Z kuşağı ve... Yeni etiket bile hazır: Alfa kuşağı!

Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan’ın gençlerle gerçekleştirdiği sosyal medya iletişimi gündem oldu. “Like” “dislike” kavramları havada uçuştu, muhalefet liderleri konuyu epey çekiştirdi.

Z kuşağı ve... Yeni etiket bile hazır: Alfa kuşağı!

Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan’ın gençlerle gerçekleştirdiği sosyal medya iletişimi gündem oldu. “Like” “dislike” kavramları havada uçuştu, muhalefet liderleri konuyu epey çekiştirdi.

Z kuşağı ve... Yeni etiket bile hazır: Alfa kuşağı!
05 Temmuz 2020 - 12:12

Televizyonlarda, internette ve sosyal medyada bir Z kuşağı tartışmasıdır aldı yürüdü. Siyasetçilerin Z kuşağını tanımadığı, bu nedenle bu kuşakla iletişim kurmakta zorlandığı vaazları verildi. Aynı genellemeler işverenler ve anne-babalar için de yapıldı. Devletin, işverenlerin ve anne-babaların da Z kuşağını tanımadığı, bu nedenle bu tür kurumsal yapılarla Z kuşağının çatışmaya düştüğü bu işin “guru”ları tarafından anlatıldı.

Anlatılanlara göre Z kuşağının iki tane de öncülü var: X kuşağı ve Y kuşağı! Z kuşağını anlayabilmek için bu iki öncülü de iyi anlamak gerekli. Ancak bu yolla, yani birbiriyle karşılaştırarak kuşakları anlayabiliyoruz.

İnternette kısa bir araştırmada şunları elde ediyorsunuz. Bu kuşakların özellikleri o kadar uzun uzun anlatılıyor ki ben burada bu X, Y, Z kuşakları hakkında ancak bazı özet bilgiler verebilirim.

GERİSİNE SİZ BAKARSINIZ...

X kuşağı 1965-1979 yılları arasında doğanları tanımlıyor. Vietnam Savaşı, 1980 darbesi, Berlin Duvarı'nın yıkılışı gibi radikal değişimlere tanık olan bu kuşak iletişim anlamında son derece becerikli, kriz yönetimi konusunda iyi, yaşamak için para kazanmak felsefesine sahip, yönetim pozisyonunda iyi bir liderlik sergileyen, çalışkan ve disiplinli olarak tanımlanıyor. Yazılanlara göre X kuşağı kadınları, iş hayatına ilk kez adım atan ve günümüzde kadının maddi özgürlüğünü kazanmasını sağlayan ilk nesildir! Yani kadının maddi özgürlüğüne inanan kadınlar 1965’den sonra doğanlar!

Y kuşağının 1980-1999 yılları arasında doğanları temsil ettiği yazılıyor. Bu kuşağın X kuşağına göre örgüt bilincinin, yani bir örgüte bağlı kalma bilincinin düşük olduğu, bu nedenle sık iş değiştirdikleri belirtiliyor. X kuşağına nazaran çevresindeki olaylara karşı daha duyarlı olan bu kuşağın dernek kurma ya da gönüllü kuruluşlara katılma eğilimleri daha yüksek ve bu kuşak sorgulayıcı bir kuşak. Yaratıcı olan bu kuşak para harcamayı seviyor, yaşamaktan keyif almaya önem veriyor, başkalarıyla tanışma ve iletişim kurma konusunda girişimciler. Daha çok var, gerisine siz bakarsınız!

 

Gelelim şu ünlü Z kuşağına. Bu kuşak 2000’den sonra doğanları tanımlıyor. Hızlı ve analitik düşünme yetisine sahip oldukları, bireyci oldukları için ekip çalışmasına yatkın olmadıkları belirtiliyor. Yazılanlara göre, özgüvenleri tavan yapmış olan bir kuşak bu. Çaba harcamak, özveri sergilemek Z kuşağına göre değildir, falan filan. Daha çok var, gerisine yine siz bakın.

SAFSATA BUNLAR!

Burçlara ne kadar inanıyorsanız bu Z kuşağı safsatasına da o kadar inanın. Zaten açıklamalardan da görüyorsunuz. Hasan, Ayşe, Margaret, John, o, bu yok, insan yok, kişi yok, klişe var! Örneğin, bu tanımlamaya göre ben X kuşağıyım. X kuşağı için söylenen şeylerin %80’i bana uymuyor. Çevremdeki arkadaşlarıma da uymuyor. Bizim kuşak iyi liderlik yaparmış, iletişimde beceriliymiş, kriz yönetimi konusunda iyiymiş. Çevremde bizim kuşaktan ne insanlar tanıyorum gütmesi için iki koyunu teslim etmezsiniz! Ben Boğa burcuyum, Boğa Burcu konusunda yazılanların beni hiç tanımlamadığını biliyorum. Boğa Burcu ne kadar safsataysa bu X, Y, Z kuşakları da o kadar safsata!

Bazen Amarikalılar’ın bilim yapma kültürüne ve pratiklerine şapka çıkarırırm. Amerikalı için “as soon as possible” uzun bir cümledir, Amarikalılar “ASAP” der. Yaptığı bir araştırma sonunda şahane kelimeleri veya harfleri bir araya getirerek çok güzel “kavramsal haplar” geliştirir. Dünyanın geri kalanı da bu hapları sulu ya da susuz günde birkaç kez yutar durur.

“X, Y, Z kuşağı” kavramları da dahice Amerikan pazarlama stratejileri. X, Y, Z konusunda işletmelere ve patronlara yeküne vurduğunuzda milyonlarca doları tutan seminerler, atelye çalışmaları düzenlerler. Bizim gibi başka ülkelerde bu işlerin fason üreticileri ve pazarlamacıları çıkar, onlar da bu pazarlamayı kendi ülkelerinde yaparlar, büyük pazarlamacıdan arta kalan payı da onlar alırlar. İnternete girin, Youtube’u yoklayın, “kuşaklar araştırmacısıyım” diye dolaşanlar var.

ÖNÜMÜZDEKİ SEÇİM Z KUŞAĞI ÜZERİNDEN EKMEK YENECEK

Bir iki gün önce bir programda CHP genel başkanı Kema Kılıçdaroğlu’nun seçim tahminleri yapan bir kamuoyu araştırma şirketi başkanını davet ederek iki saat Z kuşağı üzerine brifing aldığını söyledi birisi. Eminim AKP içinde de harıl harıl bu konuda brifing alanlar vardır. Şu aralar siyasi partilerin Z kuşağı konusunda araştırma sipariş ettiklerini tahmin etmek zor değil. İktidar partisi oy kaybettiği için, muhalefet partileri iktidar partisini alt etmek için Z kuşağı safsatasına sarılmış durumdalar. Keklenecek yağlı müşteriler hazır! Önümüzdeki seçim öncesinde de biraz Z kuşağı üzerinden ekmek yenecek.

Bu uygulamalar öyle noktalara vardı ki gündeme getirilenler bazen insan aklını zorluyor. Bu adamlar ve kadınlar bir ara “asansör konuşması” (elevator talk) diye bir şey pazarlamışlardı. Bir patronu veya CEO’yu asansöre binerken yakalayacaksın, 3. veya 4. kata çıkıncaya kadar asansörde projelerini veya kendini anlatacaksın (yani pazarlayacaksın) ve iş kapacaksın. Ben gerçek yaşamda bu kadar salak bir patron veya CEO ile tanışmadım! İnce bir Amerikan pazarlama zekası. Biz de dahil pek çok ülkede bazı uyanık “gurular” bunları bazı sersemlere anlatarak para kazandı. Hem para kazandılar hem de gençlerin kafasını epeyce karıştırdılar. Gençleri itici, yapışkan, tacizkar kişiler olmaya yönlendirdiler.

İş görüşmelerinde bazı pratik sorular sorup bu sorulara 3-5 dakika içinde kişilerin nasıl yaklaştıklarına bakarak işe alım uygulamalarını bize anlattılar. Hatta işe almadan önce adaylara psikolojik test uygulayan firmaların gittikçe yaygınlaştığı işletme literatürüne de girmişti. Sanki amaç işe insan almak değil de yeni gelmiş bir mahkumu hangi hücreye koyacaklarını anlamaya çalışıyorlar!

İŞİN GERÇEĞİ...

Şimdi biraz işin gerçeğini konuşalım. Z kuşağı için sıralanan özellikleri okuyun, kendi ergenliğinizi ve ilk gençliğinizi düşünün. Siz de kendinizin o zaman bir Z kuşağı olduğunuzu göreceksiniz, ancak Z kuşağı için belirtilen yıllardan çok önce doğdunuz. Z kuşağı için yazılanların çoğu cep telefonu, internet, sosyal medya gibi teknolojiler hariç dünya tarihi boyunca doğan bütün ergen kuşaklar için geçerli.

Şu kuşak iyi liderlik yapar, bu kuşak tembeldir, şu kuşak müsriftir gibi genellemeler tamamen safsatadır. Her insan önce Z olur, sonra X veya Y olur. Bu kuşaklar için sıralanan pek çok özellik yaşlarla, yaşların iş deneyimleriyle, anne-baba olmalarıyla, aldıkları sorumluluklarla doğru orantılıdır. Her ergen devrimcidir, protesttir. Bu devrimci, protest ergen 40’lı yaşlarına geldiğinde yavaş yavaş muhafazakar olur, kendi ergeniyle çatışmaya düşer. Buna uzun yıllardır Sosyoloji’de “kuşaklar çatışması” diyoruz.   

Yazının başında belirttiğim “X kuşağı kadınları (1965-79 arası doğanlar), iş hayatına ilk kez adım atan ve günümüzde kadının maddi özgürlüğünü kazanmasını sağlayan ilk nesildir” tanımlaması da tam bir uydurma! Türkiye açısından düşündüğümüzde 1960’lara kadar kadının elde ettiği sosyal, siyasal ve ekonomik hakları nereye koyacağız? 1965’de doğanlar bugün 55 yaşında, maddi özgürlüğü bırakın, bu kuşak geçmişte elde etmiş olduğu pek çok hakkı son 20 yılda kaybetti!

Ne diyelim, zırva tevil götürmez!

Peki, bu işin doğrusu ne?

Kuşakların birbirinden farklı olduğu, her kuşağın farklı sosyo-ekonomik, siyasal ve kültürel etkilere maruz kaldığı bilinen bir konudur. Örneğin Cumhuriyet kurulduğunda doğanlar, o yıllarda ergen olanlar ve o yıllarda gençlik yaşlarında olanlar, Cumhuriyetin’in ilanından hemen sonraki yıllarda doğanlar arasında Cumhuriyet bağlılığı üst düzeydedir. Bu kuşak kuruluş kuşağıdır. Bugün Cumhuriyet’e bağlılık, Atatürk sevgisi 1945-50’lere kadar olan yıllarda doğanlar arasında üst düzeydedir. Çünkü bu kuşak bir devrimin ilk kuşağıdır, o devrimin kuruluş değerlerini en çok içselleştirmiş kuşaktır o.

68 kuşağı özgün bir kuşaktır. Bu kuşak küresel düzeyde bir sivil devrimin kuşağıdır. Protest ve radikal bir kuşaktır. Belki de en entelektüel kuşaktır. Dünyanın her tarafında içinden pek çok önemli yazar, şair, sanatçı, sinema ustası, gençlik önderi çıkarmıştır. Eşitlikçilik yanlısı, ırkçılık karşıtı, kadın hakları taraftarı bir kuşaktır. 1980’lerden itibaren ve 1990’larda yoğunlaşarak bir kuşak Yeni Liberal düzenin ağır propagandasın maruz kaldı. Bu kuşak şimdi 30’lu yaşlarındadırlar. Z kuşağı safsatası altında anlatılanların pek çoğu bu kuşağın özelliğidir, çünkü bu kuşak Yeni Liberal düzenin kuşağıdır. 2000’den sonra doğanlar, yani Z kuşağı safsatası ile anlatılanlar ise hem Yeni Liberal propagandanın etkisine maruz kalan hem de onu hızla terk eden kuşaktır. Yoğun dini propaganda bu kuşağı Ateizm’e ve  Deizm’e yönlendirmiştir. Her genç kuşak gibi bu kuşak da otoriteye itiraz etmekte, siyasetçilere karşı cesur tavırlar göstermektedirler.

Diyeceğim o ki, bırakın bu Z kuşağı safsatasını.

Bu kuşak için bir şey diyecekseniz dünyanın bütün dillerindeki o kelimeyi söyleyeceksiniz: Gençlik! Genç bunlar, genç. Bunların kültüründen söz edeceksiniz her Sosyoloji kitabında bir bölüm olarak yer alan “gençlik kültürü” (youth culture) bölümüne bakabilirsiniz.

Merak ediyorum, bu 2000’lerde doğan ve adına Z kuşağı dedikleri kuşak yaşlanıp 30’larına geldiklerinde bu pazarlamacılar ne diyecekler. Ancak, kumpas hazır ve devam ediyor. Öğrendiğim kadarıyla yeni etiket hazırmış: Alfa kuşağı!

Bırakın bu safsataları, kuşakların değerlerini bilebilmek için onları çevreleyen sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel dinamikleri anlamaya çalışın.

“Hap yap para kap” derdik çocukluğumuzda! Kolay yoldan para kazanmak, ekmeden biçmek demek.

Bu Z kuşağı safsatası da tam böyle bir şey işte!

Prof. Dr. Hasan Şimşek

Odatv.com

Bu haber 2320 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum