Avukat Fatma Şeyma Yılmaz Doğan marka taklidi ve yaptırımlarını anlattı

Günümüzde markalar sadece bir ticari sembol değil, aynı zamanda kalite, güven ve itibarı temsil eder. Tüketici tercihlerinin önemli ölçüde marka sadakatine dayandığı bir pazarda, markaların korunması hem üreticiler hem de tüketiciler açısından hayati öneme sahiptir.

Avukat Fatma Şeyma  Yılmaz Doğan marka taklidi ve yaptırımlarını anlattı
15 Temmuz 2025 - 13:44 - Güncelleme: 15 Temmuz 2025 - 17:14

Ancak ne yazık ki, piyasada orijinal olmayan ürünlerin, yani sahte ve taklit malların satışı ciddi bir sorun hâline gelmiş durumdadır. Bu sorun aynı zamanda hem ticari hayatta adil rekabeti baltalamakta, hem de tüketicileri kandırarak ciddi ekonomik ve sağlık riskleri doğurmaktadır.

Peki, orijinal olmayan ürünlerin satılması hukuken nasıl değerlendirilir? Hangi kanunlara göre cezalandırılır? Marka sahibi ne yapabilir? Tüketici hakkını nasıl arar?

Marka hakları, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile koruma altına alınmıştır. Bu kanun, tescilli markanın sahibine, markasını kullanma ve başkalarının izinsiz kullanımını engelleme hakkı verir. Başka bir kişi veya şirketin bu marka ya da benzerini, markanın sahibinden izin almaksızın kullanarak ürün üretmesi, ambalajlaması ya da satması marka hakkının ihlali anlamına gelir. Orijinal markayı çağrıştıran veya birebir taklit eden sahte ürünler, sadece marka sahibinin itibarına değil, aynı zamanda tüketici güvenliğine de zarar verir.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ve Türk Ceza Kanunu hükümleri doğrultusunda, marka hakkına tecavüz eden kişiler hakkında ağır yaptırımlar öngörülmektedir. Özellikle orijinal olmayan ürünlerin satışa sunulması hâlinde; 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası, 20.000 güne kadar adli para cezası gibi yaptırımlar uygulanabilir.

Bunun yanında, marka sahibi, hukuk mahkemelerinde açacağı davalarla; İhlalin durdurulmasını, Uğradığı zararın tazminini, Haksız rekabetin ortadan kaldırılmasını talep edebilir.

Sahte ürünler sadece marka sahiplerini mağdur etmez; aynı zamanda tüketici haklarının da ihlaline yol açar. Tüketiciler, bilerek ya da bilmeden sahte bir ürün satın aldığında, Tüketici Koruma Kanunu kapsamında; Satın alma sözleşmesini iptal edebilir, Ürünün iadesini talep edebilir, Aldatıldığını düşünerek idari kurumlara şikâyette bulunabilir.

Sahte ürün üretimi ve satışı, yalnızca marka sahibinin özel hakkına yapılan bir tecavüz değil; aynı zamanda ticari güvenliğe, adil rekabete, tüketici haklarına ve kamusal düzene yönelik çok yönlü bir tehdittir. Bu nedenle, Türk hukuku; marka ihlallerini sadece özel hukuk alanında değil, ceza hukuku kapsamında da yaptırıma tabi tutarak, marka haklarını çok yönlü bir koruma zırhı altına almıştır. 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum