Yeşilçam anıları AŞÇIBAŞI CEVAT İLE YAMAĞI ŞİŞKO NURİ

Yönetmen Bülent Pelit ailece sinema emekcisi o yazıyor ilgiyle okunuyor

Yeşilçam anıları AŞÇIBAŞI CEVAT İLE YAMAĞI ŞİŞKO NURİ

Yönetmen Bülent Pelit ailece sinema emekcisi o yazıyor ilgiyle okunuyor

Yeşilçam anıları AŞÇIBAŞI CEVAT İLE YAMAĞI ŞİŞKO NURİ
13 Nisan 2019 - 00:43

1989 mayısı, Kilyos kale motel Bir Ömrün Bedeli adlı filmin çekimi. Aşçı yamağı olan Şişko Nuri, pişirilecek balıkları kedilere kaptırmış, boş tabakla aşçıbaşı Cevat Kurtuluş'un yanına panikle gelecek. Provalar başladı Nuri tam bir yere kadar geliyor, orada tek basamaklı bir tümsek var, takılmamak için yere bakıyor, tabi bakınca, o balığı kaptırmış adam gidiyor, tümseğe takılmak istemeyen biri çıkıyor ortaya. Yönetmen rahmetli Sırrı Gültekin, sakin gözüken biri, ama çabuk gerilmeye de müsait bir kişiliği var. İlk yere bakmasında, yere bakma Nuriciğim dedi, Nuri "tamam efendim, bakmam efendim" diye cevapladı. İkinci tekrarda Nuri yine bakınca Nuriciğim biraz dikkat etsene dedi, "tamam efendim, dikkat ederim efendim" diye cevapladı ince tiz sesiyle. Ortam çok ciddi ama beni bir gülme tuttu. Çaktırmamaya çalışıyorum, yardımcı yönetmen böyle yardırırsa ekibin diğerleri ne yapmaz. Üçüncü takılma da, Sırrı abi oğlum Nuri ne bakıyorsun yere? diye dozajı biraz daha arttırdı. Nuri, "bir daha bakmayacağım efendim, bu son efendim, bana güvenin efendim" diye çaresizce tiz sesiyle Sırrı ağabeye cevap verdi. Artık sinirlerim iyice bozulmuştu, kahkahamı tutamayacak duruma geldim. Gözüm bir an Cevat Kurtuluş'a kaydı, o da kendi kendine şu cümleleri fısıldıyordu "hop nuri, top nuri, çember nuri, yere bakan nuri, yürek yakan nuri" dördüncü tekrarda Nuri tam tökez kapaklanıyordu neredeyse, yere bakmayayım derken, Sırrı ağabey sinir küpü, ben artık kahkahayı koy verdim. Nuri'den şimşekler bana yönelmişti artık, baktım ortalık iyice karışacak yürüdüm uzaklaştım. Cevat ağabey hala söyleniyor, Ne yeteneksiz adamsın Nuri? Çember Nuri, hop Nuri, Şişko Nuri, Top Nuri.
Konu Cevat Kurtuluş’tan açılmışken, etimolojiye çok meraklıydı Cevat ağabey. Setlerde az kişiyle muhatap olurdu, bir köşeye çekilip çantasında taşıdığı oyuncaklarıyla oynardı. Konuşması için biraz kurcalamak gerekliydi. Farsça ile İngilzce’nin yakın diller olduğunu örneklerle açıklardı bize. Birader, Brother, New, Nev gibi. Eskilere gidip oyunculuğa nasıl başladığını nadirde olsa anlatırdı. Tiyatroda hamleti bile oynadığından bahsederdi. Çocukken geçirdiği kuşpalazı hastalığı zamanla ezber yeteneği almış ve tiyatrodan sinemaya geçiş yapmış, operada da oynamış bir dönem. Oynarken çok mimik yapmasının sebebi de sufleyi tam alamıyordu, biraz bağırarak verirdik onun konuşmalarını, sufleyi dinlerken aradaki boşlukları da o eşsiz mimikleriyle doldururdu. İlginç oyuncakları vardı ama kimseye elletmezdi. Denk gelip çalışma şansı yakaladığım için çok mutluyum. Karakter yapısı gereği vur kafasına lokmayı al olduğu için bazı çakal yapımcılar parasını ödemezdi, garibim üç kuruş için o şirketlere gider gider gelirdi.
 

Bu haber 565 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum