Amerikan kaneviçesi

(...) Son ilmek "Hazreti Muhammed'in 43'üncü göbekten yaşayan torunu Ürdün Kralı Abdullah motifi kullanılarak" atıldı.

Ürdün Kralı Abdullah, ABD'de üst düzey Amerikan politikacılarının dinleyici oldukları bir toplantıda; "Gerçek şu ki, IŞİD ile mücadelede Türkiye stratejik problem oluşturmaktadır. Türkiye Suriye'de tamamıyla dinci bir rejim getirmek için çaba gösteriyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bölgede radikal İslamcı bir çözüme inanıyor" diyen bir haber yayınlandı.

(...) haber yalan çıktı. Bizzat Ürdün Hükümet Sözcüsü, haberi yalanladı.

Doğru ya da yalan.

Bu önemli değil.

Kanaviçe işleniyor.

(...) "Amerikan kanaviçesinin" ilk ilmeğini ABD'nin 2 eski Ankara Büyükelçisi atmıştı. Büyükelçiler Marc Edelman ve Morton Abramowitz, ABD derin devletinin yarı resmi yayın organı Washington Post'a yazdıkları bir makalede; "Eğer Tayyip Erdoğan hâlâ ülkesine parlak bir gelecek vermek istiyorsa ya reform yapmalı ya da istifa etmelidir" dediler.

(...)  kanaviçenin ikinci ilmeği de ABD'nin bir başka yarı-resmi iletişim kanalı olan "The Atlantic" dergisi (...) "Obama, Erdoğan'ı ılımlı Müslüman bir lider olarak görüyordu. Ama artık Erdoğan'ı bir fiyasko, otoriter bir lider sayıyor" diye yazdı.

(...) Kanaviçenin rengi belli.

Pasaportuna 10 yıllık vize vermişler. Reza Zarrab, küçük çocuğunu ve eşini de yanına alıp ABD'ye gezmeye gitti. ABD ambargosunu delmekten tutuklandı. Reza Zarrab, Türkiye'de Cumhurbaşkanı'nın hatırlı adamı...

(...) son ilmik de geldi.

Michel Rubin (...) "Türk Ordusu Erdoğan'ı devirebilir" diyor. Orduyu da kanaviçeye çengelleme niyetini açıklıyor...

Necati Doğru Sözcü

 

*

 

Bu ne perhiz!

PYD'li teröristten plaket alan Amerikalı Dışişleri Bakanlığı'nda ağırlandı

Türkiye Zarrab davasıyla meşgulken, Ankara geçen hafta ABD'den üst düzey bir heyeti ağırladı.

Heyet, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Anthony Blinken başkanlığındaydı.

Ancak heyette, Türkiye açısından Blinken'den çok daha "ünlü" bir isim vardı;

ABD Başkanı Barack Obama'nın özel temsilcisi Brett McGurk.

Adı hemen tanıdık gelmeyebilir; Ancak "Kobani" deyince, "PKK'dan plaket" deyince, herkes hatırlayacaktır.

Evet;

Şubat ayında Kobani'yi "resmen" ziyaret eden, Türkiye'nin "terörist" ilan ettiği PYD ile resmi görüşmeler yapan, eski PKK'lı-yeni PYD'li bir teröristten de plaket alan Amerikalı diplomatın ta kendisi Brett McGurk.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan o dönemde McGurk'un Kobani ziyaretine çok sert çıkmış, aynen şöyle demişti;

"Sayın Obama'nın yanında da adı geçen bir ulusal güvenlik temsilcisi. Tam Cenevre'deki görüşmeler sırasında kalkıyor, Kobani'ye gidiyor. Kobani'de sözde bir generalden plaket alıyor. Biz nasıl güveneceğiz? Ben miyim senin ortağın, yoksa Kobani'deki teröristler mi?"

McGurk'un temasları, herhalde hassasiyetten, hiç öne çıkarılmadı.

Daha bir ay önce PKK'dan plaket alan Amerikalı diplomat, Ankara'da Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ile masaya oturdu, müzakere yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözleri de, "dostlar alışverişte görsün" misali, sadece gök kubbede seda olarak kaldı...

Zeynep Gürcanlı Sözcü

 

*

 

 

Davutoğlu'nun "Başkanlık" sevincinin sebebi hikmeti

Başbakan geçen akşam 'başkanlık sistemini benimseyen bir anayasa için yol haritamızı belirledik'derken son derece mutluydu..

Yeni anayasanın yazımı bir ayda tamamlanacak derken neşeliydi..

(...) Yeni anayasa demek; başkanlık sistemi demek..

Başkanlık sistemi demek; başkanlık makamının lağvedilmesi demek..

Başbakanlık makamının lağvedilmesi demek; Davutoğlu'nun başbakanlığa veda etmesi demek..

Bu sebeple neşeli olması, mutlu görünmesi tuhafıma gitti..

(...) İşin rengi kulislere düşen haberle ortaya çıktı.. Partili Cumhurbaşkanı formülü üzerinde anlaşılmış!..

(...)Cumhurbaşkanı aynı zamanda partisinin genel başkanı olursa başbakan otomatik yardımcısı pozisyonuna düşer..

Zaten Beştepe'nin de istediği bu değil mi?..

Mehmet Tezkan Milliyet

 

 

*

 

Günün ilk ışıkları...

Devlet yönetiminin olmazsa olmazı, şeffaflık ve hesap verilebilirliktir.

Başımıza gelen ve artarak devam eden bunca felaketin müsebbibi şeffaf olmayan ve hesap vermeyen siyasilerdir. (Siyasilere yetkiyi veren ve gerektiğinde geri çekmeyen kimse -demokrasilerde bu halktır-görevini kötüye kullananlar kadar sorumludur.)

Terörü, yolsuzluğu önleyemeyen, bunların artmasına meydan veren, arttığında hesap vermeyen bir yönetim asla kabul edilemez.

Türk Milleti'ni bu karanlığa sürükleyen rastlantısal bir tarihi süreç olabilir.

Ama değilse ve sorumlu olanlar varsa:

Unutmasınlar ki gecenin en karanlık olduğu an, sabaha en yakın andır.

Ve güneşin ilk ışıkları, hainlerin üzerine vuracaktır.

Ayşe Sucu Sözcü

 

 

*

 

Kabahat samur kürk olmuş...

Cumhurbaşkanı Erdoğan terörle mücadele konusunda dünyaya sesleniyor ve "Yanlış yapıyorsunuz"diyor!

Böylesine haklı bir uyarıyı tasvip etmemek mümkün mü?

Dünya terörle mücadele konusunda elbette büyük yanlışlara imza atıp duruyor!

Başka ülkelerdeki teröre kendi menfaatleri açısından göz yumuyorlar hatta destek çıkıyorlar!

Ve çok geçmeden de terör kendi kapılarını çalıyor!

O nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uyarısını önemsiyoruz!

Ama önemsemekte olduğumuz başka uyarılar da var! Dünya iki de bir Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı yanlış yapmaması ya da yaptığı yanlışlardan bir an evvel vazgeçmesi için uyarıp duruyor!

Mesela, "Yargı ile ilgili meselelerde, basın özgürlüğü ile ilgili meselelerde yaptıkların bizim standartlarımıza uymuyordiye uyarılarda bulunuyorlar!

Bu uyarıları da "dünya devleti olma" iddiasındaki bir ülke olarak önemsememek mümkün mü?

Karşılıklı bu uyarılar gösteriyor ki yanlış yapan yapana!

Yani, "Sadece bir taraf yanlış yapıyor, karşı tarafın yaptıkları hep doğruiddiasında bulunmak oldukça zor!

İnsanların birbirlerini "yaptıkları yanlışlar" konusunda uyarmaları kuşkusuz çok güzel!

İnsanların başkalarının yaptıkları yanlışları görüp düzeltmeleri için onları uyarmaları ne kadar güzelse kendi yanlışlarını görmeye çalışmaları da o kadar güzel olmaz mı? Herkes kendi yanlışını görse ve onu gidermeye çalışsa fena mı olur?

Böylesine haklı uyarılar karşısında dünya şimdi kendisini nasıl savunabilir?

Korkarız ki "Aldatıldık, kandırıldık, saflığımıza geldi" türünden cümleler ile bir savunma içine girilecektir!

Evet, yanlış yapan yapana!

Ve kimse suçu kendisinde aramıyor!

Atalarımız ne demişler? "Kabahat samur kürk olmuş ama kimse giymek istememiş" demişler değil mi?

Zeki Ceyhan Milli Gazete

 

 

*

 

Destek mecliste...

Yeni anayasa ile birlikte başkanlık sisteminin Ak Parti ve hükümet tarafından getirileceği kesinleşmiş durumda.

 Meclis'te bu konuda MHP'den desek alınarak halka gidilmesi ve başkanlık sistemli anayasanın halk tarafından onaylanmasını engelleyecek hiç bir durum görülmüyor. MHP desteğini sağlamak için ise, Ak Parti'nin daha önce savunduğu bazı demokrasi maddelerinin, özellikle vatandaşlıkla ilgili değişikliklerden vazgeçilmesi de yeterli olacaktır...

Okay Gönensin Vatan

 

 

*

 

Dayanılmaz ızdırap

Mülteci olmak haydi neyse ama mülteci olana kadar yaşanan o azap ve çekilen o ızdırap dayanılmaz.

Bu insanları mülteci olmak zorunda bırakanları, Allah da mülteci yapsın.

Rauf Tamer Posta

 

 

*