Pamuk eller cebe kampanyaları
TOLGA GÜNEŞ

TOLGA GÜNEŞ

GOL VURUŞU

Pamuk eller cebe kampanyaları

05 Nisan 2019 - 21:24

Milli maçların ardından gelen kupa haftası dolayısıyla lige uzun bir ara vermiş olduk. Bu arada tabiki bazı önemli gelişmeler oldu. En can alıcı gelişme, bence Fenerbahçe’nin Başkanı Ali Koç’un Tv’ye çıkıp, kulüp olarak parasal anlamda, önlerini göremeyecek bir durumda olduklarını açıklayarak taraftarlardan, “Fener Ol” kampanyasını başlatarak seferberlik istedi. Daha önce aynı bu duruma Beşiktaş’da düşmüştü, “Feda” diyerek taraftarlara ve futbolculara aynı seferberlik çağrısında bulunulmuştu. Beşiktaşın bu durumunu alay konusu yapan bir çok Fenerbahçeli neyazıkki aynı durumla karşı karşıya kalmış vaziyetteler. Ülkemizde kulüplerin gerçek bırçlarını, yönetimler dışında pek kimse bilmiyor, açıklamada yapılmıyor, en azından ben rastlamadım. Kulüplerin nekadar büyük bir borç batağında bulunduklarını önceki yazımda dile getirmiştim.
Eminim Ali Koç’da başkan oldukdan sonra böyle bir manzarayla karşı karşıya kalacağını sanırım düşünmemişti. Hala Aziz Yıldırımı, gelmiş geçmiş en iyi başkan olarak taçlandıran Fenerbahçe tataftarlarına, bu gelinen durumu oturup bir gözden geçirmelerini tavsiye ederim.
Beşiktaşdan ayrılan Yıldırım Demirörenin geride braktığı enkazın başına Fikret Orman geçmişti, ve şu an Fenerbahçedeki Aziz Yıldırım’dan miras kalan enkazın başınada Ali koç geçmiş oldu.
Fikret orman ilk başlarda iyi işler yapmış gibi görünsede, sonuça baktığımızda özellikle borç anlamında ne yazıkki pek bir şey yapamadığı açık ve net artık ortadadır. Ancak Fenerbahçedeki bu durum karşısında Ali koç’un ben kesinlikle daha başarılı olacağını düşünüyorum... hepbirlikte izleyeceğiz.

Milli maçlara gelirsek, Şenol Güneş çok büyük bir gecikmeyle Millilerimizin başına geçerek nihayet yerini buldu. Takıma “Geri gelen ruh” olarak görülen 2 galibiyetin şahsen ben fazla abartılmamasının gerektiğini düşünüyorum, çünkü Arnavut ve Moldova Milli takımları Türkiye Süperliginde ancak ortalarda oynayabilecek kapasiteye sahipler.
Sözkonusu olan ruhu, Almanya, Fransa, ve İspanya gibi devlerin karşısındada oluşturabilirsek işte ozaman başarıdan bahsedebiliriz.

Haftasonu oynanan Galatasaray - Malatyaspor Türkiye kupası karşılaşmasında anlam veremediğim birşey oldu, Galatasaray taraftarları yeni santrforu olan Diagneyi ıslıkladı.
Gerçekten bu davranışı anlamakda güçlük çekiyorum, nokta transferi olarak gelen böylesi bir golcü, performansı düşük diye moral verilmesi gerekirken neden bu tavırlara mağruz kalıyor ??
Camia olsun yeni takım olsun, uyum sağlama diye bir dönem vardır, bu her futbolcu için geçerlidir.
Diagne’nin ıslıklar sonrasında şahsi İnstagram hesabından “Saçma mesajlar görüyorum. Sokakta benim futboldan anlamadığımı düşünen bir sürü aptal insan var ama sezon sonu ağızları kapanacak.....” diye yaptığı açıklamaya katılmamak pek mümkün değil.

Türkiyede özellikle bazı santraforların sorun yaşadıkları önemli bir husus var, misal,  Gençlerbirliğinden Beşiktaşa transfer olan Youla ve Werder Bremen’den Beşiktaşa gelen Ailton, geldikleri kuluplerde taktiksel anlamda hücuma geçildiğinde, tüm takım onları düşünerek oynamak zorundaydı. Gerideki stoper bile top ayağındayken kafasını kaldırıp Youlaya bakardı. Maalesef geldikleri Beşiktaşta böylesi bir oyun anlayışı ile karşı karşıya kalamadılar. Rakibin açığını yakalayıp hızlı bir pas ile kontraatakla Youla ve Ailton gibi süratli golcüleri topla buluşturduğunda bu atak %90 gol ile sonuçlanırdı. Ama Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş gibi takımlar kontra anlayışı ile oynamadıklarından solayı bu santrforlar ihtiyaçları olan kontra boşluklarını bulamadıkları için fazla gol atamıyor görünüyorlardı. Bu sorunla Diagne ve Galatasaray karşı karşıya olabilir şu an. Bence bu stilde olan bir santraforu transfer etmeden önce, kulüpler ve teknik direktörler bu tarz futbolcuların takımın oyun anlayışına nekadar katkı sağlayabileceğini mutlaka uzun uzun süşünüp iyi hesap etmelidirler.
Bir takım için her transfer çok dikkat isteyen ve hayati önem taşıyan ciddi bir durumdur, bunun içinde her konuda olduğu gibi öngörülü olmak kaçınılmaz bir gerçektir.


Tolga Güneş

Bu yazı 761 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum