Güneş Sistemi'nin kaderi
"4,5 milyar yıl" var deniyor ama öyle görünüyor ki, ondan çok daha önce bizim kendimize gidecek bir yer bulmamız gerekecek!
Sirius, gökyüzünde bilinen en parlak yıldız; adı Latince "parlayan" anlamına geliyor.
Sirius, bilinen en parlak yıldız ama en büyük kütleli yıldız değil. Şu an bilinen en büyük yıldız, Güneş'in kütlesinin 1708 katı kütleye sahip olduğu tahmin edilen "UY Scuti"; Sirius ise Güneş'in iki katı bir kütleye sahip.
Bu çok parlak olduğu için eski çağlardan beri bilinmektedir. Mısırlılar ona "Nil Yıldızı" diyorlardı; çünkü onun gökyüzünde belirmesini, topraklarını besleyecek Nil sularının geleceğinin habercisi olarak görüyorlardı.
Çıplak gözle görebildiğimiz bu yıldız Dünya'dan 8,6 ışıkyılı uzaklıkta bulunmakta; Kuzey Yarımküre'de, özellikle kış geceleri görülebilmektedir.
Sirius olarak bilinmekle birlikte "Sirius A" olarak da adlandırılmakta.
Bunun nedenleri var.
1844 yılında Alman astronom Friedrich Wilhelm Bessel, görüntülenemeyen ama Sirius'un hareketini etkileyen bir başka gök cismi olması gerektiğini öne sürmüştü. 1862 yılında ABD'li araştırmacılar Bessel'in öngörüsünü doğruladılar.
Bessel'in var olması gerektiğini ileri sürdüğü bu gök cismi, oldukça sönük bir yıldızdı ve ona "Sirius B" dediler.
NASA'ya göre Sirius B, Sirius'tan 10.000 kat daha sönüktü. Bu nedenle kütlesini saptamak mümkün olmadı. 2005 yılında Hubble Uzay Teleskobu'ndan gelen veriler ile kütlesi tahmin edilebildi.
Sirius B, orta kütleli bir yıldızın son aşaması olan ve "beyaz cüce" olarak adlandırılan ölü bir yıldızdı. Bir anlamda bizim Güneş'imizin kaderini temsil etmekteydi.
Sirius A ve Sirius B
Yıldızlar ölür mü?
Evet, yıldızlar da ölür.
Bazıları sessizce evrenin derinliklerine savrulurken, bazıları büyük patlamalarla hayatlarına son verir. Ve bazıları da büyük ve derin mezarlara kendilerini gömerler.
Yıldızın ölüm şeklini ve sonrasını onun büyüklüğü, yani kütlesi belirler.
Evrendeki tüm yıldızlar, doğal birer termonükleer reaktördür. Yakıt olarak hidrojen kullanırlar. Bu devasa reaktörlerde hidrojen atomlarının çekirdekleri yüksek sıcaklıklarda birleşerek helyum çekirdeklerine dönüşür. Her reaksiyon çok büyük miktarlarda enerji üretir.
Bu sürece füzyon denildiğini biliyoruz. Hidrojen tükendiğinde süreç helyum çekirdeklerinin füzyonu ile devam eder.
Bir yıldızın yakıtı bittiğinde, artık füzyon reaksiyonları durmuştur ve dolayısıyla yerçekimini dengeleyecek dışarıya doğru bir itme kuvveti olmadığından yerçekimi dengelenemez ve yıldız kendi içine doğru çökmeye başlar.
Sonrasında, kütlesinin büyüklüğüne bağlı olarak yıldızı farklı bir son ya da farklı bir gelecek beklemektedir.
Güneş'in sekiz katı veya daha fazla kütleye sahip büyük yıldızlar, yakıtları tükendiğinde bir süpernovaya dönüşerek patlayacak ve arkalarında bir nötron yıldızı veya bir kara delik bırakacaklar.
Kütlesi daha az olan bazılarının kaderinde ise bir beyaz cüce olmak vardır.
Beyaz cüceler: Yoğun yıldız kalıntıları
Beyaz cüceler, bir anlamda orta büyüklükteki yıldızların tüm yakıtları tükendiğinde onlardan geriye kalan kalıntılardır. Bunlar, evrimlerinin son aşamasında olan yoğun, sönük, yıldız cesetleridir.
Yakıtı tükenmekte olan yıldız, önce kırmızı dev aşamasına geçecek; bu aşamada şişen dış katmanlarını attıktan sonra, kendi üzerine doğru çökmeye başlayacak; geride kalan çekirdek, hidrojen füzyonunun oluşmadığı ancak sıcak ve için için yanan bir beyaz cüce olacaktır.
Beyaz cüceler yaklaşık olarak Güneş kütlesine sahip ama Dünya'nın hacmine sıkıştırılmış yapılardır; bu nedenle onlar, nötron yıldızları ve kara delikler hariç evrenin en yoğun nesneleridir. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse, bir çay kaşığı beyaz cüce maddesinin Dünya'da 5,5 ton ağırlığında olduğu belirtiliyor.
Araştırmacılara göre galaksimiz Samanyolu'ndaki yıldızların yaklaşık yüzde 97'si sonunda birer beyaz cüce olacak.
Bu nedenle bilim insanları, yıldız döngüsünü daha iyi anlama umuduyla Sirius B gibi beyaz cüceleri inceliyorlar.
Bizim yıldızımız Güneş de bu sonu paylaşacak olanlardan birisi.
Güneş'i nasıl bir son bekliyor?
Yani, bizim Güneşi'miz de bir gün ölecek.
Bundan 4,5 milyar yıl sonra, Güneş'in temel yakıtı hidrojen tükenmiş olacak. Daha ağır elementler (karbon ve oksijen gibi) yerçekimi etkisiyle merkeze doğru çökerken, sıcak gazlar dışarıya doğru genişlemeye başlayacak ve Güneş bir "Kırmızı Dev"e dönüşecek.
Gezegenler, genişleyen bu kavurucu ısı dalgası içinde kalıp yok olacaklar; yerküremiz de bu yok oluşu yaşayacak. Birkaç milyar yıl içinde bu kızgın gaz kütlesi dağılarak geride bir çekirdek bırakacak.
Bu çekirdek, sıcaklığı 100.000 Kelvin'i aşan çok sıcak bir beyaz cüce olarak ısı ve ışık yayamaya devam edecek.
Beyaz cüceler, yaşamlarının son evresindeki soğuk ve donuk yıldızlar olarak tanımlanır ve hâlâ sıcaktırlar. Birkaç milyar yıl sonra kalan tüm enerjisini de yitirerek siyah bir cüceye dönüşürler.
Güneş'imiz de sonunda bir siyah cüceye dönüşecek.
O, evrenin sonsuz büyüklüğü içinde artık donuk, tek başına ve yalnızdır.
Bu son için, "4,5 milyar yıl" var deniyor ama öyle görünüyor ki, ondan çok daha önce bizim kendimize gidecek bir yer bulmamız gerekecek!
Kaynakça
https://www.space.com/23756-white-dwarf-stars.html
https://imagine.gsfc.nasa.gov/science/objects/dwarfs2.html
https://esahubble.org/wordbank/white-dwarf/