Uzun bir zaman önce, çok önemli olmadıkça her zaman sevdiğim ve alkışladığım Galatasaray için görüş bildirmeyeceğimi ve bu büyük camiaya olan saygımı bu köşemde sebepleriyle dile getirmiştim. Herkesin merakla beklediği ve birçok sözde yorumcunun Liverpool'dan iyiyiz ve biz bu turu geçeriz dedikleri maç oynandı ve ne yazıkki Galatasaray Avrupa'ya veda etti. Oynanan maçın sonunda mutlaka analiz edilmesi gereken birçok sorun kendini ortaya çıkardı, çünkü bu maç Süperlig maçı değildi, hakemlerinde hiçbiri Türk değildi, işte bu yüzden hiç örtbas edilemeden yanlışlar tüm futbol dünyamızda ve Avrupa basınında hem tartışma hemde alay konusu oldu.
Galatasaray diğer büyük takımlarımız gibi Türk futbolunun göz bebeği bir camia, çok başarılı, iyi yönetiliyor, mükemmel transferler yapıyorlar, oyuncu kalitesi üst düzey ve oyuna giren çıkan aynı tempoda oynuyor, kesinlikle süperligin üstünde bir takım ve hiçbir şekilde dış desteğe ihtiyacı olmayan bir kulüp. Ben bu camiayı ve başarılarını bir kenara koyuyorum hemde alkışlayarak, ancak bazı güçler ve şahıslar ne yazıkki bu başarıya gölge düşürüyorlar. Artık sokaktaki küçük çocuklar bile aynı şeyleri söylüyorlar, bir önceki TFF yönetiminin, kaypak hakemlerin gereksiz yere verdikleri haksız ve adil olmayan desteklerin sonucunda, Galatasaray takımının ve Okan Hoca'nın futbol dünyasında net bir şekilde sevimsiz hale geldiğini gösteriyor.
Okan Buruk futbolculuk zamanında başarılı ve beyefendi olarak akıllarda kaldı, Başakşehideki şampiyonluk ve Galatasaray'daki ilk yılları aynı şekilde devam etti, ama çok üzücüdürki son iki sezonda saha kenarındaki davranışları, maç sonu yorumları ve rakipleri tahrik edici söylemleriyle, hem kendi geçmişine hemde takımın üst düzey oyununa tek kelimeyle gölge düşürür hale geldi. Takım büyüdükçe ve güçlendikçe Okan Buruk küçülmeye başladı, Liverpool yenilgisiyle ilgili maç sonrası yaptığı kısa açıklama Hocanın nasıl provakasyona açık biri olduğunu net olarak gösterdi, rezil olunan bir maçtan alınacak bir sürü ders varken, kendi yaptığı yanlışları örtmek ve gündem dışında tutmak için yaptığı alay konusu olan açıklama gerçekten kendisinin bu büyük camiaya layık olmadığının kanıtıydı.
Sekiz yada dokuz farkla bitecek bir maçın yorumu, Dünyanın en kötü hakemiydi, diyerek Liverpool'ün iki golünü iptal eden hakem aleyhine olmamalıydı. Süperlig'deki hakemlerin yuttuğu ve görmezden geldikleri faulleri ve pozisyonları Avrupalı hakemler tabiki Okan Hoca'nın alıştığı gibi değerlendirmiyorlar, buda onun hoşuna gitmiyor, her faulde iki elini açmak, hakemlere baskı yapmak ve bilerek onları kötülemek Avrupada karşılık bulmuyor. Maçın en kötü görüntüleride oyuncuların aynı Hocaları Okan Buruk gibi kendilerini yere atıp kıvranmalarıydı, çok gülünçtü vede çok utanç vericiydi, taraflı tarafsız herkesin yüzü kızardı ve dış basında alay konusu oldu, bunlara hiç gerek yoktu, mutlaka maçtan önce konuşulmuş çok aciz ve zavallı bir taktik anlayışıydı, rakip hocanın ve yorumcuların gülerek yaptıkları yorumlar aynıydı, maç 3:0 olduktan sonra hiçbir Galatasaray oyuncusu kendini yere atmadı şeklindeydi.
Okan Buruk kendisine iki üç beden büyük gelen maçı kaldıramadı, doğru ilk onbir ve doğru taktikle maça çıkmayı deneseydi bu kadar büyük bir utanç gecesi yaşanmazdı. Geçen sezon oynanan Fenerbahçe maçı sonrasında, küstah Mourinho Okan Hocanın burnunu hafiften sıkmıştı, Okan Hoca'da kurşun yemiş gibi kendini yere atarak kıvranmaya ve bağırmaya başlamıştı, sonrasında herkes bu çocukça davranışa gülüp alay etmişti, koca Galatasaray camiasıda bu davranıştan üzüntü duymuştu, keşke Liverpool maçında oyuncular Hocalarını örnek alıp belki bu davranışlardan avantaj sağlarız diyerek kendilerini Hocalarından gördükleri şekilde yerlere atıp gülünç duruma düşmeselerdi. Yazımın başlığını tekrar ederek üzüntü verici yazımı noktalıyorum. "BALIK BAŞTAN KOKAR"
Tolga Güneş

YORUMLAR