Ay'ın karanlık yüzü
Biliyoruz ki Ay, Dünya etrafında dönerken aynı zamanda kendi etrafında da döner. Peki neden biz yalnızca aynı tarafı görüyoruz?
1968 yılı, Noel Arifesi.
Apollo 8 astronotları Frank Borman, Jim Lovell ve Bill Anders, Ay yörüngesinde yol alırken onları milyonlarca kişi izliyor ve dinliyordu.
Astronotlar sırayla Tekvin (yaradılış) kitabını okudular ve "Dünya'daki herkese iyilik" dileklerini ilettiler.
Bu olağanüstü yolculuk, aynı zamanda Anders tarafından çekilen ikonik "Earthrise" görüntüsüyle de zihinlere kazındı.
İngiliz astronom Fred Hoyle şöyle demişti: "Dünyanın dışarıdan çekilmiş bir fotoğrafı elimize geçtiğinde, tarihteki herhangi bir fikir kadar güçlü yeni bir fikir ortaya çıkacak."
Apollo 8 misyonu tarafından böyle bir fotoğraf çekildi ve bu fotoğrafta insan, ilk kez ana gezegenini uzaydan görüyordu.
Apollo 8 astronotlarının tüm eğitimi ve hazırlıkları Ay'ı keşfetmek üzerine kurgulanmıştı ama onlar gerçekte Dünya'yı da keşfetmiş olarak gezegene döndüler.
Ekip eve dönmeden önce Ay etrafında 10 kez dolandı. 27 Aralık'ta Pasifik'e indiler. Ay'a ilk insan ayağının basmasına daha aylar vardı ama ilk kez Dünya'dan 3 insan Ay'ı ziyaret ederek ona yukarıdan bakmış ve evlerine sağ salim dönmüşlerdi.
Artık Ay'a iniş için her şey hazırdı ve 20 Temmuz 1969 da bu kez Apollo 11astronotları bir ilki gerçekleştirmek üzere kapsülde yerlerini aldılar.
Amerika Birleşik Devletleri'nin 20 Temmuz 1969 tarihli bu uzay uçuşunda, astronotlar Neil Armstrong ve Buzz Aldrin, Ay yüzeyine iniş yapan ilk insanlar olarak tarihe geçtiler.
Ancak bazıları bu olayı Dünya'nın en büyük aldatmacası olarak nitelendiriyor.
Antik çağlardan bu yana Dünya üzerinde farklı kültürler Ay hakkında bir dizi efsane üretti. Neler yok ki: Ayda yaşayan tavşandan tutun Ay'ın içinde yaşayan veya ay arkasında gizlenen uzaylılara kadar pek çok hikâye.
Ama insan aklı durmuyor; günümüzde de Ay ile ilgili bizi şaşırtan hikâyeler üretmeye devam ediyor. Bunlardan birisi aslında Ay'a hiç gidilmediği ve bir diğeri de Ay'ın karanlık yüzüdür.
Ay'a hiç gidilmedi mi?
Bir şehir efsanesi olarak Ay'a gidilmediği yönünde iddialar sürüp gidiyor.
Aksi yönde ezici kanıtlara rağmen, bazı insanlar Apollo astronotlarının Ay'a inişlerinin, halkı kandırmak için, üzerinde oynanmış fotoğraflar, sahte videolar ve diğer hileler kullanan NASA tarafından kurgulandığına inanıyor.
Bu amaçla, hiçbir yere gitmeyen dev roketler yapılmış; bunlar insanların gözü önünde fırlatılmışlar; yüzlerce görevli sahnede: Kontrol odası, astronotlar, film ekipleri ve ilgili gösterilen herkes bir film seti içinde gibi. Dolayısıyla olayı haberleştiren medya da, ya işin içinde ya da tamamen kandırılmış.
Kolayca çürütülen bu aldatmacaların savunucuları, astronotların aya ulaşıp evlerine sağ salim dönmelerini bile aldatıcı buluyor. Bunun için teknolojinin yeterince gelişmiş olmadığını savunuyorlar. Ayrıca, Apollo 11 mürettebatı tarafından Ay yüzeyine dikilen Amerikan bayrağının dalgalanma biçimi de dahil olmak üzere, tüm görsellerin bir stüdyo hilesi olduğunu öne sürüyorlar.
Bir başka dayanak ise daha da ilginç: Bu işin içinde olan yüzlerce insandan tek bir kişi bile şöhret ve servet fırsatına rağmen öne çıkmamış: Niye?
İddialar doğru olsaydı elbette müthiş etkileyici olurdu.
Ama gerçek şu ki, Ay'a gidildi!
Bu tür komplo teorileri, ne kadar uçuk olursa olsun bir alıcı bulabiliyor.
1969'da ayda yürüyen ikinci kişi olan astronot Buzz Aldrin'in, 2002 yılında bir komplo teorisyeninin iddialarına çok sinirlendiği ve kendisini tutamayarak ona bir yumruk attığı söylenir.
Ay'ın karanlık yüzü
Ay yüzeyinin yaklaşık yüzde 40'ı Dünya'dan görülemiyor olması da birçok insanın göremediği ayın arka tarafını onun "karanlık yüzü" olarak adlandırmasına ve dolayısıyla efsanelere neden oluyor.
Yerküre üzerindeki herkes gibi bizler de her zaman Ay'ın aynı tarafını görürüz. İnsanlık tarihi boyunca da bu hep böyleydi.
Biliyoruz ki Ay, Dünya etrafında dönerken aynı zamanda kendi etrafında da döner. Peki neden biz yalnızca aynı tarafı görüyoruz?
Bunun nedeni Ay'ın kendi ekseni etrafında dönme süresi ile gezegenimizin yörüngesinde geçen dönüş süresinin aynı olması. Buna senkronize dönüş deniyor.
Bu elbette başlangıçta böyle değildi.
Ay, oluştuğu dönemde Dünya'ya çok yakındı ve çok daha hızlı dönüyordu. Aradaki bu kısa mesafede Dünya ve Ay arasındaki yerçekimi kuvvetleri çok büyüktü ve dolayısıyla Dünya'nın güçlü yerçekimi etkisi Ay'ın dönüşünü hızla yavaşlattı.
Bu yavaşlama, ayın kendi etrafında dönüş süresi yörünge periyoduyla eşleşene kadar sürdü ve oluşumundan yaklaşık 100 milyon yıl kadar sonra gelgitsel etkileşimlere bağlı olarak Dünya'ya kilitlendi.
Özetle Ay, her 27 günde bir kendi ekseni etrafında dönerken aynı sürede ( 27 gün) de Dünya etrafında dönmektedir. Dolayısıyla, Dünya ile senkronize olarak hareket etmektedir.
Ay, kendi ekseni etrafında farklı bir hızda dönseydi, Ay'ın farklı bölgelerini görebilme şansına erişecektik.
Apollo 8 mürettebatı: William Anders (sağda), James Lovell (ortada) Frank Borman (solda). Eve dönüş sonrası ABD uçak gemisinde (Fotoğraf: NASA)
İnsanlık tarihi boyunca Ay'ın bu karanlık yüzünü ilk olarak yalnızca üç insan görebildi.
Dünya'ya dönüş yolunda Ay'ın arkasından geçen Apollo 8 astronotları Frank Borman, Jim Lovell ve Bill Anders, Ay'ın arka yüzünü görebilen ilk insanlar olarak kayıtlara geçtiler.
İnsanın 1969 da Ay'a ayak basması elbette bir kurgu değildi, ama olsaydı, gelmiş geçmiş en büyük aldatmacaya tanıklık etmiş olurduk.
Ne demiştik: İnsan aklı hikâyecidir!
Kaynakça
https://www.history.com/news/7-unusual-myths-and-theories-about-the-moon







YORUMLAR