Medyada taht kavgası Kim bu "Alo Damat"
Aydın Doğan bir keresinde bana medyada kalma gerekçesini, kızlarının büyüyünce başka bir iş yapmak istememesi olarak anlatmıştı. Doğan'ın dört kızı var, dördü de grubun medya işlerinde yer alıyor. Kızların eğitimlerini tamamlayıp birer profesyonel olarak grupta işe başlamasından önce ise grupta ipler damadın, bugünlerde adını herkesin bildiği Mehmet Ali Yalçındağ'ın kontörlündeydi.
Yalçındağ'ın medya alanında bir birikimi, eğitimi yok. Aydın Doğan'ın en büyük kızı Arzuhan'la evlenmeden önce et işindeydi. Grupta medya işinin başına gelmesinin nedeni Doğan'ın ataerkil yapısı. Kızlar yurtdışından dönünce yavaş yavaş Yalçındağ'a da yol göründü. En son Trump Tower'da daire satmaya kadar azalmıştı etkinliği. Bir ara Yandex'i tanıtmak için çeşitli medya yöneticilerinden randevu istemişti. Koskoca Yalçındağ şimdi Sky Türk genel müdüründen randevu talep ediyor, diye gülmeden edememiştik tabii ki. Klişe bir aile içi kardeş‐damat çekişmesinden öte değil aslında Doğan'daki iktidar oyunu. Yalçındağ sadece erkek olduğundan getirildiği görevlerden bir süre sonra gönderildi. Doğan'ın kızları medyayla ilgili. Kimileri başarılı oldu, kimileri ise başarısız. Vuslat Doğan Sabancı en başarılıları olduğu için bunca sene en değerli marka Hürriyet'in başında kaldı. Gazeteye yeni bir vizyon getirmeye, dijital çağa ayak uydurmaya, marketteki konumunu sağlam tutmaya çalıştı. Her ne kadar bunları yanlış insanlarla yapmaya çalışsa da kendine ait bir vizyonu var. Mehmet Ali Yalçındağ ise bu alandaki eksikliğini kendini geliştirerek değil, iktidara yamanarak sağladı. Birkaç sene önce durup dururken Erdoğan'a bağlılığını belirten söyleşiler verdi mesela. 17‐25 Aralık sürecinde sızdırılan Gülen kasetlerinde FETÖ'nün bir türlü damadı ikna edemediği, damadın Erdoğan'cı olduğu bilgisi işine geldi. Aynı kasetlerde Vuslat Doğan Sabancı'nın eşi diğer damat Ali Sabancı'nın Gülen okullarını gezmesi, maddi yardımı da Pennsylvania'ya bildiriliyordu. Hilton'da anlaşmazlığa düşüp aynı günlerde Deniz Feneri haberini yapıp Erdoğan'a arayı bozduğundan beri de Hürriyet'in asıl ihtiyacı olan vizyon değil, Erdoğan'la arayı düzeltmekti zaten. Mehmet Ali Yalçındağ'ın grubun başına ikinci kez gelişi böyle gerçekleşti. İkinci kez gidişi de kendi kazdığı kuyuya düşerek oldu… Siber güvenlik şirketi kurup kendi e‐mail'lerini (ya da iddia ettiği gibi bilgisayarındaki günlükleri) koruyamayacak kadar aciz Yalçındağ'ın yazışmalarından anlıyoruz ki Hürriyet'te (ve Doğan Ailesi'nde) ciddi bir iktidar savaşı var. Bu e‐ mail'lerde en çok dikkatimi çeken bu: Ailenin damadı baldızını Erdoğan üzerinden ekarte etmeye, Hürriyet'i ele geçirmeye çalışıyor. Aynı şekilde anladığımız da her ne kadar grubun başına gelse, Abdülkadir Selvi gibi transferler yapsa da Hürriyet'e tam anlamıyla nüfuz edemediği. Vuslat Doğan Sabancı hâlâ Hürriyet'i ablasından ve eniştesinden koruyor, ama Yalçındağlar yıllardır göz diktikleri grubun en kıymetli markasını hâlâ istiyorlar. Şimdilik damat ekarte oldu, kızlar savaşı kazandı gibi görünüyor. Yalçındağ'ın istifasını bu şekilde yorumlamak mümkün. Yalçındağ'ın utandığı için mi istifa ettiğini düşünüyorsunuz? Türk medyasında böyle bir duygu olsa Alo Fatih hala Habertürk'te görevde olmazdı. Kızlar ayaklanmamış olsa, Yalçındağ da tüm pişkinliğiyle göreve devam ederdi. Nitekim ilk yaptığı saçma açıklamalardan bunu anlamak mümkündü. Aile ilişkilerinin içine bir kere ‘şüphe' düştü artık. Üstelik bu sefer şüphe belgelendi. Doğan Grubu'ndan gitti Yalçındağ ama Doğan Ailesi'nde kalacak mı?