Bahçeli korkuyor
MHP'de, olağanüstü kongrenin toplanması için imza veren il örgütlerinin tasfiyesinde artık son aşamaya gelinmiş. Kongre toplanmasını isteyen 18 il teşkilatının 16'sı kapatılmış durumda. Böylece Devlet Bahçeli, partisine karşı kurulduğunu iddia ettiği "kumpası" önlediğini düşünüyor.
04 Mart 2016 - 08:33
Kongreden neden bu kadar korktuğunu aslında anlayabilmek kolay değil. Karşısında zaten tek parça bir muhalefet yok ve kongre toplanmasını isteyen örgütlerin sayısı da imza vermeyenlerin sayısından az. Ama yine de atını sağlam kazığa bağlamak istiyor. Bunun bir tek nedeni var:
Bahçeli, korkuyor!
Bahçeli, DSP-ANAP-MHP hükümetinin bozulmasına sebep olup erken seçim yoluyla AKP'nin iktidara gelmesinin yolunu açtığından beri hiçbir zaman doğru bir politika izleyemedi. O günden beri bir kez barajın altında kaldı, sonraki hiçbir seçimi de kazanamadı. Haziran seçiminden sonra izlediği politikayla yenileme seçimine neden oldu ve o seçimde de milletvekillerinin yarısını kaybetti. Bütün bu başarısızlığın faturasını kongrede ödeme olasılığı onu ürkütüyor. Bugün muhaliflerle beraber görünmemek için imza vermemiş olan parti teşkilatlarının da kongredeki rüzgâra kapılabileceklerinden endişe ediyor. Onun için de parti içinde zaten olmayan demokrasiyi iyice rafa kaldırmaktan da çekinmiyor.
Bunun MHP'nin de, Türkiye'nin de hayrına olmadığını ilk genel seçimde göreceğiz
Mehmet Y. Yılmaz Hürriyet
*
Bu enkaz 90 yılda kalkmaz
"Değiştim" diyordu!
... İktidarında kimse ötekileştirilmeyecek, din, mezhep ve etnik temelde siyaset ya-pılmayacaktı.
... dünyada çağdaş demokrasilerden örnekler verildiğinde, hemen Türkiye işaret edilecekti.
... hukukun üstünlüğüne dayalı evrensel yargı anlayışı egemen kılınacak ve yargının üzerindeki siyasi vesayet kalkacaktı.
... komşularla sıfır sorun politikası benimsenecekti.
Yolsuzluk kader olmaktan çıkarılacak, üretim artırılacak, ihracatta patlama yaşanacak, milli gelir hakça paylaşılacak, böylece yoksul yurttaş kalmayacaktı.
... gazeteciler hayatlarının en özgür ve mutlu dönemini yaşayacaktı.
"O"na en büyük desteği veren ve tüm dünyaya referans olan "Yetmez Ama Evetçi" liboş takımına göre; Cumhuriyet tarihinde "rüya yıllar" başlayacaktı.
***
Bu vaat ve söylemlerle iktidar oldu.
(...) Tam tersine; üretim, ihracat durdu, gelir dağılımında adalet dibe, bireysel borçlanma tavana vurdu! Yargıya olan güven duygusu kayboldu, Anayasa'ya uyma zorunluluğu yok oldu! Komşularımızla ilişkilerimiz sorunla doldu! Kumpas davalarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri'ne iğrenç tuzaklar kuruldu! Gazetecilerin kitleler halinde işten atılmalarını, sansürü bir yana bıraktık, zindanlar iktidara biat etmeyen her gazetecinin mutlaka uğraması gereken zorunlu mekanlar oldu! Yolsuzluk ve yasaklarda dünya rekorları kırıldı! Cumhuriyet'in birikimleri yandaşlara yok pahasına satılarak inanılmaz rant yağmasına sermaye yapıldı!
En korkuncu da, siyasi görüş farklılığına karşın eskiden bir arada barış ve huzur içinde yaşayan yığınlar, oy uğruna bölünüp kutuplaştırıldı!..
Terör belası milletin başına çöktü, ülkede sistem tümüyle göçtü!..
***
90 yıllık enkaz mı dediniz?..
Vallahi bu enkaz, 90 yılda kalkmaz!.
Uğur Dündar Sözcü
*
"Devlet"i suçlayanların cevap veremediği soru
Memleketi PKK'ya mı bıraksaydı
PKK geçen yılın başından itibaren başta Cizre olmak üzere kimi ilçelerde hendek kazıp barikat kurmaya başladı. Hendeklerin arkasına silahlı militanlar yerleşti. Bu ilçelerdeki siyasi yöneticiler de peş peşe öz yönetim ilan etmeye başladılar.
Devlet uzun süre bu manzaraya seyirci kaldıktan sonra harekete geçti. Hendek kazılan ilçelere silahlı müdahaleye başladı. Bu merkezlerde yoğun çatışmalar oldu. Halk çok zarar gördü. Devlet çok sayıda şehit verdi. Ama sonunda Cizre ve Sur'u isyancılardan temizledi. Yasaklar kalkınca bu iki ilçenin yerle bir olduğu görüldü. Bu manzaralardan dolayı devlet suçlama altına girdi. Bir soru ise cevapsız:
- Peki devlet sokakları işgal edilip öz yönetim ilan edilen ilçelerde ne yapsaydı? Yönetimi PKK'ya mı bıraksaydı?..
Melih Aşık Milliyet
Bahçeli, korkuyor!
Bahçeli, DSP-ANAP-MHP hükümetinin bozulmasına sebep olup erken seçim yoluyla AKP'nin iktidara gelmesinin yolunu açtığından beri hiçbir zaman doğru bir politika izleyemedi. O günden beri bir kez barajın altında kaldı, sonraki hiçbir seçimi de kazanamadı. Haziran seçiminden sonra izlediği politikayla yenileme seçimine neden oldu ve o seçimde de milletvekillerinin yarısını kaybetti. Bütün bu başarısızlığın faturasını kongrede ödeme olasılığı onu ürkütüyor. Bugün muhaliflerle beraber görünmemek için imza vermemiş olan parti teşkilatlarının da kongredeki rüzgâra kapılabileceklerinden endişe ediyor. Onun için de parti içinde zaten olmayan demokrasiyi iyice rafa kaldırmaktan da çekinmiyor.
Bunun MHP'nin de, Türkiye'nin de hayrına olmadığını ilk genel seçimde göreceğiz
Mehmet Y. Yılmaz Hürriyet
*
Bu enkaz 90 yılda kalkmaz
"Değiştim" diyordu!
... İktidarında kimse ötekileştirilmeyecek, din, mezhep ve etnik temelde siyaset ya-pılmayacaktı.
... dünyada çağdaş demokrasilerden örnekler verildiğinde, hemen Türkiye işaret edilecekti.
... hukukun üstünlüğüne dayalı evrensel yargı anlayışı egemen kılınacak ve yargının üzerindeki siyasi vesayet kalkacaktı.
... komşularla sıfır sorun politikası benimsenecekti.
Yolsuzluk kader olmaktan çıkarılacak, üretim artırılacak, ihracatta patlama yaşanacak, milli gelir hakça paylaşılacak, böylece yoksul yurttaş kalmayacaktı.
... gazeteciler hayatlarının en özgür ve mutlu dönemini yaşayacaktı.
"O"na en büyük desteği veren ve tüm dünyaya referans olan "Yetmez Ama Evetçi" liboş takımına göre; Cumhuriyet tarihinde "rüya yıllar" başlayacaktı.
***
Bu vaat ve söylemlerle iktidar oldu.
(...) Tam tersine; üretim, ihracat durdu, gelir dağılımında adalet dibe, bireysel borçlanma tavana vurdu! Yargıya olan güven duygusu kayboldu, Anayasa'ya uyma zorunluluğu yok oldu! Komşularımızla ilişkilerimiz sorunla doldu! Kumpas davalarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri'ne iğrenç tuzaklar kuruldu! Gazetecilerin kitleler halinde işten atılmalarını, sansürü bir yana bıraktık, zindanlar iktidara biat etmeyen her gazetecinin mutlaka uğraması gereken zorunlu mekanlar oldu! Yolsuzluk ve yasaklarda dünya rekorları kırıldı! Cumhuriyet'in birikimleri yandaşlara yok pahasına satılarak inanılmaz rant yağmasına sermaye yapıldı!
En korkuncu da, siyasi görüş farklılığına karşın eskiden bir arada barış ve huzur içinde yaşayan yığınlar, oy uğruna bölünüp kutuplaştırıldı!..
Terör belası milletin başına çöktü, ülkede sistem tümüyle göçtü!..
***
90 yıllık enkaz mı dediniz?..
Vallahi bu enkaz, 90 yılda kalkmaz!.
Uğur Dündar Sözcü
*
"Devlet"i suçlayanların cevap veremediği soru
Memleketi PKK'ya mı bıraksaydı
PKK geçen yılın başından itibaren başta Cizre olmak üzere kimi ilçelerde hendek kazıp barikat kurmaya başladı. Hendeklerin arkasına silahlı militanlar yerleşti. Bu ilçelerdeki siyasi yöneticiler de peş peşe öz yönetim ilan etmeye başladılar.
Devlet uzun süre bu manzaraya seyirci kaldıktan sonra harekete geçti. Hendek kazılan ilçelere silahlı müdahaleye başladı. Bu merkezlerde yoğun çatışmalar oldu. Halk çok zarar gördü. Devlet çok sayıda şehit verdi. Ama sonunda Cizre ve Sur'u isyancılardan temizledi. Yasaklar kalkınca bu iki ilçenin yerle bir olduğu görüldü. Bu manzaralardan dolayı devlet suçlama altına girdi. Bir soru ise cevapsız:
- Peki devlet sokakları işgal edilip öz yönetim ilan edilen ilçelerde ne yapsaydı? Yönetimi PKK'ya mı bıraksaydı?..
Melih Aşık Milliyet







YORUMLAR