"Bağımsız Filistin Devleti" mi dediniz? Abdurrahman Dilipak yazdı

Trump Netenyahu ile Washington’da buluştu. Netenyahu Trump’u Filistin barışı dolayısı ile Nobel’e aday gösteriyor. Daha önce de Hitler Nobel ödülüne aday ironik şekilde de olsa gösterilmemiş miydi...

"Bağımsız Filistin Devleti" mi dediniz? Abdurrahman Dilipak yazdı
10 Temmuz 2025 - 11:09
 Aslında bir savaş baronunun “barış” ödülünün bir Satanist, Siyonist, Pedefolik ile kendi ülkesini soyan bir hırsız ve savaş suçlusu’na verilmesinde bir sorun olmasa gerek!

Önlerinde 90 günlük bir takvim var. Gazze ile ateşkes kabul edilirse, Trump Netenyahu’ya Suriye ilişkilerin normalleştirilmesi ve işbirliği sözü veriyor. Ateşkes dedikleri, Gazze Filistin halkının ve Filistin yönetiminin bir parçası ilan edilecek. ABD, İsrail ve Filistin yönetimi, Gazze halkını Mısır sınırına, Refaha sürecekler. Orada bu insanlar 3 sınıfa ayrılacak, İzzeddin Kasam grubu tespit edilerek MOSSAD’da teslim edilecek. Onlar savaş suçlusu ve terörist ilan edilecek. İsrail mahkemelerinde yargılanıp infaz edilecekler. Hamas üyeleri Filistin yönetimine teslim edilip bunlar teröristlere yardım ve yataklık ettikleri için Filistin mahkemelerinde yargılanacak ve Filistin hapishanelerinde cezalandırılacaklar. Kassam’la ilişkilendirilenler ise MOSSAD’a teslim edilecek. O bilboard’taki Hz.İsa’nın müjdeci(!?)sinin havarileri rolü üstlenen, Kushner/Dahlan projesinin genişletilmiş ve güncellenmiş şekline destek verecekler. Bunlar “İbrahim buluşması”nın tarafları olmayı kabul etmiş gözüküyorlar. Aslında İbrahim Buluşmaları, “Dinler arası diyalog” kapsamında bir FETÖ projesi idi. 15 Temmuzun yıl dönümünde FETÖ projeleri yeniden hayata geçiriliyor. Zaten Türkiye BOP’un stratejik ortağı, eş başkanı. Ve önümüzdeki günlerde Chabat Türk hahambaşılığının merkezi olacak.


Unutmamak gerekir ki, bu projede İsrail’den daha büyük bir Yahudi devleti hayali ile dizayn edilen Hazara ve Karay projesi, İbrahim yasasından sonra bir de “Nuhi yasalar” projesi var. Yani Türkiye açıkça öne çıkmasa da, bu koalisyonun bir yerinde bulunacak gibi. Kurulacak Filistin devletinin, iç güvenliğe yönelik, sınırlı bir polis gücü dışında askeri bir gücü ve varlığı olmayacak. Biz bunu yıllardır söyledik, ama ne oldu! Türkiye’yi işin başında bu işin Garantörü yapacaklardı. İsrail Cumhurbaşkanı bunun için gelmişti. Netenyahu bunun için gelecekti. Bu gün Washington’da açıklanan proje Ankara’da açıklanacaktı. Başta sözünü ettiğim “barış planı” aslında “teslim ol çağrısı”dır. ABD’de esen Epstein fırtınası, sanırım İslam ülkelerinin alını başından almış. İster misiniz, Avrupa’dan gelen “Siyonist imamlar” da bu plana destek versinler. Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz. Sahi kim bunlar, hangi cemaatı temsil ediyorlar. Aslında bunlar savaş suçuna iştiraktan yakalanıp haklarında işlem yapmak gerek. Bunları böyle zamanda gündeme getirenler aslında kapsamlı bir projenin bir parçası olarak bu görüntüleri servis ediyorlar. Kurulacak Kürdistan ve Filistin devletinin savunma gücünü Kıbrıs’ta oluşturulması düşünülen “görev Gücü” sağlasın diyebilirler. İçerideki unsurlar ise yerel unsurlardan seçilmiş, ÖSO benzeri bir yapı oluşturabilir. Bu işler bunlar ilk kez yapmıyorlar, Japonya ve Almanya örneği de bir model olarak önlerinde duruyor. Bir de körfez ülkeleri ile ilgili BlackWater’in örgütlediği “Profesyonel ordu” modeli var.


Selahaddin’in çocuklarını işgalci İsrail’in güvenliği için asker yapmak isteyen kirli bir oyunla karşı karşıyayız. Bu arada Filistin devleti Suriye, Ürdün ve Lübnan’dan işgal edilen topraklarda kurulacak. Filistin devletinin denize açık kapısı olmayacak, SDG devleti ise Lübnandan alınan topraklardan denize ulaşacaktır. Bu devletin İran Kürdistan’ından denize 1200 km’lik bir koridor anlamına geliyor.

Görünen o ki, Kürdistan ve Filistin’in parasını İsrail Merkez Bankası yönetecek. Fransa’nın sömürgelerinde kullanılan Afrika Frangı gibi bir para. Kendisinin bir ordusu olmayacak, ama ABD ve İsrail’in koordinasyonunda eğit-donat, yönet orduları olacak ve bunların silahlarını da Doğu Akdeniz görev gücü üslenecek. Tabi, iç ve dış güvenlik, sınır güvenliği, gümrük güvenliği, İstihbarat hizmetleri bu yapı tarafından karşılanacak. İbrahim buluşmaları diyorlar ya, mabedlerde ve eğitimde, İsrail, Yahudi, Musevi, Siyonizm karşıtlığı ve geçmiş dönemlerde yaşanmış olaylara atıf yapılmayacak. Bu konuda bizdeki Fullbright benzeri bir yapı oluşturacaklar. ”İbrahimi yasalar”, “Nuhi yasalar” çerçevesinde reformist bir din icat edilecek. Daha bu ayrıntılara sıra gelmedi ama, ben şimdiden yazayım. Dikkat ederseniz bu günlerde kimse Kudüs, Mescid-i aksa, Süleyman Mabedi, Arz-ı Mev’ud, Büyük İsrail’den sözetmiyor. Hazara’lardan ve Karay’lardan da söz etmiyorlar. Mehdi, Mesih, Meşiah’dan, Emanet sandığından, Chabat’tan zaten kimse söz etmiyor. Bu işleri alıştıra alıştıra, adım adım, bazan iki ileri bir geri adım atarak ilerliyorlar..


“Süleyman Mabedi”nin inşası konusunu evrensel kültür mirası diye UNESCO üzerinden BM’ye yaptırabilirler. Bu konu Trump’ın özel ilgi alanı. Kudüs’e giden yolda 3 adım’dan ilk’i Gazze, ardından gelecek 2. adım Mescid-i Aksa ve Kudüs konusu. Aslında İbrahim buluşmaları içinde bu konu gizli. “Nuhi yasalar” ise Arz-ı Mev’ud coğrafyası ile ilgili. Hazara ve Karay konusu Büyük İsrail’in projesinin 3. Etabı. Bizimkilere gelince, kimse ne Hılful Fudul’dan ne Veda Haccından, ne Medine sözleşmesinden, ne Hz. Ömer’in Kudüs beyannamesinden söz ediyorlar. Ne Mehdi, ne Mesih, ne Deccal, ne Melheme-i Kübra ya da Armagedon’dan, Tanrıyı kıyamete zorlayanlardan söz eden var..

Yarın bu işler nihayete erdiğinde, sadece eğitim kurumlarınız değil, Diyanet Teşkilatlarınız da, İbrahimi yasalar ve Nuhi yasalar çerçevesinde yeniden yorumlanacak. Diyorlar ki, “İlk İbrahimi temel kitab Musa şeriatıdır, ondan sonra gelenler, ona göre yorumlanmalıdır”. Aslında Karay modeli ile de Yahudi olmadan Musevi olunabilecek..


Bakın 1700’lerin başında Hollanda’daki papazlar, İslam’a karşı Müsteşrikler yetiştirmek için bütün hadisleri, kelime kelime indexlemişlerdi. Bizde kaç tane Mustağrib var? Biz daha Yuhanna Vahyi ve Enok’un kitabından bile habersiziz. Biz 20 yıl öncesine kadar hadisleri “Concordance” denilen bu index’lerden bulurduk. Bugün de Hristiyan bir teolog olan Prof. Dr. Adel Theodor Khoury İncil penceresin bakarak 12 cilt Kur’an tefsiri yayınlamış. Orijinal adı "Der Koran: Arabisch-Deutsch Übersetzung und Wissenschaftlicher Kommentar".. Birileri şimdiden bir şeyler yapıyor, peki bizim Diyanetin ya da İlahiyatların, Dini Vakıfların “geliyorum diyen tehlike” konusunda bir hazırlığı var mı? Sahi bu konu bizim laiklerin ne kadar umurunda!?
Türk dünyası ve İslam dünyası hahambaşıları Beştepe’ye kabul edilirken, bu işin bu noktaya geleceğini düşünen kaç kişi vardı. Görünen o ki, bu komplo sadece İslam’a karşı değil, Yahudi olmayan her topluluğu hedef alıyor. Bu proje hayata geçirilecek olursa Proje ya Türk, Kürt, Arap, Fars, Rus, Ermeni, Süryani, Dürzi, Nuseyri hepsini bir potada eritecek. Ya da Siyonistler hedeflerine çıkacak ya da bölgede büyük bir çatışma yaşanacak. Siyonistler herkese karşı her şeyi isterken, her şeyleri kaybedecekler. Ve tabi birileri de bölgeyi cehenneme çevirecek.


Şimdi, hani New Yorkta, bebeklere tecavüz eden ve onların kanını içen Chabatçılar var ya Onlar, bastırdılar parayı KKTC’de, Türkiye’de, Azerbaycan’da vatandaş da oldular. Şimdi Eylül ayında yeni haham seçimi var. Eğer Chabatçılar seçimi kazanırsa, Hahambaşılık hem Lozan, hem BM, hem ABD ve hem de İsraille birlikte Kudüs’te inşa edilecek tapınağa bağlanacak. Zaten işler yolunda giderse İstanbul Hazara devletinin ve Karayların da merkezi olacak..

İstanbul Valiliğinin 21 Nisan 2025’de onaylanan usul ve esaslar çerçevesinde, Türkiye Musevileri Hahambaşısı seçimi 28-29 Eylül 2025 tarihlerinde yapılacak. Seçim süreci, Türkiye Musevileri Hahambaşısı Seçim Usul ve Esaslarına İlişkin Düzenleme’ye uygun olarak yürütülecek ve İstanbul, Adana, Ankara, Antakya, Bursa, Çanakkale, İzmir ve Kırklareli’deki sinagogları olan Toplum Vakıf yönetim kurulu başkanlarının oluşturduğu Seçim Kurulunca yönetilecek. Seçimler, gizli oy ve açık tasnif esasına göre yapılacak olup, seçmen listeleri seçimden bir hafta önce askıya çıkarılacaktır. Farkında mısınız, mayınlı tarlada top oynuyoruz. Birileri küçük hesaplarını menfaatını gözüne çok yaklaştırınca, arkasında dünya barışı ve bölge için hayati riskler taşıyan bir felaketin de tetiği çekilmiş olacak.


Bu günlükte bu kadar, daha anlatacak çok şey var da, derdim çoktur, hangisine yanayım. Bu işleri ne yazık ki çok fazla bilen de yok, dinleyen de, çözüm için bir adım atan da.. Bekleyecek ve ne olacağını göreceğiz. Korkarım bu anlamda gelecek günler, geçen günleri aratacak. “Mavi boncuk politikası” ile buraya kadar. Biz onları oyaladığımızı zannederken, onların bizi nasıl oyaladıklarını Suriye’de, Somali’de Afganistan da gördük.. Suriye ve Azerbaycan İsraile yaklaşıyor, Türk dünyası KKTC’ye karşı Rum kesimini tanıdı. Ruslar Talibanla yakınlaşıyor. Hindistan Pakistan, İran ve Afganistan’da ABD ve İsrail’le birlikte. Zaten bizim niyetimizi onlar biz düşünmeden, içimizdeki Kripto elemanları üzerinden yukarılara iletiyorlar. Atı alan Üsküdar’ı geçince biz farkına varıyoruz. Hırsız içerdeyse, kapı kilit tutmuyor. Selam ve dua ile.

NOT: Adolf Hitler 1939 yılında İsveçli Sosyal Demokrat milletvekili Erik Gottfrid Christian Brandt tarafından bir ironi ve protesto amacıyla Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilmiştir. Brandt, 1938 Münih Anlaşması nedeniyle İngiltere Başbakanı Chamberlain'in Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilmesini eleştirmek için Hitler'i aday göstermiş ve mektubunda alaycı bir üslupla Hitler'in "barışa olan sevgisini" övmüştür. Adaylık değerlendirmeye alınmamış ve Brandt, 1 Şubat 1939'da, yani son aday gösterme tarihinde, adaylığı geri çekmiştir. 1939 yılında Nobel Barış Ödülü kimseye verilmemiştir. O gün başaramadıkları bir şeyi bakalım bugün başaracaklar mı?


https://pbs.twimg.com/media/GvUgpjIWAAAHZgG?format=jpg&name=medium

Abdurrahman Dilipak
Haber Vakti » Son Dakika Haber, Güncel Haberler, Gazeteler

YORUMLAR

  • 0 Yorum