Başkası olsa siyasi yaşamı bitebilirdi

İngilizler bugün sandık başı yapıyor. AB’den ayrılma sürecine yönelik tartışmaların damgasını vurduğu seçimde iki aday var: İktidardaki Muhafazakâr Parti’nin lideri Başbakan Boris Johnson ve muhalefetteki İşçi Partisi’nin lideri Jeremy Corbyn. Anketler Johnson’ın kazanma olasılığını daha yüksek gösteriyor. Sonucu merakla beklenen seçimi ve Boris Johnson’ı, kuzeni eski AB Daimi Temsilcimiz Selim Kuneralp ile İstanbul’daki evinde konuştuk...

Başkası olsa siyasi yaşamı bitebilirdi

İngilizler bugün sandık başı yapıyor. AB’den ayrılma sürecine yönelik tartışmaların damgasını vurduğu seçimde iki aday var: İktidardaki Muhafazakâr Parti’nin lideri Başbakan Boris Johnson ve muhalefetteki İşçi Partisi’nin lideri Jeremy Corbyn. Anketler Johnson’ın kazanma olasılığını daha yüksek gösteriyor. Sonucu merakla beklenen seçimi ve Boris Johnson’ı, kuzeni eski AB Daimi Temsilcimiz Selim Kuneralp ile İstanbul’daki evinde konuştuk...

Başkası olsa siyasi yaşamı bitebilirdi
12 Aralık 2019 - 10:28

Yıl 1903... Osmanlı’nın son İçişleri bakanlarından, Milli Mücadele karşıtı Ali Kemal, o yıllarda Mısır prensinin yanında çalışıyor. İsviçre’ye tatile gidiyor. Orada yarı İsviçreli, yarı İngiliz olan Winifred Brun ile tanışıyor. Epey romantik bir hikâye... Ali Kemal’in torunu Selim Kuneralp’den dinliyoruz:

“Dedem ve Winifred birbirine âşık oluyor, evlenmeye karar veriyorlar. Winifred’in babası, ‘Hayır’ diyor. Çok ağlıyorlar. Öyle olunca baba, ‘O zaman herkes kendi evine dönecek. Bir sene mektup yok. Bir sene sonra hâlâ birbirinize âşıksanız burada buluşursunuz. Ben itirazımı geri çekerim’ diyor. Bir sene sonra orada buluşuyorlar. Baba da kabulleniyor ve evlenip Mısır’a, sonra oradan da İstanbul’a... Selma adında bir kızı, Osman adında bir oğulları oluyor. Boris’in dedesi olan Osman’ı doğurduktan kısa süre sonra Winifred İngiltere’de ölüyor. Dedem de çocuklarıyla beraber iki sene Londra’da kalıyor, sonra Türkiye’ye dönüyor ve Mektepler Nazırı Zeki Paşa’nın kızı Sabiha Hanım ile yani babaannemle evleniyor. Savaş başlıyor, savaştan sonra mütareke, işgal falan, çocuklarını bir daha görmüyor. Çocuklar anneanne tarafından büyütülüyor...”

Ali Kemal’in Sabiha Hanım ile evliliğinden de, daha sonra parlak bir diplomatlık kariyeri yapacak olan oğlu Zeki Kuneralp doğuyor. Eski Londra Büyükelçimiz Zeki Kuneralp’in oğlu, başarılı diplomat Selim Kuneralp, Boris Johnson’ın 1960’larda Oxford’da yapılan vaftizine bile gitmiş. Johnson ayrıca bundan 20 yıl önce Selim Kuneralp Ankara’da görevliyken iki gece evlerine konuk oluyor. Kuneralp anlatıyor: “Boris, büyük dedesi gibi kariyerine gazetecilik yaparak başlamıştı. Ankara’ya da Daily Telegraph için Bülent Ecevit ile röportaj yapmak üzere gelmişti. Ecevit, yabancı gazetecilere demeç vermezdi. Ankara’da AB Genel Müdürüydüm. Biraz baskı yaptım ve randevuyu verdi. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 25’inci yıldönümüydü.”

Baba Stanley ve kız kardeş Sabiha ile sık görüştüğünü söylüyor Kuneralp... Peki Boris’in kız kardeşinin adı neden Sabiha?

“Adı Sabiha Rachel. Aslında babaannemle kan bağı yok” diyor. “Babaları Stanley’i ilk tanıdığımda 6-7 yaşındaydım. O da liseyi bitirmişti. Türkiye’ye geldi, Ankara’da bizde kaldı. Hatta bana satranç oynamayı öğretti. Sonra İstanbul’da babaannemde kaldı birkaç defa. Ve çocuğunun adını babaannemin adı olan Sabiha koydu...”

İLK MAKALESİNİ İSTANBUL’DA YAZDI

Selim Kuneralp, başarılı bir diplomat olarak Türkiye’yi birçok ülkede temsil etti ve AB Daimi Temsilcisi oldu. AB’yi savunan bir diplomat olarak, İngiltere’ye Brexit sözü veren kuzenini nasıl görüyor?

“Boris son derece eğitimli birisi. İngiltere’de eğitimin en kalitelisini aldı, kralların, prenslerin okulu Eton’da okudu. Oradan Oxford’a gitti. Talebe örgütünün başkanlığını yaptı. Daha o yaşlarla yazmaya başladı. Babam yeni emekli olmuştu, Boris İstanbul’a geldi ve babamda kaldı Fenerbahçe’de. İlk gazete makalesini de oradan yazmıştı. Makale İstanbul ile ilgiliydi. Gençliğinden beri çok iddialı biri oldu. Çok hırslı olduğunu hatırlıyorum. Bir kez kardeşiyle benim önümde ciddi bir kavga ettiklerini de hatırlıyorum. Hep kendi görüşünü empoze etmekten hoşlanan birisidir. Siyasi hayatı çok karmaşık geçti. Onun başından geçen olayların bir tanesi başka birinin başına gelse siyasi hayatı bitebilirdi.”

Kuneralp’e İngiliz basınının üstüne üstüne gittiği Johnson’ın özel hayatını ve siyaseti üzerine etkisini soruyorum: “Bundan 15 sene evvel falan, evlilik dışı bir ilişkisi olduydu. Parti liderine yalan söyledi. Gölge kabineden atıldı, normal şartlarda siyasi kariyeri biterdi. Fakat toparlandı. Belediye başkanı oldu. Geçen sene yine birtakım skandallar oldu. Karısından ayrıldı, 20 yaş genç bir kadınla yaşamaya başladı. İngilizler pek alışık değildir böyle şeylere. Şansı ve muazzam da bir belagat gücü var. İnsanların dikkatini çekmeyi biliyor, popülist bir çizgide ilerliyor.”

AİLESİ DE BREXIT’İ DOĞRU BULMUYOR

“Johnson’ın seçimlerde en büyük şansı İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn! Antipatik olmak için her şeyi yapıyor. ‘Malınıza el koyacağım, vergileri şöyle yapacağım, İngiltere’yi Amerika’dan tamamen koparacağım’ diyor. Bunları söyledikten sonra bari İskoçları falan yanına almak için bir şey vaat et, mesela ikinci bir referandum yapacağını açıkla değil mi? Yok... Ben zaten Avrupa Birliği’ni sevmem diyor.” Kuneralp’e göre bu politikayla sandıktan çıkması zor. Brexit’in yanlış bir karar olduğunun altını çizerken de “Boris’in ailesi de aynı görüşte, kardeşi Jo bu yüzden istifa etti” diyor.

Peki Boris Johnson, önceleri de böyle mi düşünüyordu?

Kuneralp: “Gerçekte ne düşündüğünü bilmiyorum doğrusu ama bence bunu bir malzeme olarak kullanmak istedi. Sorsam da doğru cevabı verir mi bilmiyorum. Gerçek olan şu: Kimse bu neticeyi beklemiyordu. Referandum olmadan, babası görev yaptığım Brüksel’e gelmişti. Stanley, eski AP üyesi. Birlikte yemek yedik, referanduma bir hafta vardı. Aile içi kavgaları anlattı. Çocuklarının böyle bir sebepten dolayı birbirine girmiş olmasından rahatsızdı. Ama dedi ki, ‘Nasılsa referandumdan geçmeyecek ve etraf sakinleşecek...’ Kimse beklemiyordu yani.”

YÜZ MİLYARLIK YATIRIM GERÇEKÇİ DEĞİL

İngilizlerin AB’ye ihtiyacı var mı? Kuneralp’e göre “var”: “Meslek hayatımın büyük çoğunluğu AB ve dünya ticaret meseleleriyle geçti. AB’den bir defa çıktıktan sonra kime ne mal satacak.”

Oysa Boris Johnson, son yaptığı açıklamada AB’den ayrılırsa ülkeye yüz milyarlık yatırım akacağını söyledi. Kuneralp, bu vaadi de gerçekçi bulmuyor: “ABD ile yeni bir anlaşma yapacağız, diyor. ABD bu sistemden kendini soyutlamış. Trump dünya ticaret sistemini öldürdü. İhtilafların çözümlenmesi sistemini çökertti. Ben neden müzakere edeyim, bir şey istiyorsam senin kafana sopayı indiriyorum, istediğimi kopartıyorum diyor. Türkiye’ye de yapıyor bunu. Boris de, Dünya Ticaret Örgütü çerçevesinde halledeceğini söylüyor. Dünya Ticaret Örgütü fiilen öldü. Nasıl yapacaksın?” Emekli büyükelçiye göre Brexit’te stratejik güç dengeleri değişecek, AB de zarar görecek..

Kuneralp, Türkiye’nin de AB üyeliğini önemsiyor. Bunun nedenini de şöyle anlatıyor: Bize hukuk, istikrar, insan haklarına saygı, iç ve dış barış getireceğine inanıyorum. Nitekim AB üyeliğinden uzaklaştıkça bunlardan da uzaklaşıyoruz. Oysa Birleşik Krallık AB üyeliğinden önce bunlara sahipti, üyelikten sonra da sahip olmaya devam edecektir. Yine de AB’den vazgeçmesi yanlıştır.”

TÜRK DÜŞMANI MI?

Johnson’ınki Çankırı’nın Kalfat köyünden başlayan ve Londra’ya uzanan ilginç bir ailenin öyküsü... Ancak basına yansıyan bölümünde hep Johnson’ın bir Türk düşmanı olduğunu okuduk. Kuneralp’e göre, Boris bir siyasetçi ve siyasetçi her şeyi söyler, bunu en iyi biz biliyoruz: “Türkiye düşmanlığı olmadığı gibi, Boris de babası da Türk büyükelçileriyle her zaman iyi ilişkiler içinde oldu. Sözlerini de sonradan inkâr etti zaten.”

ALTI ÇOCUĞU VAR

Geçenlerde Johnson’a televizyon programında kaç çocuğu olduğu soruldu. Medya hâlâ da sıkıştırıyor, Johnson “Siyasete giren benim” diyerek geçiştiriyor, Gerçeği Kuneralp açıkladı: “İki ayrı kadından iki gayrimeşru çocuk var. Bir tanesini kabul etmek istemiyor. Dört de meşru çocuğu var.”
İPEK ÖZBEY
CUMHURİYET

YORUMLAR

  • 0 Yorum