaları ile ilgili tüm alternatif açıklamaların reddedilme nedenleri de verilmiştir.

 

Galaksimizde başka bir yerlerde zeki yaratıklar var mıdır? Sıradan kişiler tarafından astronomlara en sık sorulan soru budur. Bu aptalca bir soru değildir; hatta belki astronomideki sorular arasında en önemli olanıdır. Bu nedenle bu sorunun yanıtları araştırılırken, ilgili tüm gözlemsel verilerin göz önünde bulundurulması gerekir.

Çoğu bilim insanı, aldıkları eğitim nedeniyle, doğrudan ölçümlerden elde edilmemiş herhangi bir bilgiyi göz ardı etme eğilimindedir. Bu, çoğu durumda metafizik argümanların araya sızmasına karşı alınan makul bir önlemdir. Ancak bu yaklaşım burada ele alınan meselede, çoğumuzun, önemi tartışılmaz bir görgül gerçeği göz ardı etmemize neden olmuştur: Şu an Yeryüzü’nde uzaydan gelmiş hiçbir zeki varlık yoktur. (Geçmişte ziyaretçiler olmuş olabilir, fakat bunlardan hiçbiri buraya yerleşmemiş veya burayı kolonileştirmemiştir.) Bu veriye sıklıkla değinileceğinden, buradan sonra buna kısaca ‘A Olgusu’ denecektir.

Tüm olgular için olduğu gibi, A Olgusu için de bir açıklama gerekmektedir. Bu olgu kabul edildiği anda, yukarıda sorduğumuz soruya yanıt niteliği taşıyan bir argüman ileri sürülür. Eğer, diye başlar argüman, Galaksimizde başka bir yerlerde zeki yaratıkları bulunuyor olsaydı, tıpkı bizim Yeryüzü’nü keşfedip, kolonileştirdiğimiz gibi, önünde sonunda uzay yolculuğu gerçekleştirebilme yetisini elde edecekler ve Galaksiyi keşfe çıkıp, kolonileştireceklerdi. Bununla birlikte, (A Olgusu), burada değiller; o halde yoklar.

Bu makalenin yazarı yukarıdaki argümanın temel olarak doğru, ancak yukarıdaki bu görece belirsiz biçimiyle eksik olduğu kanısındadır. Ne de olsa, A Olgusu için başka açıklamalar da söz konusu olabilir, öyle değil mi? Gerçekten de A Olgusu için pek çok farklı çözüm önerilmiştir, ancak bunların hiçbiri yeterli görünmemektedir.

A Olgusu için önerilen diğer açıklamalar aşağıdaki şekilde gruplanabilir:

(1) Dünya dışı ziyaretçilerin, uzay yolculuğunu gerçekleştirilemez kılan birtakım fiziksel, biyolojik veya mühendislik zorluklar nedeniyle şimdiye kadar Yeryüzü’ne gelmemiş olduklarını temel alan tüm açıklamalar. Bunları ‘fiziksel açıklamalar’ şeklinde isimlendirelim.

(2) Dünya dışı varlıkların Yeryüzü’ne şimdiye kadar gelmemiş olmalarını, bunu tercih etmiyor olmalarına dayandıran açıklamalar. Bu kategori aynı zamanda ilgi, motivasyon veya örgütlenme konularındaki eksikliklerine dayanan açıklamalar ile siyasi açıklamaları da içermektedir. Bunlara ‘sosyolojik açıklamalar’ diyelim.

(3) İleri uygarlıkların yakın zamanda ortaya çıktığını ve bizi ziyaret etme yetisine ve isteğine sahip olmalarına rağmen, henüz bunu gerçekleştirecek zaman bulamamış olmaları olasılığını temel alan açıklamalar. Bunları ‘zamansal açıklamalar’ olarak isimlendirelim.

(4) Dünya dışı varlıklar şu an burada gözlemlemiyor olmamıza rağmen, Yeryüzü’nün geçmişte onlar tarafından ziyaret edildiği görüşünü benimseyen açıklamalar.

Bu dört kategorinin yukarıda önerdiğimiz açıklamanın akla yatkın alternatiflerine ait eksiksiz bir liste olması amaçlanmıştır. Bu nedenle, aşağıdaki dört bölümdeki akıl yürütmelerin ikna edici olduğu ölçüde, bizim, Galaksimizdeki tek zeki varlıklar olduğumuz fikri güçlenecektir.

 

Fiziksel Açıklamalar

Apollo 11’in elde ettiği başarıdan sonra, uzay yolculuğunun imkânsız olduğunun ileri sürülmesi garip görünmeye başlamıştır. Yine de, yıldızlararası yolculukla ilgili sorunların Ay’a yapılan kısa bir gezidekinden daha büyük olduğunu da itiraf etmek gerekir; bu nedenle bu sorunların ne denli ciddi olduğunu ve üstesinden gelmenin mümkün olup olmadığını ele almak akla yatkındır.

Yıldızlararası yolculuğun en belirgin zorluğu, yıldızlar arasındaki uzaklıkların büyüklüğü ve dolayısıyla kat etmek için gereken sürelerin uzunluğundan kaynaklanmaktadır. Kısa bir hesaplama dahi bu zorluğu göstermek için yeterlidir: İnsanlı hava araçlarının, veya hatta uzay araçlarının şimdiye kadar erişebildiği en yüksek hızlar yalnızca birkaç bin km s-1 civarındadır. Bununla birlikte, ışık hızının (~bir milyar km s-1) yüzde 10’u ile en yakın yıldızlardan biri olan Sirius’a yalnızca gidiş yolculuğu bile 88 yıl sürecektir. Bu sorunun basit bir sorun olmadığı açıktır; bununla birlikte üstesinden gelmenin birkaç olası yolu bulunmaktadır.

(1) Eğer yolculuğun başlangıcında bulunan kişilerin, yolculuğun sonlandığı anda da makul ölçüde genç olmaları isteniyor ise, bu yolcuların yolculuğun çoğunu bir ‘geçici ölüm’ biçiminde geçirmeleri sağlanarak gerçekleştirilebilir. Örneğin çeşitli ilaçların uygun bir birleşimi yalnızca yolcuların uyutulmasını değil, aynı zamanda metabolizmalarını 100 kat veya daha fazla yavaşlatılmasını da sağlayabilir. Aynı sonuca uzay yolcularını yolculuğun başlangıcında dondurarak ve varış anından kısa bir süre önce çözülmelerini sağlayarak da ulaşılabilir. Sıcak kanlı hayvanları henüz nasıl donduracağımızı ve çözeceğimizi bilmediğimiz doğrudur, ancak, (a) Yeryüzü’nün gelecekteki biyologlarının (veya başka yerlerdeki ileri uygarlıkların biyologların) bunun nasıl gerçekleştirilebileceğini keşfetme olasılığı vardır ve (b)diğer güneş sistemlerinde ortaya çıkacak zeki yaratıklar kaçınılmaz olarak sıcak kanlı olmayabilir.

(2) Tüm zeki dünya dışı yaratıkların bizimle benzer uzunlukta ömürlere sahip olacaklarını varsaymak için bir neden yoktur. (Aslına bakılırsa gelecekte tıp alanında yaşanacak gelişmeler, insanların birkaç bin yıl, hatta daha uzun beklenen yaşam sürelerine sahip olmalarını sağlayabilir.) Yaşam süresi 3.000 yıl olan bir varlık için 200 yıllık bir yolculuk, ömrünün tamamını tek bir şeye adamak değil, aksine bir eğlenceli bir değişiklik olarak görülebilir.

(3) Bu sorunun üstesinden gelmek için önerilmiş olan yüksek ölçüde spekülatif çeşitli yöntemler mevcuttur. Örneğin, (bu yaklaşımdaki zorluklar bana oldukça büyük görünse de) görelilikten kaynaklı zaman genişlemesi etkisinin kullanımı, önerilenler arasındadır. Yahut ‘mürettebatı’ robotlardan ve onlarla birlikte tamamlayıcı olarak varış noktasına ulaşıldıktan sonra çözülecek ve canlı bir nüfus oluşturmak üzere kullanılacak dondurulmuş zigotlardan oluşan bir uzay gemisi de söz konusu olabilir.

(4) Sorunu çözmek için benimsenebilecek en doğrudan ve gelecekteki bilimsel gelişmelere en az bağlı olan yöntem ise tamamlanması birden fazla nesil sürecek olan her yolculuğun başından sonuna dek doğrudan planlanmasıdır. Uzay gemisi yeterince büyük ve konforlu ve sosyal yapı ile düzenlemeler dikkatlice planlanmış ise, bu yöntemin hayata geçirilememesi için bir neden yoktur.

Yıldızlararası yolculuğun önünde bulunduğundan sıkça bahsedilen engellerden biri de gereken enerji miktarlarının büyüklüğüdür. Yalnızca kimyasal yakıtlar söz konusu olduğunda bu sorun aşılamaz olabilir, ancak nükleer enerjinin kullanılması mümkün olduğu takdirde, yakıt gereksinimleri eskisi kadar yüksek görünmeyecektir. Örneğin, ışık hızının yüzde onunda yolculuk etmekte olan bir uzay gemisinin kinetik enerjisi aşağıdaki şekildedir:

KE=(γ–1)Mc2=([1,0–0,01]–1/2)Mc2=0,005Mc2(d.1)KE=(γ–1)Mc2=([1,0–0,01]–1/2)Mc2=0,005Mc2(d.1)

Şimdi, kütlesindeki hidrojenin, helyuma füzyonu ile açığa çıkan enerji miktarı yaklaşık olarak 

Bu yazı 1721 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum