Sıradan bir el hareketi değil

TikTok ve Instagram'ın ortaya çıkardığı internet kültürü yeni kelimeler ürettiği kadar yeni mimikler, yeni jestler ve yeni toplumsal işaretler de yaratıyor. Şimdi bu dijital jest sözlüğüne yeni bir hareket eklendi: ‘Clock it’

Sıradan bir el hareketi değil
30 Mayıs 2026 - 10:15

 

Bir dönem sosyal medyada yan göz bakışı anlamına gelen side eye hareketi hemen herkesin paylaşımındaydı. Ardından ‘delulu’ kelimesi hayatımıza girdi; gerçeklerden kopuk hayallere tutunanlar ironik bir dille bu etiketle anılmaya başlandı. Sonra ‘6-7’ akımı başladı… Bu örnekler çoğaltılabilir…

Öğretmenler mağdur oldu: Pes dedirtan FAD*... Nedir bu six-seveen**Öğretmenler mağdur oldu: Pes dedirtan FAD*... Nedir bu six-seveen**

TikTok ve Instagram'ın ortaya çıkardığı internet kültürü yeni kelimeler ürettiği kadar yeni mimikler, yeni jestler ve yeni toplumsal işaretler de yaratıyor. Birkaç yıl önce yalnızca belirli bir okulun, mahallenin ya da arkadaş grubunun içinde dolaşabilecek beden dili kalıpları artık birkaç gün içinde küresel bir fenomene dönüşebiliyor.

Şimdi bu dijital jest sözlüğüne yeni bir hareket eklendi: ‘Clock it’

Sıradan bir el hareketi değil - Resim : 2

İfadenin kökleri New York'un LGBT çevresinin oluşturduğu ‘ballroom kültürü’ne uzanıyor. Ancak bu kültürel mirasın yıllar sonra TikTok'ta küresel bir ritüele dönüşmesi, etkileşim sözlüğünün dijital çağdaki yeni örneklerinden biri olarak okunabilir. Başparmak ile işaret parmağının birbirine hafifçe vurulmasıyla yapılan bu küçük hareketi milyonlarca kişinin aynı anda kullanmaya başlaması tesadüf değil. Zira ‘clock it’ ‘gördüm’ anlamına gelmekle beraber ‘ne yaptığını fark ettim’, ‘hepimiz bunun farkındayız’ mesajı taşıyor. Kaba bir tabirle eskiden ‘Yemezler’ diye tepki verenler şimdi bu hareketi kullanıyor. Ancak hareket her zaman alaycı bir anlam taşımıyor. Bazıları için bir kişinin gerçeği dile getirdiğini ya da sorunun özünü yakaladığını belirtme anlamı taşıyor. Bu yönüyle dijital çağın ‘doğru söze ne denir’ ifadesine de dönüşmüş durumda. Bazen de yalnızca alkış anlamı taşıyor. Kullanılan parmağın farklı anlamlara geldiği söyleniyor.

Peki bu küçük jestler nasıl oluyor da bu kadar hızlı yayılıyor? Ve milyonlarca insan neden aynı hareketi tekrar etmekten keyif alıyor? Sorunun cevabı bizi TikTok algoritmalarından çok, Amerikalı sosyolog Randall Collins'in yıllar önce ortaya koyduğu ‘etkileşim ritüelleri’ kuramına götürüyor.

YENİ ÇAĞI ANLAMANIN YOLU

Sosyal medya çağını anlamak için sık sık Byung-Chul Han, Zygmunt Bauman, Pierre Bourdieu'ye başvurulur. Ancak Amerikalı sosyolog Randall Collins, internet kültürünü açıklamak konusunda en az onlar kadar güçlü bir çerçeve sunuyor. 1941 doğumlu Collins’in 2004 yılında yayımlanan Interaction Ritual Chains (Etkileşim Ritüelleri Zinciri) adlı kitabı, günümüzde sosyal medya davranışlarını anlamak için yeniden keşfedilen çalışmalar arasında yer alıyor.

Sıradan bir el hareketi değil - Resim : 3

Collins, mikro-sosyolojide çığır açarak Émile Durkheim’ın dini ritüeller üzerine olan fikirlerini yüz yüze ilişkilere uyarladı. Ona göre toplum soyut bir yapı değil, sürekli tekrarlanan yüz yüze durumların bir zinciri ve başarılı bir etkileşim ritüeli için dört temel unsur gerekiyor: İnsanların aynı fiziksel alanda bir araya gelmesiyle oluşan fiziksel birliktelik, kimin ‘içeride’, kimin ‘dışarıda’ olduğunu belirleyen bir bariyer-sınır, herkesin dikkatini aynı nesneye veya etkinliğe yöneltmesi ve katılımcıların aynı duyguda buluşması.

Ve şunu sorguluyor:

“İnsanlar neden belirli davranışları tekrar tekrar yapıyor? Neden aynı sloganları atıyor, aynı tezahüratları söylüyor, aynı şakalara gülüyor?”

Collins'e göre toplumun temel yapı taşı bireyler ya da kurumlar değil, insanların birlikte gerçekleştirdiği ritüellerdir. Bir ritüelin oluşabilmesi için insanların ortak bir noktaya odaklanması, benzer duyguları paylaşması ve kendilerini aynı grubun parçası olarak hissetmesi gerekir.

Bu süreç sonunda ortaya Collins'in ‘duygusal enerji’ adını verdiği olgu çıkar. İnsanlar bir futbol maçında aynı tezahüratı söylerken, bir konserde aynı şarkıya eşlik ederken ya da bir siyasi mitingde aynı sloganı atarken yalnızca bir etkinliğe katılmaz; aynı zamanda o topluluğun parçası olmanın verdiği duygusal enerjiyi de paylaşırlar.

MODERN RİTÜELLER DÖNEMİ

Collins'e göre insanlar bu duygusal enerjiyi sevdikleri için ritüelleri tekrar eder. Hatta çoğu zaman ritüelin içeriğinden çok, yarattığı aidiyet hissi önemlidir.

Sosyal medya burada anlam kazanıyor. TikTok'ta yayılan bir dans, Instagram'da kullanılan bir ifade ya da milyonlarca kişinin tekrar ettiği bir el hareketi, Collins'in tarif ettiği modern ritüeller haline geliyor. İnsanlar yalnızca bir trendi takip etmiyor; aynı zamanda aynı şakayı anlayan, aynı sembolleri kullanan ve aynı duyguyu paylaşan topluluğun üyesi olduklarını gösteriyor.

Bu açıdan bakıldığında ‘clock it’ hareketi de basit bir internet şakası olmaktan çıkıyor. O hareketi yapan kişi yalnızca bir davranışı teşhis ettiğini söylemiyor; aynı zamanda o teşhisi paylaşan topluluğun içinde yer aldığını da ilan ediyor. Collins'in kuramına göre hareketin gücü parmakların yaptığı jestte değil, o jest etrafında oluşan ortak aidiyet duygusunda yatıyor.

Collins'in kuramı bu nedenle yalnızca sosyal medyadaki geçici akımları açıklamıyor; günümüz toplumunun nasıl işlediğine dair daha büyük bir resim sunuyor. Ona göre insanlar fikirlerden önce ritüellere, bireysellikten önce aidiyet hissine bağlanıyor.

Belki de dijital çağın en önemli yanılgılarından biri, sosyal medyayı bireysel ifade alanı olarak görmek. Bu perspektiften bakıldığında platformlar aynı zamanda devasa ritüel alanları. İnsanlar burada yalnızca düşüncelerini paylaşmıyor; aynı şakalara gülüyor, aynı tepkileri veriyor, aynı sembolleri kullanıyor ve böylece kendilerini daha büyük bir topluluğun parçası olarak hissediyor. Değişen trendler, unutulan akımlar ve birkaç hafta sonra yerini yenilerine bırakacak jestler aslında bu ihtiyacın farklı biçimlerde ortaya çıkmasından ibaret. Kalıcı olan ise ritüelin kendisi. Zira teknoloji ne kadar değişirse değişsin, insanların birlikte anlam üretme ve bir gruba ait olma arzusu baki kalıyor.

Gözde Sula

Odatv.com


Gözde Sula

[email protected]
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum