İşte Medyanın bu gün gündemi
Köşe yazarlarının bugünkü gündeminde MHP'deki olağanüstü kurultay kararı sonrası gelişmeler, iptal edilen 23 Nisan resepsiyonu ve terör sorunu öne çıktı...
İktidar yanlıları MHP’ye iyilik yapmıyor / Ahmet Hakan / Hürriyet
BAKIYORUZ iktidar yanlılarına:
Gazetelerinin sayfalarını Bahçeli'ye açıyorlar.
Televizyonlarından Bahçeli'ye destek çıkıyorlar.
Bahçeli’nin rakiplerini aşağılıyorlar.
"MHP'de bir değişim olmasın, Bahçeli görevinin başında kalsın" diye çırpınıyorlar.
Bahçeli'ye en yakın isimlerle çarşaf çarşaf röportajlar yapıyorlar.
Kısacası... Düne kadar Bahçeli'ye tüm kapılarını kapatanlar, bugün Bahçeli'ye kapılarını sonuna kadar açıyorlar.
Bu durumu dışarıdan izleyen biri ne der? Tabii ki şunu der: İktidar MHP'nin yüksek oy almasını istemediğinden... Bahçeli'ye tam destek veriyor.
Bu durumun MHP kitlesine verdiği mesaj şudur: Bahçeli başta kalsın, MHP'nin oyu artmasın.
Bu mesaj, Bahçeli açısından hiç de iyi bir mesaj değildir. Benden hatırlatması.
***
MHP’de 2 isme ihraç yolu / Muharrem Sarıkaya / HaberTürk
İki haberle başlayayım...
MHP’de tek başına Meral Akşener için değil, Sinan Oğan ve Koray Aydın hakkında da benzer soruşturma başlatıldı.
Her üçünün de 1 Kasım seçimlerinden bu yana verdiği demeçler, parti teşkilatlarında yaptığı konuşmalar derleniyor.
Bunun disiplin ve ihraç ile tamamlanacağını Genel Merkez’de herkes söylüyor.
İkinci haber de MYK toplantısına dönük.
MYK üyelerinden, yani Genel Başkan Yardımcılarından biri Akşener’e sempati cümleleri söylediği gerekçesiyle toplantıya alınmamış.
Üç kaynaktan doğrulattığım kadarıyla, Bahçeli de MYK’da muhaliflerin kurultay sürecine ilişkin değerlendirmede bulunurken Akşener için, “Gerekirse ihraç ederim, yine o kurultaya aday olarak sokmam” demiş.
Şunu belirtmeliyim ki öfke tek yönlü değil, iki tarafta da mevcut.
Daha düne kadar yakın arkadaş olanlar, bugün birbirlerine küfreder hale gelmişler.
1997’YE DÖNÜŞ
Gerilimin bu tonda devamında varılacak nokta, çatışmayla biten, “illegalite” çağrısı yapılan 1997 kurultayına tekrar dönüş olacak.
Oysa, bu kadar zamanda MHP, Bahçeli’nin liderliğinde hem politikasında hem de bunu eylemselliğe dönüştürmesinde ciddi değişime uğradı.
DERİN ÜLKÜCÜLER
Ancak, politika dönüşümüne ve uygulamasına izin veren “derin ülkücü yapı”, hâkim kadro kimliğinden ödün vermemekte direndi.
Bir zamanlar kendisiyle olup, öteki partilerde ikbal bulmuş, sonrasında yuvaya dönmüş olanlardan çok azı parti siyasetinde yaşam buldu.
O kadrolardan bazıları kendi yolunu ayırdı; bir kısmı da bugün yaşandığı gibi yollarını ayırması için zorlanmaya başlandı.
Bundan sonra olacakları tahmin etmek zor değil.
MHP’deki bu psikolojinin devamı halinde kadroları arasında var olan gerilimin kurultay salonuna taşınması kaçınılmaz.
Hafta sonu sohbet ettiğim MHP teşkilatından birçok akil isim de gelinen noktadan hoşnut değil.
Hatta “paralelci” suçlamaları ve başlatılan disiplin süreci, muhaliflerden daha çok Bahçeli’ye bağlılığında kuşku duyulmayanların eleştirisine yol açmış.
Muhaliflerin kaygı duymamasının nedeni ise Meral Akşener’e destek veren eski İzmir İl Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun şu sözünde özetleniyor:
“Kurultay gündemine hâkimdir; hakkında disiplin soruşturması yapılan ve ihraç edilenler affedilir, biter...”
Nitekim diğer partilerde de benzer süreçler yaşandı, disiplin başlatanlara yük oldu; atılanlar ise geri döndü.
***
RTE’nin önünü açıyorsunuz / Orhan Bursalı / Cumhuriyet
Muhalefet, RTE’nin plan ve programına uygun davranıyor. Daha ne ister?
7 Haziran 2015 seçim yenilgisini sineye çekmedi, sonuçlar tekmelendi, muhalefete hükümet kurdurmadı, yeni seçimlere gitti ve kazandı.
Fakat, RTE bu stratejisini, muhalefetin yardımıyla uyguladı. Başta, adeta gizli ortağıDevlet Bahçeli! Ama CHP’nin de yardımıyla!
Meclis Başkanlığı seçimini RTE’ye hediye ettiler! Meclis tamamen işlevsiz bırakılarak 1 Kasım seçimlerine gidildi.
CHP, Baykal’ı boş verip MHP’nin Meclis başkanı adayını destekleyip kazanmasını sağlasaydı, RTE stratejisini böyle kolay hayata geçiremezdi!
Şimdi RTE’ye yarar açısından benzer bir durum söz konusu. Anayasa değişikliği ile Başkanlık Anayasası’nın önü temizlenecek.
Bunu yapmayın, nasıl olsa Meclis’te reddedilir kolaycılığına yatmayın.
Artık milletvekillerinin elini gizli-açık tamamen serbest mi bırakırsınız da değişikliğe ret oyu çıkartırsınız, bilemiyorum, ama bunu engelleyin...
***
MHP’de Akşener Neyi değiştirir / Yazgülü Aldoğan / Posta
Bir başka çarpıcı araştırma da Avrasya Kamuoyu Araştırmaları Merkezi tarafından açıklandı. Meral Akşener'in MHP Genel Başkanı olması durumunda partinin oyunun yüzde 10.9'dan yüzde 18.7'ye çıkacağı sonucu, Akşener'in genel başkanlığındaki MHP'nin AKP'den 4.5, CHP'den 2.3 puan alacağı iddiasına dayanıyor.
Gezici'den farklı olarak Avrasya'nın araştırmasında bugün seçim olsa AKP yüzde 47.2, CHP yüzde 28, MHP yüzde 10.9 ve HDP yüzde 10.6 oranında oy alıyor.
MHP tabanının Bahçeli ve mevcut yönetimin tavrına tepkili olduğu, Akşener'in arkasındaki destekten belli. Bu da MHP'li seçmenin geri gitmesinden korkan AKP'nin "Mahkeme kararıyla siyaset yapılmaz" tepkisini açıklıyor!
***
23 Nisan’ı bitirirken!.. / Mehmet Türker / Sözcü
23 Nisan, Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bayram…
İçinde bulundukları Meclis’in açılışı nedeniyle kutlanacak bayramın iptaline Atatürkçü CHP ile Milliyetçi MHP’den kuvvetli bir ses çıktı mı?..
AKP ve HDP’yi saymıyoruz…
CHP ve MHP ortalığı ayağa kaldırdı mı?..
Hayır!..
Çünkü AKP’nin, “Bunlar şehitlerimize saygısızlık yapıyorlar” diye zeytinyağı gibi üste çıkmasından korktular, o yüzden de sesleri cılız çıktı…
AKP’li vekillere gelelim…
Maaşlarını bu Meclis’ten alıyorlar…
Lüks makam odaları var; sekreterlerinin, danışmaları ve şoförlerinin maaşını halkın parasından Meclis ödüyor…
Mazbatalarını bile almadan araçlarına havalı cıvalı kırmızı-mavi çakarlarını taktırmışlardı…
Kırmızı pasaportları kendilerinin ve eşlerinin cebinde…
Bir daha seçilmeseler bile sorun yok, emekli maaşı 8 asgari ücretlinin gelirine bedel…
Eşleri dahil her türlü tedavi giderleri (yurt dışı dahil) Meclis bütçesinden, yani halkın paralarından karşılanıyor…
Ama 23 Nisan’ı ve Atatürk’ü sevmezler!..
***
Kandil'in çözüm oyunu / Abdülkadir Selvi / Hürriyet
'BUNLAR barış istiyorlar ama ben bile güvenmiyorum." Bu sözler Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani’ye ait. Sıkışmışlık içinde olan Kandil’in, çözümü gündeme getirmek suretiyle yeni bir oyun içinde olduğu düşünülüyor. PKK çözümü istiyorsa, şehirlerdeki çatışmaları durdurur, içerideki silahlı unsurlarını sınırların dışına çeker, Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi bıraktığını deklare eder, Türkiye bir normalleşme sürecine girer, çözüm ancak ondan sonra gündeme gelebilir. Öcalan yakalandıktan sonra PKK tek yanlı olarak çekilmeyi başlatmıştı. Eğer çözüm oyunu oynamıyorsa, Kandil bu kez de aynısını yapabilir. Türkiye’ye gelirken kimseye sordular mı ki, çıkarken izin alsınlar. O nedenle Başbakan Davutoğlu dün şehit ailelerinin istihdamıyla ilgili toplantıda, “Kimse bizden şehitlerimizin hatırasını incitecek bir durum beklemesin” dedi. “
***
Dokunulmazlık davası / Güneri Civaoğlu / Milliyet
Görünen o ki “doku-nulmaz-lıklar AK Parti’nin önerdiği kapsamda” kalkacak. Perşembe günü Anayasa Komisyonu’nda -gerçi- CHP kapsamı genişletmek isteyecek. “Başbakan’ın -eskiler dahil-, hakkında fezleke olan bakanların da dokunulmazlıklarının kaldırılmasını” isteyecektir. Ancak... Komisyonda AK Partililer çoğunlukta. CHP’nin önerileri reddedilir ve iktidarın “geçici Anayasa maddesi” aynen genel kurula iner ve oylanır. “Açıklanan irade” gereği oylamada 367’nin üzerinde “EVET” oyu kullanılır. Bu geçici madde Anayasa’ya girmiş olur. Çünkü... CHP de, MHP de son aşamada -istedikleri değişiklikler yer almasa bile- iktidarın getirdiği Anayasa maddesine “EVET” diyeceklerini açıkladılar. Kamuoyu önünde kendilerini bağladılar. .................... Ne var ki... Anayasa maddesi /maddeleri oylamaları için siyasi partiler milletvekillerini bağlayıcı “grup kararı” alamazlar. Kanun koyucu milletvekillerinin “kendi özgür iradelerini beyan etmelerini” öngörmüştür. Grup kararı olmasa bile “parti ilkesi” gereği, milletvekilleri tam kadro “EVET” oyu kullanırlar mı? Genel kanı “hiçbir denetim mekanizması işlemezse 3 partiden de büyük fire verileceği” yolunda.
***
ABD için IŞİD ve PKK farkı! / Güngör Mengi / Vatan
ABD düşünce kuruluşlarının çalışmalarında da Türkiye’deki terör olayları konusunda fark edilen duyarsızlık!
Bu kuruluşların 15-20 Kasım 2003’te İstanbul’da gerçekleşen büyük El Kaide saldırılarına bile yer vermediğini…
IŞİD’in Batılı ülkelerdeki saldırıları konuşulurken Türkiye’deki Suruç, Ankara Garı ve Kızılay saldırılarının hiç gündeme gelmediğini bildiriyor. Dün Kilis’e ve Hatay’a Suriye’den atılan top ve roket mermileriyle 1’i ortaokul öğrencisi olmak üzere 2 kişi öldü.
Kilis’e atılan mermi bir ortaokulun yakınına düştüğü için okul boşaltıldı. Bu mermiden bir saat önce 2 roket mermisi daha atılmış, biri Devlet Hastanesi’ne düşmüştü.
Bunlar IŞİD’in bulunduğu bölgeden atıldığına göre ABD neden hiç ilgilenmiyor?
Bölgedeki asker yakınlarını ABD’ye geri çağırmasının ve hepsinin dönmelerinin, “bölge boşaltılıyor” haberleri çıkmasının bu saldırılarla nasıl bir ilgisi var?
***
Göz göre göre eylem yapmış / Mehmet Y. Yılmaz / Hürriyet
DİYARBAKIR, Suruç, Ankara Garı ve İstanbul Taksim'de bombalı eylem talimatlarını veren IŞİD'çi teröristin bu talimatlarını 2013 yılından beri dinlenen telefonlardan verdiği belirlendi. Hürriyet’te yayımlanan Fevzi Kızılkoyun’un haberi, inanılmaz bir istihbarat yetersizliğine ve beceriksizliğe işaret ediyor. Kim bilir belki de kasıtlı bir ihmal bile söz konusu olabilir. Terörist İlhami Balı, 2002 yılından beri terör ve istihbarat ekiplerinin takibine alınmış. Hatta bir ara yakalanıp, yargılanmış, 3 yıl da cezaevinde kalmış. 2013’ten itibaren de IŞİD’e katıldığı biliniyor. Terörist, 2012 yılında 5 kez, 2013 yılında da iki kez olmak üzere tam 7 kez sınır kapılarını kullanarak, Suriye’ye giriş–çıkış yapmış!
***
Laz mıyız Türk müyüz? / Yılmaz Özdil / Sözcü
Asrın liderimiz babasına “biz Laz mıyız, Türk müyüz?” diye sormuş, meğer bu mevzu babasının da aklına takılıyormuş, babası da dedesine sormuş, “dede biz Laz mıyız, Türk müyüz?” demiş, dedesi mollaymış, “torunum yarın öleceğuk, Allah bize men rabbüke, ve men nebiyyüke, ve ma dinüke sorularını soracak, ve ma kavmüke diye sormayacak, müslümanım de geç” demiş. * E fıkraları revize etmek laz’ım gari. * Bir Türk, bir Alman, bir Fransız, bir İngiliz, ıssız bir adaya düşmüşler, Türk olanı “arkadaşlar bundan böyle fıkralarınızda bana Türk demeyin lütfen, müslüman deyip geçin” demiş. * Bir Türk, bir Japon, bir Rus, bir İtalyan trende karşılaşmışlar, Türk olanı “yarın öleceğuk, Allah bize men rabbüke, ve men nebiyyüke, ve ma dinüke sorularını soracak, ve ma kavmüke diye sormayacak” deyince, Japon telaşla öbürlerine dönmüş, “yanında Arapça sözlüğü olan var mı?” demiş.
***
Çocuklar nerede? / Melih Aşık / Milliyet
23 Nisan’da Meclis resepsiyonu iptal edilir, ulusal bayramların sönükleştirilmesi için türlü bahaneler yaratılırken... Tam 23 Nisan’a bir alternatif etkinliğin konulduğu ortaya çıktı... Bu etkinliğin adı “Ümmetin Renkleri Türkiye’de Buluşuyor” Haberi Odatv’den aktarıyoruz: “Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Başbakanlığa bağlı TİKA’nın sponsorluğuyla 23 Nisan’da etkinliği düzenleyen İsmailağa Cemaati’nin İDDEF (İnsana Değer Veren Dernekler Federasyonu) kuruluşu olurken, İsmailağa Cemaati resmi afişte İsmailağa Derneği, Ahmet Yesevi Derneği ve Cübbeli Ahmet Hoca’ya yakın Lalegül Tv isimleriyle yer aldı. Bazı afişlerde ise bizzat Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün fotoğrafı kullanıldı.” *** 23 Nisan Çocuk Bayramı nedeniyle her yıl düzenlenen 23 Nisan Şenliği ne durumda diye sorarsanız... O şenliği bitirmek için de etkin bir çalışma yürütülüyor... Çocuk şenliğine 2007 yılında 61 ülke ile rekor katılım olmuştu. Yıllar içinde sayı azaldı... 2013’te 50, 2014’te 42, 2015’te de 34 ülkeden çocuklar şenlikte buluştu... Bu yıl ise sadece 30 ülke geliyor... Önceki yıllarda şenliklere katılan ABD, Almanya, İspanya, Fransa, Çin, Güney Kore, Japonya, Finlandiya, Hollanda, Mısır ve Rusya gelmiyor. Birkaç yıl içinde bu şenliğe de nokta konulursa hiç şaşırmayalım...