Ben saygı duymazdım !
TOLGA GÜNEŞ

TOLGA GÜNEŞ

GOL VURUŞU

Ben saygı duymazdım !

23 Mart 2019 - 23:36

Yaşantımızın her bölümünde, okul, İş yada sporda, başarılı olmak istiyorsak, azimli ve disiplinli olmamızın dışında yoğunlaştığımız konuda mutlaka öngörüşlü olmamız gereklidir. Bunu gerçekleştiremezsek ortaya koyduğumuz eforun karşılığında hedefe varıp başarıyı yakalamamız kesinlikle mümkün değildir.
Öngörü yoksa mutlaka bir yerde tıkanırız ve düşünemediğimiz engeller karşımıza çıkar, sonuda maalesef herzaman hüsran olur.

Sporda, özellikle futbol dalında bu öngörü çok önem taşıyor. Futbolda bazı yazılmamış kurallar vardır, geçmiş ile yaşamayacaksınız, önemli olan bugündür, kulüp olarak daha önce her ne başardıysanız o başarıların aynısını günümüzede taşıyabilmek amaç olmalıdır. Bu kural bir futbolcu içinde geçerlidir, bir hafta önce oynanan ve sergilenen üst düzey performans o maçta kalır, ve bir futbolcu her maçta hatta her antrenmanda kendini yeniden ispat etmek zorundadır ve bu kariyeri boyunca disiplinli bir şekilde devam etmelidir. Bunu başarabilen, uzun vadeli düşünüp bu yönde hareket edebilen kulüpler ve futbolcular sonunda o üst düzey kaliteye ulaşabilirler. Misal olarak ilk akla gelen Bursaspor ve Trabzonspor vardır.
Büyük paralar harcamalarına rağmen, zamanında Şampiyonlukla taçlandırdıkları performanslarını ne yazıkki devam ettiremediler. Aynı başarıyı sürekli hale gerirmek için vizyon sahibi değilseniz, bu örnekler gibi tıkanıp kalırsınız.

İşte Türk futbolunda uzun senelerdir bu vizyonsuzluğu yaşıyoruz. Sadece günü ve sezonu kurtarma amaçlı planlar içindeyiz Ülke futbolu genelinde. Avrupa kulüpleri gibi 5 yada 10 senelik planlar, projeler yapılmamakta. Bunun en can alıcı örneği, aslında çalışmalarınla örnek olması gereken Futbol Federasyonumuzdur. Gelinen nokta zaten herşeyi anlatıyor, kocaman bir başarısızlık ve borç batağındaki kulüplerimiz.

Mesela mantık dışı bir yabancı futbolcu kuralı ve bir okadar mantık dışı 30 yaş üstü futbolcular politikası yürütülüyor senelerdir. Bu öngörü yoksunu yanlış yöntemlerin bedelini şuan Türk futbolu çok ağır bir şekilde ödüyor. Daha önceki yazılarımda zaten bu konuyu bir çok kez dile getirmiştim.

Bu öngörülü çalışma düşüncesine maalesef Beşiktaş yönetimide sahip değildi ki şu anda içine düşülen üzücü ve düşündürücü sorunlar ortaya çıkmış oldu. Üst düzey kaliteyi ve anlayışı sadece 2 sezon boyunca gerçekleştirebildiler. Şayet öngörülü ve vizyon sahibi olabilselerdi, 5 hatta 10 senelik bir planlama ile yola devam edilmiş olunsaydı Beşiktaşta şu an herşey çok farklı olurdu, mesela Şenol Güneş’den geçen sezonun sonunda teşekkür edilerek yollar ayrılabilirdi, böylece futbolda her bir gün bile önemliyken neredeyse 1 senelik bir gecikmeyle gerçekleşmiş oldu bu ayrılık, ortada kalan ise, inanılmaz borç miktarı ve çeşitli soru işaretleri.

Futbol kulüplerini futbolun içinden gelmiş kişilerin yönetmesi, yazması, yorumlaması ve Tv lerde tartışması gerektiğini savunurum. Çünkü her meslekte olduğu gibi futbolda kitaplardan okuyarak yada halı sahalarda oynanarak öğrenilebilecek kolay bir şey değildir. Nasılki bir köşe yazarı yada bir futbolcu oturup herhangi bir Doktorun yapacağı ameliyat üstüne yorum yapma şansına sahip değilse, futbol kulüplerinde futbolun tam içinden gelmiş ve hesap kitap işlerindende çok iyi anlayabilen insanlar tarafından yönetilmesi gerektiğine inanıyorum. “Türkiye’de temel sorun şu, bilgisi olanın yetkisi yok, yetkisi olanın bilgisi yok” diyen Slaven Biliç’e katılmamak mümkün değil.

Beşiktaş’tan ayrılması gerektiğini ısrarla savunduğum ve Milli Takıma kesinlikle çok yakışacağına inandığım Şenol Güneş nihayet 15 yıl aradan sonra Milli Takımın başında ilk maçına çıkmış oldu, şahsen bu beni bir çok insan gibi oldukça mutlu etti. Şenol hocaya içtenlikle başarılar diliyorum. Ancak görünen köy kılavuz istemez, Şenol hoca mutlaka Mircea Lucescu’nun yaşadığı sorunların aynılarıyla karşı karşıya kalacaktır, çünkü bol miktardaki yabancı futbolcular genç ve yetenekli oyuncularımızın gelişmesine senelerdir engel oldular. Bugünkü Milli maçta gördükki ancak Türkiye birinci liginde orta sıralarda yer alabilecek kapasitede olan Arnavutluk karşısında alınan 2:0 lık galibiyete rağmen ciddi rakipler karşısında Milli takımımızın şu anda kapasitesinin yeterli olmadığını sanırım herkes görmüştür. Şenol hocanın işi gerçekten zor, elindeki kadro ile neler yapabileceğini zaman bize gösterecektir. Hocanın en büyük şanssızlığı, kulüplerimizden maalesef yetenekli futbolcuların yetişememesidir.
Şenol hoca 15 sene önceki kalitesine ekleme yaparak tekrar Milli takımın başındadır, peki soruyorum, şu anki Milli takımımız 15 sene önceki kaliteye sahipmidir acaba ?
 
Milli takım kadrosunda beni şahsen çok rahatsız eden tek konu Emre Belezoğlu’nun Milli takıma çağrılması oldu. Eğer gençlerden oluşan kadroya tecrübeli ve ağabey rolünü üstlenecek biri gerekiyorsa bu zaten Milli kadroda yeteri kadar var. Örnek olarak Mehmet Topal, Cenk Tosun ve Burak Yılmaz bu görevi gerektiği şekilde yapabilirler. Emre’nin kariyerine baktığımızda futbolculuğunun dışında yaptıkları, davranışları, ırkçılığa kadar uzayan, saha içi yada saha dışı olsun, hal ve hareketleri hepimizin hafızalarında hala yerini korumaktadır ve Emre ile futbol kamuoyunun yaşadıkları maalesef çok kolay unutulacak şeyler değildir. Bu futbolcunun kadrodaki gençlere örnek olabileceğine ben kesinlikle inanmıyorum.
Mesela ben şahsen kendisini örnek almazdım, saygıda duymazdım.

Atamız nekadarda güzel söylemiş
“Ben Sporcunun Zeki, Çevik Ve AHLAKLISINI Severim”


Tolga Güneş

Bu yazı 840 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Fatih Serdar
    4 ay önce
    Katılıyorum YEĞENİM. Bu koca vatan da çok kabiliyetli yetişecek çocuklar var.Ajax modeli bütün klüplerce uygulanmalıdır. Eğitimsiz sporcu sorundur. Selamlar.