AKP bugün hep yanlış yapmaya bağımlı bir parti görüntüsünde

Fehmi Koru bugünkü yazısında Mardin, Van ve Diyarbakır'da yaşanan kayyım atamalarını kaleme aldı.

AKP bugün hep yanlış yapmaya bağımlı bir parti görüntüsünde

Fehmi Koru bugünkü yazısında Mardin, Van ve Diyarbakır'da yaşanan kayyım atamalarını kaleme aldı.

AKP bugün hep yanlış yapmaya bağımlı bir parti görüntüsünde
21 Ağustos 2019 - 10:37

Fehmi Koru, bir zamanlar bu illerde en yüksek oyu AK Parti’nin aldığını unutmayalım diye belirterek, ''Acaba bölgede AK Parti’nin oyunun gerilemesi ve devlet adına karar verenlerin ‘sakıncalı’ bulduğu kişilerin halk tarafından tercih edilmesinin bir sebebi de ‘kayyım’ uygulamasına tepki olmasın? Seçtiklerinin görevden alınmasına duyduğu tepkiyle oy kullanan insanlar o yüksek oylarıyla ceza kesmişlerse buna şaşmamak gerek'' dedi.

Fehmi Koru'nun yazısı şöyle:

Hatırlar mısınız, bilmem; bir zamanlar tartışma gündemimizde, valilerin de belediye başkanları gibi seçimle işbaşına gelmesi konusu vardı. Anavatan Partisi’nin iktidarı sırasında başlayan bu tartışma, Refah Partisi’nin iki büyük kent başta olmak üzere bazı belediye başkanlıklarını kazanması üzerine telaşa kapılan devletin valiler eliyle seçilmiş başkanlara baskı yapması üzerine, bir kez daha alevlenmişti.

 

 

Başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelerin çoğunda valiler de belediye başkanları gibi halkın oyuyla seçilir.

Türkiye’de de ‘cumhurbaşkanı hükümet sistemi’ ile birlikte valiler de seçime tabi tutulsaydı bunun etkisi ne olurdu dersiniz?

Acaba halk şimdi devletin kendisini yönetsin diye gönderdiği valilerin benzeri kişilere oy verir miydi?

Esas sorum ise şu: İki yerel yönetici de halk tarafından seçiliyor olsaydı, merkezi irade birini (sözgelimi şimdi olduğu gibi belediye başkanını) görevden almaya kalktığında, diğer seçilmiş yönetici (vali) ‘kayyım’ atanır mıydı ya da atandığı takdirde görevi kabul eder miydi?

Hiç sanmıyorum.

Seçilmiş olanı görevden alarak atanmış birini onun yerine ‘kayyım’ olarak ikame etmek bir seçim yenilgisinin rövanşıymış gibi geliyor bana.

Cezalandırılan ise, görevden alınan kişi değil de oylarıyla onu tercih etmiş olan halk…

Mardin’de yüzde 56.24, Van’da yüzde 53.83 ve Diyarbakır’da yüzde 62.93 oyla seçilmiş başkanlar görevden alındı ve yerlerine yalnızca tek kişinin tercihini yansıtan vali-kayyımlar atandı.

Bir zamanlar bu illerde en yüksek oyu AK Parti’nin aldığını unutmayalım.

Acaba bölgede AK Parti’nin oyunun gerilemesi ve devlet adına karar verenlerin ‘sakıncalı’bulduğu kişilerin halk tarafından tercih edilmesinin bir sebebi de ‘kayyım’ uygulamasına tepki olmasın? Seçtiklerinin görevden alınmasına duyduğu tepkiyle oy kullanan insanlar o yüksek oylarıyla ceza kesmişlerse buna şaşmamak gerek.

Neden şaşmamak gerek?

Şundan: İnsanlar, demokratik ülkelerde, oylarını yalnızca siyasi eğilimlerini belli edecek biçimde kullanmazlar; oy bazen yanlışlıklara tepki olarak da kullanılır. Sadece bizde değil birçok başka ülkede de… İtalya’da bir palyaçonun partisinin ilgi görmesinin, Ukrayna’da bir komedyenin cumhurbaşkanı seçilmesinin böyle bir açıklaması da olabilir.

Yerleşik partilere ve yanlışlıklarına tepkiyi yansıtıyor olabilir o tercihler…

Kadir Topbaş yeniden seçilebilirdi

Konuya böyle yaklaştığımızda, acaba İstanbul ve Ankara’da yerel iktidarları 25 yıl sürmüş olan aynı çizgideki belediye başkanları yerine, çeyrek asır sonra çok farklı çizgiden adayların halk tarafından tercih edilmesinin sebebini de anlayabilir hale geliyoruz.

İstanbul’da belediye başkanı Kadir Topbaş’tı. Daha önce Beyoğlu’nun seçilmiş belediye başkanı olarak kendisini tanıtmış Topbaş’ı İstanbul halkı iki kez oyuyla ödüllendirdi. O arada ne oldu? Partisi, Topbaş’ı ‘metal yorgunu’ ilan edip belediye başkanlığından uzaklaştırdı ve yerine bir başka AK Partili’yi getirdi. Bir tür kayyım uygulamasıyla…

Benzer bir durum Ankara’da da yaşandı. Defalarca seçim kazanarak belediye başkanı olmuş Melih Gökçek’e de ‘metal yorgunu’ olduğu gerekçesiyle partisi tarafından görevden el çektirildi. Ankara belediye başkanlığı da AK Partili bir kayyıma devredildi.

Son seçimde, İstanbul ve Ankara halkları, CHP ile İYİ Parti ittifakının gösterdiği adayları AK Parti’nin biri eski bakan, eski başbakan ve TBMM başkanı, diğeri eski belediye başkanı, eski bakan adaylarına tercih etti.

Tamamen spekülasyon olacak, ama yine de sormamda yarar var: Acaba son yerel seçimde, ‘metal yorgunu’ gerekçesiyle yerlerinden edilen isimler, böyle bir muameleye uğramak yerine, AK Parti tarafından yeniden aday gösterilselerdi, sandığa yansıyan sonuç farklı olur muydu?

Bana sanki olabilirmiş gibi geliyor da… 

Acaba değişen tercihlerde halkın iradesine müdahale edilmesinin büyük payı olmasın?

Halk oyunu hiçe sayan tavırları yine oyuyla cezalandıyorsa buna ancak ‘demokratik tavır’ denilebilir.

Mardin, Van ve Diyarbakır’da devletin ‘sakıncalı’ bulduğu insanların belediye başkanı seçilmesini başka saiklere bağlamak yerine yukarıdaki tespit üzerinde durulsa daha az yanlış yapılır.

Süreç kısalabilir

Temel tezimi burada bir kez daha tekrarlamak zorundayım: AK Parti bugün hep yanlış yapmaya bağımlı bir parti görüntüsünde; doğru olduğunu düşünerek sürekli yanlış yapıyor. Son yanlışı da, üç seçilmiş belediye başkanını haklarında herhangi bir mahkeme kararı olmadığı halde görevden alıp yerlerine ‘kayyım’ atamaktır.  

Galiba esas ‘metal yorgunu’ olan AK Parti’nin kendisi…

Uygulamaları bundan sonra da ‘yanlış’ çizgide devam ederse, korkarım, halk kendisini ilk seçimde ciddi biçimde uyarabilir. İstanbul, Ankara ve pek çok başka büyükşehirde oyunu AK Partili adaylar yerine rakiplerine vererek uyardığı gibi…

‘Metal yorgunluğu’ uyarıların farkına varmamak, varsa bile uyarılardan ders çıkarmayı akıl edememek şeklinde kendini belli ediyor.

“Yeni görevden almalar olacak, başka belediye başkanlarının yerine de ‘kayyımlar’ atanacak” deniyor ya, bu tür bir müdahale süreci kısaltmaktan başka bir işe yaramaz.

“Hangi süreci?” mi dediniz?

Onu da siz söyleyin artık.

YORUMLAR

  • 0 Yorum