Maskeleri düşürmeye devam ediyoruz: Halk TV nasıl havaya uçtu?
Aylardır belki de yıllardır ‘bu düzen böyle sürmez’ diye yazdığım Halk TV’de, düzenin çarkları kırıldı. Hem de öyle bir kırıldı ki…
Hakka yanan aşıkların,
Gözü yaşı dinmez imiş.
Hakkı bilen kişilerin,
Gönlü geri dönmez imiş.
Bu dünya bir değirmendir,
Her ne gelsen öğütür gider.
Zalimin ettiği zulüm,
Kendi boynun vurur gider.
Cümlelerin hikmeti var,
Sözlerinde kudreti var.
Mazlumun bir ahı var ki,
Arşı ala titrer gider.
Sırdaşlarım, yoldaşlarım, felaket arkadaşlarım…
Sizleri bugün Yunus Emre’nin bu dizeleriyle karşılıyorum.
Çünkü mazlumun ahı, arşı alayı titretti gitti.
Aylardır belki de yıllardır ‘bu düzen böyle sürmez’ diye yazdığım Halk TV’de,
düzenin çarkları kırıldı.
Hem de öyle bir kırıldı ki…
Neresinden tutsam, nereden başlasam bilmiyorum.
Amma Halk TV’nin ve firari patronu Cafer Mahiroğlu’nun bu hallere düşeceğini biliyordum.
Nereden biliyordum?
Emekçiler bendenize, ‘yemeğimizden kurt çıktı’, ‘basın sigoortamız yapılmıyor’ diye yazdıkları zamanlarda anlamıştım.
Veee aylardır ben buradan ne yazıyorum,
‘’Mahiroğlu Halk TV’yi tekstil fabrikası gibi yönetmeye çalışıyor" diyorum.
Şükür tüm medya ahalisi uyandı.
GÜNAYDIN.
Bakın Halk TV muhalif kesimin sesi olduğu için önemli bir misyon üstlenmiş durumda.
Amma bu misyonu siz emanet ede ede Mahiroğlu gibi birine mi emanet ettiniz?
Parasının kaynağı Akın İpek olan Mahiroğlu?
Egosu kendisinden büyük Mahiroğlu?
İşçi düşmanı Mahiroğlu?
Orada çalışan emekçiler de ‘ya işte muhalifiz, ulvi bir amaca hizmet ediyoruz, dişimizi sıkıyoruz’ diyeeee diyeeeee yıllarca sömürüldü.
Bakın en büyük sömürüler tıpkı elma şekeri gibi, ulvi amaçların içine gizlenir.
Neyse sonunda beklediğim infilak gerçekleşti.
Gerçekleşti amma yanlış yerden gerçekleşti.

Bu infilak bir gazeteci sosyal medya hesabından, ‘Halk TV’de ısıtıcıları çalıştırmıyorlar montla haber yazıyoruz’ dediğinde gerçekleşmeliydi.
Bu infilak ‘yayın yönetmeni Suat Toktaş, burası İsviçre medyası mı?’ dediğinde gerçekleşmeliydi.
Bu infilak emekçilerin boğazından geçen bir çayın bile giderler azalsın diye kalitesizleştirildiğinde gerçekleşmeliydi.
Amma ne oldu? Ekran yüzleri arasındaki araç hizmeti kavgasından sonra havaya uçtu Halk TV.
E böyle başa böyle tarak.
Bakın Mahiroğlu’yla arası iyi olan Fatih Altaylı ne yazmış?
"Krizin nedeni “ulaşım”
Seda Selek’ten bir açıklama gelmedi ama ben 30 yıllık kardeşim Sorel Dağıstanlı’yı arayıp sordum.
O da anlattı. Seda Selek, İstanbul’un Anadolu yakasındaki evinden Topkapı’daki Halk TV binasına her gün toplu taşıma ile geliyormuş. Yönetimden kendisini hiç değilse Marmaray’dan bir araç ile almalarını talep etmiş. Defalarca talep edilmesine rağmen bu kabul edilmeyince o da istifa etmiş. Sorel’e “Kanal herkesi evinden almak zorunda mı?” diye sordum. “Elbette değil Fatih Abi, ama kimini alıp kimini almazsan adaletsizlik oluyor, haksızlık oluyor. Bazı sunucular evlerinden alınırken, bazıları alınmıyor. Seda Selek kanalın önünde taksiden inerken, evinden alınan ve evine bırakılan sunucunun şirketin otomobilinden indiği görünce tepesi atıyor” dedi. İsyan ayrımcılığa idi. Sorel kimlerin alınıp, kimlerin alınmadığını da söyledi ama bunu açıklamak benim vazifem değil."
E Fatih Altaylı’nın açıklayamadığını Keskin Kalem açıklasın mı?
Açıklasın dediğinizi duydum bile sırdaşlarım.
Yanaşın bana doğru fısıldayayım, Halk TV’deki ekran yüzü savaşlarının tarafları kimler…

ALTAYLI’NIN YAZAMADIĞINI KESKİN KALEM YAZIYOR
Lafı çok dolandırmadan söyleyeyim.
Maaşları ve haklarıyla kriz çıkaran üç isim var:
Ebru Baki, Ece Üner ve İsmail Saymaz.
Farkındaysanız bu üç isimden de hiç ses çıkmıyor.
Bunların içinde yıllardır en sinsi olanı ve ifşa etmeye doyamadığım elbette İsmail Saymaz.
Hani solcu İsmail.
Hani emekçi dostu İsmail.
Kaç kere buradan seslendim, beraber çalıştığı arkadaşları sefalet koşullarında yaşarken,
İsmail Saymaz’ın diyecek bir şeyi yok mu dedim.
Yokmuş.
Sosyal medyasından patronu Mahiroğlu’nun özür açıklamasını paylaşmakla meşgul.
Geldiği yer ve nokta ibretlik.
Yine yazmıştım, bazı ekran yüzleri astronomik rakamlar alıyor diye.
Mahiroğlu sağ olsun bazı ayrıcalıklı ekran yüzlerine verdiği maaşları rakamına kadar ifşa etmiş.
Bakın Altaylı’ya ne demiş?
"Kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu ile de konuştum. O da Sorel ile aynı şeyleri söyledi ve istifanın nedeninin evden araçla alınma meselesi olduğunu anlattı. “20 asgari ücret alanlar, bir zahmet kendileri gelsin kanala” dedi."
Şimdiiiiii asgari ücret ne kadar?
Net 28 bin lira.
28X20 ne kadar eder?
560 BİN LİRA.
DEMEK Kİ NEYMİŞ CAFER MAHİROĞLU BİRİLERİNE EN AZ 560 BİN LİRA VERİYORMUŞ.
28 bin liraya editör çalıştırılan Halk TV’de 20 editör gücünde Ebru, Ece ve İsmail varmış.
Ha bazılarınız diyecek ki,bu isimler reyting getiriyor, reklam getiriyor, yüksek maaş almaları normal.
E kardeşim iyi maaş alsınlar da,
BU KADAR UÇURUM OLUR MU?

HALK TV’DEN AYRILANLAR KOZA TV FİLİKASINA MI BİNİYOR?
Yoldaşlarım muhalif medyamızı şu anda tek kelimeyle özetleyecek olsam,
TİTANİK derdim.
Kocaman bir gemi baskı, baskılara karşı duramayan iş bilmez patronlar, haksızlığa yıllarca ses çıkarmayanlar yüzünden batıyor.
Halk TV gibi bir kanalı Mahiroğlu gibi birine kim emanet eder?
Neyse belli ki CHP genel merkezi, geminin battığını görmüş bir filika çıkarmış ortaya.
Adı Koza TV…
Özgür Çakmakçı danışmanlığında yayın hayatına geçmesi beklenen Koza TV hazırlıklarına
ara verilmişti.
Nedeni soruşturmalarla boğulan ve para kaynakları kesilen genel merkezin ödenek çıkarmak istememesiydi.
Fakat Halk TV patlayınca, proje yeniden gündeme geldi.
Geldi ammmaa ite kaka.
Senaryoları sıralayayım: Biiiirrr isim değişikliği için RTÜK’ten onay bekliyorlar.
Ulusal yayına geçebilmek için çözmeleri gereken pürüzler var.
Ben çözebileceklerini maalesef sanmıyorum.
İkiiiiiii CHP genel merkezinin başına ne geleceği belli değil.
Butlan kılıcı tepelerinde sallanıyor. Bu ortamda Koza TV’den de bir Olay TV fiyaskosu çıkabilir.
Üççççç eğer gerekli izinler alınamaz ve ulusal yayına geçilemezse, Koza TV internet üzerinden yayın yapmayı planlıyor.
Bu daha olası senaryo.
Halk TV’den ayrılan bazı ekran yüzleri ve muhabirlerin Koza TV’yle anlaştığı iddia ediliyor.
Yeni ayrılan bazı isimler de iş görüşmeleri yapıyor.
Bazıları da Sözcü TV’nin kapısını çalıyor.
Görünen o ki bu yaz muhalif medya için çok hızlı geçecek.
Hani sandalye kapma oyunu vardır ya, yeni yayın dönemine kadar, özellikle ekran yüzleri kendine bir yer bulmaya çalışacak.
Araba, maaş, ekran kavgası yapanlar zerre umurumda değil sırdaşlarım.
Benim derdim sizsiniz.
Emekçiler.

SÖZÜN BİTTİĞİ YER: DEMİRÖREN
Bazen eleştiri mesajları alıyorum, neden sürekli muhalif medyayı yazıyorsun diye.
Yahu yıllardır hemen hemen her hafta Demirören Medya yazan kim?
Bir Demirören emekçisinin eşinin gönderdiği boi buzdolabı fotoğrafından sonra,
patron belki biraz insafa gelir demiştim.
Amma olmadı.
Olmuyor.
Fakat siz bana derdinizi emanet ettikçe, ben de inatla sesinizi duyurmaya çalışacağım.
Sözüm söz.
Yılmak, bıkmak yok.
Bugünkü yazımı da yine bir Demirören emekçisinin bendenize gönderdiği bir mesajla sonlandırıyorum:
Sevgili Keskin Kalem,
Son yazdığınız yazıda Demirören Grubu’nun durumunun kötü olduğuna değinmişsiniz. Durum yazdığınız gibi değil daha da kötü. Çalışanların maaşları zamanında ödenmiyor. Ayın 1’i hafta sonuna ya da bayrama denk geldiğinde maaşlar takip eden pazartesi ödeniyor. Örneğin bu ay maaşlar ayın 4’ünde öğleden sonra yatırıldı. Biz 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü parasız geçirdik. Ocak ayında zaten üç kuruş zam yapıldı. O zam nisan ayında maaşlara yansıtıldı. Aradaki üç aylık fark ise ödenmedi. Ne zaman ödeneceği de belli değil. Binanın ne zaman taşınacağı ise tam bir yılan hikayesine döndü. Taşınma tarihini bilen yok. Zaten herkes evden çalışıyor. Eğer taşınılırsa yeni binada gazetelere sadece birer oda verileceği konuşuluyor. Herkesin moralleri sıfır.







YORUMLAR